Rojava ve Karabağ / Nubar OZANYAN
İşgal altında olan Rojava ve Karabağ, Kürt ve Ermeni halklarının kalbine saplanan iki kanlı bıçak gibi duruyor. Parçalı ve yaralı… Her iki kadim toprak parçası, zalim ve soykırımcı Türk devleti tarafından işgal altındadır.
İttihatçı Kemalist Türk devleti, önüne kattığı ölüm sürüleriyle işgal ve katliam gerçekleştirerek yeni haritalar çizmeye çalıştı. Ancak haritalar kimi zaman işgalci devletlerin hatırlamak istemediği hikayeleri de anlatır. O hikayelerin en canlı yerinde boyun eğmeyen halkların bitmeyen özgürlük özlemi yazılıdır.
En fazla aranan, en çekici, en büyüleyen değişik tarzda tanımlanan, en çok anlaşılmak istenen ve uğruna acı çekilip sayısız bedel ödenerek savaşılan değerin başında gelir, özgürlük. Özgürlük kavramına bugün bilinen tanımına ek yapıp yeni bir anlam daha yüklemek gerekir.
Zorunlulukların kavranması ve değiştirilmesi sorumluluğu olan özgürlük kavramına halkların öz savunması için askerileşme de yazılmalıdır. Bu sağlanılamadığında bütün tarihi birikimler, emek ve bilimle yaratılan kazanımlar bir çırpıda yok edilmekte yakılıp yıkılmaktadır. Bu gerçeklik daha fazla bilinir hale geldi.
Karabağ’da halk, topraklarından çekilirken düşman eline geçmesin diye evlerini ataşe verdi. Dumanları savuran rüzgara doğru yönlerini verip yola koyuldular. Tarihi kiliseler harabeye çevrildi. Mezar taşlarının üzerindeki haç işaretleri büyük bir kinle parçalanarak yıkıldı, tahrip edildi.
Esir alınan Ermeni askerlere yapılanlar sosyal medya üzerinde görüntülendiğinde yaşanan zulmün adının Kürdistan mı Karabağ mı olduğu yönündeki benzerlikler o kadar yakındı ki!
Orası Karabağ mı yoksa Kürdistan mıdır?
Ortadoğu ve Kafkas halklarının özgürlük istem ve talebi dünden daha fazla ortaklaşmıştır. Öz savunmaları için kendi eylemlerini birlikte örgütlemede başarılı olamadıklarında yıkım, yokluk ve sürgünle birlikte tarihsel topraklar daha fazla el değiştirecektir.
Bugün halklar artık kalem ve çekiçle birlikte silah kullanmayı öğrenmek gibi ciddi bir görevle karşı karşıyadır. Yoksa ne damını ne toprağını koruyabilir. Soykırımcı işgalcilere karşı kendini savunmayı da öğrenmek gerekir.
İttihatçı-Kemalist iktidar tarafından en büyük acıları çeken halkların başında gelir Ermeni-Kürt-Rum halkları. Bugün yeniden aynı halklar, R.T. Erdoğan diktatörlüğü tarafından benzer acılara maruz bırakılmaktadır. 19 Aralık günü Fransa’nın Marsilya şehrinde gerçekleştirilen Erdoğan karşıtı mitingde bu üç halkın bayrakları birlikte, kardeşçe, iç içe dalgalandı. Omuz omuza haykırılan sadece “Katil Erdoğan” sloganı değildi.
Birlikte dinlenen sadece direniş ve kahramanlık türküleri de değildi. Aynı zamanda halkların özgürlük istemleri adalet ve hak arayışlarıydı haykırılan. Umutlardı yüksek sesle dile getirilen. Katliam küllerinden direniş iradesiydi birlikte ortaya konan. Fransız direnişinin ünlü “Marseleise” karıştı Kürt-Ermeni-Rum halklarının direniş sloganlarına.
Halklar işgalci barbarlığın korkak saldırıları altında şehitlerini gömerken yas tutmaz. Binlerce evladını toprağa verirken yas tutacak zamanları olmadığını iyi bilirler. Halklar bazen hayal kırıklığı yaşasalar da kazanmak için savaşmaktan; ölüm pahasına direnmekten başka bir çıkış yolunun olmadığını zaman içinde öğrenir.
İyi bilirler ki işgalciler gelip evlerini yıktığında yeniden evlerini yapacaklar. Buğdayını pamuğunu yaktığında yeniden ekecekler. Ovalardan kovarlarsa dağlara çekilecekler. Ama mutlaka yaşayacaklar. Büyük bir umutla hatasız ve güçlü öncüler aradıklarında bunun hiç olmayacağını anlayıncaya kadar uzun zaman geçecektir. Ancak bir gün en büyük gücün kendileri olduklarını mutlaka anlayacaklar.
Özgürlük halklar için söylenen bedelsiz ve soyut bir kelime değildir.
Son Haberler
Sayfalar
J.STALİN,S.MÜSLÜM VE TÜRKİYE'DEKİ...
Faşist Türk devletinin 'Zeytin Dalı Harekatı' adını koyduğu Afrin işgal girişiminin bu gün 12. günü.Faşist Türk devleti uçaklarla, obüslerle, tanklarla Afrin'i bombalıyor .Afrin'de bir katliam gerçekleştiriliyor,siviller ölüyor.Bombalanan binaların yıkıntılarından çocuk,kadın cesetleri çıkarılıyor.Bu güne değin yapılan bombardımanlarda 17 si çocuk 51 kadın olmak üzere onlarca sivil yaşamını yitirdi.Yüzlerce yaralılar var.
Avrupa’da halk kültürünün izini sürmek-Özden Çiçek
Genel bir tarifle, bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. Halk kültürü ise halkın ortak olarak kuşaktan kuşağa sözlü ve yazılı olarak aktarılmış ürünlerin tümünü içerir. Dolayısıyla masallar, deyimler, halk ezgileri ve çalgıları da halk kültürünün öğeleri arasında yer alır.
Rojava devrimi, Nubar’ın şehadeti ve Ermenilere bıraktığı miras
Kürtler ile Ermenilerin tarihsel olarak ortak bir yanları vardır. Her iki toplum da tarihlerinin uzun bir sürecinde ilhakçı devletlerin işgali ve şiddet-i cebri altında kalırlar. Ortaçağın feodal-fetihçi Osmanlı İmparatorluğu, İran (Fars, Safevi vb. İmparatorluklar), Çarlık Rusya’sı gibi devletler Kürtler ve Ermenileri baskı ve tahakküm altında tutarlar. Bu baskı ve tahakküm ortaçağ gericiliğinin 20. yüzyıl ardılları olan TC, İran, Irak, Suriye gibi devletler tarafından da günümüze değin uygulanır.
Proletaryanın Halini Yok Sayarak Siyaset Oluşturamazsınız
Yine dergilerin kimlere ulaştırılacağına dahil sözler.
Yine faaliyetçilerin nasıl olacağına dahil ahkam kesenler.
Sınıf başkanlarının akıllı, çalışkan, tuttuğunu koparan olması gerektiği düşüncesinin paylaşıldığı bir sınıfta kaç proletarya da bu kriterlere uyduğunu söyleyebilir bilmem.
Zaten bir türlü de anlamamışımdır bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar olan bu insanlarda çoğunluğun ne aradığını ne beklediğini.
Sonuçta seçtikleri ne kendilerinin hissettiklerini hissedebilecek ne de kendilerini anlayabilecek biri olacak.
Emperyalist saldırı ve işgale karşı sınıfsal dayanışma güçlendirilmelidir
“Biz Türkiye için kafi derecede büyüdük, iki derece büyük geliyoruz artık”1
Bu söz, Türkiye ekonomisinin %10’nundan fazlasını elinde tutan ve dünyanın ilk en büyük 500 tekeli içinde yer alan Koç Holding onursal başkanına ait. Bu büyüme salt Koç Holding’e özgü olmayıp, genel olarak Türk sermayesine özgü bir büyümedir.
