Yavuz Proletarya Ev Sahibini Bastırırmış
-Seçimleri Boykot-
Zavallı kılıçdaroğlu.
Kazanınca (parlamentarizme) geçmeyi başarabilince) kazanabilmek için yaptığı her şeyin anlamsızlaşacağıyla o kadar ilgilenmişti ki ...
Aman neyse biz proletaryalara ne.
Ulusalcıların - sosyal demokratların ağır bedellerle anlamsızlaştırdığı parlamentarizm komplolarla tarihin tozlu sayfaları içerisinde kaybolup giderken...
imamoğlu'nun şapkada çıkardığı tavşan özgür özer'e eşbaşkan'ım diyerek itibar kazandırma yarışına düşen dem'liler ile...
Tip'li (toplama) milletvekili adaylarının kaçının da bu komploların içerisine düştüklerinden...
diyerek asıl konumuza da gelirsek...
Hani şu partiler beraber görüldükleri diğer partilere neden dikkat etmezler bilmem.
Halbuki bu konuda toplumunda o kadar katı kuralları varken.
Desem ki toplumdaki siyasi renkleri seviyorlar.
Öyle olsa bile aynı turnusol kağıdının yüzerindeki renklerin farklılıklarından başka farklılıkları olmayan biz proletaryalarla da beraber görülmeyi (örgütlemeyi) de seviyor olmaları gerekmez mi?
Biz proletaryalar örgütsüzlükten kırılsakta, gözlerimiz oyulup bedenlerimizde çarmıha gerilse de, yine de partilerin biz siyasi renkleri farklı olan proletaryaları sevmediklerini/örgütlemek istemediklerini çok iyi biliyoruz.
Öyleyse siyasi renkleri farklı olan proletaryalarla (21.yüzyılın zencileriyle) bir arada görülmek (örgütlemek) istemeyen partilerin başka partilerle de görülmeyi istemelerinin (sevmelerinin) -de başka bir nedeni olmalı.
Belki bunun nedeni de partilerin her renkteki proletaryaların/taşlarında yerinde ağır olduğu düşüncesini seviyor olmalarındandır.
Hadi diyelim ki bu doğru.
Partiler gerçektende her renkteki taşların/proletaryaların yerinde ağır olduğu düşüncesini seviyor.
Şayet bu doğru olsa bile yine de bir insanın/partinin kimlerle görülebileceğine dahil de hiç mi bir kuralı olmaz.
İnsan/parti her önüne gelen partiyle de görülür mü?
Hadi diyelim ki bu da doğru.
Bir partinin kimle görüleceğine dahil hiç bir kuralının olmaması da doğru olsun.
Partiler istediğiyle de görülebilir.
Hemide görüldüğü partinin kimseye bir faydasının olmadığını bile bile...
kendiliğindenciliğin de bu partilerden daha fazla herkese faydasının olduğunu bile bile....
kendiliğindenciliğin kökenindeki burjuvalarla daha fazla görülen biz proletaryalara da kara çala çala....
istedikleriyle de görülürlerken....
Bu toplumunda mı partilerin kimlerle görülebileceğine dahil hiç mi bir kuralı yok?
Elbette ki var.
Elbette ki düşündükleri kadar da bu toplum geniş değil.
Hiç kimse sonuçlarını düşünmeden istediğiyle de görüşemez.
Bu toplumun bir ahlakı, ahlakında bir sahibi var.
Yaşasın toplumun ahlakı.
Yaşasın toplumun ahlakının sahibi.
Kahrolsun üreten kızıl (dudaklı) partileri biz proletaryalarla paylaşmayan partililer.
Ergün Aslan
Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
İşaretlesiniz de Fişleseniz de Biz Aleviyiz!
İktidarın asimilasyon politikaları her yeni günde, bir önceki günü aratır şekilde ve değişik yöntemlerle, değişik rollere soyundurulmuş Hızır Paşalar ve piyonlarla devam ediyor..
Ben İstanbul Surlarinin Dibinde Şehit Düsecegim
Türkiye Devrimci Hareketi 1980'li yıllarda tartıştığı konuların başında Kürt Sorunu ile SSCB'nin halen sosyalist mi ?, emperyalist mi ? diye üzerinde şiddetli tartışmaların yürütüldüğü bir süreçten geçerek bugünlere geldi.
“ ‘Neo’su ve ‘sol’u ile liberaller nedir, neye yarar?”
