Cumartesi Ekim 17, 2026

TC Devletinin Avrupa’daki Mit Örgütlenmesi

7 Temmuz 2021 tarihinde Almanya’nın Berlin şehrinde evinin avlusunda üç kişi tarafından saldırıya uğrayan Erk Acarer’in yaşadıkları bir kez daha Almanya’daki MİT örgütlenmesini gündeme getirdi.

Almanya’da MİT faaliyetleri neredeyse yasal. Alman devleti, bu faaliyetleri bilmesine rağmen engel olmuyor, dokunmuyor. Yakalananlar ya para karşılığı serbest bırakılıyor ya da “yeterli delil olmadığı” gerekçesiyle haklarında takipsizlik kararı veriliyor.

AKP-MHP iktidarının Avrupa’daki devrimcileri ve Kürt ulusal hareketini, örgütlerini ve şahsiyetleri takip etmek için oluşturduğu geniş bir MİT ve ihbarcı ağı bulunuyor. TC devleti, gelişmeleri bu örgütlenme ağıyla takip ediyor. Örneğin Almanya başta olmak üzere Avrupa’da bu örgütlenme ağıyla tespit edilen devrimci ve yurtseverler ülkeye herhangi bir amaç için gittiklerinde tutuklanıp yıllarca hapiste tutuluyorlar.

AKP-MHP iktidarı, bu yöntemle tutuklanan onlarca insan şahsında yarattığı baskıyla bir yandan da insanların Avrupa’da yürüyüşlere, protestolara gitmesini engellemeye çalışarak dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor.

Türk devletinin en büyük ihbarcı ağı camiler üzerinden örgütlenmiş, yüzlerce imam bu ihbarcı ağının elemanları olarak görevlendirilmiştir. Bu ağ, Avrupa’nın tüm ülkelerinde bulunmaktadır ve gönderilen raporlarla MİT düzenli bilgilendirilmiş, bu bilgiler üzerine devrimci takip edilmiş ve Türkiye’ye gittiklerinde gözaltına alınmış, tutuklanmışlardır.

İmamlarının deşifre olması sonucu iktidar bu örgütlenme biçimini değiştirerek, yerine doğrudan MİT, paramiliter ve ihbarcı ağı örgütlemektedir. Günümüzde 10 bine yakın kişinin bu örgütlemede yer aldığı tahmin edilmektedir.

Faşist AKP-MHP iktidarının bu yasa dışı örgütlenmesi ve faaliyetleri, Avrupa ülkeleri ve hükümetlerince bilinmesine rağmen ses çıkartılmamaktadır. TC ile gizli bir anlaşmaları varmış gibi hareket eden Avrupa devletleri, deşifre olan ve suç üstü yakalanan MİT elemanlarına ve ihbarcılara dokunmamaktadır.

Almanya’daki iki MİT davası bunun en somut örnekleri olarak yaşandı.

R.T.Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde ”strateji” danışmanı olan Muhammed Taha Gergerlioğlu ve ona bağlı olarak çalışan Ahmet Duran ve Göksel Güler, MİT faaliyetlerini organize etmek için görevlendirdikleri Almanya’da suçüstü yakalandılar. Bu kişiler yargılandıkları Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde 10 ay tutuklu kaldıktan sonra 70 bin Euro karşılığında serbest bırakıldılar ve dosya kapatıldı.

Keza, 17 Aralık 20216 tarihinde Alman özel timlerince Hamburg şehrinde yakalanan MİT ajanı Mehmet Fatih Sayan’ın itirafları sonucu Kasım 2016’da Türkiye’den gelen özel bir timin Kürt siyasetçilere suikast yapmakla görevlendirildiği ortaya çıktı. Mehmet Fatih Sayan’ın dönemin NAV-DEM Eşbaşkanı Yüksel Koç ve Brüksel’de Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal’a suikast için bilgi topladığı, 2013 yılından beri MİT’e çalıştığı ve MİT içinde ”Kemal” ve ”Ahmet” isimli iki MİT elemanıyla sürekli görüştüğünü itiraf etmesine rağmen Alman devleti, hakkında dava açtığı Sayan’ı bir süre sonra serbest bıraktı.

Gerek Federal Alman Parlamentosu’nda soru önergelerine verilen cevaplarda olsun gerekse de Alman istihbaratının dönem dönem yaptığı açıklamalarda Alman gizli servisine göre Almanya’da uzun yıllardır MİT adına çalışan aktif kişilerin bulunduğu bilinmektedir.

