Perşembe Kasım 5, 2026

Kaypakkaya geleneğinin yüz akı, “genç” “asker”: Hasan Bayrak

Bir anneyi düşünün. Oğlunu arıyor…

Oğlu devrimci, oğlu Kaypakkaya’nın yoldaşı…

Gözaltına alınmış birkaç zaman önce, ama haber yok. Kapı kapı geziyor. 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nın karanlık günlerinin korku duvarları kâr etmiyor, annenin oğlunu cesurca aramasına…

Sonra…

Bir morga götürüyor ve önüne bir cenaze veriyorlar. “Al, bu oğlun” diyorlar. Sımsıkı sarılıyor oğluna… Ama o an, kalbinin zayıf da olsa attığını ve teninin sıcaklığını fark ediyor.

İnanmıyorlar kadına ama bir doktorla netleştiriyorlar, öldü diye morga kaldırılan bu cenazenin aslında ölmediğini… Sonra hastaneye kaldırılıyor annenin oğlu.

…

İşte o oğul, Hasan Bayrak… 31 Ocak sabahı kalp krizi geçirerek ölümsüzlüğe yürüyen Hasan, morgdan çıkarıldığı günden bu yana bir yanı felçli hayatını onurlu bir şekilde sürdürmenin en kararlı ve en temiz örneğini sergiliyor.

Hasan henüz 20’li yaşlarının başındayken, eczacılık bölümü öğrencisiyken Proletarya Partisi’nin bir kadrosu olarak devrimci faaliyetin içerisinde yerini alır. 12 Eylül gelip çatmıştır ama faaliyet beklemez, her şeye rağmen en güzeli, en devrimcisi hayata geçirilmelidir. İnatçı ve aksidir Hasan bu konuda.

Proletarya Partisi’nin genel sekreteri Süleyman Cihan’ın harıl harıl arandığı günlerde yakalanır Hasan. Faşizmin cellatlarının kanlı işkence tezgahlarında en ağır işkencelere maruz kalır.

Ama Hasan, İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşıdır. O ki, 90 gün işkencede kalsa da ağzını bıçak açmaz bir cengaver, devrim önderidir. İnatçıdır Hasan, Kaypakkaya’nın “ser verip sır vermeyen” geleneğinin en asil sürdürücüsü olarak istenilen isimleri de, istenilen yerleri de vermez.

Cellatlar “Senin de sonun Süleyman Cihan gibi olacak” diye tehdit ediyorlar.

Ama inatçıdır Hasan! Tek ses çıkmıyor.

İşkenceci cellatlar öldü diye morga gönderiyorlar Hasan’ı, ama bilmiyorlar inatçıdır Hasan, ölüme de direniyor.

…

Hasan Bayrak, morgda yaşadığı öğrenilip hastaneye kaldırılmasının ardından kısa bir süre sonra hapishaneye gönderilir. Ömür boyu işkencenin kanıtı olan felçli yanını ölene kadar üzerinde taşır. Hapishaneden çıktıktan sonra yarım kalan yükseköğrenimini bitirir.

“Devrime bağlılığın dürüst, samimi, hilesiz eşsiz bir örneğiydi”

Sosyal medya hesabından Hasan’a ilişkin bir yazı paylaşan Hasan Hayri Aslan onu şöyle anlatır: “Hasan’ı 12 Eylül darbesinden çok kısa süre önce tanımıştım. Partili bir kadroydu. Her konuda ve her hal ve durumda insanın yüreğine hoş bir güven ve sıcaklık yayardı. Devrime bağlılığın dürüst, samimi, hilesiz eşsiz bir örneğiydi. Tuttuğunu koparan, üstlendiği her görevi canı pahasına yerine getiren, yaratıcı, gözüpek, sahiden yiğit bir insandı. Aynı zamanda naif ve nazikti; farklı fikirlerini ifade ederken bile karşıtını incitmemeye büyük özen gösterirdi. Ciddiydi de; boş konuşmaz, devrim sorunlarında laubaliliğe kesinlikle düşmezdi ve hoş da görmezdi. Çoğumuza göre genç bir yoldaştı. Kimimiz ona ‘genç’. Kimimiz ‘asker’ derdik, ama hepimiz onu kendi canımızdan bir parça bellerdik!”

“İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML geleneğinin yüz akı”

Yine sosyal medya hesabından Hasan Bayrak’ın babasının öldüğü dönemde hapishanede olduğunu ve bunu nasıl metanetle karşıladığını anlatan İbrahim Ünal da onu şu sözlerle anlatıyor:

“Geleneğimizin yiğit evladı;

İşkencecilerin öldü diye koydukları morgdan çıkıp geldin. Yatalak haldeyken bile cezaevinde, sarsılmadan direniş hattında durdun. Aksiliklerin vardı, inatçıydın Hasan. Bu özelliğin işkencecilere, zalimlere, adaletsiz ve vicdansızlara karşı mücadelende de ön plandaydı; o yüzden bu huylarını da sevdim.

Ailen de sana büyük saygı duydu. Dayanışmanın çok anlamlı örneklerini gösterdiler ama sen yine de engelli halinde emeğinle yaşamını örgütleme mücadelesinden hiç vazgeçmedin. Siyasi mücadelen, direnişin ve sonraki yaşamın tertemiz kaldı. İşin bu yanı senin açından ölçülemez bir değer ve büyük bir zenginliktir. Bizim açımızdan ise çok anlamlı bir örnek olmalıdır. 

Mücadelenle, direnişinle, duruşun ve yaşam tarzınla, Lekesiz tertemiz insan oluşunla İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML geleneğinin yüz akısın.”

 

Kaynak: www.partizan-online.net

52027

Ճշմարտություն մարտիկներն են ապրում! Şervanên rastiyê dijîn! Hakikat savaşçıları yaşıyor!

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada savaşlar, göç, hastalık, açlık hiç eksik olmamış aksine ivmesi her geçen gün hızla yükselmektedir. Bereketli topraklar paylaşım savaşında emperyalist haydutlar tarafından kan gölüne çevrilirken bütün acı, gözyaşı ve savaşın faturası en ağır biçimde burada yaşayan mazlum halklara ödetilmiştir/ödetilmektedir.

“İlk ölen biz olmalıyız”

Tarih okuması doğru yapıldığında öğretmen rolünü oynar. Gerçekliğe yaklaşım ne kadar objetif olmayı gerektiriyorsa, tarihe ve yaşananlara da objektif bakılıp doğru yaklaşıldıkça özgürlük yürüyüşü anlam ve güç kazanır. Tarihe ve gerçekliğe tek yanlı inkarcı bakış, ayağı topal yürüyüşe tek gözü kör insana benzer.

Direnmek yaşamaktır

Bu gün açlık grevinin 44.günü ...

     Siriza hükümeti tarafından uluslararası hukuk çiğnenerek  başına para ödülü konulup Türkiye'de kırmızı bültenle aranan devrimci Turgut Kaya  geri verilme işkencesine karşı tutsak olarak tutulduğu Kordilos hapishanesinde bedenini açlığa yatırdığının bu gün 44. günü .

Turgut Kaya,tüm baskılara,zorbalığa,geri verilme işkencesine,ihanete karşın açlık grevi silahını namluya sürerek sürece yanıt oluyor.

O, Kaypakkaya'nın mücadelesini/direnişini örnek alan,bu doğrultuda mücadele verdiğini kanıtlayan bir devrimci.

''M. Usta’nın Anakronizmi'' Dediğiniz Yerde Aslında Kendinizi Anlatıyorsunuz!(Sidar Hanoglu)

7 Temmuz 2018 tarihinde ''Avrupa Haber Merkezi'' adlı sitede ''M. Usta’nın Anakronizmi'' başlıklı bir yazı yayınlandı. Bu yazı dikkatlice okunduğunda, yazı sahibinin bir tarihi dönemde yaşananları nasıl bu kadar ustaca çarpıtığına şaşmamak elde değil. Yalan söylemekte bir bir marifet her halde!

