Cuma Ekim 9, 2026

Gelme..!!Gelcem..!!

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.

ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesiyle Rakka operasyonunda YPG'nin başat rol oynayacağı buna karşın tüm yalvar yakarmalara rağmen TC'nin bu işin dışında bırakılması... Bu RTE'yi alabildiğine feci şekilde sinirlendirmiş. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığını tepe noktasına taşıyan, içeride Kürtlere yönelik imhayı çökertme politikasıyla yaşama geçirmeye çalıştığı bir dönemde hemen sınırımızın öteki tarafında Kürtleri silahlandırmak da neyin nesi! Özellikle de üyesi olduğu NATO'nun önde gelen bir devleti tarafından silahlandırılması/üstelik ağır silahlarla, zırhlı araçlarla donatılması... Ve üstüne üstlük Rojava'daki Kürtlerle, YPG'le Türk devleti hazır durumda beklerken Rakka'ya yürümek neyin nesi oluyor?

ABD'nin bu politikasının TC'yi içerideki kendi Kürtleriyle savaşta zayıf düşüreceği gibi dışarıda da Rojava kantonlarına uyguladığı politikayı da zora sokuyor.

YPG'e verilecek olan ağır silahların YPG vasıtasıyla PKK'nin eline geçeceğinden ciddi endişeler duyduğunu saklamayan RTE 16 Mayıs ta ABD'e yapacağı ziyarette bu durumu bizzat Trump'a kendisinin anlatmak istediğini söylüyor. Nedeniyse Amerikan silahlarının PKK ve YPG' verildiğinden yakınıyor, daha doğrusu YPG'e verilen silahların PKK'nin eline geçeceğinden. Hatta bunu fotoğraflarla belgelerinin olduğunu ve bu belgeleri görüşmede Trump'ın önüne koyacağını söylüyor, propagandasını yapıyor. Şimdiden Trump'ı köşeye sıkıştıracağını hesaplıyor. Buna daha fazla bir gerçeklik kazandırmak için de Kürdistan Bölgesel Yönetimi Barzani'nin yeğenini tanık olarak yanında götürmeye çabalıyor.

Peki bir de işin şöyle bir tersini düşünelim: RTE'nin talimatıyla MİT'in insani yardım adı altında taşıdığı tırlarla Suriye'deki muhaliflere silah taşıdığını, bu silahların, malzemelerin Suriye'de çatışmalarda ördürülen, yakalanan İŞİD militanlarının üzerinden çıktığına dair görüntülerin bu toplantıda RTE'nin önüne konulması durumunda ne olacak? RTE'nin yüzünün ne şekil alacağını herhalde kimse görmek istemez.

Neyse bu RTE'nin düşünmesi/hesaplaması gereken bir olgu...

RTE hileli anayasa referandumundan sonra ülke içerisinde meşrutiyetinin tartışılmasının hemen ardından yurt dışı gezilerine çıktı. Sırasıyla Hindistan ve Çin'e gitti. Yarın da ABD ziyaretini gerçekleştirecek. Yurt içinde kaybettiği prestiji/meşrutiyeti dışarıda devlet protokolleriyle karşılanmak, büyük devletlerin devlet başkanları tarafından kabul edilerek tamire çalışıyor.

Özellikle de BOP'ta elinden alınan eşbaşkanlığı yeniden kuşanabilirimin hesaplarını yapıyor. ABD ziyareti öncesi konuşmalarında Trump'a göndermeler yaparak ''ABD Türkiye el ele verelim, Rakka'ya birlikte girelim'' RTE'nin tüm bu yakarmalarına rağmen Trump'a ziyaretin hemen öncesinde YPG'ye ağır silahlar verilmesi ver Rakka operasyonunun YPG'le ortak yapılacağının açıklanmasının sonrasında Türkiye'de basın organlarına demeç veren bazı muhalif siyasiler bu gelişmelerden dolayı RTE'nin ABD ziyaretini en azından ertelemesine çağrı yapmalarına RTE'nin yanıtı ''bunlar siyaset yapmayı bilmiyorlar'' oldu. Doğrudur RTE şimdiye değin hep kendi mahallesi için siyaset yaptı. Bunda da başarılı oldun. Din maskeli ve kendi çevresinin ekonomik çıkarlarını koruma noktasında gerçekleştirdiği politikada başarılı oldu.

