Perşembe Eylül 24, 2026

Rojava Kürtlerinin Düğümü….-Dursun Ali Küçük

*Suriye egemen bir devlet eğildir…

Rusya ve İran hatta Türkiye Suriyenin birliği ve egemenliğinden sözediyorlar…

Ama her üçüde Suriye ye belli ölçüde yerleşmiş. Kendileri de Suriye’yi paylaşıyorlar.

Suriye 3 parçadır. 

-Fıratın batısı Rusya ve İran TC ye bırakmıştır. Efrin ile bunu tamamlamaya çalışıyorlar. TC deki üçlü toplantıda Tel Rıfat’ı Rusya-İran ve Rusya ortak yürütecek deniyor.

-Şam, halep ve Fıratın doğusu Deyrezor’a uzanan hatta İran, Rusya ve Rejim güçleri kontrol ediyor..

-Fratın doğusu Deyrozore kadar Kürtler ve Koalisyonun denetimindedir.

DSG ve YPG askeri güçtür. Koalisyon ordusuyla birlikte.

Suriye ordusu İran ağırlıklıdır. Kontrol onların elindedir.

Şimdi Rusya-İran ve TC Suriye nin içinde olmadığı ve karar almadığı toplantılar ile Suriye hakkında kendilerine göre karar veriyorlar. 

Bunun için Arapların Suriye nin egemenliğini Kürtlere dayatma hakları yoktur. Piyasa da Suriyenin egemenliği bulunmamaktadır.

*Önemli bir dünya gücünün desteğini almayan hiç kimse Suriye ve batı Kürdistan’da savaş kazanamaz.

Efrin de bunu net olarak gördük. Hem PYD ve YPG açısından. Hemde TC açısından… Rusya satmasaydı TC orada başarılı olamazdı.

Bundan sonraki bütün büyük ve küçüklü savaşların kaderleri buna göre belirlenir.

Batı Kürdistan’ın kaderi açısından da aynı belirlemede bulunabiliriz.

Herkes Suriye de vardır. Koalisyon ABD ve Batıdır. Rusya emperyal, İran ve TC bölge  emperyal güçleridir.

*TC son üçlünün toplantısından sonra Recep’in ağzıyla Menciç ve Rojava Kürdistan’ın hepsinin hedefleri olduğunu bir kez daha yineledi.

Rusya TC’nin Kürt düşmanlığını kullanarak Rojava Kürdistan’ın üzerine sürüyor. Bu politikaya devam edecek.

Bu arada bu poltika ile ABD ve Batı nın TC ile arasının dahada açılmasını hedefliyor. Suriye deki savaşın tırmanışa geçmesinin ateşleyicisidir.

Bu dönemde bölgede Kürtlerle ve Kürdistan ile TC arasındaki çelişki baş çelişkidir.

Yakın süreçte Kürtlerin kaderini tayin edecek mücadele TC ye karşı yürütülen Kurtuluş mücadelesi olacaktır. İran ikinci plandadır.

TC Fıratın batısıyla yetinip İran karşı açılan ABD stratejisine katılırsa Rusya’dan uzaklaşır. Dengelerden çakal politikası yürütüyorlar. ABD ve Batıyı terkedemezler. Terkettikleri an Recep fermanını imzalamış demektir.

*Trump tam tüccar poltikası yürütüyor…

Suriyenin fazla çıkar getirmediği ve zarar verdiği kanısında ve “eve döneriz” mesajları verdi. Anlaşılan faturayı Suudi vb lerine yüklemek istiyor.

Beyaz Saray bu gün yaptığı açıklama ile bir dönem daha Suriye’de kalacaklarını belirttiler.

Aslında gelinen aşamada Suriye de ölüm, yıkım, göç, çoğu insanın yerlerini terketmesi ve oluşturulan yeraltı mezarları Suriye nin başlıca zenginlikleridir.

İran ve TC kendilerini burada bölge gücü olarak ispatlamak istiyorlar. İran Irak vb leride aşarak- yol açarak Suriye ye yerleşiyor. TC Fıratın batısına yerleşiyor. Rusya askeri güç ağırlıklı bir Suriye politikası yürütüyor ve bölgenin despotik devletleri ile çıkarlarını güvenceye almak istiyor.

ABD, AB, batı ve Koalisyon kendilerine göre “bölgenin güvenliğini sağlamak” ve İran’I frenlemek istiyorlar. İran ekonomosi pek parlak değil, İran parası dolar ve euro ya karşı önemli düşüşler yaşıyor.

Recep bir maceraya atılırsa TC ekonomside tepetaklak gider..

*Son Rusya ve Batı krizi ile birlikte Rusya ya karşı her alanda genel bir cephe vardır.

Rusya nın silah ve güç dışında dünyada önemli bir üstünlüğü bulunmuyor. Suriye de Suriye için alt yapı vb açıdan yapacağı pek birşey yoktur. Başta TC olmak üzere İran dan alacakları daha önem kazanıyor.

Bölgedeki çekişme gelip Suriye de sıkıştı.

Aslında yukarıdada izah etmeye çalıştığım gibi Suriye de şimdilik her kes zarar ediyor. Zararına olan bir savaşı ve güç çatışmasını sadece bölge açısından yürütüyorlar.

*Fransa’nın Batı Kürdistan ilgisi…

ABD Fransa’yı batı Kürdistan ve Fıratın doğusuna ortak ediyor. İngilizlerde belki ilk defa Rojava Kürdistan’ına bir heyet gönderdiler. Kürt politikasında Fransa Koalisyon ABD ve Batı açısından öne çıkarabilirler.

Bir anlamda görev paylaşımıdır. Ortaklık biçiminde işleri paylaşmadır.

Yoksa tek başına Fransa Rojava da etkili bir rol oynayamaz. Suriye yi Fransa eski ilişkileri itibariyle de iyi tanımaktadır.

Minbiç e yeni askeri güç takviyesi var. Fransa askerleride Rojava da yerlerini almaya başlıyorlar.

TC öyle söylediği gibi çılgınlık yapacağını sanmıyorum, onaysız bir çılgınlığa cevap verileceği görülmektedir.

*Suriye kısa vadade çözüm bulamaz.

Çözümsüzlük devam edecektir.

Suriye’de yön tayin etmek zorlaşmıştır. Kısa sürede değişimler yaşanmaktadır. Oradaki güçler genel yön ile birlikte günlük ve çok kısa vadeli gelişmeleri, ayrıntıları iyi takip etmekle yükümlüdürler. Ve gündemlerini belirlemeleri açısından bu çok önemlidir.

Kürdistan ve Rojava Kürdistanı, Efrin, Kerkük vb vb gündemler dışında yine boş gündemler insanların önüne koymayınız.

Kuzey Gündemi hala doğru tespit edilmiş değildir. Sürünerek gidiliyor… hendekler ya herro ya merro stratejisydi. Dinamik kitleler ve dinamik güçler orada ezdirildi. Kuzey Kürdistan’da hala bunun ciddi sancıları yaşanıyor. Bunun özeleştiri yapılmayınca ciddi bir çıkışta beklenemez.

TBMM ele alınırsa HDP orada esirdir.

Kuzey de Kobaniye gösterilen ilgi ve dayanışma Efrin e gösterilemedi. Nedenleri var elbette.

Rojava Kürdistan’ı sadece Rojava da kazanılamaz. Genel açıdan TC ye her alanda vurulacak darbeler önemli rol oynayacaktır.

Dursun Ali Küçük

04.04. 2018

52441

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar