Newroz;Köhnemişe isyan,mazluma kardeştir!
Newroz, sınıf mücadelesi tarihinde zulme karşı yeni bir sayfa açma hamlesidir. Demirci Kawa’nın bu devrimci hamlesi tarihseldir, gelecek kuşakların ve toplumların isyan-direniş geleneğidir.
Newroz Ortadoğu ve ortaasya toplumlarının bilincinde yenilenme, başlangıcın ifadesidir. 21 Mart’ı dönüm noktası olarak kavrayan toplumsal bilinç hamle yapmaya, geçmişin ağır yükünden kurtulmaya da hazırdır. Demirci Kawa’nın Dehak’ın zulmüne karşı haysiyet, onur ve geleceği kazanma mücadelesi Newroz’un başlangıç, yenilenme özünün devrimci karaktere bürünmesini sağlamıştır.
Newroz’un yenilenme, yeni bir başlangıç, devrimci bir hamle olarak kavranışı ve tarihsel özünü belirginleştirmesi bugün yine zalimlerin baskısı altındadır. Kadim Kürt halkı bu bayramı bir ulusal uyanışa çevirmiştir. Faşist diktatörlüğün Kürtlerin dilini yasaklaması, coğrafyasını işgal etmesi, siyasi baskıyı ayyuka çıkarması, ulusal kimliğini ret etmesi ve kültürünü yasaklamasına karşı Newroz bir uyanış sembolü olmuştur. Kültürünün bir parçası olan, bayram olarak kutlanan Newroz faşist diktatörlük tarafından örtülü ve açık bir şekilde yasaklanmıştır. Kürt ulusu bu yasağa karşı açık ve gizli bir şekilde bayramını kutlayarak, yaşatarak sahiplenmiştir.
Newroz’un modern çağda bir kez daha devrimci özü faşist baskılara, yok saymalara, inkara karşı bir ulusal kimlik mücadelesi haline bürünmüştür. Kürt ulusu tam hak eşitliği, ulusal özgürlük ve yok saymaya karşı mücadelesinde Newroz’u tarihsel özünü kuşanarak bir kaldıraca çevirmiştir. Bir yandan kendi öz kültürü ve bayramı olarak sahiplenirken diğer yandan onu var etmek için yüzlerce binlerce can vermekten geri durmamıştır. Newroz yasaklanmaya çalışılan bir kültürün, ulusal kimliğin kıskançlıkla ve ölümü küçülterek korunmaya çalışılmasıdır.
Var olan tarihsel anlamına yeni halkalar ekleyerek haksızlığa, zulme, baskıya ve her türden gericiliğe karşı ezilenlerin bilincine kazınmış bir gün olmuştur Newroz. Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin silah kuşanarak başlattığı mücadelede Kürtler kitlesel şekilde Newroz’u sahiplenerek bir kalkışma ve direniş bayramına çevirmiştir.
Soluksuz yürüyen mücadelede Newroz geniş kitlelerin devrimci enerjisi, kendisini yenilemesi, ulusal uyanışın kolektif sembolü ve kendi gücünü meydanlarda sınaması olmuştur.
21 Mart faşist diktatörlük için korkusu ile yüzleştiği, ezilenler içinse heyecan-umut ile kendi gücünü sınadığı bir gündür.
Faşist diktatörlük bir kez daha Kürt ulusal mücadelesine ve Kürt kimliğine karşı kapsamlı, imhaya dayanan bir meydan okuma içindedir. Kürt kimliğini, haklarını ahmakça yok sayma politikasını sürdürme peşindedir. Ama artık bunun için ne tarihsel koşullar, ne toplumsal bilinç ne de siyasal iklim uygun değildir. Kürt ulusu bunu en iyi kavrayan, en fazla bilince çıkaran bir tutum geliştirmektedir. Faşist devlet bugün şehirlerini tankla, topla ve her türlü ağır silahlarla bombalarken, ölüm yediden yetmişe tüm Kürt halkına kitlesel şekilde reva görülürken, zindanlara atılırken topluca, siyaset yapma hakkı gasp edilirken Newroza doğru taşınan destansı bir direniş ve mücadele söz konusudur.