Yapılan açıklamalarda bu sayının en az 6 bin civarında olduğu belirtilmektedir. Bu gerçek ifade edilmesine rağmen Almanya’da MİT’in faaliyetlerine karşı hiçbir işlemin yapılmaması ayrı bir tartışma konusudur. Alman gizli servisi, Diyanet işleri Türk İslam Birliği (DİTİB)’nin bu faaliyetin içinde olduğu ve MİT elemanlarının DİTİB içinde barındıkları bilmesine rağmen DİTİB’le ilgili hiçbir işlem yapmış değil. Tüm bu somut olay ve gelişmeler Alman devletinin MİT’in faaliyetlerine göz yumduğunu gözler önüne seriyor.

Bir Kontrgerilla Örgütlenmesi: Osmanen Germania

AKP-MHP iktidarı, Almanya’daki MİT örgütlenmesine insan kaynağı sağlamak için Nisan 2015 tarihinde Osmanlı Ocakları’nı kurdurttu. Bir Boks Kulübü görüntüsü verilerek kurulan Osmanen Germania (Almanyalı Osmanlılar) oluşumunun başına da dönemin AKP Milletvekili Metin Külünk ve Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlarından İlnur Çevik getirildi.

Bu örgütlenmenin kuruluş amacı ve faaliyetleri Alman devleti tarafından bilinmektedir. Nitekim dönemin Kuzey Ren Vestfalya Anayasayı Koruma Örgütü Başkanı Burkhardt Freier, grubun öncelikli hedefinin “Türkiyeli muhalifler” olduğunu ifade etmişti. Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Örgütü Başkanı Sabine Thurau ise grubun “Türk milliyetçisi” olduğunu bildiklerini söylemişti.

Değişik kaynaklara göre ilk olarak Frankfurt’ta bir boks kulübü olarak kurulan “Almanyalı Osmanlılar”, kısa sürede Almanya’nın dışında diğer Avrupa ülkelerinde de örgütlenmeye başladı. Almanya genelinde 2 bin 500, dünya genelinde ise 3 bin 500 üyesinin olduğu tahmin edilen bu oluşum Almanya’daki uyuşturucu, fuhuş ve kara para aklama, AKP’ye mali imkan sağlamak için bir mafya çetesi olarak çalıştı.

Girdiği silahlı çatışmalar, insanları kaçırıp zorla paralarına el koyma, silah kaçakçılığı, insan ticareti gibi kriminal suçların merkezi haline gelen Osmanlı Ocakları’na karşı Alman kamuoyundan gelen tepki üzerine dönemin Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Temmuz 2018’de “Almanyalı Osmanlılar” adlı derneği ve ona bağlı bütün grupları yasakladıklarını açıkladı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Almanyalı Osmanlılar” derneğinin insanların canı, malı, özgürlüğü ile genel olarak kamu güvenliği için “ağır tehdit” oluşturduğu ifade edildi.

Dönemin AKP milletvekili günümüzde ise AKP Merkez Yürütme Kurulu üyesi olan Metin Külünk, sadece Osmanlı Ocakları’ndan sorumlu olmamış, AKP’nin “diplomatik işlerini” yürüten Avrupalı Türk Demokratları Birliği’ni (UETD)’nin de sorumlarından biri olarak çalışmıştı. Şimdilerde mafya elebaşısı Sedat Peker’in ifşa ve itiraflarında da adı geçen M. Külünk, Türkiye’ye kaçmadan önce Almanya’da Kürtlere, Ermenilere ve devrimcilere karşı düzenlenen birçok yürüyüşü organize edenlerden de biri olarak öne çıkıyordu.

MİT Faaliyetlerinden Örnekler

AKP-MHP iktidarı sadece Almanya’da değil, Avrupa’nın her yerinde oluşturduğu MİT örgütlenmesiyle kendisine muhalif olanlara karşı bulduğu her fırsatta suikastlar düzenlemekten de geri kalmadı. Nisan 2021’de kendiliğinden gidip Avusturya polisine teslim olan Feyyaz Ö. verdiği ifadede Yeşiller Partisi’nden Berivan Aslan’a suikast için görevlendirildiğini itiraf etmiş ve MİT’in Avrupa’daki örgütlenmesi hakkında önemli bilgiler vermişti.

Feyyaz Ö’nün ayrıca, Avusturyalı istihbarat birimlerine, ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz hakkında da yalan ifade vererek tutuklanmasına neden olduğunu da söylediği belirtiliyor. Feyyaz Ö. ifadesinde başka iddialarda bulundu. İddiaya göre, MİT Avusturya’da başka suikastlar da planladı. Avusturyalı yazar ve siyasetçi Peter Pilz ile Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Andreas Schieder suikast listesinde bulunuyordu. Açığa çıkan bu itiraflara rağmen Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye karşı hiçbir yaptırım kararı çıkmaması ancak karşılıklı çıkarlarla izah edilebilir.

AKP’nin Avrupa’daki MİT örgütlenmesi bir devlet politikasıdır. Bu, sadece AKP ile sınırlı olan ya da AKP iktidarı döneminde gündeme getirilen bir durum olmayıp, 1980’lerden bu yana planlı ve hedefli olarak, bir devlet politikası olarak uygulanmıştır.  Devletin bu oluşumu ile birçok suikast ve cinayet işlenmiştir. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

Faşist Mehmet Ali Ağca ve yardımcısı Oral Çelik, 13 Mart 1981 yılında İtalya’da Sen Pietro meydanında Papa 2. Jean Paul’e suikast düzenledi.

Ekim 1983’te MİT tarafından ilişki kurulan Abdullah Çatlı, Ermenilere karşı yapılan 5 ayrı eylemde kullanıldı.

MİT eliyle işlenen diğer politik cinayetlerin bazıları ise şunlardır:

– 1982 yılında TKP-ML militanı Ermeni milliyetine mensup Nubar Yalımyan Hollanda’da katledildi.

– Fransa’da Asala militanı Ermeni Ara Toranian’ı öldürmeye teşebbüs.

– 19 Ağustos 1980 tarihinde Almanya’nın Aahen şehrinde TKP-ML militanı Katip Saltan katledildi.

– 9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın Başkenti Paris’te; Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylamez, MHP’li MİT ajanı Ömer Güney’in hazırladığı bir suikastla katledildiler.

AKP-MHP iktidarının tüm bu örgütlemelerine eklediği bir diğer yapılanma ise SETA’dır. Avrupa’da AKP için raporlar hazırlayan, AKP’ye yol planları sunan SETA, sadece rapor hazırlamakla yetinmiyor, kendisine bağlı çalışan ihbarcı ve ajanlar vasıtasıyla tespit ettiği devrimci, ilerici ve Kürt yurtseverleri isimleriyle deşifre etmekte, yayınladığı belgelerde bu isimler hedef gösterilmektedir.

Tüm Türkiyeli ve Kürdistanlı örgüt ve demokratik kurumların önünde oldukça kapsamlı bir diğer görev de AKP’nin MİT, ihbarcı ve ajan yapılanmasını açığa çıkartmak, teşhir etmek olmalı.

13394

Özgür Gelecek

Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Özgür Gelecek

KALIN!

Nereye gidiyorsunuz?

Daha karpuz kesecektik.

Rüya son bulurken

Aşağıda sizi bekliyorduk.

Siyasete hâkim olan partiniz

Artık sizi taşıyamıyor mu?

Komprador ve Emperyalistler

Zincirinizi kısaltmaya mı karar vermiş.

İçinizden birkaç Komprador çıkarabildiğiniz için

Kendinizi mutlu sayarak teselli bulabilirsiniz.

Yediklerinizi bal(dindarlık)

İçtiklerinizi kaymak (milliyetçilik)

Sayabilirsiniz.

Ama halkın bedduası tarih boyunca hep tutmuştur.

Kursağınıza dizilir boğulursunuz.

Lütfen KALIN!

NUBAR OZANYAN ÖLÜMSÜZDÜR | Orhan anısına: Hayalini kurduğumuz dünyaya seni taşıyacağız!

   Okşayıp okşayıp geçiyoruz birbirimizi

Nasıl mı?

Tabi ki kanatlarımızla.

Aynı kandanız çünkü.

Uzaktan da olsa

Birbirimize değdikçe

Anlıyoruz...

(Maria Rilke)

...

'' Patron benim ''

''Ülke küçük ama pasta büyük''

Ulusal Sorun

Ulusal sorun konusunda çözümlemeli onlarca yazı bulabilirsiniz. Literatürden alınan(aslında dogmaya indirgenen)onlarca metin. Egemen sınıfların ne istediği ile ezilen ulusun çilesi karıştırılıp boca haline getirildikten sonra, sorunu nesnel tarihsel ve sınıfsal bağından koparmak işi de hallolduysa geriye görev babında aslında bir şey kalmıyor.

