Cumartesi Ekim 10, 2026

Özgür Gelecek’i Susturamazsınız; Çünkü Gerçekler Devrimcidir!

T.C devletinin devrimci, demokrat ve muhalif kesimlere yönelik baskıları artarak devam ediyor.

Şimdilerde çokça konuşulan ve esas hedefi devrimci, demokrat, yurtsever güçler olan “iç güvenlik“ tartışması ile yeni bir saldırı ve baskı politikası devreye giriyor.

Gerek yasaları gerek farklı baskı mekanizmaları ile muhalif kesimi sindirmek isteyen TC, sadece yasaları ile değil “ajanlaştırma, işbirliği” vb yöntemlere de başvurmakta.

TC’nin daima hedefinde olan devrimci basında elbette bundan “nasibini” almaktadır.

Bu anlamda öteden beri devlet, çeşitli baskı ve saldırı taktiklerini ara ara devreye sokmaktadır.

Gazetemize yönelik çeşitli zamanlarda yapılan operasyonlar, gazete çalışanlarımıza yönelik gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra çeşitli baskı araçları ile sindirme politikalarını devreye sokan devlet ve polisi bugünlerde gazetemiz Özgür gelecek İzmir muhabirine yönelik çeşitli baskı politikalarını devreye sokmuştur.

Polis ve jandarma, korkutma ve olmadı ajanlaştırma, ya da aile ile “dostane ilişkiler” geliştirme gayreti içine girmiştir.

Daha önce pek çok defa gazetemiz İzmir muhabirimizi arayan polis, “İzmir emniyetinden arıyorum, emniyete gelip ifade vermeniz gerekiyor” vb. cümlelerle, muhabirimizi emniyete çağırmış, muhabirimizin, “hakkımda bir soruşturma varsa savcılığa giderim” yaklaşımı üzerine pes etmiş ve aramayı bırakmıştı.

Devlet baskılarını bu defa aile ile ilişkiye geçerek sürdürmek istemiş olacak ki, bu kez de ailenin yaşadığı köyde, evine jandarma göndermişti.

Geçtiğimiz günlerde muhabirimizin Dersim’de yaşayan ailesinin evine giden jandarma muhabirimizin ailesine “kızınızın terör örgütleriyle ilişkisi var bunun için geldik” demiş ailenin tepki göstermesi üzerine papaz rolüne soyunarak “bizim görevimiz bu, size bilgi vermeye geldik, içeri girelim sohbet edelim” demiştir. Ailenin yeniden tepki göstermesi ve görüşmek ve, bilgi almak istemedikleri söylemesi üzerine jandarma bu defa aileyi korkutmak, tedirgin etmek amacıyla olsa gerek, “bilgi istemediğinize dair bir kâğıt imzalamanız lazım, imza için tekrar geleceğiz” diyerek baskılarının devam edeceğinin mesajını vermiştir. Daha önce çeşitli “bahanelerle” muhabirimizin evine giden jandarma belli ki korkutma, ya da ajanlık teklif etme gibi her zaman kullana geldiği yöntemlerinde ısrar edecektir.

Ancak gazetemize, muhabirlerimize yönelik bu tarz baskılar, özgür basın geleneğinin bir parçası olan gazetemizi engelleyemez.

Bizler devrimci, sosyalist, özgür basın olarak, işçi ve emekçilerin, tüm ezilenlerin sesi olmaya devam edeceğiz.

Dün bize ve diğer özgür basına, çalışanlarına yönelik bu baskılar sonuç vermedi, bugünde vermeyecektir.

Bizler ezilenlerin sesi, soluğu olmaya devam edeceğiz. Suzan Zengin’in kalemi kalemimiz, Deniz Fırat’ın objektifleri, objektiflerimizdir diyerek, devrimci mücadele içindeki rolümüzle çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Özgür gelecek susmadı susmayacak

Devrimci basın susturulamaz

Özgür Gelecek Gazetesi


69987

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Partizan'dan

İşçiler Ve Burjuvalar

Herhangi bir yerde, sermayeye karşı işçi direnişi, işçi eylemi, işçi grevi olunca, burjuvazinin ve işçinin aklına, istisnasız, önce Marx gelir.

Mayıs aylarının ortasından bu yana Metal işçilerinin domino etkisi yaratırcasına yayılan direnişleri de önce Marx’ı ve onun dev eseri Kapital’i akla getirdi.

Kolektif Despotizme Hayır

Yok seçilebilmek için hiç bir partinin kendilerini işaret etmelerine gerek yok muş.

Yok muhafazakar kürtler hdp ye yüzünü dönmüş  

Yok bundan sonra hdp nin baraj sorunu yok muş.

 

Yok böyle bir şey kardeşim.

Bu halk Demirtaşın samimiyetine de güvenerek akp karşıtlığı nedeniyle hdp ye oy verdi.

 

Demirtaş ne yapıyor.

CHP seçim barajının düşürülmesinde tut daha başka yasa değişiklikleri teklifleri hazırladığını açıklarken..

Demirtaş ne yapıyor ?

 

Bazı tartışmalar üzerine / Umut munzur

Değerlendirme ve tespitlerimize başlamadan önce “zorunlu” bir açıklama yapma ihtiyacı duyduk. Mayıs ayında İştiraki dergisinin blog sayfasında yayınlanan “Eskiyen Ne Varsa Atalım” başlıklı araştırma-değerlendirme yazımızdan sonra mail adresimize olumlu yönde eleştiriler ve katkılar geldiği gibi olumsuzlayan eleştirilerde aldık. Bu eleştirilerin her biri bizim açımızdan oldukça değerlidir. Değerlendirmelere dönük yazımız içerisinde de belirttiğimiz üzere eleştirilere açık olduğumuzu, değişeme dair yanlış değerlendirmelerimiz olabileceğini de peşinen kabul ettik.

