Pazar Eylül 20, 2026

BRICS'in Johannesburg'da zirve toplantısı

Çin yeni emperyalist konumunu genişletiyor

Bugün Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde Vladimir Putin'in yalnızca sanal olarak katıldığı yeni emperyalist BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) zirve toplantısı sona eriyor.

Altı ülke eklendi

Tartışmaların merkezinde 14 yıl önce kurulan BRICS grubunun "BRICS Plus" olarak genişletilmesi yer alıyordu.

Yeni emperyalist devletler Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arjantin'in yanı sıra Mısır ve Etiyopya da bugün yeni üyeler olarak karşılandı. 1 Ocak 2024'te kabul edilecekler. Aralarında Endonezya, Bangladeş ve Venezuela'nın da bulunduğu BRICS grubuna katılmak isteyen çok sayıda aday için kabul kriterleri hazırlanıyor. Zirveye konuk olarak katılmak isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron reddedildi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, genişleyen BRICS grubunun dünya nüfusunun yüzde 46'sını ve küresel ekonomik üretimin yüzde 37'sini oluşturacağını söyledi. Genişleme, ABD ve Batı'nın üstünlüğüne karşı daha adil, çok kutuplu bir dünya düzenine doğru atılmış bir adımdır. "Küresel Güney"in uluslararası tanınma kazanmasına yardımcı olur.

Lula da Silva, aynı derecede kurnaz sözlerle, Brezilya'nın yeni emperyalist bölgesel üstünlüğünün yayılmasını, Latin Amerika'nın ABD emperyalizminin pençelerinden kurtuluşu olarak gizlemektedir. Aslına bakılırsa, dünya pazarlarına hakim olma, güç ve nüfuz mücadelesinde çok kutuplu bir dünya düzenine doğru büyük değişimler uzun zaman önce gerçekleşti. Yeni emperyalist güçler, NATO ile Rusya arasında Ukrayna konusunda yaşanan karşılıklı darbelerden ilave nektar elde ediyor.

BRICS'in genişlemesiyle Çin, ekonomik ve güç-politik konumunu genişletme ve bugüne kadarki tek emperyalist süper güç olarak ABD'yi geçme hedefine bir adım daha yaklaştı. Kendini yeni, adil bir dünya düzeni olarak gizleyen şey, emperyalistler arası çekişmelerin ve bıçaklamaların yoğunlaşması ve hemen hemen tüm emperyalistlerin dünya savaşı hazırlıklarıdır. Son zamanlarda BRICS kalkınma bankası da genişletildi.

Yeni gelenler Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'dı. Suudi Arabistan bu adımı atmak üzere. Ancak yeni gelenler yalnızca küçük paylar alıyordu. Tüzükler eski BRICS ülkelerinin oy haklarının çoğunluğuna sahip olmasını sağlıyor.

BRICS grubunun gelişimi hiçbir şekilde homojen değil

 BRICS devlet başkanları bugünkü açıklamalarında birlik olduğunu gösteriyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi genişlemeyi "tamamen desteklediklerini" söyledi. Modi ayrıca ülkesinin tüm yeni üyelerle "derin ve tarihi bağları" olduğunu vurguladı. Ancak zirve toplantısı öncesinde ve sırasında aralarında bazı çelişkiler ortaya çıktı.

Hindistan, BRICS grubunda nüfuz kaybından korkuyor. Bu nedenle ülke, Brezilya'nın teşvik ettiği ortak ticaret para biriminin destekçisi değil. Bundan öncelikli olarak Çin faydalanacaktır. Çin ile Brezilya ve Çin ile Güney Afrika arasındaki ticaret halihazırda ağırlıklı olarak Çin'in para birimi olan yuan'a dayalı. Rusya ayrıca Hindistan'ın petrolünün bir kısmını yuan cinsinden ödemesini sağlıyor. Çin ekonomisi Hindistan'ınkinden beş kat daha büyük. Ayrıca BRICS grubunun eski ve yeni üyelerinin tamamı ABD emperyalizmine ve NATO'ya karşı oldukları konusunda hemfikir değil.

