PKK’limisin?-Dursun Ali Küçük
1-PKK Bağımsız ve demokratik Kürdistan için yürüttüğü direnişle var oldu.
PKK nin özü Bağımsız Kürdistan istemesidir. Bağımsız, birleşik, demokratik ve Özgür Kürdistan bizim amacımızdı. Kaldı ki bunu asgari hedefimiz olarak niteliyorduk.
Bağımsız ve demokratik Kürdistan dan sonra sosyalizme ulaşmak, eşitliğe ulaşmak azami hedefimizdir. Mazlum Doğan arkadaş bunu Diyarbakır sömürgeci mahkemesine karşı haykırıyordu.
PKK’li tutsakların 12 Eylül sömürgeci-faşist rejimine karşı savunmaları bağımsız ve demokratik Kürdistan’ı kurmanın amaçları olduğu vurgusuna dayanıyordu.
Mazlumlar, Hayri ve Kemaller vb PKK savunmasını yapmıştır. Zindan direnişini özü bu amaca dayanmaktadır.
1999'da kendisine komplu kurulan Önderliğimiz ise PKK savunmasını ne sorgu ifadelerinde ne de mahkemelerinde yapmıştır. Bazılarınız hemen tepki göstermeyiniz; isteyen KCK lideri Öcalan’ın sogu ifadeleri ve mahkeme savunmalarına bakabilir.
2-“Apoculuk” tanımlamasını reddediyorduk
12 Eylül faşist-sömürgeci rejimine karşı bütün PKK’li tıtsakların savunması, parti ve hareketi öne çıkarmaktı. 12 Eylül öncesi ve sonrasında başkalarının bize yakıştırdığı “Apoculuk” tanımlamasını reddediyorduk.
Mazlum, Kemal, Hayrilerin,Sakinelerin, dörtlerin vb vb savunmasında yani PKK kurucularının ve tutsaklarının bütün siyasi savunmalarında “biz APOCU değiliz,biz PKK liyiz” tanımlanması vardır.
PKK yi insanlar kurdu. PKK yi Öcalan yarattı demek Tanrının herşeyi yarattığı gibi bir algıdır.Biz apoculuğu kabul etmiyorduk. 1970 lerde Abdullah Öcalan isminden dolayı başkaları bize apocular diyordu.
Biz, Abdullah Öcalan a arkadaş diyorduk. Liderimiz olarak görüyorduk.
“Önderlik hareketi” tanımlanması 3 kongreden sonra yer etmiştir. Bunun hikayesine burada girmeyeceğim.
3-Önce ayrılmak sonra birleşmek;
PKK nin çıkış gerekçesinde önce ayrılmak ve bağımsızlaşmak sonra gerekiyorsa eşit temellerde birleşmek yer almıştır.
Kemal Pir arkadaşın “Türkiye devriminin yolu Kürdistan’dan geçer” tezi buna dayanıyordu.
Biz Kürdistan devrimini gerçekleştirmek ve Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi vererek bağımsız ve özgür bir ülke kurmakla görevliydik. Sorumluluğumuzu asıl buna dayandırmıştık. Türkiye devrimini Türkiyeli devrimciler yapar diyorduk. Kürdistan için geçerli olan ulusal kurtuluş mücadelesiydi, Türkiye için geçerli olan demokratik devrimdi.
Bugün sözü edilen “Tükiyenin demokratikleşmesi” görevi ve amacı bizim değildi ve bize ait olmazdı.
Türkiyelileşmek değil, Kürdistanileşmek önceliğimiz vardı.
Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin başarısının Türkiyenin demokratikleşmesini sağlayacağını ve bunda önemli rol oynayacağına inanıyorduk.
Türkiye solunun çoğunluğu ise önce birlik; sosyalizmde ve devrimle haklarınız alırsınız...vb argümanlarına dayanıyordu.
Kürdistan da sömürge sistemi vardır ve barışçı ve legal yollarla başarıya ulaşmak ve kurtuluşu sağlamak mümkün değildir. Bunun için Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi gerekmektedir.
4-PKK nasıl feshedildi:
KADEK kuruluşu ile PKK feshedildi. Gerekçede: “PKK olumlu ve olumsuz boyutlarıyla rölünü oynamıştır” denildi.
