Partizan : Yüreğimiz Soma’da! Yas değil isyan!
MANİSA’NIN SOMA İLÇESİ’NDE YÜKSELEN ÇIĞLIKLAR VE
YÜZLERCE MADENCİ CENAZESİ…
Aralarında, Berkin Elvan gibi 15 yaşındaki işçi çocuk Kemal’in de cesedi, kara bir torbada…
16 saat sonra enkazdan sağ çıkarılan işçi Fatih, yaralı haline bakmadan kendisi gibi emekçi olan sağlıkçılara soruyor: “Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin”…
Diğer yanda ise elinde bir kamera ile şaklabanlığa soyunan bir başbakan…
“Twittera dikkat” diyerek sosyal medyada “kışkırtıcılık” yapıldığını ve bu yüzden sosyal medyaya yasak gelinebileceği uyarısını yapan bir Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı…
“Karbonmonoksit ölümü, tatlı bir ölümdür” diyen bir profesör bozuntusu…
“En yüksek tedbirler alınmasına karşın nasıl böyle bir kaza olduğunu” anlamadığını açıklayan ve bir süre sonra da internet sitesini ulaşıma kapatan bir şirket…
İşte böyle bir ülkedeyiz. İşçi ve emekçilerin hayatının 3-5 kuruşa nasıl feda edildiğinin kanıtı olan bir yer burası… Aynı anda yüzlerce işçinin ölebileceği ve bu yüzden tek bir yetkilinin bile vicdanının sesini dinleyerek” istifa etmeyebileceği bir ülke!
Yüreğimiz Soma’da!
On binlerce insan Soma’da bir ümit ile bekliyor. Binlerce insan yola çıktı, Soma’ya ilerliyor! Hayat bir kez daha durdu, toprağın altından yeryüzüne hayat taşımaya çalışanlar için…
Temel amacı, patronları ve sermayelerini korumak olan bu devletin yetkilileri, üzerinde oynadıkları resmi yaşamını yitiren işçi sayısını 201 olarak açıkladıklarında bile katliamın boyutları kanımızı donduruyor. Oysa gerçek, bunun kat kat üzerinde… Soma’daki tüm hastanelerin morgları dolu… Kapasitesi 300 civarı olan soğuk hava deposuna artık cenazeler sığmıyor. Çıkarılan yeni işçi cenazeleri, çevre il ve ilçelerin morguna taşınıyor!
Daha acısı, toprağın altında hala yüzlerce işçi var…
Yas değil isyan!
Tek amacı daha fazla kâr olan patronlar ve onların kârını en rahat şekilde sağlamasının teminatı olan TC devleti ise, medyası aracılığıyla gerçeği saklamanın, katliamın boyutlarını yok saymanın derdindeler! Özelleştirdikleri, taşeronlaştırdıkları madenlerin sonuçlarını ve suçlarını örtme peşindeler! İşçi-emekçileri örgütsüzlüğe, insanlık dışı ve güvencesiz çalışma koşullarına nasıl mahkum ettiklerini gizleme derdindeler!
Ama hayır, muktedirlerin gücü bu çığlıkların üzerini örtmeye yetmeyecek! Çatırdayan her maden duvarı, onların üzerine yıkılacak! Her cenaze, hesabı sorulacak bir çentik olarak hanelerine yazılacak! Hesabını soracağız! Hepsinin tek tek…
Yas tutmayacağız, isyan ediyoruz! Ağıt yakmayacağız, sokağa, hesap sormaya çıkıyoruz!
Partizan
Son Haberler
Sayfalar
1918 Bir aşk destanı
1918'de Kars, Iğdır ve Ağrı'da, asırlar boyu kapı komşu olan Kürtler, Türkler ve Ermeniler arasında patlak veren korkunç savaşta hazin bir aşk yaşandı. Lilya, güzeller güzeli Erivanlı bir Ermeni kızıydı; Zürbe ise Lilya ile aynı köyden olan bir Kürt delikanlısıydı.