Xi Jinping ve Putin, "Soğuk Savaş zihniyetinin" hâlâ dünyada dolaştığını vurgularken, Güney Afrika'nın ABD emperyalizminden kopmak istemediğini, AB'nin de Arjantin ve Mercosur'da nüfuz peşinde koştuğunu vurguluyor. Güney Afrika, Ukrayna savaşına "barışçıl bir çözüm" istiyor. Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ülkesinin tarafsız konumunu vurguladı. Ancak yakın zamanda ABD ile Güney Afrika'dan Rusya'ya silah teslimatı yapıldığı iddiası nedeniyle hararetli bir diplomatik anlaşmazlık yaşandı. Yaptırımlar söz konusu olabilir, ABD ile Güney Afrika için önemli olan serbest ticaret anlaşmasının feshi söz konusu olabilir. Güney Afrika, ABD ile büyük bir çatışmayı göze almak istemiyor.

Daha geniş BRICS grubu içindeki İran ve Ortadoğu'daki Suudi Arabistan gibi bölgesel hegemonya planlarında rekabet eden ülkeler arasında da çelişkiler mevcut. Rusya, Afrika'da nüfuzunu yalnızca AB ve ABD'ye karşı değil, aynı zamanda Çin ile rekabet halinde de büyük ölçüde genişletti.

 Proleter enternasyonalizmi işçi sınıfına dayanır ve kendisini sosyal şovenizme karşı konumlandırır

 Yeni emperyalist yapıların oluşumu ve daha da gelişmesi, bu ülkelerin çoğunda güçlü bir işçi sınıfının gelişmesiyle el ele gitti ve gidiyor. İran'daki işçi ve halk mücadeleleri, faşizme karşı ve dünya çapında devrimci gelişme için verilen mücadelelerin ön saflarında yer almaktadır.

Brezilya ve Arjantin'de de sendikal ve siyasi haklar için, çevrenin korunması için, ücret hırsızlığına ve krizin yükünün işçilerin ve geniş kitlelerin sırtına yıkılmasına karşı önemli işçi mücadeleleri gelişmiştir.

Perspektif, işçilerin anti-emperyalist mücadelesinde, uluslararası anti-faşist ve anti-emperyalist birleşik cephenin inşasında ve uluslararası sosyalist devrimin hazırlanmasında yatmaktadır; Rusya ve Çin'in önderliğinde sözde daha barışçıl bir dünya düzeninde değil.

DKP, diğerlerinin yanı sıra, ABD emperyalizmine karşı mücadelede hayali bir "adil dünya düzenini" savunmak için eleştirel olmayan desteklerinin propagandasını yapmaktadır. Aslında dünyanın yeniden paylaşımı mücadelesi doruğa ulaşıyor ve Çin ile ABD bu yeniden paylaşım etrafında bloklaşmanın merkezlerini oluşturuyor. BRICS'in genişlemesi de bu doğrultudadır.

[1]          Bu makale,  MLPD“nin online yayın organı Rote Fahne News“den tercüme edildi. 24.08.2023 https://www.rf-news.de/2023/kw34/sechs-laender-neu-in-brics-gruppe-aufgenommen

14320

İşaretlesiniz de Fişleseniz de Biz Aleviyiz!

İktidarın asimilasyon politikaları her yeni günde, bir  önceki günü aratır şekilde ve değişik yöntemlerle, değişik rollere soyundurulmuş Hızır Paşalar ve piyonlarla devam ediyor..

Ben İstanbul Surlarinin Dibinde Şehit Düsecegim

           Türkiye Devrimci Hareketi 1980'li yıllarda tartıştığı konuların başında Kürt Sorunu ile SSCB'nin  halen sosyalist mi ?, emperyalist mi ? diye üzerinde şiddetli tartışmaların  yürütüldüğü bir süreçten  geçerek bugünlere geldi.

“ ‘Neo’su ve ‘sol’u ile liberaller nedir, neye yarar?”

“Düşmanlarımızın en güçlüsü içinizdedir.”[1]

 

“… ‘Neo’su ve ‘sol’u ile liberaller nedir, neye yarar?” sorusunun yanıtı; onların “6N 1K”sına dair tahlili “olmazsa olmaz” kılar.

