Kevork Çavuş (Nubar OZANYAN )
Mayıs’ta, baharın ve yeşilin en canlı renklerini yaşanır. Mayıs aynı zamanda devrim ve özgürlükler uğruna canlarını feda edenlerin fazlasıyla dolu olduğu bir aydır. Her halkın özgürlük ve mücadele tarihinde sayısız kahraman ve isimsiz direnişçiler vardır. Bazıları sadece kendi halkı tarafından bilinir. Bazıları ise yeterince bilinmez. Başlarına gelen felaket ve acıları ifade edecek sözcüklerin henüz icat edilmediği bir halkın edilgen ya da boyun eğen kurbanlar olduğu yanılgısı her zaman yaşanabilir. Ancak unutmamak gerekir ki, Ermeni halkının fedai ve kahramanları sadece kendi halkı içinde bilinip tanınmamıştır. Örneğin “Dağların Aslan”ı olarak bilinen Kevork Çavuş, Kürt halkı içinde de cesaret ve kararlılığıyla bilinmiştir.
Muş-Daron-Sason bölgelerinde Hayduk (Bağımsızlık Savaşçısı) olarak tanınan ve gerçek adı Kevork Ghazaryan olan Kevork Çavuş, 27 Mayıs 1907’de Türk işgalci- faşist güçlerine karşı savaşımda şehit düştü. Kevork Çavuş, aradan 104 yıl geçmesine karşın bugüne kadar mazlum Ermeni halkının direniş ve kararlılık hafızasının tertemiz sayfalarında onurla yerini almıştır. Kevork Çavuş, dünden bugüne Ermeni halkının en fazla değer verip saygı duyduğu, unutamadığı ve her daim saygıyla andığı bir fedaidir.
Her yerde direniş yaratan ve umut yazan Kevork Çavuş, Ermeni halkının özgürlük hayallerinin değişmeyen, biricik simgesi olmuştur. Başta Hamidiye Alayları olmak üzere işgalci ve talancı Osmanlı-Türk güçlerine karşı savaşmıştır.
Muş-Sason-Daron bölgelerinde gerek Kürtler gerekse Ermeniler tarafından bir efsane olarak kabul edilen, adına Ermenice ve Kürtçe türküler yazılan Kevork Çavuş, Osmanlı-Türk ordusuna karşı giriştiği çatışmada bir binbaşı beş memur, bir polis olmak üzere 120’nin üzerinde Osmanlı-Türk askerini imha eder. Geride sayısız yaralı bırakır. Bir fedaiye yakışır bir direniş sergileyen Kevork, yaşamı kadar şehit düştüğü anda da düşmana büyük darbe vurarak korku yaratır.
Ermeniler Sason İsyanı’ndan sonra ikinci büyük direnişlerini Muş’a yakın bir Ermeni köyü olan Sulukh’ta gösterirler. Osmanlı-Türk ordusu tarafından kuşatılan Kevork Çavuş yanında iki kadim yoldaşıyla çatışmaya girer. Hagop ve Gale şehit düşer. Ve Murat Nehri’ne düşerler. Düşman büyük bir şaşkınlık ve panik içindedir. Fedailerin komutanı Kevork Çavuş, ağır yaralanır. Ermeni fedailer, ağır yaralı komutanlarını Aratsni Nehri üzerindeki köprünün altında bırakarak çekilmek zorunda kalırlar. Ertesi gün Kürt aşiret reisi Zeynel Bey Kevork Çavuş’u ölüm anında köprünün altında bulur. Kevork bir tas su ister. Zeynel Bey, Kevork’a bir tas su verir. İçeceği son su olur Kevork’un.
Muş bölgesi başta olmak üzere bütün bölge halkı yas tutar. Dağların Aslanı artık ölümsüzlüğe kavuşmuştur. Kevork’un zorluk ve çileyle dolu yaşamında hep direniş ve kavga vardır. Gerçek bir devrimci ve Ermeni halkının fedaisi olan Kevork Çavuş dönemin ünlü fedaisi olan Arabo ile tanışır. Muş’ta bulunan Surp Arakelots Manastırı’nda ilk eğitimini alır. O dönem ruhani okul ve manastırda aynı zamanda fen bilimleri, edebiyat ve dil eğitimi de veriliyordu.
