Perşembe Eylül 17, 2026

Son Armenak’ı saygıyla anıyoruz! (Bir mücadele yoldaşı )

Çok zor bir coğrafyada yaşıyor ve mücadele ediyoruz. Bu coğrafyanın devrimciliği de bir o kadar onurlu ve engebelerle doludur.

Avrupa, Ortadoğu, Kafkaslar coğrafyasının kesiştiği bir noktada bulunuyoruz. Dökülen alınteri ve kanımız bu topraklara hayat vermeye halen devam ediyor. Yüzümüzü bir yana çevirdiğimizde Kafkas halkları, diğer yana çevirdiğimizde Batı Avrupa’nın işçi sınıfı ile emperyalistler, güneye baktığımızda mazlum Ortadoğu halklarının üzerinde yaşadığı zengin petrol yatakları ile savaşların eksik olmadığı coğrafya Türkiye Devrimci Hareketi’nin ister istemez konumlandığı alanlar olmuştur.

Laik, siyasal İslam, feodal, cumhuriyet, faşist ile demokratik yönetimlerin hüküm sürdüğü coğrafyamızda komünistler, devrimciler, aydınlar, insan hakları savunucuları, ilericiler hakikat mücadelesini ağır bedeller ödeyerek sürdürüyor.

Sonunda ölüm, hapishane, göç, yoksulluk, açlık pahasına yürütülen demokratik devrim mücadelesinin ağır sonuçları olmaktadır. Zor ama bir o kadar da onurlu bu davanın neferleri ateşten gömlek kuşanmış durumundadır.

Bu ateşten gömleğin içerisine girmek ve onu kuşanmak, dört bir tarafı faşist-gerici rejimlerle kuşatılmış zor şartlarda mücadele etmek herkesin harcı değildir. Hayatını devrim mücadelesine adamış, özel hiçbir şeyi olmayan, tek varlığı partisi olan, sınıfsal ve ulusal baskının olduğu her yerde konumlanan, şu koca dünyada bir yerde kalabilecek sabit bir kimliği olmayan, sınır tanımayan, Filistin, Dağlık Karabağ, Başur ve Rojava Kürdistanı’nda mücadelesinden tanıdığımız Nubar Ozanyan, Ermeni halkının yetiştirdiği en son Armenaklardandır.*

1915 yılında İttihat ve Terakki tarafından Beyazıt’ta idam edilirken “Yaşasın Sosyalizm-Yaşasın Ermenistan” diye haykıran Mateos Sarkisyanlar (Paramaz), Berlin’de soykırımdan suçlu Mehmet Talat’ı cezalandıran ve “Ben bir insan öldürdüm ama katil değilim” diyen Soğomon Tehleryan, Ermeni devrimci edebiyatının en güçlü kalemi Zabel Yeseyan, Paris’de Nazilere karşı direnişin sembolü Adıyamanlı Misak Manuşyanlar, Garbis Altınoğlu, Hırant Dink, Armenak Bakırcıyanlar ve en son Rojava’da kaybettiğimiz Nubar Ozanyan’ı, “Son Armenak”ı ölümünün 4. yılında saygıyla anıyoruz..

Önce Filistin halkı ile dayanışma için Lübnan kamplarında, sonradan Karabağ’da soykırımcı Türk-Azeri güçlerine karşı ve en son olarak Rojava’da DAİŞ ve Türk işgal güçlerine karşı savaşta kaybettiğimiz Nubar Ozanyan, bugün yine uğruna can verdiği Rojava topraklarında Derik şehri, Şehit Xebat Şehitliği’nde ebedi istirahatgahında bulunuyor.

Kendisiyle beraber dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş ve şehit düşmüş enternasyonal devrimciler, Arap, Kürt, Türk, Süryani devrimciler toprağa kan akıtmış özgürlük savaşçılarıyla beraber kalıyor.

Kürt ve Ermeni Sorunu Turnusol Kağıdıdır!

Yirminci yüzyılın başında 50 milyon Kürt’ün varlığı inkar edilerek yok sayılmışlardır. Yüz yıldır devam eden esaret ve bölünmüşlük Kürt ulusal özgürlük hareketine dönüşerek başta TC devleti olmak üzere bölge gerici devletleriyle emperyalizmin kabusu haline gelmiştir. Bütün sorunların kaynağı olarak kendini gösteren ve her kaldırdığımız taşın altından çıkan Kürt sorununda tavır, bugün devrimci olmanın da kıstasıdır. Nubar Ozanyan tarafını ezilen, baskı ve yok edilmek istenen mazlumların yanında belirlemiş yönünü bu sefer Rojava’ya çevirmiştir.

Dün tek “silahı” kalem olan hunharca katledilen Hrant Dink’e sahip çıkan “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” diyen yüzbinler için bugün de Kürt olma zamanıdır.