Teslim alınamayan, ulusal kimliğine yabancılaşmayan, faşist baskıya karşı boyun eğmeyen yine yeniden bir süreçle 2016 Newrozuna giriyoruz.
Demirci Kawa’nın ardılları zalim Dehak’ın ardıllarına karşı yine ve yeniden ölümüne direnen bir mücadele içinde. Bir Newroz daha yasaklanarak, direnişin yeni bir evreye geçmemesi için zalimlerin cenderesi altına alınmaya çalışılıyor. Başta Kürt ulusu olmak üzere ezilenler bir kez daha devrimci enerjisini yenileme, kendi kolektif gücünü sınama ve Kawa ruhunu kuşanmak için Newroz’a hazırlanıyor.
Zulmü, haksızlığı bir kez daha ezilen halklar, uluslar, mazlumlar, haksızlığa uğrayanlar enerji ve güçlerini birleştirerek yenecekler. Ortadoğu’da emperyalizmi, onun uşak ruhlu piyonlarını ve bu sistemin bağrından ürettiği her türlü gericiliği alt edene kadar durmaksızın mücadele edeceklerdir. 2016 Newroz’u başta Kürt ulusunun ve ezilen diğer halkların geleceği kazanmasında yeni bir ileri ve devrimci hamle olmalıdır. Tüm halkımızı Newroz’un direniş ruhuyla alanlara, Kürt ulusunun haklarının sahiplenicisi olmaya çağırıyoruz. Zalime dur demek için Newroz Piroz Be!
Yaşasın Kürt Ulusunun Haklı Ve Onurlu Mücadelesi!
Ulusal İmtiyazlara Hayır, Tüm Uluslara Tam Hak Eşitliği!
Newroz Piroz Be!
Kahrolsun Faşist Diktatörlük!
AVRUPA PARTİZAN
16 MART 2016
Son Haberler
“Kobanê Stalingrad’dı, Afrin’i Vietnam yap!”
Aşağıdaki mektup, 2016 yılından bu yana Rojava’da savaşan İrlandalı bir enternasyonalist tarafından yazıldı. Tırpan Cudi isimli savaşçı şu anda da TC işgaline karşı direnen Afrin’de bulunuyor ve mektubunda sürece dair düşüncelerini paylaşıyor. Mektup, Gary Oak tarafından Morning Star sitesinde yayımlandı ve Özgür Gelecek tarafından çevirisi yapıldı.*
GARY OAK Türkiye’nin saldırısıyla karşı karşıya olan YPG içindeki savaşan İrlandalı bir gönüllünün mektubunu yayımladı.
Kapitalizmin krizleri ve finanşallaşmanın sonuçları
(Bu yazı Partizan dergisinin 91. sayısında alınmıştır. Güncelliği nedeniyle yayınlıyoruz. Site yazı Kurulu)
Devlet teorisi ve Türkiye'de devletin yeniden restorasyonu
(Bu yazı Partizan dergisinin 91. sayısında alınmıştır. Güncelliği nedeniyle yayınlıyoruz. Site yazı Kurulu)
Emperyalist ve komprador kapitalist sömürü kıskacında Türkiye Kürdistanı
(Bu yazı Partizan dergisinin 91. sayısında alınmıştır. Güncelliği nedeniyle yayınlıyoruz. Site yazı Kurulu)
Efrîn direnişi emperyalist haydutlara rağmen zaferle sonuçlanacak!
Kurulduğundan beri mayasında taşıdığı Kürt fobisi mevcut süreçte TC Devleti’ni daha saldırgan kılmıştır. Öyle ki, Kürtleri kendi sınırları içerisinde baskı ve tahakküm altında tutan TC devleti bununla yetinmeyip, Efrin Kürtlerine karşı da saldırıya geçmiştir.