PKK’nin feshedilmesi yeni bir parti kurulması talimatı İmralıdan gelmişti. Burada KADEK amaçlarında federasyon ön plana çıkarılmıştı. Federal Kürdistan tüm üyelerin katıldığı bir amaçtı. Alt ve üst kimlik teorisi vardı. Federasyon görüşü PKK lideri Öcalan’dan gelmemişti.
PKK Lideri Öcalan daha yakalanmadan önce Rusya dan “federasyonu tartışın” dedi. 6. Kongrede hiç bir PKK li bu görüşe yanaşmadı. Bağımsızlık amacı 1999 da olduğu gibi kaldı.
Kongra Gel dede “demokratik özerklik” yoktu. Alt ve üst kimlik kabul edilsede bu öyle teoride söylendiği gibi değildi. Üyelerin ve taraftarların kafasında ve gönlünde bağımsız Kürdistan ve en azından federasyon vardı. 2004 ise amaç artık “demokratik özerklik” olmuştu ve KCK kurulmuştu.
KCK amaçları ile PKK amaçları kesinlikle aynı değildir.
Geçen yıl yazdığım bir makalede:
“PKK nin amaçlarına katılmıyorsanız neyine katılıyorsunuz” demiştim.
Bu günde kendisine PKK’liyim diyenlere bunu soramadan edemiyorum.
KCK: geldiği noktada “Türkiyenin demoktratikleşmesi” ve Türkiyelileşme amacını benimsemektadir. “Demokratik özerklik” buna eklenmiştir. “Demokratik ulus” vb teorileriyle.
Bir kez Kürdistanlıların ve Kürtlerin böyle bir amacı olamaz. Ben PKK nin başta ifade ettiği amaca katılıyorum. Bunun Kürdistani olduğunu belirtiyorum.
5-Partiler geçicidir:
Partilerin görüşleri, amaçları ve politikalrı değişebilir. Bu kesinlikle gereklidir.
PKK’nin görüşleride değişebilir, bu gayet doğaldır.
Bir parti önüne koyduğu hedefleri gerçekleştirebilir. Amaçalrına ulaşır ve yeni amaç tanımlaması yapabilir. KCK olarak yapılan yeni ve ileri Kürdistani amaca aşarak varmak değil, amaçtan vazgeçmektir. Amacı statüsü belli olmayan taleplere, kendi deyişleri ile “makul taleplere” çekilmişlerdir. Oysa Kürdistan'ın bağımsızlaşması, demokratikleşmesi ve özgürlüğü amacı yeni boyuta taşınabilirdi. Bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük düşüncelerimiz yetersizdi. Veya bir kısmı gerçekleşmişti, yeni evreye taşımak gerekiyordu.
PKK’nin olumlu ve olumsuz boyutları değerlendirilip yeni bir aşamaya ve evreye taşıma olabilirdi.
PKK, “Önderlik hareketi” olarak kaldı. Önderliği de tutsak edilmişti. Siyaseti ve stratejisi tutsaklık koşullarında belirleniyordu.
PKK merkez komitesi 1999 da yaptığı ilk açıklamasının arkasında durmadı ve geri aldı. O açıklamanın arkasında durulsaydı, daha olumlu yöne gidecekti.
PKK’nin olumlu boyutu bağımsız, demokratik ve birleşik Kürdistan dı.PKK den atılan olumlu boyutlar oldu. Reddettiği misak-i millicilik kabul edildi. Misaki Milliciği reddetmek olumlu yanıydı. Gerilla direnişi ve zindan direnişi Bağımsız Kürdistan için verildi.
Her gerillanın Kürdistan’ın kuruluşu ve ulusal kurtuluş mücadelesi için savaştığı ve şahadete eriştiği olumlu boyutlardı.
Kürtleri diriltmek ve uluslaşmasını, ulusal birliği güçlendirmesi, Kürdün dirilişine yol açması ve Kürdistanileşmesi olumlu boyutlarıydı. PKKden budananlar bunlar oldu.
Oysaki, PKK nin olumsuz yanı sol ve Kürdistani güçler arasındaki çatışmalarda önemli rol oynamasıydı. Sadece PKK değil, Kürdistani her güç –örneğin KDP-YNK vb arası .atışma ve savaşlar- Kürdistan ve başarı için önemli kayıplar ve kan kaybetmedir. Bu terkedilebilir ve özeleştirisi verilebilir.
