Cuma Kasım 6, 2026

Yaşamak için, ölmek zorundasın!

Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız, her şeyin kökünden yok edilmesidir.

Devrimcilik (Aydınlanma), parkta yapılan bir yürüyüş değil, cehennemde bir yolculuktur. El üstünde tuttuğumuz tüm inançlarımızın ve kendimizle ilgili bütün düşüncelerimizin alaşağı edilmesidir. Başka yolu yoktur.

Gölgelerimizle, burjuva ve küçük burjuva alışkanlıklarımızla yüzleşmeliyiz. Kim olduğumuza dair yanlış fikirlerimizin paramparça olduğu yerdir DEVRİMCİLİK. Yanlış inançlarımızın hepsinin yok edildiği yer devrimcilik. Bu yanlış düşüncelerle yüzleşmeli ve onların yanlış olduklarını kabul ederek, bu yanlış düşüncelerle mücadele etmeliyiz. Ancak bu şekilde devrimci değerlere sahip çıkabilir, tekrar bir bütün olabilir ve dürüst bir şekilde mücadele yürütüp, yaşamımızı devam ettirebiliriz…

Tam bir teslimiyet, insanın kendine karşı zalimce dürüst olduğu süreçtir. Dayanılması ne kadar güç olsa da gerçeği bütünüyle, kabul etmek için çıkılan yoldur. Komünistler kendilerine ve herkese karşı dürüst olmak zorundadırlar. Ne yoldaşlarına ne de halka karşı yalan söylemezler. Hayatımız boyunca dünya hakkında, doğa hakkında, kendimiz hakkında yanlış fikirler edinmiş olabiliriz. Doğrunun peşinden gitmek, doğruyu öğrenmek komünistlerin görevidir. Maskeler oluştururuz ve görünen yüzlere inanırız. Olaylara ve kişilere yüzeysel yaklaşırız. Bunları hayatımızın her alanında görürüz. Hem içimizdeki düşmanları anlamak için hem de düşmanlarımızı anlamak için bunların sahte yüzlerini görmek zorundayız. Hepsinin temelinde aldatmalar ve düzenbazlık vardır. Yani bunlar içindeki burjuva ve küçük burjuva yanları saklayarak kendilerini keskin devrimci göstererek komünistleri ve gerçek devrimcileri kandırmaya çalışırlar. Dürüst olmadığımız sürece her zaman kendimizi de kandırırız. Ve başkalarının da bizi kandırmasına göz yumarız. Marx’ın dediği gibi, sadece dünyayı anlamak yetmez, değiştirmek için de mücadele etmelidir komünistler. Zihnimizde, en saçma şeyleri haklı çıkarmak için sürekli zihinsel uyumsuzluk yaşarız, yani kendi içimizde de iki çizgi mücadelesi yaşarız. Eski ile yeni, kötü ile iyi, devrim ile karşı-devrim mücadelesinin uyumsuzluğu zihnimizde yaşar. Bu mücadele içerisinde dürüst davranmadığımız sürece, kendimize hep yalan söyleriz, kendimize, hatalarımıza ve başkalarının hatalarına karşı da hep liberal davranırız. Aradığımız gerçeklere ve komünist kişiliğe ulaşmak için yalan ve liberalizmi yerle bir etmek zorundayız. Fakat liberalizme ve yalanlara o kadar bağlıyız ki(!) bunlarla mücadele de fazla ilerleyemiyoruz. Aldatıcılara tutunuyoruz ve aynı zamanda da hem aydınlanmak hem de ilerlemek istiyoruz. Bu mümkün değildir! Mümkün olduğunu söyleyen sahte devrimciler ve liberallerdir. Size mutlu, memnun, sakin olmanız, olumlu olmanız, mücadele yöntemlerinin doğru olduğunu, sağlıklı olduğunu ve olması gerekenler için bir sürü yollar önerirler. Bunun devrimci mücadele ve komünist olmakla ilgisi yoktur. Pratikte doğruluğu kanıtlanmadan ya da pratik mücadelenin içinden çıkmayan yolların doğrulukla ilgisi yoktur. Sadece liberallerin egosunu parlatır bunlar. Yanlış öneriler başladığımız noktaya götürür bizi. Yani burjuva, küçük burjuva ve liberalizm noktasına... Devrimci mücadele verdiğini sanıp da egolarını parlatanlar altın bir kafes bile sunabilirler bize ama kafes yine kafestir. Ve köleliğe mahkum etmeye çalışırlar bizi. Sürünün izleyip durduğu yol, burjuva ideolojisinden kurtaramazlar kendilerini. Komünistler araştırmacı ve dürüst olmak zorundadırlar.

