Pazartesi Ekim 12, 2026

Sınıf mücadelesinde rakamların ve nicelik gelişmelerin önemi (Mehmet Emin Gündoğdu)

Sınıf mücadelesi, kapitalist toplumun dünya çapında hakimiyetinden sonra farklı bir rol aldı. Sömürücü toplumlar kendi bağrından çıkan üretim araçlarının nicel birikimleri sonucunda, niteliksel sıçrama yaratıp eski toplumu yıkmıştır. Köleci toplumun bağrında gelişen Feodal üretim araçları  köleciliği yıkmıştır. Feodal toplumun bağrında gelişen kapitalist üretim araçları, feodal toplumu yıkmıştır.

   Kapitalist toplumda durum farklıdır.  Kapitalist toplumun  yıkılışı tamamen üretim ilişkilerinin devrimcileşmesiyle olacak bir iştir. Emek ve emek üreten araçlar, evrimini tamamlayıp toplumsallaştığından vede toplumsallaşmayan sadece üretim araçları üzerindeki kapitalist mülkiyet olduğundan, bu toplumun yıkılışı üretim araçlarının gelişmesiyle değil, üretim ilişkilerinin gelişmesi (devrimcileşmesi)  ile kapitalist özel mülkiyetinde, devrimci bir şiddetle  toplumsallaştırılmasıyla olacaktır.

   Sınıf mücadelesi, nicel birikimlerin belli bir aşamasında, eskinin yadsınıp yeninin kurulmasıyla nitelik bir sıçramaya ulaşır ve ortaya yeni bir birlik ve yeni bir zıtlar mücadelesi çıkar. Sınıf bilinçli devrimcilerin, değiştirme-dönüştürme mücadelesinde nicelik gelişmelerin önemi çok büyüktür.

   Mao yoldaşın bu konudaki bir görüşünü aktarıp  devam edelim.

   “ -Kafamız rakamlara yatkın olsun-; başka bir deyişle, bir durumun ya da bir sorunun nicelik yanına eğilmeli, esaslı bir nicelik tahlili yapmalıyız. Her nitelik kendini belli bir nicelikte ortaya koyar ve nicelik olmadan nitelik olmaz. Bugün bile yoldaşlarımızın birçoğu şeylerin nicelik yanlarına, yani temel istatistiklere, belli başlı yüzdelere ve şeylerin niteliklerini  belirleyen niceliksel  sınırlara eğilmek zorunda olduklarını kavramıyorlar. Bu yoldaşlarımızın kafalarında -rakam- diye bir şey yok; bu nedenle hata işlemekten kurtulamıyorlar.” (Mao.SE 4.Kaynak Yayınları. İkinci baskı.sf: 359)

    Sınıf bilinçli devrimciler rakamları ne kadar bilince çıkarıyor. Mesela 50 yıllık bir örgütün militanı her şeye sıfırdan başlayabilir mi? Bunca zaman hangi birikimleri yapabildi, bu nicel süreçte  verilen sınıf savaşını ne kadar öğrendi. Yaşananlardan hangi dersleri çıkardı? Bir komünist örgüt, 50 yıl mücadele edip de sonunda marjinal bir duruma düşüyorsa, doğmatizme-oportünizme saplanmış olamaz mı? Bu dogmatizmden ve oportünizmden kurtulmak için hangi çabanın içerisinde? Tüm bunlar ayrıntılı bir nicelik araştırmasıyla çözüme  kavuşabilir.

    Mesela, Kaypakkaya yoldaş  TİİKP proğram taslağında,TKP değerlendirmelerinin bir yerinde şöyle diyor: “Fakat,yine proğram taslağı'na göre, TKP'ni oportünist ve revizyonist bir parti ilan etmemek mümkün değildir. 'Marksizm-Leninizmi yurdumuz şartlarıyla yaratıcı bir şekilde kaynaştıramamak', 'yığınlar içinde kök salmayı başaramamak',  30 küsur yıllık legal ve illegal  faaliyet dönemi boyunca 'yığınları silahlı mücadele yolunda seferber edememek ve halkın silahlı gücünü yaratamamak', 'Leninist örgütlenme esaslarını uygulamamak' ve bütün bunlardan dolayı da 'çökertilmek', su katılmamış bir revizyonist hareketin nitelikleridir.

   Bir parti, bir yandan revizyonizmin ve oportünizmin bütün hastalıklarıyla sakatlanmış olacak, öte yandan,bu parti 'Marksizm-Leninizme bağlı kalmış' olacak, ' oportünizmle mücadele etmiş' olacak, 'Leninist parti' olmakta devam edecek. Bu en hafif deyimi ile, Marksizm-Leninizmin ne olduğunu anlamamaktır,” ( İK. SE II. Sf:70)

   Bu sözlerin üzerinden 50 yıl geçti. Şöyle bir düşünelim. İbrahim yoldaş kendinden önceki 30 yılın muhasebesini yapıyor. Rakamlarla çalışıyor. Ve 30 yıllık başarısızlığı revizyonist ve oportünist politikalara bağlıyor. Peki bugün bizler 50 yılın muhasebesini yapabiliyormuyuz. Nitel bir sıçrama yaratamadığımıza göre, nicelik olarak neleri yapıp yapamadığımızı açıklayabiliyor muyuz?