Bir ihbarcı tarafından ihbar edilen ve tutuklanan Kevork Çavuş, Osmanlı hapishanelerinde 2 yıl kalır. Firar ederek özgürlüğüne kavuşur. Firar ettikten sonra ilk iş olarak kendisini ihbar edeni öldürür.
Bir gün Kevork Çavuş’a arkadaşları tarafından silah hediye edilir. “Arkadaşlarımın verdiği silah en değerli hediyedir. Fedainin silahı cesur ruhu sever. Düşmanı o kutsal silahla vurur. Nerede olursa olsun düşmanı vurmak gerek” der.
Yaşamlarını cesurca özgürlük düşüncelerine feda edenlerin adları ve onurları sonsuza dek var olur. Bugün dönüp tarihe baktığımızda Ermeni-Kürt fedailerin izinde yürümenin dışında başka bir kurtuluş yolu yoktur. Zulme ve zorluklara karşı ancak birlikte durup, direnip savaşırsak onurluca-kardeşçe yaşayabilir ve geleceğimizi kendi ellerimize alabiliriz.
Dosyası oldukça kabarık olan suç örgütü TC devletinin çeteleri varsa Ermenilerin ve Kürtlerin de ölümsüz fedaileri vardır. Kevork Çavuşları, Sose Mayrigleri, Egidleri ve Zilanları vardır. Suç örgütünün zulmü sürdükçe destanlar yaratan direniş türküleri yakılacak ve ölümsüz kahramanları hep var olacaktır. Başta Ermeni halkı olmak üzere halkların özgürlük rüzgarı Kevork Çavuş ölümsüzdür!
Son Haberler
Sayfalar
Devrimimizin niteliği ve stratejisi üzerine (6.Bölüm)
5-) “KUZEY KÜRDİSTAN’IN DEVRİM STRATEJİSİ” SORUNU:
Axparig Hrant /Nubar OZANYAN
Ocak, özgürlüğümüz ve kurtuluşumuz için umut ve gelecek vaadeden sevdiklerimizi kaybettiğimiz aydır. Ocak, buz içinde açan ve açmaya devam edecek olan kırmızı güllerimizi andığımız aydır. Devrimci hayaller yaşatılmadan idealler büyütülemez. Devrimci ideallerimizi süsleyen hayallerimizin orta yerinde çocukluk anılarımız gelir. Ocak’ta ölümsüzleşen her yoldaşla birlikte çocukluğumun koridorlarında dolaşırım.
M.Oruçoğlu’nda boy veren anarşizan ve revizyonist karekterli kimi görüşler üzerine bir değerlendirme
Bilenler bilir Sayın Oruçoğlu Halkın Günlüğü gazetesinde “Antagonizma” ismiyle tanımlamayı tercih ettiği köşesinde çeşitli konular/meselelere dair görüş ve düşünsel eğilimlerini paylaşır okuruyla.
Mecbur insanlar vardır... (1)
Yaşar Kemal bir röportajında şu cümleyi kuruyordu; “Mecbur insanlar vardır!” Hikaye şöyle; Osmanlı’nın son dönemlerinde, hikayenin geçtiği yöredeki köylülerin umudu, ağaların da korkulu rüyası olmuş bir eşkıya vardır.
Bu eşkıyaya, bölgeden ayrılması karşılığında para ve hayatının bağışlanması teklifinde bulunulur, fakat o, bölgeye yığılan güçle öldüreceğini anlamasına rağmen, Osmanlı’nın teklifini köylüleri düşünerek reddeder. Ve teklifi neden reddettiğini soranlara “mecburum” diye cevap verir.
Devrimimizin niteliği ve stratejisi üzerine (5.Bölüm)
4-4) “SHSS’NİN TAS’I TA EN BAŞINDAN DEVRE DIŞINDA BIRACAK OLMASI” SORUNU:
Kıvılcımları Çoğaltmalıyız!
