Cumartesi Ekim 17, 2026

“Yetiş Yalnız Demokrasi, Özgürlük ve Eşitlik Mücadelemizde Yeni Bir İlham Kaynağımız Olarak Yaşamaya Devam Edecektir!”

ATİK-Uluslararası Demokratik Kamuoyuna Duyuru-

Bugün 8 Mayıs, Hitler faşizminin kapitülasyonunun Avrupa’da ilan edildiği gündür. Bir taraftan tarihin bu onurlu zaferinin sevincini yaşıyoruz. Ancak aynı gün, eski ENİLKOM aktivistlerimizden Yetiş Yalnız’ın 11 yoldaşıyla birlikte, partizanca direniş örneği sergileyerek ölümsüzleştiklerini öğrendik. Bu çatışma ve direniş, 24-28 Kasım 2016 tarihinde, DERSİM-ALİBOGAZI bölgesinde, soykırımcı ve katliamcı faşist Türk Ordusu’nun bir operasyonu esnasında olmuştur.

Bu direnişte ölümsüzleşen Partizanların isimleri şöyledir;

YETİŞ YALNIZ (Doğum 1980), ESRİN GÜNGÖR (Doğum 1995), HATAYİ BALCI (Doğum 1994), GAMZE GÜLKAYA (Doğum 1995), SERKAN LAMBA (Doğum 1985), HASAN KARAKOC (Doğum 1980), UMUT POLAT (Doğum 1993), SAMET TOSUN (Doğum 1996), ALİCAN BULUT (Doğum 1992) MURAT MUT (Doğum 1993) ERSİN EREL (Doğum 1993), DOĞUŞ FIRAT (Doğum 1998)

YETİŞ YALNIZ yoldaş Avrupa’da yaşadığı yıllarda, ATİK bünyesinde çalışmalar yürüten Enternasyonal İlişkiler Komitesi’nde (ENİLKOM) aktif bir aktivistimiz olarak, 2010 yılına kadar örnek ve başarılı sorumluluklar üstlenmiştir. Yetiş Yalnız (Ahmet) yoldaş, sanatsal ve kültürel açıdan çok yönlü yetenekleriyle birlikte, fedakâr, disiplinli, azimli, politik ve pratik öncü kimliğiyle öne çıkmıştır. Yetiş Fransa’da yaşadığı yıllarda, Fransız emperyalizminin faşit Türk Devleti ile işbirliği sonucu, ilerici/ devrimcilere uyguladığı politik baskı ve tutuklamalar sürecinde maruz kaldığı politik tutsaklık koşullarında da, kendine ve mücadelemize yakışır örnek bir tavır sergilemiştir.

Avrupa’da uzun yıllardır sürdürdüğümüz   anti-emperyalist, anti-kapitalist, anti faşist, anti-şöven, anti-patriarkar mücadelemizin örnek bir karakteri olan Yetiş Yalnız’ın mücadele azmini herkese anlatmaya, her eylemimizde onu pratikleştirerek mücadelesini yaşatmaya özen göstereceğiz.

Biliyoruz ki, devrimciler tutsak alınabilir, ama devrimci mücadele düşüncesi her koşulda özgürdür!

Biliyoruz ki, devrimciler öldürülebilir, ama her seferinde devrim tutkumuz yeniden kamçılanır! Ancak, ünlü Alman şairi ve edebiyatçısı Goethe’nin de söylediği gibi: ‘’Bilmek yetmez, uygulamak gerekir; istemek yetmez, yapmak gerekir’’.

Biz de Yetiş Yalnız ve 11 yoldaşı gibi, emperyalizme ve faşizme karşı partizanca mücadele edenleri, bilerek ve uygulayarak örnekleştirenlerden esinlenmekten asla vazgeçmeyeceğiz!

Çünkü biz; insanın insan tarafından sömürülmesini red ediyoruz!

Çünkü biz; emeğin sermaye güçleri ve iktidarları tarafından sömürülmesini kabul etmiyoruz!

Çünkü biz; hiç bir ulusun başka ulusları ve yerli halkları baskı altına almasını asla kabul etmiyoruz!