    Kapitalist özel mülkiyeti zor ile yıkıp toplumsal mülkiyeti inşa etme  mücadelesi devam ediyor. 1848 yılında yayımlanan Komünist Parti Manifesto ile başladığımız komünist toplum amacımz, 1917 Büyük Ekim Devrimi ve 1949 Çin Demokratik Halk Devrimi ile devam etti. Bu devrimlerin yarattığı gelişmeler hala yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

   İnsanlık tarihinin en büyük devrimi olan Ekim Devrimi'nin 105. yılındayız. Canlıları (bitkileri, hayvanları ve insanları) büyük felaketler bekliyor. Çevre felaketleri, küresel ısınmalar, aşırı kuraklık, gıda kıtlığı, dünya genelinde yükselen  ırkçılık ve faşizm, ve de gümbür gümbür gelen 3. dünya savaşı tehlikesi. Kitleler sokakta, en küçük bir kıvılcım kitleleri harekete geçiriyor. Kitlelerin bu kendiliğindenci eylemlerini komünistler saflarına çekemiyor. Komünizm cazip gelmiyor. Neden ? Nedeni çok. Sosyalizmden geri dönüşleri yeterince açıklayamadık. Sosyalist ülkelerin getirdiği yenilikleri kitlelere anlatamadık. Bugünün komünist parti yöneticilerinin çoğu kitap okumuyor, araştırmıyor. Mao yoldaş diyorya; araştırma yapmayanın söz hakkı yok diye. Ama görüyoruz ki araştırma yapmadan çok söz söyleniyor. Sözün hükmü fazla kalmamış. Okuyan, araştıran, dinleyen, iyi bir öğrenci olmaya çalışan yöneticileri bulup kadro yetiştirmessek daha geriye düşmemiz kaçınılmaz olacak. Bundan dolayı, sokaklarda gelişen nicel eylemlilikleri doğru okuyup ona göre bir strateji ve taktik politikalar belirlemeliyiz. Siyaset ekonominin farklı bir versiyonu diyoruz. Ekonominin sürekli değiştiğini yazıyoruz o zaman siyasetimizi ekonomik gelişmelere göre sürekli yenilemeliyiz.

   Sonuç olarak;

   Sınıf mücadelesi nicelik ve nitelik  gelişmesini devam ettiriyor. Niteliksel aşamalardan sonra geri dönüşlerin yaşanması umutsuzluk yaratmasın. Özel mülkiyet toplumlarının tek alternafi Komünist Toplumdur.

   Sınıf bilinçli proleter devrimciler olarak günün  ihtiyaçlarına göre politika üretip mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bir yandan, oluşturulan ortak mücadele alanlarını geliştirmeye çalışırken bir  yandan da kendi öz gücümüzü büyütmeliyiz. Yakına ama daima ileriye adım atmalıyız. Rüzgar işçiden yana esiyorsa rüzgarı arkamıza almamız için faaliyet yürüttüğümüz her yerde işçi komiteleri kurarak işçi kadroları yetiştirip sınıf içinde örgütsel bir güç olmalıyız. İşçi sınıfı içinde, gençlik ve kadın çalışmalarında somut kazanımlar elde ederek niceliksel bir gelişme yaratmalıyız. Biriken ve gelişen niceliksel büyüme, zamanla niteliksel sıçramalara dönüşerek sınıf mücadelesinde aktiv rol oynamamızı sağlayacaktır.

Mehmet Emin Gündoğdu                                    

10398

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

KALIN!

Nereye gidiyorsunuz?

Daha karpuz kesecektik.

Rüya son bulurken

Aşağıda sizi bekliyorduk.

Siyasete hâkim olan partiniz

Artık sizi taşıyamıyor mu?

Komprador ve Emperyalistler

Zincirinizi kısaltmaya mı karar vermiş.

İçinizden birkaç Komprador çıkarabildiğiniz için

Kendinizi mutlu sayarak teselli bulabilirsiniz.

Yediklerinizi bal(dindarlık)

İçtiklerinizi kaymak (milliyetçilik)

Sayabilirsiniz.

Ama halkın bedduası tarih boyunca hep tutmuştur.

Kursağınıza dizilir boğulursunuz.

Lütfen KALIN!

NUBAR OZANYAN ÖLÜMSÜZDÜR | Orhan anısına: Hayalini kurduğumuz dünyaya seni taşıyacağız!

   Okşayıp okşayıp geçiyoruz birbirimizi

Nasıl mı?

Tabi ki kanatlarımızla.

Aynı kandanız çünkü.

Uzaktan da olsa

Birbirimize değdikçe

Anlıyoruz...

(Maria Rilke)

...