Gün geçmiyor ki ırkçı-faşist saldırılara maruz kalmayan bir Kürt ailesi olmasın veyahut Kürt gençler öldürülmesin. Tamamen planlı ve belli bir merkezden idare edilen organize saldırılar, Kürt halkına yönelik yeni katliam planlarının devrede olduğunun işaretini vermektedir. Bu yüzden bugün “Em hemû Kurd’in” (Hepimiz Kürdüz) deme zamanıdır.

Devrimci önderlerimiz hayatları pahasına devrimci ilkelerden taviz vermeyerek bugünler için bizlere miras bırakmışlardır. Deniz Gezmiş idamı göğüslerken “Yaşasın Türk ve Kürt halkının mücadelesi” diye haykırarak idam sehpasında cellatlara boyun eğmemiştir. Kaypakkaya yine Kürt meselesinde radikal çıkış yaptığı için, ilk günden “ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir.

Kaypakkaya geleneğinin var olma ile yok olma arasındaki seçimde Kürt sorununu ısrarla savunması onu diğer “sol” ve devrimci örgütlerden ayrı kılmıştır.

Son Yolculuk!

Ortaçağ rejimleri ile çevrili coğrafyamızda karanlıkta yanan bir mum gibi ışık saçan Rojava devrimi, özellikle kadınların bizzat katılarak, her ulustan halkların birarada yaşadığı düzenin temelleri atılmaktadır. Hemen Türkiye’nin yanıbaşında yanan bu ateş, muhakkak her tarafa yayılacaktır.

Türkiye devrimci hareketini de ilgilendiren bu mücadele karşısında geleneğimizin aldığı devrimci tavrın ilk adımları Nubar Ozanyan’a verilen bu görev ile yerine getirilmiştir.

Çeşitli seferler gidip-geldikten sonra, bölgede askeri kampın hazırlıklarını tamamlamış önce kendisinin geçtiği askeri eğitim kampından sonra artık yoldaşlarına çağrıda bulunarak gelmelerini sağlamıştır. İlerlemiş yaşına rağmen engebeli Gare coğrafyasında yoldaşlarının savaşa katılmalarına öncülük etmiştir. Bugün artık gizlenemeyecek kadar belli olan KDP Barzani Peşmergeleri R.T.Erdoğan rejimine hizmet ederlerken, her seferinde çeşitli zorluklara rağmen hiçbir zaman pes etmemiş, Rojava Devrimi ile buluşmalarına engel olamamışlardır.

Devrimciliği yaşam tarzı haline getiren Nubar Ozanyan, her dakikasını partisi, halk ve mücadele için daha ne yapabilirim diye hareket etmiştir. Her zaman okuduğu kitaplar arasında Mao’nun Askeri Yazılar’ı ile Kaypakkaya’nın Seçme Yazılar’ı ilk sıralarda yer alırdı. Savaş ustası, yaşadığı coğrafyanın tahlillerini aldığı devrimci ideoloji ile yaparken kim dost, kim düşman çok iyi bilirdi.

O sadece bir savaşçı değildi. Aynı zamanda partisinin kadrolarındandı. Sadece partisine değil Türkiye devrimci hareketine de hizmet etmek için kendini geliştirmiş; Ermenice’den Türkçe’ye Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşu dönemin kitaplarını çevirerek bir ilki gerçekleştirmiştir. Çevirdiği kitaplar arasında “Kafkasların Lenin’i Stephan Şahumyan”, “G.K.Orjonokidze ve Ermenistan’da Sovyet İktidarının Kuruluşu” ve “Hıristiyan Protestanlar ve Kızılbaş Mezhebinin Doğuşu” vardı.

2017 yılında aramızdan ayrılan yoldaşımız Serdar Can ile Filistin’den Ermenistan’a gelince, burada artık kendi halkına da hizmet vaktinin geldiğinden hareketle birçok insanla tanışmış, dostluklar kurmuş, beraber hareket edebilme imkanı bulmuştur. Kendisi gibi Lübnan’dan Ermenistan’a Karabağ savaşı için gelmiş ve orada şehit düşen, Ermeni halkının ulusal kahraman ilan ettiği Monte Melkonyan ile tanışmıştır. Bugün her zaman aranan komutanlardan olan, Leonid Azdgalyan ile tanışmış onun gurubu ile hareket etmiştir.

