Cuma Kasım 6, 2026

Kaypakkaya geleneğinin yüz akı, “genç” “asker”: Hasan Bayrak

Bir anneyi düşünün. Oğlunu arıyor…

Oğlu devrimci, oğlu Kaypakkaya’nın yoldaşı…

Gözaltına alınmış birkaç zaman önce, ama haber yok. Kapı kapı geziyor. 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nın karanlık günlerinin korku duvarları kâr etmiyor, annenin oğlunu cesurca aramasına…

Sonra…

Bir morga götürüyor ve önüne bir cenaze veriyorlar. “Al, bu oğlun” diyorlar. Sımsıkı sarılıyor oğluna… Ama o an, kalbinin zayıf da olsa attığını ve teninin sıcaklığını fark ediyor.

İnanmıyorlar kadına ama bir doktorla netleştiriyorlar, öldü diye morga kaldırılan bu cenazenin aslında ölmediğini… Sonra hastaneye kaldırılıyor annenin oğlu.

…

İşte o oğul, Hasan Bayrak… 31 Ocak sabahı kalp krizi geçirerek ölümsüzlüğe yürüyen Hasan, morgdan çıkarıldığı günden bu yana bir yanı felçli hayatını onurlu bir şekilde sürdürmenin en kararlı ve en temiz örneğini sergiliyor.

Hasan henüz 20’li yaşlarının başındayken, eczacılık bölümü öğrencisiyken Proletarya Partisi’nin bir kadrosu olarak devrimci faaliyetin içerisinde yerini alır. 12 Eylül gelip çatmıştır ama faaliyet beklemez, her şeye rağmen en güzeli, en devrimcisi hayata geçirilmelidir. İnatçı ve aksidir Hasan bu konuda.

Proletarya Partisi’nin genel sekreteri Süleyman Cihan’ın harıl harıl arandığı günlerde yakalanır Hasan. Faşizmin cellatlarının kanlı işkence tezgahlarında en ağır işkencelere maruz kalır.

Ama Hasan, İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşıdır. O ki, 90 gün işkencede kalsa da ağzını bıçak açmaz bir cengaver, devrim önderidir. İnatçıdır Hasan, Kaypakkaya’nın “ser verip sır vermeyen” geleneğinin en asil sürdürücüsü olarak istenilen isimleri de, istenilen yerleri de vermez.

Cellatlar “Senin de sonun Süleyman Cihan gibi olacak” diye tehdit ediyorlar.

Ama inatçıdır Hasan! Tek ses çıkmıyor.

İşkenceci cellatlar öldü diye morga gönderiyorlar Hasan’ı, ama bilmiyorlar inatçıdır Hasan, ölüme de direniyor.

…

Hasan Bayrak, morgda yaşadığı öğrenilip hastaneye kaldırılmasının ardından kısa bir süre sonra hapishaneye gönderilir. Ömür boyu işkencenin kanıtı olan felçli yanını ölene kadar üzerinde taşır. Hapishaneden çıktıktan sonra yarım kalan yükseköğrenimini bitirir.

“Devrime bağlılığın dürüst, samimi, hilesiz eşsiz bir örneğiydi”

Sosyal medya hesabından Hasan’a ilişkin bir yazı paylaşan Hasan Hayri Aslan onu şöyle anlatır: “Hasan’ı 12 Eylül darbesinden çok kısa süre önce tanımıştım. Partili bir kadroydu. Her konuda ve her hal ve durumda insanın yüreğine hoş bir güven ve sıcaklık yayardı. Devrime bağlılığın dürüst, samimi, hilesiz eşsiz bir örneğiydi. Tuttuğunu koparan, üstlendiği her görevi canı pahasına yerine getiren, yaratıcı, gözüpek, sahiden yiğit bir insandı. Aynı zamanda naif ve nazikti; farklı fikirlerini ifade ederken bile karşıtını incitmemeye büyük özen gösterirdi. Ciddiydi de; boş konuşmaz, devrim sorunlarında laubaliliğe kesinlikle düşmezdi ve hoş da görmezdi. Çoğumuza göre genç bir yoldaştı. Kimimiz ona ‘genç’. Kimimiz ‘asker’ derdik, ama hepimiz onu kendi canımızdan bir parça bellerdik!”

“İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML geleneğinin yüz akı”

Yine sosyal medya hesabından Hasan Bayrak’ın babasının öldüğü dönemde hapishanede olduğunu ve bunu nasıl metanetle karşıladığını anlatan İbrahim Ünal da onu şu sözlerle anlatıyor:

“Geleneğimizin yiğit evladı;

İşkencecilerin öldü diye koydukları morgdan çıkıp geldin. Yatalak haldeyken bile cezaevinde, sarsılmadan direniş hattında durdun. Aksiliklerin vardı, inatçıydın Hasan. Bu özelliğin işkencecilere, zalimlere, adaletsiz ve vicdansızlara karşı mücadelende de ön plandaydı; o yüzden bu huylarını da sevdim.

Ailen de sana büyük saygı duydu. Dayanışmanın çok anlamlı örneklerini gösterdiler ama sen yine de engelli halinde emeğinle yaşamını örgütleme mücadelesinden hiç vazgeçmedin. Siyasi mücadelen, direnişin ve sonraki yaşamın tertemiz kaldı. İşin bu yanı senin açından ölçülemez bir değer ve büyük bir zenginliktir. Bizim açımızdan ise çok anlamlı bir örnek olmalıdır. 

Mücadelenle, direnişinle, duruşun ve yaşam tarzınla, Lekesiz tertemiz insan oluşunla İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML geleneğinin yüz akısın.”

 

Kaynak: www.partizan-online.net

52049

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

Ankara’nın grisinden dağların yeşiline dört mevsim…(SEFAGÜL ASLAN)

Medya Savunma Alanları’nda bulunan TİKKO gerillalarından Sefagül Aslan, 23 Ekim 2015’te, Dersim-Şahverdi’de Cengiz İçli (Ünal) ve Hakan Çakır (Yurdal) ile birlikte şehit düşen TİKKO gerillası Özgüç Yalçın (Sefkan); 23 Nisan 2018’de Dersim-Aliboğazı’nda şehit düşen Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem) ile 18 Ağustos 2016’da Colemerg-Qilaban’da şehit düşen Şakir Ek (Arhat Ba)’yı anlattı.

Kadın Partileşmeli, Parti kadınlaşmalıdır!

Kadının bir cins olarak bin yıllardan beri uğradığı tarihsel haksızlık, her dönem daha fazla çeşitlenerek daha fazla katmerlenerek süregeliyor. Şiddetin, emek sömürüsünün, kimliksizleştirip, kişiliksizleştirmenin her alanda her türlüsünü yaşamaya devam ediyoruz.

Yenildik…[ismail cem özkan]

Yenildik ve ayağa kalkamadık, kalkmak içinde yan yana gelip konuşma yerine, birbirimizden uzak durduk, çünkü eteklerde biriken taş ağırdı ve sonucu ne olacağı belli değildi... Eteklerinde taş olanlar izleyici oldu, fırsat kollanıldı, yakalayan tam taşı atacakken süreçler ve gündem değişti… Kimse etek giymiyordu ama taş vardı eteğinde, etek giyenler ise cezaevlerinde onurlu mücadele yapmışlar, çok ağır bedeller ödemişlerdi…

Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)-Dursun Ali Küçük

*Geziye karar verdik.
Otobüsle Iğdır-Aralık ve Nahçivan sınırlarını kapsayan yerleri geziyorum.
Yarım otobüste 11 değişik kişileriz. Erivan’a ulaştık. Oradan iç turların yapıldığı yarım-otabüsle yolculuğa başladık. Tarih 22 Eylül 2018 gösteriyor.
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civarlarında yaşadığı söylencesi var.

İşçiler Gelecek..!

İşçiler mutlaka gelecek. Ülkenin ve dünyanın üzerine çökmüş bu kara bulutlar mutlaka ama mutlaka bir gün dağılacak. Karamsarlıklar, yılgınlıklar ve zulüm düzeni ortadan kalkacak. Boyunlar bükülmeyecek, tahta kuruları ve bitlerle birlikte yatmak işçilerin kaderi olmayacak ve “milletin anasına..” diyenler ve onların siyasal temsilcileri yeryüzünden silinerek bir daha asla!

