Perşembe Kasım 5, 2026

Yaşamak için, ölmek zorundasın!

Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız, her şeyin kökünden yok edilmesidir.

Devrimcilik (Aydınlanma), parkta yapılan bir yürüyüş değil, cehennemde bir yolculuktur. El üstünde tuttuğumuz tüm inançlarımızın ve kendimizle ilgili bütün düşüncelerimizin alaşağı edilmesidir. Başka yolu yoktur.

Gölgelerimizle, burjuva ve küçük burjuva alışkanlıklarımızla yüzleşmeliyiz. Kim olduğumuza dair yanlış fikirlerimizin paramparça olduğu yerdir DEVRİMCİLİK. Yanlış inançlarımızın hepsinin yok edildiği yer devrimcilik. Bu yanlış düşüncelerle yüzleşmeli ve onların yanlış olduklarını kabul ederek, bu yanlış düşüncelerle mücadele etmeliyiz. Ancak bu şekilde devrimci değerlere sahip çıkabilir, tekrar bir bütün olabilir ve dürüst bir şekilde mücadele yürütüp, yaşamımızı devam ettirebiliriz…

Tam bir teslimiyet, insanın kendine karşı zalimce dürüst olduğu süreçtir. Dayanılması ne kadar güç olsa da gerçeği bütünüyle, kabul etmek için çıkılan yoldur. Komünistler kendilerine ve herkese karşı dürüst olmak zorundadırlar. Ne yoldaşlarına ne de halka karşı yalan söylemezler. Hayatımız boyunca dünya hakkında, doğa hakkında, kendimiz hakkında yanlış fikirler edinmiş olabiliriz. Doğrunun peşinden gitmek, doğruyu öğrenmek komünistlerin görevidir. Maskeler oluştururuz ve görünen yüzlere inanırız. Olaylara ve kişilere yüzeysel yaklaşırız. Bunları hayatımızın her alanında görürüz. Hem içimizdeki düşmanları anlamak için hem de düşmanlarımızı anlamak için bunların sahte yüzlerini görmek zorundayız. Hepsinin temelinde aldatmalar ve düzenbazlık vardır. Yani bunlar içindeki burjuva ve küçük burjuva yanları saklayarak kendilerini keskin devrimci göstererek komünistleri ve gerçek devrimcileri kandırmaya çalışırlar. Dürüst olmadığımız sürece her zaman kendimizi de kandırırız. Ve başkalarının da bizi kandırmasına göz yumarız. Marx’ın dediği gibi, sadece dünyayı anlamak yetmez, değiştirmek için de mücadele etmelidir komünistler. Zihnimizde, en saçma şeyleri haklı çıkarmak için sürekli zihinsel uyumsuzluk yaşarız, yani kendi içimizde de iki çizgi mücadelesi yaşarız. Eski ile yeni, kötü ile iyi, devrim ile karşı-devrim mücadelesinin uyumsuzluğu zihnimizde yaşar. Bu mücadele içerisinde dürüst davranmadığımız sürece, kendimize hep yalan söyleriz, kendimize, hatalarımıza ve başkalarının hatalarına karşı da hep liberal davranırız. Aradığımız gerçeklere ve komünist kişiliğe ulaşmak için yalan ve liberalizmi yerle bir etmek zorundayız. Fakat liberalizme ve yalanlara o kadar bağlıyız ki(!) bunlarla mücadele de fazla ilerleyemiyoruz. Aldatıcılara tutunuyoruz ve aynı zamanda da hem aydınlanmak hem de ilerlemek istiyoruz. Bu mümkün değildir! Mümkün olduğunu söyleyen sahte devrimciler ve liberallerdir. Size mutlu, memnun, sakin olmanız, olumlu olmanız, mücadele yöntemlerinin doğru olduğunu, sağlıklı olduğunu ve olması gerekenler için bir sürü yollar önerirler. Bunun devrimci mücadele ve komünist olmakla ilgisi yoktur. Pratikte doğruluğu kanıtlanmadan ya da pratik mücadelenin içinden çıkmayan yolların doğrulukla ilgisi yoktur. Sadece liberallerin egosunu parlatır bunlar. Yanlış öneriler başladığımız noktaya götürür bizi. Yani burjuva, küçük burjuva ve liberalizm noktasına... Devrimci mücadele verdiğini sanıp da egolarını parlatanlar altın bir kafes bile sunabilirler bize ama kafes yine kafestir. Ve köleliğe mahkum etmeye çalışırlar bizi. Sürünün izleyip durduğu yol, burjuva ideolojisinden kurtaramazlar kendilerini. Komünistler araştırmacı ve dürüst olmak zorundadırlar.