'' Patron benim ''

''Ülke küçük ama pasta büyük''

Ulusal Sorun

Ulusal sorun konusunda çözümlemeli onlarca yazı bulabilirsiniz. Literatürden alınan(aslında dogmaya indirgenen)onlarca metin. Egemen sınıfların ne istediği ile ezilen ulusun çilesi karıştırılıp boca haline getirildikten sonra, sorunu nesnel tarihsel ve sınıfsal bağından koparmak işi de hallolduysa geriye görev babında aslında bir şey kalmıyor.

Suriye küçük,ama pasta büyük

Suriye, yüzölçümü küçük olan bir ülke. Yeryüzünün bu küçük toprak parçası için bir dünya savaşı çıkarılır mı diye sorulabilir? Ya da emperyalist sistemin işleyişine “akıl-sır” erdiremeyenler için, çok anlamsız gelebilr. Ancak, emperyalistler açısından hiçte sorun böyle değil. Evet, toprak küçük, ama pasta çok çok büyük. Akdeniz’e açılan, üzerinden Suudi Arabistan, Katar, Irak doğal gaz ve petrollerinin borularla Akdeniz’den Avrupa’ya ulaştırılması planlanan bir yer. Ve elbette Suriye’nin kendi petroli de söz konusu.

Kripto paranın Ekonomi Politiği-I

Bu makale, günümüz klasik para olgusunun ve mevcut sistemin tarihsel oluşumunu, gelişmesini, döngüsünü ve mantığını özetlemeye çalışmakla kalmayacak, geleceği şekillendirecek, sistemleri ve yaşamı değiştirecek kripto paraların dünyayı nasıl değiştireceğine de dikkat çekmeye çalışacak. Şüphesiz ki, eksik tonlarca yan kalacaktır. Kapitalist iktisat ekonomisi üzerine yüzyıllardır binlerce kitap yazılırken bizim bunu eksiksiz olarak bir makalede sunmamız zaten gerçekliğe aykırı olurdu.

Kuzeyde Partiler Geride,Ulusal Birlik İleride(2)-Dursun Ali Küçük

*Ulusal brilik ve Ulusal kongre taleplerini iyiniyetlice epeydir yazıyorum...

Görülüyor ki, iyiniyet ve istemek yetmiyor. Birde partiler sıkıştıklarında “birlik” demeleri insanı çıldırtıyor.

Kaç kongre kaç parlamento ve mecilis kurup ve dağıtttık...

KNK-Kürdistan Ulusal Kongresi toplantılar ve konuşmalar dışında pratik öncülük vb yapmadı. Hep işlevsiz kaldı.

DTK ne iş yapıyor hala anlamış değilim. Bana göre pratik hiç bir işlevi yoktur.

Buna benzer örnekler çoğaltılabilir.

Rojava Kürtlerinin Düğümü….-Dursun Ali Küçük

*Suriye egemen bir devlet eğildir…

Rusya ve İran hatta Türkiye Suriyenin birliği ve egemenliğinden sözediyorlar…

Ama her üçüde Suriye ye belli ölçüde yerleşmiş. Kendileri de Suriye’yi paylaşıyorlar.

Suriye 3 parçadır. 

-Fıratın batısı Rusya ve İran TC ye bırakmıştır. Efrin ile bunu tamamlamaya çalışıyorlar. TC deki üçlü toplantıda Tel Rıfat’ı Rusya-İran ve Rusya ortak yürütecek deniyor.

-Şam, halep ve Fıratın doğusu Deyrezor’a uzanan hatta İran, Rusya ve Rejim güçleri kontrol ediyor..

Emperyalist Savaşın Esas Akım Haline Gelmesi -4

“Emperyalist Büyük Savaşa Doğru” yazı dizisinin bu son bölümü olacak. Aslında yazılacak daha çok şey var. Ancak genel hatlarıyla ortaya konulan veriler ve teroik argümanlar, içinde bulunduğumuz sürecin gidişatını genel hatlarıyla ortaya koyduğuna inanıyorum.

Böyle gitmez

Bir önceki yazımda birlik sorunun ‘sınıf bilinci’ ile ilişkisine değinmiştim.Tarihsel görevlerimizi yerine getirebilmek adına bunun zorunluluk olduğunu söylemiştim.Konuştuğum Maoistlerin söylediği şu:

Tarihsel görevimizi biliyoruz.Ancak birlik sorununun sınıfsal niteliğinin koşulları doğru değerlendirilemez ise bu eski pilavı ısıtmaktan başka bir anlam taşımayacaktır.Teorik açıklamaları görüyorsun.Bir rüzgar var,durgunluktan çıkmak adına popüler akıma kapılan Kaypakkayacılar var.Yeni adına çizgiyi yenileme adına burjuva akıma kapılanlar var.

Yaşamak için, ölmek zorundasın!

Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız, her şeyin kökünden yok edilmesidir.

Devrimcilik (Aydınlanma), parkta yapılan bir yürüyüş değil, cehennemde bir yolculuktur. El üstünde tuttuğumuz tüm inançlarımızın ve kendimizle ilgili bütün düşüncelerimizin alaşağı edilmesidir. Başka yolu yoktur.

Sayfalar