Katı merkeziyetçi yapı bırakılabilir. Yönetim tarzı, yaşam tarzı, tüzük ve işleyiş demokratikleştirilip özgür iradeler sağlanabilirdi. Bu olduğu gibi korundu nerdeyse.
PKK den ayrılan veya farklı düşünen kişilere karşı demokratik bir partinin yaptığı işleyiş yerine getirilebilirdi. Ayrılan ve farklı düşünene sadece disiplin cezaları düşünebilirdi. Ayrılanlar veya farklı düşüneni ve yoldaşını binlere varana kadar olmayacak gerekçelerle içte ve dışta vurmaya son verebilirdi.
Uzatmayım olumlu değerlere sahip çıkılıp, yaratılan direniş ve amacı yeni ve eskiden geriye taşıma değil, ileriye taşıma ve aşama kaydetme sağlanırken, olumsuzluklarını terkedebilirdi.
Amaçlarda geriye gitmek ama asıl değiştirilmesi gereken ciddi hataları korumak bir değişim olamaz. Bu olsa olsa ruhu boşaltma olabilir.
Olumlu ve olumsuz boyutlarına kısaca değindim. Bunları birçok açıdan açmak mümkündür.Kısaca örnek niyetinde değindim.
İkincisi 1970 lerde yaşamıyoruz. Dünya ve bölgedeki koşullar değişti. Kürdistan’ın kuruluş yüzyılına girdik. Mücadele ve dirilişle kazanılan mevziler var.
Buna göre değerlendirdiğimde ben hem PKK liyim hem PKK li değilim.
PKK’liyim , amaçlarına katılıyorum ve ileriye taşınmasının yanlısıyım. Kürditanileşmesine ve diriliş ruhu yaratmasına ve bu yönlü geleneklerine katılıyorum.Kemalizmi ve Misaki milliciliği reddediyordu. Sömürgeci sisteme son verilmesini istiyordu. Bu günde yeni boyutlarıyla bu görüşleri sürdürüyorum.
PKK’li değilim. PKK rolünü oynadı, dünya ve bölgede yeni gelişmeler yaşandı.Dünyanın kapıları Kürdistana açıldı.
Yoldaşlarını bu kadar cezalandırmakta ve Kürdistani ve sol güçler arasındaki çatışma, savaşma ve verilen kan ve can kayıpları için pişmanlık duyuyorum. Başka da bir mücadele yürüttük olumlu ve olumsuz yanlarıyla bizimdir. Bu konularda pişmanlık duyulacak birşey yoktur.
İyi şeyler yaptığımızada inanıyorum. Ama tarihte geçmişe gidilemez; tecrübe, birikim ve kaznımları yeni geliştilecek değerlerle iç içe geçecektir. Miras yeni boyutlarla birleştirildiği oranda yaşatılacaktır.
6-KCK Kürdistanileşmelidir
KCK de istediğim Kürdistani bir çizgiye ve yola gelmesidir.
PKK limisiniz?
O zaman PKK amacı ve diriliş yoluna devam etmek en doğrusudur.
PKK nin amaçlarını bırakıp herkesten fazla PKK li geçinmekle olmaz.
Biliyorsunuz ki, proleter sosyalizmini en çok proleter olmayanlar savunuyordu. Şu “demokratik” kavramının içeriğini boşaltıp herşeyin başına koymaktan vaz geçiniz.
Çocuğu adıyla çağırınız. Bu daha özgün ve somut olur. Artık yağcısı, rantçısı, soyal şöveni hatta Türk ırkçılarının nadideleri bile “demokratik” oldu çıktı.
Kürdistan sorununu çözmemek için birde bunlar vb vb hepsi “çözümcü” kesildi.
Bu oyuna son vermenin zamanı gelmedi mi?
“Çözümcülerin” tek derdi sizi silahsızlandırmak.
Savaşa başlayın veya başlamayın demek bana düşmez. Mevcut durumda oyun olan bu süreçte “yapılanlar yapılsın yoksa bak savaşa başlarrız” demek politika değildir. Daha sağlıklı düşünüp, ilk defa dünyanın Kürdistan yanında yer alacağı fırsatları doğru değerlendirmenizi isterim. Buna göre politkadan tutunda dost ve düşmana kadar, diplamasi ve ittifaklara kadar yeni adımlar atmanız hayrınıza ve tabiki halkın hayrına olur.