Gerçek ve özgürlüğe giden yolda yürümek için cesaret, sezgi kendine karşı dürüst olmak, mücadeleci, vicdanlı, saygılı, kendini, yoldaşlarını ve halkını sevmek gerekir. Bu da Marx’ın söylediği, yeni sistem, yeni tip insan yaratarak olur. Pek çok devrimci ve komünist bu özelliklere sahip değildir. Çünkü, çocukluğumuzdan itibaren gördüğümüz burjuva eğitim, programlama saldırılarıyla zayıf düşüyoruz. Onun için çoğu insan kolay yolu seçerek aldatılan insanlar gibi, eskiden kopmayarak sürünün yanında kalmayı seçiyor. Öyle herkes kolayca sürüden ayrılamaz zaten. Devrim ve devrimcilik kolay bir yol değildir. Varlığınızın her parçasını darmadağın etmek gerekir. Komünizm yolunu yürüyecek kişinin belli özelliklere sahip olması gerekir, gerçek benliğini bulması için her şeyden (özellikle eski hayatından) vazgeçmesi gerekir. Başta kişi kendine, yoldaşlarına ve halkına karşı dürüst olacak, çalışkan olmalı, kendine ve halkına karşı sorumlu olacak, hatalarına karşı liberal davranmayacak, devrimci mücadeleyi sürekli ön planda tutacak ve devamlı yükseltecek, her şeyi okuyacak, araştıracak, sorgulayacak, bilimsel yaklaşacak sorunlara, sekter olamayacak, yoldaşlarını ve halkını anlayıp ikna metoduyla yaklaşacak, mütevazi olacak, makam ve mevkiye geldiğinde makamını kullanarak diğer insanlara kötü davranmayacak, egosunu en aza indirip kolektif çalışmayı ön planda tutacak.

Devrimci mücadele yoluna giren kişi, bu yolda bazen yalnız kaldığını anlar. Sürü aksi yönde ilerlemektir. Komünist buna; yalnız kalmaya, değerleri tarafından anlaşılmamaya hazırlıklı olmalıdır. Komünist; yanlış düşüncelerini, sahte benliğini, geçmiş hayat hikayesini parçalamak için, karanlık geceyi beklemesine gerek yok, devrim yoluna bilinçli girmeli. Ancak bunun için cesaret, sezgi ve kendine karşı dürüst olması gerekir. Zihin burjuva ideolojisi tarafından ele geçirildiği için, devrimci ideolojiye bazen sinsi, en çok da açıktan muhaliftir. Ve uyanışımız, zihnin üzerindeki burjuva etkisini sona erdireceği için, burjuva ideolojisi, bizi her adımda aldatmaya çalışacaktır. Komünistler, Marksist ideolojiyle bunu alt ederler.

Yani, devrimci ve komünist olma seçimi herkesin kendi elindedir. Bunu kişinin kendi yerine başka kimse yapamaz. Başkalarının bizlere vereceği tek şey, doğru yolu gösteren işaret direkleridir. Devrim yoluna tek başımıza çıkmalıyız, okuduklarımızı harekete geçirmediğimiz, o yola kendimiz çıkmadığımız sürece, devrimciliğin faydasını göremeyiz. Sadece başkalarının verdiği, işaret direklerinin içinde takılıp, varmamız gereken yere vardığımızı sanırız.

Devrim yolu, katiyen cesareti olmayanlara, korkaklara göre değildir. Ama elbette bir yerden de başlamak gerekiyor. Kimse gelip size sihirli değnekle dokunup, devrimci ve komünist yapamaz. Devrim yolu yıkımla, zorluklarla, mücadeleyle dolu bir yol ve bu yolda sorulacak soru şudur; “Devrim yolunda neleri feda etmeye hazırsınız? Ne kadar dayanabilirsiniz?” Çünkü bu yolda, her şeyden vazgeçmeniz gerekecektir. “YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK ZORUNDASINIZ!” Peki bu konuda ne kadar ciddisiniz? Nereye kadar gidebilirsiniz? Ve bunun için ne bedel ödeyeceksiniz? Komünistler bunların cevabını kendilerine ve halka vermek zorundadır…

Bir ÖG okuru

53028

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

“Yetiş Yalnız Demokrasi, Özgürlük ve Eşitlik Mücadelemizde Yeni Bir İlham Kaynağımız Olarak Yaşamaya Devam Edecektir!”

ATİK-Uluslararası Demokratik Kamuoyuna Duyuru-

Bugün 8 Mayıs, Hitler faşizminin kapitülasyonunun Avrupa’da ilan edildiği gündür. Bir taraftan tarihin bu onurlu zaferinin sevincini yaşıyoruz. Ancak aynı gün, eski ENİLKOM aktivistlerimizden Yetiş Yalnız’ın 11 yoldaşıyla birlikte, partizanca direniş örneği sergileyerek ölümsüzleştiklerini öğrendik. Bu çatışma ve direniş, 24-28 Kasım 2016 tarihinde, DERSİM-ALİBOGAZI bölgesinde, soykırımcı ve katliamcı faşist Türk Ordusu’nun bir operasyonu esnasında olmuştur.

Hasretle ve inançla… “Umudun öyküsünü yazmak bize düştü!”

“Umudun öyküsünü yazmak bize düştü / Bize düştü sunmak hayata ömrün baharını / Acıları tas tas içmek / kan tükürmek ihanete / Bize düştü gözyaşsız ağlamak genç ölümlere / Yetim şafaklara kardeş olmak / Alayla gülümsemek karanlıklara / Hasret vurgunuyla yanmak / Vedalaşmadan yürümek sonsuzluğa... / bize düştü / Tarih payıdır kaçınılmaz / Vurun kanatlarınızı dostlarım”*

Tarih paylarını canlarıyla ödeyerek ve son bir veda sözcüğü etmeden sonsuzluğa yürüdü 12 kızıl karanfil. Onlar ki her biri umudun öyküsünü yazdılar kısacık yaşamlarıyla.

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanlığı;“12’leri anmak, onların boş kalan mevzilerini doldurmaktır”

Durmak yok bu koşuda,

Ağıt yok dilimizde, dizlerde titreme yok.

Kaç güneş sönse de sönsün içimizde,

Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü...

 

TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı:12 yoldaşımız şehit düşmüştür.

24-28 Kasım 2016 tarihleri arasında Dersim'e bağlı Ali boğazına yönelik Faşist devlet güçleri bir operasyon düzenlemiştir. Bu operasyon da yaşanan çatışmalarda devlet güçlerinden ölü ve yaralı asker olurken, 12 yoldaşımız şehit düşmüştür.

Şehit yoldaşlarımızın kimlik bilgileri şöyledir;

* Kod: Ahmet / Yetiş Yalnız / 1980 Fransa doğumlu

* Kod: Munzur / Serkan Lamba / 1985 Maraş doğumlu

* Kod: Aşkın / Hasan Karakoç / 1980 Dersim doğumlu

* Kod: Cem / Umut Polat / 1993 Dersim doğumlu

* Kod: Bakış / Samet Tosun / 1996 Tokat doğumlu

CHP Sosyalist Enternasyonel’den çıkartılmalı… – Ahmet Nesin

Oldum olası insanın içinde bir umut olmalı diye düşünürdüm gençliğimden beri. Hâlâ aynı şeyleri söylüyorum ama kimi konularda zorlamanın bir anlamı kalmadığına inandım. Esasında böyle düşünmeme neden olan da CHP oldu, CHP’nin ne kadar çok sosyal demokrat bir parti olmasını arzulasam da, onlar bunun asla mümkün olmayacağını haykırdılar kendimi bildim bileli. CHP sosyal demokrat parti olacak da, üye olacağımdan değil, Türkiye’nin böyle bir partiye gereksinimi olduğundan.