"Akılları ve vicdanları esir alan bu korkunç savaşın
Bir gün kendi hayatlarını da yağmalayacağını bilmeden
Zorbalığın hükümdar olduğu o dehşet dolu günlerde
Mezun oldular
Cıvıl cıvıl hayallerle süsledikleri Tiflis Üniversitesi’nden"
Secim sonuclarinin kaba bir analizi ve ana basliklar
Secim sonuclarının kaba bir analizi ve ana baslıklar;
Bir ulusun başına gelen Büyük Felaket, Bir coğrafyanın tanıklık ettiği, unutulamayacak bir yıkım…
Üzerinden yüzyıl geçmiş olmasına sadece bir yıl kaldı, o Büyük Felaket’in, o acımasız talanın ve o amansız soykırımın.Dillerin lal olduğu, kulakların tıkandığı, gözlerin kapatıldığı zamanlar hiç eksik olmadı bu yüzyıl boyunca. Ama hiçbir şeyin gücü yetmedi, bir ulusun acısını dindirmeye, soykırımla çoraklaştırılmış bir coğrafyanın kaderini değiştirmeye.
İşte, bugün vicdanlarda bir kez daha mahkum ediliyor, bir kez daha lanetleniyor, bir ulusun maruz bırakıldığı o acımasız yıkım ve kırım.
Bu acı hepimizin acısıdır !
20.yüz yıl , İnsanoğlu'nun soykırımlara tanık oldukları en karanlık dönemlerdir.
TMLGB'den 24 Nisan açıklaması!
"Tükenmeyen Gücümüz Partimizdir Öncümüz!
Türk, Kürt ulusları ve azınlık milliyetlerden, çeşitli mezhep ve inançlardan; ezilen cins ve kimliklerden işçi sınıfının, emekçi yığınların, köylülerin, halk gençliğinin; karanlığa mahkum edilmek istenen ve aşağılan, yok sayılan, hor görülen yığınların kızıl sancağı partimiz 42 yaşında.
Ekonomik gelişme Güney Kürdistan
Günümüzün alternatifsiz global kapitalizm koşullarında ülkeler arasındaki gelişmişlik farklarını ve bu farkları yaratan dinamikleri belirleyen şey nedir?
UKRAYNA’DA YAŞANAN İKTİDAR KRİZİ VE KIRIM ÖZERK BÖLGESİ’NİN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ BİZLERE NE ANLATIYOR!
Emperyalist güçler arasındaki rekabet ve hakimiyet dalaşı, bir asırı aşkın bir zamandır devam etmektedir.Yaşadığımız yüzyıl, katliam, zulüm ve sürgün yüzyılı olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda otuz milyona yakın insan katledilmiştir. Başta kadınlar ve çoçuklar üzere, milyonlarca insan yerinden yurdundan edilmiş, zoraki göçe ve sürgüne maruz kalmıştır. Bu insanların mallarına, mülklerine büyük bir açgözlülükle el konulmuş, hakları gasp edilmiştir.
Her Yerde Fişleniyoruz!
Ülkemizdeki kurumların tümünde, yani hükümet, belediye ve kamu kuruluşlarının hepsinde Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, diğer tüm farklı inançsal, etnik kimlikler ve farklı tercihlere sahip kesimler fişleniyor, baskı altına alınıyor ve asimilasyona tabi tutuluyor.
AVM,ler diğerleri ve kent haklari …[*]
“Ben buyum dersin arkadaş Ceketim sol omzumda.”[1]
“Kayseri’de bir otelde kalıyordum, civarda yapacak ne var diye sorunca ‘AVM’ye gidin’ dediler. Böyle olması doğal, insanların eline kredi kartını veriyorsun, başka bir hobisi yok. Çocukları evde patırtı kopartıyor. Ne yapacak? Tiyatroya değil AVM’ye gidecek tabii.”
Ya da,
SEVAN’IN tashih ettigi yanlislar manzumesi[1]
“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yöneltilmiş bir tehdittir.”[2]
Kelimenin geniş ve dar anlamında Sevan soykırım mağdurudur.
Kolay mı? 1915 soykırımından kurtulanlardan Sevan, “arazisinde kaçak yapı inşa ettiği gerekçesi”yle(!), 2015’e yani 100’e bir kala enterne edilen bir Ermeni’dir…
Bundan ötürü, Max Weber’in tanımıyla “fiziki şiddet tekelini” elinde tutan devletin mağduru olan ve demir parmaklıklar ardına kapatılan Sevan ile -kimi görüşlerine ve davranışlarına kesinlikle katılmasam da- dayanışma içindeyim…[3]