7- Kobani direnişi ile Batı Kürdistan doğru bir noktaya geldi. Bana göre onların başarısı sunulan teoriye göre değil, Kürdistaniliğe olan yaklaşım ve davranışları sonucudur. Teori burada sadece gri kaldı. Onlar hayatın yeşilliğine göre adım attılar ve olumlu bir pozisyonda yürüyorlar.
8-Halkın gönlünde ve ruhunda özgür bir ülke ve Kürdistanın bağımsızlığı ve statü kazanması vardır. Bu konuda PKK ye inandılar. Bu kredi ile hala inanmak istiyorlar. Ama geç kalınırsa ve Kürdistan, özgürlük vb yoksa “ne için savaştık ve mücadele ettik” diye sormaya başlarlar.
PKK misaki millici, Kemalizmi ve Kemalizmin İslamcı yanını öven bir hareket değildir. Ve olmaz. Kürdistan halkıda bu vb yaklaşımları benimseyemez.
PKK nin rantına değil, yarattığı olumlu değerlere ve amaçlarına sahip çıkmak en doğrusudur.
Bunlara sahip çıkmadan başkalarını “PKK li değildir” diye suçlamanın ve itibarsızlaştırmanın ne değeri olabilir?
Doğum günlerinde söylendiği gibi; iyi ki doğdun PKK.
36 kuruluş yıldönümünü kutluyorum...
Dursun Ali Küçük-26.11.2014
(*) O zaman bu hareketi sevmeyenler, hareketi karalamak, çamur atmak için böyle bir isim uydurdular. Apoculukta zaten bizi tek kişiye bağlı göstermek gibi bir şeydi. Halbuki biz bir insana falan bağlı değiliz. Abdullah yoksa, bu hareket yoktur diye bir şey yoktur. Abdullah’ın kendisi de bu hareketin bir insanıdır. Durum budur. Böyle bir şey de yok.
Kemal Pîr
* Hareketin Önderlerinden, yol göstericilerinden Abdullah arkadaşın adı dolayısıyla burjuva milliyetçilerinin ve devletin resmi yayin organı da dahil, çeşitli yayın organlarının da teşvikiyle veya katkısıyla hareket, halk arasında Apocular olarak yaygınlastırılmış ve tanıtılmıştır. Gerçekte Apocular değil, adı üzerinde, bir siyasal partidir, Partiya Karkerên Kurdistan (PKK).
Mazlum Doğan
* Hareketimiz partidir, “Partiya Karkerên Kurdistan”dır adı. Apoculuk ve UKO’culuk suçlamaları yersizdir. Halk arasında konuşulsa bile bu konuda iddia makamının aslında iddianamede bu seklide bizi isimlendirmesi, bunu ön plana çıkarması yine kasıtlıdır.
M. Hayri Durmuş
* Mazlum Benim İçin Partiydi, Örgüttü ...
Sakine Cansız
Son Haberler
Sayfalar
12'Lerin Alıboğazı'nda gösterdikleri kahramanca direniş halk savaşında yeni bir manifestodur
24-28 Kasım 2016 tarihinde Dersim'in Aliboğazı mevkinde Partimiz TKP/ML'ye bağlı halk ordumuz TİKKO gerillalarıyla faşist Türk devleti arasında çıkan ve dört gün süren çatışmada 12 yoldaşımızın şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Ağır kış koşulları ve gerilla güçlerimizin kış üssüne çekilmesinden kaynaklı olarak bugüne kadar isimleri tam olarak öğrenilemeyen yoldaşlarımız, 8 Mayıs 2017 tarihinde TKP/ML-TİKKO Dersim Bölge Komutanlığımızın yaptığı açıklamayla öğrenilmiştir.
Ezber Bozan Korkusuz Önder: KAYPAKKAYA
“2003 yılının yaz aylarında bir grup yolcu, Malatya’nın köylerinden arabayla geçerken, yol kenarında bulunan kayısılardan bir miktar almak isterler. Kendilerine yetecek kadar kayısı toplar ve tarla sahibi köylüye ücretini vermek isterler. Bu sırada yolculardan birisi köylüye:
Denizlerin devrimci çıkışını, Kaypakkaya’nın kopuşunu kuşanalım!