KİTLE ’de kaybolanlar ve SINIF

Kitle TDK’nin sitesinde şöyle tanımlanıyor:

‘Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle’

Kitlenin bizim için birinci anlamı, devrimci düşünüş, yaşayış tarzını yansıtmasıdır. Yakından uzağa sıralaması şöyledir. MLM’ler, Devrimciler, İlericiler vb.

Avrupa’da Faşizmin Ayak Sesleri

“Emperyalist Büyük Savaşa Doğru”1 yazı dizisinde ele almıştım. Dünya genelinde hızla bir gericileşme yaşandığını ve bu gericileşmenin AB ülkelerini de içine aldığını yazmıştım. Bu aynı zamanda emperyalist savaş hazırlığının bir göstergesi olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Ve Türkiye’deki gelişmelerin ve uzun yıllardır islamcı-faşist bir yönetimin iktidarda tutulmasınında bu gelişmelerden ayrı ele alınamayacağı saptamasında bulunmuştum.

Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda

25 yıl önce insanlık dışı gerici, şeriatçı, faşist güruhlarca tutuşturulan insanlık ve Madımak Oteli halen yanmaya devam ediyor. 2 Temmuz 1993’te 33 Can, 33 fidan, 33 aydın, yazar, şair ve genci yitirdi bu ülke toprakları. Madımak’tan yükselen çığlıklar ve dumanlar ülkenin dört bir yanından duyulur ve görülür oldu.. Ancak gerçekleşmeyen adalet sebebiyledir ki, sadece Madımak’tan değil, bu ülke coğrafyasının her karışından dumanlar tütmeye, çığlıklar gelmeye devam ediyor..

Rojava’dan bir Partizan okuru “Katliam ve soykırım ancak halkların birleşik özgürlük mücadelesi ile son bulur!”

Tarihte yaşanmış bazı acı dolu olaylar vardır, yıl dönümleriyle sınırlı bir gün olarak anılamaz, olayın gerçekleştiği şehirle hatırlanamaz tek başına. Dersim, Maraş, Sivas katliamları sadece mekan olarak değil, dinmeyen acıların tarihe mal olduğu yerler olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

Nasıl kazanmış olursa olsun AKP meşru değildir, tanımıyoruz!

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan baskın seçimde AKP ve MHP’nin oluşturduğu “cumhur ittifakı” Erdoğan’ı “Türk tipi başkanlığa” taşırken, AKP, hedeflediği milletvekili çoğunluğunu elde edemedi. MHP eliyle erken seçim kararının alınması, kuşkusuz bir tesadüf değildi. Bu, önceden planlanmış ve gündeme getirilmişti. Efrin işgalinin “zafer” rüzgarını arkasına alan AKP’nin bu fırsatı 24 Haziran’a taşımak istediği bilinen bir senaryoydu. OHAL’in uzatılması, tutuklamalar ve HDP milletvekilliklerinin arka arkaya düşürülmesi bu oyunun birer parçasını oluşturuyordu.

Bir Partizan’ın “çağın direnişi” günlüğü

 

“Kasketlinin ifadeleriyle önümüzde çetin ama şanlı mücadele günleri var, hazırlanalım!”

24 Haziran seçimleri sonuçlandı. Seçim sonuçları özellikle CHP’nin başını çektiği hakim sınıf partilerinde büyük bir moral bozukluğu yaratmış görünüyor. Seçimlerin en azından ikinci tura kalması beklentisiyle gidilen seçimlerde elde ettiği sonucu kabullenerek yoluna devam eden bu hakim sınıf partisinde bu durumun yeni tartışmalara yol açacağı görünüyor. AKP’de ise R.

Sayfalar