Gerçek ve özgürlüğe giden yolda yürümek için cesaret, sezgi kendine karşı dürüst olmak, mücadeleci, vicdanlı, saygılı, kendini, yoldaşlarını ve halkını sevmek gerekir. Bu da Marx’ın söylediği, yeni sistem, yeni tip insan yaratarak olur. Pek çok devrimci ve komünist bu özelliklere sahip değildir. Çünkü, çocukluğumuzdan itibaren gördüğümüz burjuva eğitim, programlama saldırılarıyla zayıf düşüyoruz. Onun için çoğu insan kolay yolu seçerek aldatılan insanlar gibi, eskiden kopmayarak sürünün yanında kalmayı seçiyor. Öyle herkes kolayca sürüden ayrılamaz zaten. Devrim ve devrimcilik kolay bir yol değildir. Varlığınızın her parçasını darmadağın etmek gerekir. Komünizm yolunu yürüyecek kişinin belli özelliklere sahip olması gerekir, gerçek benliğini bulması için her şeyden (özellikle eski hayatından) vazgeçmesi gerekir. Başta kişi kendine, yoldaşlarına ve halkına karşı dürüst olacak, çalışkan olmalı, kendine ve halkına karşı sorumlu olacak, hatalarına karşı liberal davranmayacak, devrimci mücadeleyi sürekli ön planda tutacak ve devamlı yükseltecek, her şeyi okuyacak, araştıracak, sorgulayacak, bilimsel yaklaşacak sorunlara, sekter olamayacak, yoldaşlarını ve halkını anlayıp ikna metoduyla yaklaşacak, mütevazi olacak, makam ve mevkiye geldiğinde makamını kullanarak diğer insanlara kötü davranmayacak, egosunu en aza indirip kolektif çalışmayı ön planda tutacak.

Devrimci mücadele yoluna giren kişi, bu yolda bazen yalnız kaldığını anlar. Sürü aksi yönde ilerlemektir. Komünist buna; yalnız kalmaya, değerleri tarafından anlaşılmamaya hazırlıklı olmalıdır. Komünist; yanlış düşüncelerini, sahte benliğini, geçmiş hayat hikayesini parçalamak için, karanlık geceyi beklemesine gerek yok, devrim yoluna bilinçli girmeli. Ancak bunun için cesaret, sezgi ve kendine karşı dürüst olması gerekir. Zihin burjuva ideolojisi tarafından ele geçirildiği için, devrimci ideolojiye bazen sinsi, en çok da açıktan muhaliftir. Ve uyanışımız, zihnin üzerindeki burjuva etkisini sona erdireceği için, burjuva ideolojisi, bizi her adımda aldatmaya çalışacaktır. Komünistler, Marksist ideolojiyle bunu alt ederler.

Yani, devrimci ve komünist olma seçimi herkesin kendi elindedir. Bunu kişinin kendi yerine başka kimse yapamaz. Başkalarının bizlere vereceği tek şey, doğru yolu gösteren işaret direkleridir. Devrim yoluna tek başımıza çıkmalıyız, okuduklarımızı harekete geçirmediğimiz, o yola kendimiz çıkmadığımız sürece, devrimciliğin faydasını göremeyiz. Sadece başkalarının verdiği, işaret direklerinin içinde takılıp, varmamız gereken yere vardığımızı sanırız.

Devrim yolu, katiyen cesareti olmayanlara, korkaklara göre değildir. Ama elbette bir yerden de başlamak gerekiyor. Kimse gelip size sihirli değnekle dokunup, devrimci ve komünist yapamaz. Devrim yolu yıkımla, zorluklarla, mücadeleyle dolu bir yol ve bu yolda sorulacak soru şudur; “Devrim yolunda neleri feda etmeye hazırsınız? Ne kadar dayanabilirsiniz?” Çünkü bu yolda, her şeyden vazgeçmeniz gerekecektir. “YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK ZORUNDASINIZ!” Peki bu konuda ne kadar ciddisiniz? Nereye kadar gidebilirsiniz? Ve bunun için ne bedel ödeyeceksiniz? Komünistler bunların cevabını kendilerine ve halka vermek zorundadır…

Bir ÖG okuru

53043

Halk saflarındaki çelişmeleri ele almadaki hastalıklı bakış açısı, aczin ve ahlaki kokuşmuşluğun devrimci saflardaki izdüşümü olarak ŞİDDET!

Türkiye devrimci hareketinin tarihi, bu başlığı doğrulayan örneklerle dopdoludur. Olayları ve sonuçlarını tarihin büyük terazisinde ölçmek yerine düşünce darlığı üzerinden ele almak, devrimci saflardaki çelişmeleri çözmede ikna ve          demokratik yöntemi kullanmak yerine zorbalığı işe koşmak, devrimci saflardaki hastalıklı bir bakış açısının dışa vurumudur, kendisine devrimciyim diyenler için utanç ve devrimci sorumlulukların bittiği duraktır. Bu konumlanış, Maoizm tabelası “altında” duranlar için yozlaşma ve dejenerasyon halidir.

Referandumda doğru tavır nedir? Neden HAYIR?

Referanduma az bir zaman kalmış olmasına rağmen devrimci saflarda doğru tavrın ne olacağı üzerine tartışmalar var. Komünistlerin içinde de bu konuda tartışmalar canlılığını koruyor.

Zindanlar direnişte ses ver

Bugün Süresiz Açlık Grevinin 58. günü...