Ali Türker Ertuncay: “Tarihsel belleği olmayan tarihi tekrar yaşamak zorundadır”
“Bir TKP/ML Sanığının Günlükleri: Görülememiştir” isimli kitabın yazarı Ali Türker Ertuncay ile hem kendisi, hem kitabı hem de geçtiğimiz günlerde Proletarya Partisi şehidi olarak sahiplenilen Haydar parti isimli Murat Bileydi’ye dair konuştuk.
Lise yıllarından beri yazı yazmakla arasının iyi olduğunu söyleyen Ertuncay’a ilk olarak bu kitabı yazmaya onu iten nedenleri sorduk. Ertuncay kitabın macerasını şöyle anlattı:
Efrin Türk İşgaline Direniyor ve Dünyaya Ders Veriyor-Dursun Ali Küçük
*Oyyy Efrin. Bir avuç kahramanların yurdu.
Zeytinlerin bol olduğu bir kent...
Şimdi iki yüzlü davranan batı dünyasına ders veriyorsun.
Başta TC işgali olmak üzere Rusya,İran ve Suriye Esad rejimine karşı direniyorsun.
Dünyanı önemli bir kısmı “endişeli”.
AB endişeli....
ABD endişeli....Bir an önce operasyon bitsin diyor.. Türkiyenin kaygılarını anlıyorlarmış...
İran: Hameney’in asker başdanışmanı “Efrin YPG işagalinde” diye buyurmuş, ama Esad a biat etmeliymiş...
OHAL ve KHK’lerle tırmanan faşizm
İlan edilen OHAL (Olağanüstü Hal) ve uygulamaya konan KHK’ler (Kanun Hükmünde Kararname) ile devletin baskıları en üst düzeye tırmandırılmıştır. Cumhurbaşkanı tarafından alınan kararlar hiçbir işlem görmeden yürürlüğe girmektedir. Bunun sonucu -burjuva normlara göre bile Türkiye’de yeterince uygulanmayan- devletin yasama, yargı ve yürütme kurumlarının özerkliği tümden lağvedilmiş ve hiçbir fonksiyonu kalmamıştır. TBMM iyice etkisizleştirilmiş, formalite bir konum almış, mahkemeler doğrudan cumhurbaşkanının talimatlarına göre karar alan “kurum” haline dönüşmüştür.
30. Ölümsüzlük Yılında MANUEL DEMİR/ՄԱՆՈՒԵԼ ՏԷՄԻՐ Yaşıyor! Partizanlar yaşıyor! (1)
Manuel Demir’i 30. ölümsüzlük yılında saygıyla anıyoruz. Bu vesileyle Ermeni Fedailer adıyla başlattıkları ve hayatlarını Ermeni halkının davasına adadıkları, bugün ise Partizan hareketine dönüşerek devam eden mücadelede sayısız Ermeni devrimciler Hrantlar, Hayrabetler, Armenaklar, Yalımyanlar, Ozanyanlar ve Manueller’i de anıyor ve aradan yüz yıl geçmiş olsa da bu mücadelenin devam edeceğini belirtiyoruz.
Suriye, PYD ve Marksist Tutum – 2 – Yetiş Çakıroğlu
Başlarken şunu belirtmekte fayda var: Bu yazı, bir ulusal hareket eleştirisi değildir; aslında kendini marksist olarak tanımlayanlara yöneliktir.
TKP/ML-(YDK) Faşist Türk ordusunun Efrin işgaline karşı her alanda protestolarımızı yükseltelim! Efrine sefer olsada zafer olmaz!
İşgalci faşist Türk ordusu haftalardır iç kamuoyuna yönelik yaptığı propagandayla işgal için zemin hazırladığı Efrin'e 20 Ocak 2018 tarihinde binlerce asker, yüzlerce tank ve ağır silahlarıyla girdi. AKP'nin İşgal harekatına diğer faşist odaklar MHP ve CHP de tam destek verdi. Bu, aynı zamanda “Yenikapı ruhu”nun yeni bir versiyonu “Milliyetçi Cephe”nin savaş ayağının da oluşturulmasıdır.