“Düşmanlarımızın en güçlüsü içinizdedir.”[1]
“… ‘Neo’su ve ‘sol’u ile liberaller nedir, neye yarar?” sorusunun yanıtı; onların “6N 1K”sına dair tahlili “olmazsa olmaz” kılar.
“5N 1K değil miydi?” denecek olursa… Hayır, sadece “Ne?”, “Ne zaman?”, “Nerede?”, “Nasıl?”, “Neden?”, “Kim?” sorularıyla yetinemeyiz; bunlara “6N”yi yani “Nereden?” sorusunu da eklemeliyiz…
Konuya bu kadar geniş perspektifte eğilme ihtiyacı, liberallerin “önem”inden değil, onların manipülasyon güçlerini teşhir etmenin ve okuyucuya saygının gereği.
Olgularla gençlik ve gelecek(sizlik)[1]
“Gençliğe, yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz.”[2]
Søren Kiergegaard’ın, “Hayatı ileriye dönük yaşar, geriye dönük anlarız,” uyarısının altını çizerek ekleyelim: “Gençlik ve Gelecek(sizlik)” meselesi, sürdürülemez kapitalizm koşullarında çürümenin diyalektiğinden bağışık ele alınamaz.
“Çürümenin Diyalektiği”ne gelince onu da Hilmi Yavuz’un, ‘Yara Şiirleri’ndeki dizelerinden şöyle aktarabiliriz:
“her şey akıyor
her şey akıyor, panta rei ve irin
akıyor kalbimize, senin ve benim;
yazdıkları taş levha üstüne, kirle
Mücadele boyu bir yasam : Schafik Jorge Handal [*]
“Hayır, hiç yenilmedik, çekildik yalnız Ve şimdi olduğumuz yerde Ve ayaktayız Diyorlar ki elbette doğru Kim katılmak istemez onlara.”[1]
Kentin merkezindeki küçücük meydanda kurulan derme çatma kürsüden, çevresinden kendisine laf atanlara, soru soranlara söz yetiştirirken, esprileriyle çevresindekileri kahkahalara boğarken, ona “gerilla komutanı” demeye bin şahit isterdi. Ama öyleydi işte…
Şefik Handal… Ya da El Salvador’daki adıyla Schafik Jorge Handal…
Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda - 2
Elimdeki egemenliği son kırıntısına kadar korumak, sürdürmek isteğini arzusunu daha da hırsla taşımaktayım.
Şimdi bazı hemcinslerim beni eleştirecekler, yargılayacaklar, belki de bu ne saçmalama, yolunu şaşırmış ya da olamaz diyecekler. Varsın desinler. Çünkü gerçekler görülmedikçe, kavranmadıkça bu sorunlarımız daha da artarak devam edecektir. İktidara karşı savaş halindeyken kendi iç dünyamızdaki benzer iktidar zaafını farkında olarak ya da olmayarak süregelen tutsaklık devam edecektir.
Yine ve yeniden geldik; BURADAYIZ![1]
“Durgunsa ya da suskunsa insan,
mutlak bir nedeni vardır.
Suskunluğa aldanma,
herşeyin bir zamanı var!”[2]
Zorbalığın zulmüyle insan(lar)ın yıldırılmaya, sömürülmeye çalışıldığı her yerde teslim alınamayanlar, diz çökmeyenler, başkaldıranlar hep vardı, var oldu, var olacaktır…
Ayakta alkışlanmayı hak eden Gezi/ Kızılay/ Gündoğdu (vd’leri) gerçeği bunu kanıtladı…
SÖYLEŞİ: Okuryazarlik üzerine[1]
“Bir yazarı okumak, yalnızca
neler söylediğini öğrenmek değildir;
onunla birlikte yollara düşmek,
onun eşliğinde yolculuğa çıkmaktır.”[2]
Yel Değirmenlerine Karşı Savaşa Katıl; Akıma kapılma:Atomu Parçalayacağız!-2
Yel Degirmenlerine Karsi Savasa Katil; Akima kapilma:Atomu Parcalayacagiz-2
DHF Cevresindeki arkadaslarin 'Cok Partili Sosyalizm' tartismalarina bir katki olarak yayinladigimiz makaleminizin ikinci kismini yayinliyoruz
Bir kez daha, “Terör” mü?[1]
“Dünyayı fethetmek zorunda değiliz. Bize onu baştan yaratmak yeter.”[2]