OHAL koşulları altında türlü engellemelere, baskılara rağmen coğrafyamızın dört bir yanında gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları, sınıf hareketinin durumu hakkında oldukça zengin veriler, ipuçları sundu. İşçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlar, geleceksizleştirilmeye, esnek ve taşeron çalışmaya, emeği ve alınterinin gasp edilmesine, kıdem tazminatına göz dikilmesine karşı alanları doldurdu. Kuşkusuz tüm bu saydıklarımızın yanı sıra 1 Mayıs meydanlarına damgasını vuran en belirgin gündemlerden biri de 16 Nisan referandumunda yaşananlar oldu.
Taksim iradesi ne için ve kime karşı? Devlete mi devrimcilere mi?
Olağanüstü hal koşullarında devletin yoğun abluka ve kuşatmasına, engelleme ve tehditlerine rağmen Taksim iradesini sergilemek kuşkusuz devrimci bir çıkıştır. Faşist diktatörlüğün hem de ’77 katliamının 40. yılında Taksim Meydanını emekçilere kapatmasına karşı bir duruş sergilemek ve meydan okumak bugünkü politik iklim içinde oldukça değerli ve anlamlıdır. Eşitsiz güç dengelerine rağmen Taksim iradesi göstermek bedel ödeme cüreti ve kararlılığının da bir göstergesi olmuştur.
Devrimin Yıldızı; Ulaş Bayraktaroğlu Ölümsüzdür.
Karanlığın en koyu yerinde ve anında bir devrim yıldızı daha sonsuzluğa uğurlandı. Devrimin bir Ulaş’ı daha yeri doldurulması kolay olmayan bir boşluk bırakarak aramızdan fiziki olarak ayrıldı. Bir Ulaş daha “Bizimkiler böyle ölür” türküsüyle uğurlandı sonsuzluğa.
Gelme..!!Gelcem..!!
ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.
ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.
Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız
Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız
Hikayeleri vardır; dağların, taşların, uçurumların, nehirlerin, insanların, hayvanların ve ağaçların. Her şeyin bir hikayesi vardır. Yolların da… Kimi ömürler kısa gibidir, ancak mesele ne kadar gün ya da yıl yaşadığın değil, ne kadar yol yürüdüğündür.“Mutluluk varılacak yerde değil, yoldadır” demiş Bern Williams.Yetiş Yalnız bir yolcuydu, ömrünün tümünü yol aşkına harcadı. Öyle bir inancı vardı ki; bin defa dünyaya gelse bin defa bu yolda korkusuzca yürüyecek cesarette, naif, temiz ve sanatçıydı.
18 Mayıs vesilesi ile İbrahim Kaypakkaya’nın düşünme ve inceleme yöntemi üzerine
Doğada olsun toplumda olsun hemen her olgu zıtların birliği ve çatışması yasasına göre oluşur. Bu nedenle bir olguyu anlamak için olguyu diyalektik biçimde incelemek gerekir. Diyalektik; olgunun gelişme yasası olduğu için aynı zamanda onu inceleme yöntemi de odur. Eğer olgunun nasıl oluştuğu bilinirse nasıl inceleneceği, nasıl değişikliğe uğratılacağı ve hangi yöntemle davranılacağı bilinmiş olur.
TKP/ML Enternasyonal Büro: “Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderi Ulaş Bayraktaroğlu ölümsüzdür!”
Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderleri Ulaş Bayraktaroğlu'nun IŞİD'e karşı yapılan Rakka hamlesinde 10 Mayıs 2017 tarihinde şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Partimiz TKP/ML, bu büyük devrimciyi kaybetmenin üzüntüsü içindedir. Partimiz, yoldaşları ve ailesine başsağlı dilemektedir.
YDG: "Aliboğazı şehitleri direniş pusulamızdır"
“Yolun düşerse kıyıya bir gün
ve maviliklerini enginin
seyre dalarsan,
dalgalara göğüs germiş olanları hatırla,
selamla, yüreğin sevgi dolu
çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
ve dipsizliğinde enginin yitip gitmeden
sana liman gösterdiler uzakta”
Partizan: “12 acının hesabını düşmandan soracak, 12 yarayı mücadeleyle saracak, 12 fidanı devrim toprağında filizlendireceğiz”
“Baharlar yağdır ey hayat
Dinsin yıldızların matemi
Denizlere dökülsün ırmaklar.
Baharlar yağdır ey hayat
Yitirsin dilini hüzün
Tahammüle dursun şafaklar.
Zümrüd-ü Anka soyundandır çocukların
Güzelleştiren bakışında iradenin
Mümkünü yok
Sarılacaktır yaralar.”