T.C. nin  hapishanelerinde eksik olmayan eylem biçimi  Açlık Grevi bugün 58. gününü tamamladı.Ve bu Açlık Grevindeki insanlarımız ' eşiği aşma ' sınırındalar.

Yani yaşam için geriye dönüşün eşiğindeler...

T.C. hapishanelerinde bir süre de olsa kalanlar -özellikle de 12 eylül ve devamındaki süreçte- yaşadıklarından dolayı iyi bilirler 60 lı günlerde geriye-yaşama dönüşün ne denli sancılı,sıkıntılı olduğunu..

Soslandırılmış başkanlığa da geleceksizleştirme saldırılarına da H-A-Y-I-R

“Referandum sürecinde en çok durmam gereken şey 18 yaş meselesidir. Seçme hakkı olan yaş grubuna seçilme hakkını da vermek en büyük reformdur. Bu bizim gençlerimize ufuk getirecek!”

Bu sözler Pakistan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamada bulunan R. T. Erdoğan’a ait. 16 Nisan referandumunda oylanacak olan ve var olan faşist sistemi daha da boyutlandıracak anayasa değişikliğinin gençlere getireceği “en büyük reform” buymuş. Artık 18 yaşında meclise seçilebilecekmişiz!

Toplumsal Tarihin Öne çıkardığı Komünist Kadınlar

Toplumsal tarihin başlangıcından günümüze kadınlar, toplumsal kurtuluş mücadeleleri içinde her zaman yer almışlardır. Kadınlar, yok sayıldıkları toplumsal süreçlerde dahi, tarihi daha ileriye taşıma mücadelesinin dışında kalmamışlardır. Her süreçte onlar kendi önderlerini de yaratmıştır. Özellikle kapitalizmin gelişmesiyle beraber, sınıflar mücadelesinin en önlerinde kadın hakları ve sosyalizm mücadelesinde yerlerini almasını bilmişlerdir.

Kandıra’dan Tutsak Partizan: “Pandora’nın Kutusu’nu açan kadınların siyaset sahnesine çıkması oldu”

Gazetemiz Özgür Gelecek’in bürolarına dönük gaspın devam etmesine ilişkin gazetemize mesaj gönderen Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishane’den Tutsak Partizan Resmiye Vatansever “…dinamiklerini yapıya kurumsal olarak mal etmeye kalkışan kadınlar değişmek isteyenlere cesaret, statükoculara ise sıkıntı vermiştir. Bu nedenle saldırıların kadınlara ve kadınların daha fazla çalıştığı, söz sahibi olduğu kurumlara yapılması tesadüf değildir” dedi.

“Pandora’nın Kutusu’nu açan kadınların siyaset sahnesine çıkması oldu”

Parlayan herşey altın değildir -2

Bu kadınlar da nereden çıktı!

Gerçeğe ışık, devrime pusula: Mehmet Demirdağ -4-

Mehmet Demirdağ ve “birlik anlayışı” üzerine

Demirdağ yoldaşın tarihsel pratiğini, belirli ve gündeme denk düşen özellikleri ile tartışmaya çalıştığımız yazı dizisinin son bölümünü, onun 94 tasfiyeciliği ile yürüttüğü hesaplaşmadaki en kritik nokta olarak “birlik sorunu”na yaklaşımı olarak belirledik. Zira, Demirdağ yoldaşın “kolektifi ilkeleri üzerinden ayağa dikme” sürecindeki en kritik manevra alanını ve kolektifin o dönemki tasfiyeci etkiden arındırılması çabasını en net özetleyen yönelimlerin başında birlik sorununa yaklaşım gelmektedir.

Diyalektik

Teori ve Komünist Partisi

„Öncü savaşçı rolünün –der Lenin- ancak en ileri teorinin kılavuzluk ettiği bir parti ile yerine getirebileceğini belirtmek istiyoruz.“2

Parlayan herşey altın değildir-1

Sınıflardan müteşekkil bir toplum gerçekliği içinde yaşıyoruz. Özel mülkiyetin ortaya çıktığı günden bugüne bu böyle. Hiçbir şey bunun dışında değil. İktidarı elinde tutan sınıf, bunu korumak ve güçlendirmek adına tüm topluma kendi ideolojisini ve bunun değişik alanlardaki iz düşümlerini dayatır. Bunun en etkin ve öncelikli aracı ise devlettir. Toplum geliştikçe bu mekanizmalar da çoğalır, çeşitlenir ve devleti de içine alan daha büyük bir daire çizer. Bir yanıyla uzlaşmaz karşıtlıkların birbiriyle sürekli bir mücadelesi söz konusu.

Dürüstlük…

Zamanında Engels yoldaş tarafından söylenen “Her şeyin başı dürüstlüktür” sözünün ne kadar anlamlı ve önemli olduğu kolektif içinde proleterleşemeyen küçük burjuva tasfiyeciler tarafından öne sürülen yalanlar karşısında daha iyi anlaşılıyor.

Sayfalar