Çünkü biz; kâr hırsından gözü dönmüş kapitalistlerin doğayı talan etmelerine müsade etmiyoruz!

Çünkü biz; kadına ve kadın emeğine yönelik, erkek egemen köhne zihniyetler ve iktidarlarca reva görülen cinsiyetçi tutsaklığı yıkmak istiyoruz!

Çünkü biz; göçmenlerin özlük insan haklarının sosyal şövenist politikalar sayesinde ihlal edilmesini red ediyoruz!

Çünkü biz; emperyalizmi, kapitalizmi, faşizmi, ırkçılığı, talancılığı ve patriarkayı toptan red ediyor, bunların olmadığı sosyal adaletçi ve özgür bir dünya yaratmak için azimle mücadele yürütüyoruz!

Devrimci mücadele her yer de, her koşulda meşrudur! Yaşasın prolterya enternasyonalizmi ve halkların kardeşliği! Devrimciler ölür, ancak devrim kervanı yeni yolcularla çoğalarak yürür! Demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelemiz her koşulda sürdürülebilirdir, yeniden ve yineden örnekleşerek yaşamaya devam eder!

ATİK – ENİLKOM, YENİ KADIN, YENİ DEMOKRATİK GENÇLİK (YDG)

48659

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Aşırı Sermaye Üretimi ve Marmara’nın Ölümü

İşçinin, emekçinin katledilmesi, yoksullaştırılması, sıradanlaştırılması, aşağılanması, yaşam araçlarının elinden zorla alınması, üretimine oranla insan gibi yaşamasının engellenmesi; doğanın katledilmesinden ayrı ele alınamaz. İşçinin karşı karşıya kaldığı sınıf muamelesi, doğanında karşı karşıya kaldığı bir sınıf muamelesidir. İşçi ve doğaya karşı tavır, burjuvazinin karakteristik sınıf eylemidir. Ya da daha açıkcası, kapitalist sistemin temel yapısıdır.

Katliam Bir Devlet Geleneğidir!

Son süreçte yaşananlar, gündemin yoğunluğu, faşist devlet ve mevcut iktidarın saldırı politikaları…

Elbette ki bütün saldırıların içerisinde, saldırılacak ilk alan Kürt ulusunun siyaset yapabildiği, devrimci, demokrat ve daha birçok kesimin ortaklaşabildiği HDP oluyor.

HDP İzmir İl Binası’na yapılan saldırı, kapatma davası, iddianamenin ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi, Kobane Davası duruşmasını takip edenlere karşı gerçekleşen faşist saldırı ve toplamda bunlardan önce HDP’nin yıllardır, durmaksızın faşist iktidar tarafından hedef gösterilmesi.

Toplumsal Cinsiyet ve Din: Antropolojik Bir Bakış[*]

“Ezilenler arasında

din adamı göremezsiniz,
din adamları
ezen sınıfın asalağıdır.”[1]
 

Sevdiği Renk Mavi; Tutkusu Da Aşk ve Devrimdi[*]

“Nerelerdeydin diye sorarsan ‘hep eskisi gibi’ diyeceğim.”[1]

 
Mütevazı bir dev nasıl anlatılır?
Çok zor. Ama yine de hakkında yazılabilecek şey, “Yazdıkları gibiydi” olabilir.
Aşkı, ayrılığı yazan ve “Tüm çiçekleri koparabilirler ama yine de baharın gelmesini asla engelleyemezler,” diye haykıran bir sosyalistti O.
“Evet, şiir isyandır… Biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız,”[2] derdi.

CHP bir alternatif değil AKP'nin sınıf kardeşidir!...

Kapitalist toplumda temel çelişki emek-sermaye arasındaki çelişkidir ve kapitalist toplum içerisindeki temel iki sınıftan burjuvazi ile proletaryanın ve bu iki sınıf menfaatine faaliyet yürüten en basitinden en karmaşığına bütün siyasi örgütlerin sınıf savaşının neresinde durduklarını belirleyen de bu çelişkidir. Elbette Türkiye toplumunun sosyo-ekonomik yapısına paralel, bu temel çelişkinin yanında başka çelişkiler de bulunur ve bu çelişkiler sınıf mücadelesinin dinamiklerini oluşturur.