Birinci Karabağ savaşından bugün en çok aranan komutanlar Hovsepler, Valodlar, Balayanlar, Mişalar, Manuklar, Harutlar ile mücadele içerisinde oldu. Aynı zamanda Dersim sevdalısı olan Nubar Ozanyan, çeşitli defalar uğradığı Dersim’de, 1915’te Dersim’e sığınan Ermenilerden bugün Kürt ve Müslüman olan aileler ile tanışarak soruna parmak bastı. En kritik anlarda onu hiç yalnız bırakmayan Serdar Can bu sefer de ona eşlik etti. Serdar Can’dan ayrılırken artık geri gelmemek üzere olduğunu nereden bilecekti? Nubar Ozanyan’ın şehit düştüğü haberini alınca yıkılan, kalbi bu acıya dayanamayan Serdar Can’ın da şehit olacağını kim bilebilirdi?

Dersim’den Gare’ye oradan Rojava’ya uzanan uzun yolculukta Nubar Ozanyan, kendi elleri ile inşa ettiği TKP-ML Askeri Kampı’na vardığında hayatta tek varlığı, evi olan bir sırt çantası, silahı ile 50 TL bulunuyordu… Günümüzün ender devrimcisi, son Armenak’ı Nubar Ozanyan’ı başka nasıl anlatabilirim ki?

(Bir mücadele yoldaşı)

Not: Surp Haç Tıbrevank Ruhban Okulu’nda Ermenice dersi öğretmeni, 1951 yılı TKP tevkifatlarında tutukluluk yaşamış, Sanasaryan Hanı’nın tabutluklarında işkencelerden geçirilmiş, Adapazarı doğumlu Vartan Gomikyan, öğrencisi Armenak Bakırcıyan’ın adını duyduğunda rivayet olur ki ona şöyle der: “Armenak adı halkımız için kutsaldır, zamanında zalime karşı başkaldıran yiğitlerimizin en yiğitlerinden birçokları bu ismi onurla taşımıştır. Bu böyle olduğu halde, onlardan Daron-Sasun dünyasında devrimci örgütlenmeyi başlatıp, özgürlük ateşini yükselten Ahronk adlı köyde doğma Hrayr-Tjoğk takma adlı Armenak Ğazaryan, tüm diğerlerinden çok daha fazla anılmaya layıktır. Bu değerli ismi taşıdığın için gurur duymalısın evladım.”

8930

Özgür Gelecek

Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Özgür Gelecek

TKP-ML AVRUPA KOMİTESİ:50. MÜCADELE YILIMIZDA PARTİMİZ TKP-ML ÖNCÜLÜĞÜNDE DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ MÜCADELESİNE SEN DE EMEĞİNLE KATIL!

Çeşitli Milliyetlerden Halkımıza!

Açlık, yoksulluk, savaş ve göçler ezilen dünya halkları için kader değildir. Tüm bunların sorumlusu emperyalist kapitalist sistemdir. Emperyalistler bitmez tükenmez kâr hırsla dünyanın tüm yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını sömürmeye devam ediyorlar.

ANALİZ | Kim Geri Adım Attı?

Açıkça görüleceği üzere emperyalistler bir kez daha “sevgili diktatörlerine” sahip çıktılar! RTE’nin içine düştüğü durumdan çıkması için “diplomasi oyunu”na başvurdular. Bir çeviri oyunuyla ona gereken çıkış yolunu gösterdiler. Geri adım atan elbette TC oldu.

AİHM aylar önce S. Demirtaş ve O. Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına karar vermişti. AİHM kararına rağmen serbest bırakılmayan O. Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı S.

Ermenilerin uyanışı (Nubar Ozanyan )

Ölüm tarlalarından ve yollarından geçerek sağ kalmayı başaran Ermeniler, bir baştan diğer uca dek Suriye’nin sınır bölgelerine yerleşirler. İlim, gül ve bal diyarı yaptıkları anavatanları Hayastan’a bir gün geri dönme umudu ve hayaliyle yaşama tutunurlar.

Soykırım külleri içinden ayağa kalkan Ermeniler, mahir elleriyle yeniden toprağa, taşa, demire, çeliğe, bilime, sanata, yüreğe dokunurlar. Müzik, ekmek ve şarap kadar kutsal sofralar kurarlar. Yeniden kapılarını açarlar inanana ve inanmayana…

Devrimci zor ve burjuvazinin terör kavramı (Sentez)

Marks, “zor, yeni bir topluma gebe eski toplumun ebesidir” derken tam ve eksiksiz bir şekilde şiddet olmadan burjuvazinin devrilemeyeceğini ifade etmiş oluyor.

“Mahşerin Atlısı” İşçi Sınıfı Gelecek

Türkiye’nin uluslararsı tekel sahipleri ve sözcüleri Erdoğan yönetimi altındaki gidişattan memnun olmadıklarını bir kaç defa tekrarlamışlardı. Bu kez, tavırlarını net olarak ortaya koydular. Erdoğan başkanlığındaki yönetimle devam edilmeyeceğini, ortaya koydukları programla netleştirdiler. Ve CHP, İyi Parti gibi muhalefet partilerinin oluşturduğu “Millet İttifak (Mİ)”ına “programınız budur!” dediler. Kendi programlarının adını da :” Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” koydular.

Karanlığın iki rengi (Nubar OZANYAN)

Öbür dünyanın cennetini halkına anlatarak yaşanılan dünyayı cehenneme çeviren faşist R.T.Erdoğan, Türkiye’yi yoksulluğun ve yolsuzluğun dibine batırdı. Türkiye, dünya sefalet endeksinde 56 ülke içinde 21. sırada yer aldı.

Halkına iyiye gitmeyen ekonomi ve artan işsizlikten başka bir şey veremeyen İttihatçı-Kemalist AKP-MHP faşizmi, Avrupa ülkeleri içinde sefalet endeksinin en yüksek olduğu ülke ünvanını elde etti.

Birer Birer Duran Mohikan Yürekler ve Düşündürdükleri (Emre Erdal)

Gözünü açtığı yüzyılın devrimci başarılarıyla kanatlanan, yenilgilerine derinden hüzünlenen, yoldaşları düştüğünde ağlayan, kavga saatinde ise şahinleşen, düşlerinin ardından hesapsız yürüyen, pek çok şeyi yarım yaşayan ama zorunluluklarından kurtulmuş bir dünya sevdasından asla vazgeçmeyen bir devrimci kuşağın artakalan mohikanlarını birer-ikişer kaybediyoruz.

Avrupa’dan Ermeni Devrimciler:Şehit Nubar Ozanyan Taburu'nu selamlıyor kampanyayı destekliyoruz!

Rojava’da 2011’den beri devam eden karşı-devrimin güdümündeki azgın saldırılar günümüz koşullarında farklı boyutlarda da olsa devam ediyor. 2011’de TC, S. Arabistan, Ürdün, İsrail gibi ülke devletlerinin Suriye’ye saldırıları, 2012’de Rojava’yı da hedef almıştır. 12 Temmuz 2012’de Kürt Yüksek Komitesi kuruldu ve PYD önderliğinde YPG/YPJ güçleri üzerinden bu saldırılar göğüslendi. 24 Temmuz 2012’de iç asayişten sorumlu Asayiş Güçleri de oluşturuldu. Ve devamında Afrin, Kobane, Cizre’de oluşturulan kanton yönetimler üzerinden özerk Rojava yönetimi ilan edildi.

TKP-ML Temsilcisi Orhan Ünal: “Örgütlenmekten başka çıkış ve mücadele etmekten başka kurtuluş yolu yoktur”

“Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesinin 1 yılı geride kaldı. “İleri…Daha İleri…” şiarıyla Türkiye’de ve Kürdistan’da birleşik devrimin bayrağı devrimci hamle çerçevesinde büyümektedir. Faşizme karşı, sömürgeci ve işgalci güçlere karşı yürütülen eylemler ile işçi sınıfının, gençlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin ve sistem tarafından sömürülen-ezilen bütün halkın kurtuluşu mücadelesinde önemli ilerlemeler kaydedildi.

Neden Öcalan’ın özgürlüğüne karşı sessizsiniz? (Vedat Yeler)

Üzülerek böyle bir yazıyı yazdığımı belirtmek istiyorum. Galiba ilk başta ifade etmem gereken mesele, ben ve benim gibi Marksizm suyuna bulaşmış birçok Kürdü ‘hüsrana uğratan bir konunun’ hüznünü dile getirmek oldu. Çok basit ve sade bir dille, hiçbir teorik ve ideolojik kriz yaratmadan 9 Ekim Komplosu’nun yıldönümünde 23 yıldır ağır tecrit altında olan bir halkın önderliği için örgütlenen bir kampanyaya ve bu kampanya nezdinde açığa çıkan Türkiye sol, sosyalist, devrimci, demokrat… kesimin sessizliğine değineceğim. Kişisel ve duygusal bir sitem olarak da ele alabilirsiniz.

EYLÜL’den sonra EKİM (Nubar OZANYAN)

Eylül’de kaybettik, Peru gerillalarının önderi Gonzalo yoldaşı. Ekim’de Kürt ulusal özgürlük gerillalarının önderi Öcalan’ın özgürlüğünü kaybetmeyelim. Ağır tecrit koşullarında hiçbir devrimci önderin ve öncünün tutsak kalmasına müsaade etmeyelim. Halklar ve önderler üzerinde sallanan sermayenin kanlı kılıcını aşağı indirelim.

Önderlik, tarihsel süreç ve birikimlerin sentezidir. Önderlik, ileri bir bilinç, ileri bir hamle ve değişim gücüdür. Bazen en ağır tecrit koşularında yıllarca bir yoldaş sesi duymadan direnmektir.

Sayfalar