Özellikle, 2013 yılından bu yana baskıları artırarak iktidarını sürdüren Erdoğan hükmetinin, hükmetme sınırları giderek daralıyor. Ekonomik-politik olarak sıkıştıkça, içerdeki baskıları artırarak, kendini ayakta tutmaya çalışan bir iktidarın, dayanma gücü; kitlelerin ekonomik ve özgürlük taleplerinin şiddetiyle sınırlıdır.
Kitlelerin ekonomik ve özgürlük talepleri arasına sıkışan faşist bir iktidarın ömrü de sonsuz değildir.
Bizim Sara…Nubar OZANYAN
Soğuk bir kış gecesi kırık bir radyo yayınında duydum. Sara ve iki kadın arkadaşın şehit düşüş haberini. Dışarıda bir metreyi geçkin kar altında aylarca toprak altında üşümeden direndim. Ta ki Sara’nın ölüm haberini duyuncaya kadar. Dersim/Aliboğazı’nın buz kesen havası ve sert esen rüzgarı hiç bu kadar işlemedi içime. Keskin bir bıçak gibi kesti boğazımı. Yutkundum. Sanki içime kan damladı. Kalleş pusular neden buz kesmiş Ocak’ı seçer? Neden Ocak’ta daha çok katledilir kadın devrimciler? Rosa, Sara ve Meral yoldaşlar...
Değiştirirsek yeni olur yıl…(Nubar OZANYAN)
Herkese yetecek kadar nimeti bol, toprağı zengin olan dünya; mazlumlar açısından neredeyse çekilmez hale geldi. Her geçen gün zenginle fakir, efendi ve yeryüzünün “lanetlileri” arasındaki çelişki, derinleşerek büyüyüp daha “ürkütücü” duruma geliyor. Daha fazla sermaye ve zenginlik, bir avuç tekelin ve kapitalistin ellerinde toplanırken, yoksulluk ve yokluk büyük kalabalıkların çekilmez kaderi haline getirildi. Dünyanın tüm mazlum halkları, büyük eziyet çekmeye devam ediyor.
Robotların Yeri Bizim Yanımız
Metofor... motofor...
- Öpüyorlar üretemiyorlar... öpüyorlar üretemiyorlar... Öpemiyoruz üretiyoruz... öpemiyoruz üretiyoruz.. Biz örgütlü olma kültüründe nasibini almamış proletaryaların kaderide ne kadar bozuk abi.
- Karşıdaki tiplere bak.
- Bizim musallat olacağımız kızlara musallat olmasınlar abi.
- Bizim musallat olacağımız kızlara niye musallat olsunlar. Onlar üreteni dudakta öperiz diyiyorlar. Bizim musallat olacağımız kızlar üretiyorlar mı? 40 yıldır aynılar. Ne söylesek başımız ağrıyor, başımız ağrıyor diyor duruyorlar.
Dünya Sınıf Mücadelesinin Üzerinde Dönüyor
Dünya güneş etrafında dönsede, bütün toplumsal gelişmelerin; “öküzün boynuzunun üzerinde” değil, sınıf mücadeleleri üzerinde döndüğünü, bütün sınıflar açısından çok çetin geçen 2020 yılı bir kere daha gösterdi.
Kapitalizmin kriz olduğunu, krizden başka bir şey üretmediğini ve bu krizinde esas olarak işçi sınıfı ve emekçileri vurduğunu; sermayenin bitmek, durmak bilmez her şeye egemen olma vahşetiyle kitlelerin üzerine yıkıldığını, bir kere daha, korona pandemisi adı altında ölerek gördük.
Interview with member of TKP-ML Polit Bureau “We have no other option but to Struggle and Fight for Liberation”
“We have no other option but to Struggle and Fight for Liberation”
-Hello, can you introduce yourself?
– How are you, my name is Ozgur Aren, I am a member of the Central Committee Polit Bureau of TKP-ML.
-You have announced that you held your 1st Congress last year. In what environment did you prepare for your Congress? both in terms of your Party agendas and the situation in your country?