Avrupa'da Komünist olmak suçsa ben de Komünistim!

Hani, kişi hak ve özgürlükleri, düşünce özgürlüğü esas alınmaktaydı. Hani ,'çoğulculuk, Avrupa demokrasisinde olmazsa olmazdı. Hani' kişinin düşünce özgürlüğü her şeyin üzerinde görülmekteydi. Bu örnekleri Avrupa 'demokrasisi için daha da çoğaltabiliriz. Avrupa emperyalizminin başı olan, Alman emperyalizminin geçmiş siciline baktığımızda geçmişinin ne kadar kanlı ve toplu katliamlarla dolu olduğunu görürüz. Yakın yüzyılımızın en eli kanlı emperyalist devleti Alman devletinden başkası değildir. Amerikan emperyalizmine taş çıkartır kirliliğe sahiptir.

Şehrin yara izleri

Gece 12 saat. Yani 24:00! 2 Temmuza birkaç gün var! Şehrin merkezindeki kilisenin önünde yaklaşık 50 kişiyiz. Ne olacağına, nasıl bir yolculuğa çıkacağımıza ilişkin sadece kaba bir bilgimiz var!

Bir hemşire konuşuyor, yüzünde duman izleri; “bombalanmanın ne olduğunu bilmeyen, tasavvur bile edemez. Yanmanın ne demek olduğunu görmeyen, bunu hayalinde bile canlandıramaz….

Rojava’nın işgaline müsaade etmeyeceğiz!

Ortadoğu’da ve özellikle Suriye’de suların yakın zaman durulmayacağı çok açık! Mezhep, aşiret ve bölgecilik üzerinden gelişen savaşlar, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölge devletlerinin ve emperyalistlerin de müdahalesiyle her geçen gün daha fazla kanın dökülmesine yol açmaktadır. Türk devleti; Sünni mezhepçiliği ve Türk ulusçuluğu üzerinden bu kanlı savaşlarda Kürtlerin hiçbir kazanım elde edememesi düzleminde saldırgan bir politika yürütüyor.

Örgüt; ilkeleri, hukuku ve kolektif işleyişiyle vardır (1-2- bölüm)

Bazen aynı şeyleri, onlarca-binlerce kez tartışmak zorundayız. Bizim bunlardan ne bıkmak ne de kaçmak gibi bir lüksümüz var. Devrim bir ihtiyaç ve zorunluluk olduğu sürece, gerçekleştirilmesi için bir örgütlenme de bu örgütlenmeyi sürekli geliştirmek de bir ihtiyaç ve daha ötesi zorunluluk olmaya devam edecek. Örgüt demek, bir amaç için bir araya gelmiş insanlar demek. Ve hepimiz biliriz ki insan demek aynı zamanda sorun demektir. Üstelik çözümü de kendi içinde barındıran bu sorunlar, gelişmenin-ilerlemenin de esas dinamiklerinden birini oluşturur.

ALMAN DEVLETİNİN 15 NİSAN 2015 TARİHİNDE PARTİ FAALİYETÇİLERİMİZE EŞ ZAMANLI OLARAK DÜZENLEDİĞİ OPERASYON POLİTİKTİR, YANITIMIZDA POLİTİK OLACAKTIR!

Alman Adalet Bakanlığının emri ile 15 Nisan 2015 tarihinde eş zamanlı olarak TKP/ML faaliyetçilerine karşı son yılların en büyük ve bir o kadar da hukuksuz operasyonu yapıldı. Almanya’nın çıkardığı tutuklama kararıyla yürütülen operasyonda eş zamanlı olarak İsviçre’de 1, Fransa’da 1, Yunanistan’da 2, Almanya’da 7 kişi olmak üzere toplam 11 devrimci tutuklanmıştır. Almanya’nın iade talebiyle Fransa, İsviçre ve Yunanistan’da tutuklattığı devrimcileri Almanya’ya getirtip 129 a–b ‘Anti-terör’ maddesinden yargılamak istenmektedir.

Alman Devletinin Şizofrenisi!

Emperyalizm Savaş, Sosyalizm Barış Demektir!

Bugün yanı başımızda savaşlar sürerken ve bu savaşların ülke içine hızla yayılma potansiyeli taşırken, evrenseli unutup yerelle yetinmek ve bunun üzerinde siyaset yapmak zorunda kalıyoruz. Kürdistan’ı da içine alacak birbiçimde Ortadoğu’un bütünü, Asya ve Afrika’nın yarıdan fazlası, Latin Amerika’nın üçte biri fili bir savaşla içiçe bir yaşam sürdürüken, bunların nedenlerini ve bu savaşları çıkaran sisteme fazla dokunmadan ya da görmezden gelerek, salt yerel sorunlarla sınırlı kalıyor çözümlemelerimiz.

Açik sözlü olmak iyidir! 7 Haziran sonrasina dair degerlendirme

“Açık sözlü olmak iyidir, en kötü ihtimalle sonradan kaybedeceklerini en başta kaybedersin.”[1]

Kimilerinin “yanıt”ladığı(!)[2] “7 Haziran 2015 Seçimleri’ne Dair -Gerekçeli- Tavrımız”[3] başlıklı yazımızın ardından, şimdi 8 Haziran’a (ve sonrasına) ilişkin bir değerlendirme “farz” oldu.

Erdoğan Kaçak Sarayda Cami Açılışı Yaptı.

Türkiye ve Kürdistan’da  Türk Devleti savaş naraları  atıyor. Kan istiyor, katliam istiyor, zulüm istiyor, istiyor da istiyor... 

Sayfalar