İbrahim Kaypakkaya’yı sevmek (Deniz Faruk Zeren)

Kim, ne zaman onun ismini ansa devletin en katı, en soğuk, en acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor!

Kim ne zaman onun fotoğrafını assa, taşısa, devletin sorgularıyla, kelepçesiyle, zındanlarıyla tanışıyor!

Kim, ne zaman onu sevdiğini, izinde yürüdüğünü söylese vay haline!

Bu dünyada, bu ülkede sevilmesi suç olan kaç insan var?

On yıllar önce katledilmiş, katilleri açığa çıkarılmak bir yana korunup gizlenmiş, mezarına giden yollara bile karakollar kurulmuş, adına yazılan şarkılar yasaklanmış bu insan güzeli, İbrahim Kaypakkaya’yı sevmek neden suç?

Paramaz! (Nubar Ozanyan)

20 devrimci militanın darağacına çekiliş tarihidir 15 Haziran 1915. Paranın ve korkunun egemen olduğu bir dünyada Türkçülüğün ve Turancılığın hüküm sürdüğü bir coğrafyada Hınçak militanı 20 Ermeni devrimci, son nefeslerini korkusuzca darağaçlarında verdi.

Paramaz’ın (Madteos Sarkisyan) yiğit sesiydi gecenin karanlığını parçalayan. “Yoldaşlar! Yiğitçe, başımız dik gideceğiz ölüme!” Cellatlar korktu. Karanlık sindi 20 Ermeni devrimcinin önünde.

Politik gerilik ve yetmezlik…

Geçen sayımızda okuma ve özellikle yazma faaliyetine uzak duruşumuz üzerine bir şeyler söylemeye çalışmıştık. Bu alabildiğine ilişkili iki başlıktaki geri durum, başka bir dizi çalışma-önlem-öneri vb.nin yanında pratik müdahale ve çeşitli kararların alınması ile tersine çevrilebilir.

Dönemsel olarak ya da faaliyet alanları özgülünde yoğunlaştığımız zamanlar olsa da bütünlüklü ele alma ve sonuçları kolektifimize mal etme anlamında beklenen tablonun gerisinde olduğumuz kabul edilmelidir.

Unutmamalı… Kanıksamamalı![*]

“Haklarımı aramaktayım. Onları gören oldu mu?”[1]

 
 
Yaşar Alperen Savaş (17)… Felek Batur (7)… Raşid Oso (8)… Hakan Sarak (5)... Mahmut Buluk (16)… Zeliha Cuma (7)… Helin Şen (12)… Serhat Savaş (15)… Enes Ata (8)…
Bu isimleri olasıdır hiç duymadınız. Ya da belki duydunuz/okudunuz, sonra da unuttunuz.

Haklar(ımız) İçin Devlete Karşı Özgürlük Mücadelesi[*]

“İnsan hakkı olarak özgürlük, insanın insana bağlılığına değil, tersine insanın insandan ayrılışına dayanır.”[1]

“Kolluğun Kötü Muamelesi, Ayrımcılığa, Cinsiyet Eşitsizliğine, Yaşama Hakkı ve Temel İnsan Hakları İhlâlleri”, vb’leri meselesine dair ilk saptamam: Özgür ol(a)mayanların, hiçbir hakkı ol(a)madığı; yani haklarına sahip çıkabilmenin bir özgürlük eylemi olduğu/ olması gerektiği yönündedir. Çünkü, “İnsanın temel özgürlüğü, yaşamını daha iyi kılma özgürlüğüdür,” diye uyarır hepimizi Bertolt Brecht!

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi Yol Göstermeye Devam Ediyor!

Pandeminin dünyada etkisini devam ettirdiği süreçte, yeni değişimler hızlıca gündemimize girmektedir. Çokça bahsedilen pandeminin dünyada açığa çıkardığı ortak özelliklerinden biri eşitsizlikleri arttırması, emperyalist kapitalist sistemin tüm özelliklerini artık gizlenemeyecek bir şekilde ortaya çıkarmasıdır.

Sayfalar