Emperyalist Çin’in Dünyaya Vermek İstediği Düzenin Adı: İpek Yolları (İkinci Bölüm)
Dünyanın küreselleşmesi kapitalizmle başlamıyor, daha önceki tarihlere, Millattan önceki yıllardan başlayan ve Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan bir tarihi yol var. Bunun adı: İpek Yolu. Antik İpek Yolu‘nu Tunç devrine kadar da geriye götürebilirz. Hemen hemen bütün medeniyetlerin uğrak yerlerinde birisi olduğu söylenebilir.
Sınıf bilinci
Yaşam kendi hareketini sonsuz devinimi içinde sonlu parçalara bölmüş olarak yol alıyor.Bu konu da maddenin en yüksek biçimi olan 'bilinçli madde' de durmuyor.Maddenin hareketini anlamaya ve onu bilinçli bir değişikliğe uğratmak için çabalıyor.Toplumsal anlamda değişiklikliğin yaratıcısı da burada tarihsel önemini vurguluyor.Komünist Partinin tarihsel önemi, sınıflı toplumların sınıf ilişkilerindeki eğemenlik yönünü başağı çevirmek, üretimin toplumsal yönünün önündeki en büyük engeneli ortadan kaldırmak, bağımlılık ilişkisini koparmak yada onu da ters çevirmektir.
Ermeni fedai Rolada “Seyirci kalmak yerine fedai ruhunu canlandırma zamanı”
Rojava: Kadın devrimini bünyesinde barındıran ve geliştiren Rojava’da sırtını dağlara vermiş, özgürlük için savaşan bir Ermeni Fedaisi ile görüştük. Komutan Nubar Ozanyan’a dair düşüncelerini paylaşan Rolada röportajında “Seyirci kalmak yerine maddi ve manevi olarak fedai ruhunu canlandırma, ön saflarda dimdik ayakta durma zamanıdır. Geride durmak bize yakışmaz. Büyük bir direniş göstermenin zamanıdır. Bu güç de bizde var” diyor.
Emperyalist Büyük Savaşa Doğru (Birinci Bölüm)
Emperyalist savaş tehlikesini kapıya dayandığını, gelinen aşamada bugün hemen hemen herkes –burjuvazinin yayın organlarından The Economist’de dahil- gizleyemiyorlar. Bunlar emperyalist savaşın ekonomik nedenlerini gizleyip, karşıtı olduğu emperyalist gücün saldırganlığına bağlarlar.“Şom ağızlı” olmak iyi bir şey değil, ancak, kapitalizmin nesnel gerçekliği, bizi emperyalist savaşın bütün koşullarının – bütün temel çelişmelerin keskinleşerek- olgunlaştığına götürüyor. Stalin, 2. Emperyalist savaşın gelişini 1927 yılında açıklamıştı.
İnip Kaçabileceğin Limanlar Var Gayrı
Boğazda yine aşkları farklı yerlerde arayan yapıların akını mı ne var?
Bu kaçıncıydı.
Sıkıştırdığı, cımcıkladığı beden.
Kendinden de iğreniyordu.
Normal şartlarda olsa ...
Teninin kokusu...
Tanıdık gelen ...
Bu narin ince beden kendine cevap verir miydi ?
Hemi de ...
Yağmurun ıslattığı bedenine yapışan elbiseyle bir o yana bir bu yana kaçarken kollarının arasına düştüğü yerde...
Teninin kokusu ....
Toplumsal yapıda en aktif olanlar örgütlenme zeminimizdir derken benim kadar senini sevebilir mi sorusuyla attığı
Darağacında bir fedai; Levon Ekmekçiyan
100 yıllık tarihimize baktığımızda katliam, zulüm, işkence ve idamların hiçbir zaman eksilmediğine tanıklık ediyor ve yaşıyoruz. Osmanlı’da da böyleydi, cumhuriyet tarihinde de böyle oldu. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının hepsinin İttihat Terakki Cemiyeti kökenli oluşu, aynı şekilde bütün birikimlerini yeni kurulacak Cumhuriyet için harcadılar. Anadolu’nun mazlum halklarını Rum, Ermeni, Süryanileri “Tehcir Kararı” ile anayurtlarından ederken “ulus devlet inşası”nın halkların kanı üzerinden gerçekleştirdi.