Suriye küçük,ama pasta büyük

Suriye, yüzölçümü küçük olan bir ülke. Yeryüzünün bu küçük toprak parçası için bir dünya savaşı çıkarılır mı diye sorulabilir? Ya da emperyalist sistemin işleyişine “akıl-sır” erdiremeyenler için, çok anlamsız gelebilr. Ancak, emperyalistler açısından hiçte sorun böyle değil. Evet, toprak küçük, ama pasta çok çok büyük. Akdeniz’e açılan, üzerinden Suudi Arabistan, Katar, Irak doğal gaz ve petrollerinin borularla Akdeniz’den Avrupa’ya ulaştırılması planlanan bir yer. Ve elbette Suriye’nin kendi petroli de söz konusu.

Kripto paranın Ekonomi Politiği-I

Bu makale, günümüz klasik para olgusunun ve mevcut sistemin tarihsel oluşumunu, gelişmesini, döngüsünü ve mantığını özetlemeye çalışmakla kalmayacak, geleceği şekillendirecek, sistemleri ve yaşamı değiştirecek kripto paraların dünyayı nasıl değiştireceğine de dikkat çekmeye çalışacak. Şüphesiz ki, eksik tonlarca yan kalacaktır. Kapitalist iktisat ekonomisi üzerine yüzyıllardır binlerce kitap yazılırken bizim bunu eksiksiz olarak bir makalede sunmamız zaten gerçekliğe aykırı olurdu.

Kuzeyde Partiler Geride,Ulusal Birlik İleride(2)-Dursun Ali Küçük

*Ulusal brilik ve Ulusal kongre taleplerini iyiniyetlice epeydir yazıyorum...

Görülüyor ki, iyiniyet ve istemek yetmiyor. Birde partiler sıkıştıklarında “birlik” demeleri insanı çıldırtıyor.

Kaç kongre kaç parlamento ve mecilis kurup ve dağıtttık...

KNK-Kürdistan Ulusal Kongresi toplantılar ve konuşmalar dışında pratik öncülük vb yapmadı. Hep işlevsiz kaldı.

DTK ne iş yapıyor hala anlamış değilim. Bana göre pratik hiç bir işlevi yoktur.

Buna benzer örnekler çoğaltılabilir.

Rojava Kürtlerinin Düğümü….-Dursun Ali Küçük

*Suriye egemen bir devlet eğildir…

Rusya ve İran hatta Türkiye Suriyenin birliği ve egemenliğinden sözediyorlar…

Ama her üçüde Suriye ye belli ölçüde yerleşmiş. Kendileri de Suriye’yi paylaşıyorlar.

Suriye 3 parçadır. 

-Fıratın batısı Rusya ve İran TC ye bırakmıştır. Efrin ile bunu tamamlamaya çalışıyorlar. TC deki üçlü toplantıda Tel Rıfat’ı Rusya-İran ve Rusya ortak yürütecek deniyor.

-Şam, halep ve Fıratın doğusu Deyrezor’a uzanan hatta İran, Rusya ve Rejim güçleri kontrol ediyor..

Emperyalist Savaşın Esas Akım Haline Gelmesi -4

“Emperyalist Büyük Savaşa Doğru” yazı dizisinin bu son bölümü olacak. Aslında yazılacak daha çok şey var. Ancak genel hatlarıyla ortaya konulan veriler ve teroik argümanlar, içinde bulunduğumuz sürecin gidişatını genel hatlarıyla ortaya koyduğuna inanıyorum.

Böyle gitmez

Bir önceki yazımda birlik sorunun ‘sınıf bilinci’ ile ilişkisine değinmiştim.Tarihsel görevlerimizi yerine getirebilmek adına bunun zorunluluk olduğunu söylemiştim.Konuştuğum Maoistlerin söylediği şu:

Tarihsel görevimizi biliyoruz.Ancak birlik sorununun sınıfsal niteliğinin koşulları doğru değerlendirilemez ise bu eski pilavı ısıtmaktan başka bir anlam taşımayacaktır.Teorik açıklamaları görüyorsun.Bir rüzgar var,durgunluktan çıkmak adına popüler akıma kapılan Kaypakkayacılar var.Yeni adına çizgiyi yenileme adına burjuva akıma kapılanlar var.

Yaşamak için, ölmek zorundasın!

Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız, her şeyin kökünden yok edilmesidir.

Devrimcilik (Aydınlanma), parkta yapılan bir yürüyüş değil, cehennemde bir yolculuktur. El üstünde tuttuğumuz tüm inançlarımızın ve kendimizle ilgili bütün düşüncelerimizin alaşağı edilmesidir. Başka yolu yoktur.

Sayfalar