“5N 1K değil miydi?” denecek olursa…  Hayır, sadece “Ne?”, “Ne zaman?”, “Nerede?”, “Nasıl?”, “Neden?”, “Kim?” sorularıyla yetinemeyiz; bunlara “6N”yi yani “Nereden?” sorusunu da eklemeliyiz…

Konuya bu kadar geniş perspektifte eğilme ihtiyacı, liberallerin “önem”inden değil, onların manipülasyon güçlerini teşhir etmenin ve okuyucuya saygının gereği.

Gezi'den Cikan Dersler Ve Dertler

Gezi'den Cikan Dersler Ve Dertler

Olgularla gençlik ve gelecek(sizlik)[1]

 

“Gençliğe, yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz.”[2]

Søren Kiergegaard’ın, “Hayatı ileriye dönük yaşar, geriye dönük anlarız,” uyarısının altını çizerek ekleyelim: “Gençlik ve Gelecek(sizlik)” meselesi, sürdürülemez kapitalizm koşullarında çürümenin diyalektiğinden bağışık ele alınamaz.

“Çürümenin Diyalektiği”ne gelince onu da Hilmi Yavuz’un, ‘Yara Şiirleri’ndeki dizelerinden şöyle aktarabiliriz:

“her şey akıyor

her şey akıyor, panta rei ve irin

akıyor kalbimize, senin ve benim;

yazdıkları taş levha üstüne, kirle

Mücadele boyu bir yasam : Schafik Jorge Handal [*]

“Hayır, hiç yenilmedik, çekildik yalnız Ve şimdi olduğumuz yerde Ve ayaktayız Diyorlar ki elbette doğru Kim katılmak istemez onlara.”[1]

Kentin merkezindeki küçücük meydanda kurulan derme çatma kürsüden, çevresinden kendisine laf atanlara, soru soranlara söz yetiştirirken, esprileriyle çevresindekileri kahkahalara boğarken, ona “gerilla komutanı” demeye bin şahit isterdi. Ama öyleydi işte…

Şefik Handal… Ya da El Salvador’daki adıyla Schafik Jorge Handal… 

Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda - 2

 

Elimdeki egemenliği son kırıntısına kadar korumak, sürdürmek isteğini arzusunu daha da hırsla taşımaktayım.

Şimdi bazı hemcinslerim beni eleştirecekler, yargılayacaklar, belki de bu ne saçmalama, yolunu şaşırmış ya da olamaz diyecekler. Varsın desinler. Çünkü gerçekler görülmedikçe, kavranmadıkça bu sorunlarımız daha da artarak devam edecektir. İktidara karşı savaş halindeyken kendi iç dünyamızdaki benzer iktidar zaafını farkında olarak ya da olmayarak süregelen tutsaklık devam edecektir.

Yine ve yeniden geldik; BURADAYIZ![1]

“Durgunsa ya da suskunsa insan,

mutlak bir nedeni vardır.

Suskunluğa aldanma,

herşeyin bir zamanı var!”[2]

 

Zorbalığın zulmüyle insan(lar)ın yıldırılmaya, sömürülmeye çalışıldığı her yerde teslim alınamayanlar, diz çökmeyenler, başkaldıranlar hep vardı, var oldu, var olacaktır…

Ayakta alkışlanmayı hak eden Gezi/ Kızılay/ Gündoğdu (vd’leri) gerçeği bunu kanıtladı…

SÖYLEŞİ: Okuryazarlik üzerine[1]

“Bir yazarı okumak, yalnızca

neler söylediğini öğrenmek değildir;

onunla birlikte yollara düşmek,

onun eşliğinde yolculuğa çıkmaktır.”[2]

 

Yel Değirmenlerine Karşı Savaşa Katıl; Akıma kapılma:Atomu Parçalayacağız!-2



Yel Degirmenlerine Karsi Savasa Katil; Akima kapilma:Atomu Parcalayacagiz-2

DHF Cevresindeki arkadaslarin 'Cok Partili Sosyalizm' tartismalarina bir katki olarak yayinladigimiz makaleminizin ikinci kismini yayinliyoruz 

Bir kez daha, “Terör” mü?[1]

“Dünyayı fethetmek zorunda değiliz. Bize onu baştan yaratmak yeter.”[2]

Sayfalar