Varlık zeminini sorgulamak, varlık bilincini kavramak ve gerçeklerden beslenmek

Dünyada ve ülkemizde karşı devrimci dalganın büyütülmek istenmesinin en net emaresini Ortadoğu’daki emperyalist pazar savaşından görmekteyiz. Emperyalistlerin Ortadoğu’da gerçekleştirdiği bu saldırılar aynı zamanda bölge halkının emperyalizme olan öfkesini büyütmektedir. Ancak ne yazık ki bu çelişki yine emperyalistlerin desteği ile ortaya çıkan, gelişip serpilen veya bölgede kendini bu çelişkiler üzerinden var eden fundemantalist İslami akımlarca dönüşüme uğratılmaktadır.

1 Mayıs'in ardından ya da Kitleleri Kazanma Siyaseti

2017 1 Mayıs’ı bir önceki yıla göre daha kitlesel ve daha yagın bir şekilde Türkiye ve Kürdistan’ın hemen hemen her yerinde kutlanmıştır. Bu, sermaye devletinin faşist tek adam diktatörlüğüne bir karşı koyuştur, aynı zamanda. Aynı zamanda, referandum’da yapılan hileye ve düzen partilerinin durumu olağanlaştırma çabalarına karşı işçi sınıfı ve emekçiler açısından olumlu bir tepkisel karşı çıkıştır.

“Cennette büyük kaos var! Vaziyet şahane!”

Referandumun ilk aşaması “Evet”in kıl payı öne çık(arıl)ması ile sonuçlandı. Başkanlık sistemi, merkeziyetçiliğin daha kurumsal hale getirilip, egemen kliğin devlet iktidarında çelişkilerden azade bir rahat soluk alabilmek için tasarlanmışken daha ilk adımında, kendi sınıfdaşlarınca dahi meşruluğu sorgulanır hale geldi. Devlet krizinin farlı krizleri de doğurarak büyüyeceğini, böyle bir kaos durumunun da devrimciler açısından ezilenlerle birlikte çok yeni kapılar açacağını tespit etmek gereklidir.

İbrahim Kaypakkaya Beynimizde Bilinç, Bileğimizde Güç, Yüreğimizde Cesarettir!

“Musa Kırmızı asılmayacak!

Biz hapiste çok yattık. Hapisliğin ne olduğunu biliriz.

Ölüm dersen her gün karşı karşıyayız!”

(Yılmaz Güney'in 1970 Yapımı Yedibelalılar Filminden bir replik.)

Türkiye devrimci hareketine birkaç söz:

Anglo-Sakson ittifakı ve Arap Sünni-NATO’su! 

16 Nisan referandumundan sonra özel olarak devrimci basına göz gezdirip bir şeyler aradım. Öyle ya, her hareketin bir nedeni ve bir sonucu olduğu gibi, bir yorumu bir analizi, çıkarsanılacak dersleri de vardır! Referandum öncesi tavrını “Hayır” ve “Boykot” olarak açıklayan devrimci hareketin çeşitli kanatlarının, seçim sonrası süreci değerlendiren, belirledikleri tavırların referandum sonrası kazanım ve kayıplarının muhasebesini yapan bir yaklaşım görmedim.

Emperyalistler arası savaş çanları çalarken... ENTERNASYONAL MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM!

Trump’ın başkan olmasıyla ABD emperyalizminin gittikçe ivmesi artan saldırgan politikalar içine girmesi salt politik düzlemde açıklanamaz. Ekonomi, politikayı belirleyen temel parametre olduğu için politika, salt politika değildir. Siyasi alandaki değişim ve gelişmelerin daha görünür olması onu ön plana çıkarırken ekonomiyi görünmez kılar. ABD emperyalizminin Ortadoğu alanındaki saldırganlığı, emperyalistler arası çelişkilerin her alanda derinleşmesinin bir sonucudur.

Sayfalar