Savaşlarda ölmek yoksulların, bombalarla parçalanmak çocukların kaderi olmayacak.

Dersim’de devletin oyununu bozalım!

 

Düşman yoğun bir saldırganlıkla bölgede önüne gelen her şeyi yok etmeye çalışmaktadır. Burada şunu söylemek yanlış olmayacaktır; Dersim’de yakılan ormanlar ve boşaltılmak istenen köyler ile propagandası yapılan projelerin amacı aynıdır.

Rojava Nasıl Kurtulur...-Dursun Ali Küçük

*Bütün dünya devleri ve bölge güçleri Suriye'de..
Suriye denkleminin çözülmesi zor görünüyor. Daha süreceğe benzer. O zamana kadar Rojava-Kürdistan'ı da belirsizliğini korur.
Suriye fiilen 3 bölünmüş durumdadır. Büyük devletler anlaşmadığı sürece Suriye'de bir çözüme gitmek mümkün görünmüyor..daha çok yol var..

*ABD-Fransa ve batı işin bir tarafını oluşturuyor. Suriye'den vazgeçmeyecekler.

İmar affı-kentsel dönüşüm ve konut sorunu

Bilindiği üzere iskansız ve ruhsatsız yapılmış olan yapılar ile iskanı yada ruhsatı olupta projeye aykırı olarak yapılan yapılar imar planlarına aykırı yapılar olarak görülmektedir. Burada kanun gözünde herhangi sınıfsal bölgesel farklar ve özel durumlar dikkate alınmamıştır. 

Birinci olarak işçi köylü ve memurlar ile ücretli çalışan kesimlerin kaçak olarak yapılan yapıları ile orta sınıfların ve müteahitlerin 'kaçak yapıyı' yapma nedeni arasındaki farkları silikleştirilmiş olup burjuva hukukun 'herkese' eşit mesafe de olma sahtekarlığı altına gizlemiş bir fark vardır. 

12 EYLÜLÜ GÜNLER DE BİTECEK!

Bundan 38 yıl önce kuvvet komutanı faşist generaller 12 Eylül 1980’de tıpkı 27 Mayıs 1960 ile 12 Mart 1971 ve sonraki tüm darbelerde olduğu gibi, halkın gelişen muhalefetini durdurmak, sol-sosyalist, emek cephesinin ‘özgürlük eşitlik, adalet’ mücadelesinin önünü kesmek, toplumsal hareketi engellemek, emperyalistlerle işbirlikçi komprador feodallerin çıkarlarını korumak için bir darbe yaparak yönetimi ele geçirdiler .

Göçmenler…[ismail cem özkan]

Göçmenler geldikleri ülkeye göre nasıl algılandığı aslında hepimiz biliyoruz ama tekrarlamakta yarar var sanırım;

Göçmenler anavatanlarına göre para gönderen ve sağılması gereken birer saf yatırımcı…

Göçmenlerin lobi olarak kullanılan bir nüfus harekatı ve var oldukları ülkede ki demokrasinin izin verdiği gösteri yapma hakkını kullanarak ülkelerini cennet olarak gösteren eylemlere katılmaları… Lobicilik sorunların görmezden gelmek ve sorunların üzerini ülkelerinin lehine örtmeleridir…

Nubar Ozanyan Yerevan‘da özlem ve saygıyla anıldı…

Şahadete ulaştığı, Rojava topraklarındaki askeri törenden sonra, 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ermenistan’ın Yerevan kentinde başta eşi ve sevenleri ile silah arkadaşları bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

Հայաստանից մինչեւ Պաղեստին,

Տերսիմից մինչեւ Ռոժավայ,

Յեղափոխության պատմության

Հերոս Մարդակեր Նուպար Օզանյան ՛ը անմահ է …. (1)

Yerevan: Martager Nubar Ozanyan’ın ölümsüzlüğünün I.yılında bir çok yerde anma etkinlikleri düzenlenmeye devam ediliyor.

Sayfalar