RTE'nin amacı ülkenin çıkarları doğrultusunda bir ABD ziyareti değil. Bu ziyaret RTE'nin kişisel çıkarları doğrultusundadır. ABD başkanı Trump kendisini Beyaz Saray'da kabul eder ve görüşürse anayasa referandumunda ülke içerisinde aldığı yenilgiyi bu görüşmeyle/kabul edilmeyle bertaraf etmeye çalışıyor. Yani içeride kaybettiği meşrutiyeti dışarıda emperyalistlere vereceği tavizlerle kapatmaya, onların güvenini kazandığının propagandasını yaparak kotarmaya çalışıyor. Bu ziyaret kendi meşrutiyetini sağlama ziyaretidir. Bu bir...

İkincisi de BOP'ta Suriye'de sıkıştığı durumdan kurtulmak için ABD'nin tüm isteklerine yanıt olacağına dair güvence vererek bir çıkış bulmaya çalışıyor. Güvenli bölge... Kürtlere yönelik askeri ve diğer yardımların askıya alınması... Suriye'de çözüm konusunda kendisine görev verilmesi v.b. gibi.

Bu ziyaretin en önemli yönü ise Reza Sarraf dosyasıdır. Çünkü Reza Sarraf dosyasının içerisinde RTE'de var, ailesi de var. Halk Bankası genel müdür yardımcısının ABD'de tutuklanması, Reza Sarraf'la birlikte yargılanması, RTE ve ailesinin durumunu daha da ağırlaştırdığını, içerisinden çıkılmaz bir duruma sokulduğunu gösteriyor.

RTE bu durumu Trump'la görüşerek birinci elden hukuksal değil siyasal bir yolla çözmek için çabalıyor. 16 Mayıs ta yapacağı ABD başkanıyla görüşmesinin esas nedeni bu.

Bu çabası boşuna mı?

Göreceğiz...

51246

Ճշմարտություն մարտիկներն են ապրում! Şervanên rastiyê dijîn! Hakikat savaşçıları yaşıyor!

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada savaşlar, göç, hastalık, açlık hiç eksik olmamış aksine ivmesi her geçen gün hızla yükselmektedir. Bereketli topraklar paylaşım savaşında emperyalist haydutlar tarafından kan gölüne çevrilirken bütün acı, gözyaşı ve savaşın faturası en ağır biçimde burada yaşayan mazlum halklara ödetilmiştir/ödetilmektedir.

“İlk ölen biz olmalıyız”

Tarih okuması doğru yapıldığında öğretmen rolünü oynar. Gerçekliğe yaklaşım ne kadar objetif olmayı gerektiriyorsa, tarihe ve yaşananlara da objektif bakılıp doğru yaklaşıldıkça özgürlük yürüyüşü anlam ve güç kazanır. Tarihe ve gerçekliğe tek yanlı inkarcı bakış, ayağı topal yürüyüşe tek gözü kör insana benzer.

Direnmek yaşamaktır

Bu gün açlık grevinin 44.günü ...

     Siriza hükümeti tarafından uluslararası hukuk çiğnenerek  başına para ödülü konulup Türkiye'de kırmızı bültenle aranan devrimci Turgut Kaya  geri verilme işkencesine karşı tutsak olarak tutulduğu Kordilos hapishanesinde bedenini açlığa yatırdığının bu gün 44. günü .

Turgut Kaya,tüm baskılara,zorbalığa,geri verilme işkencesine,ihanete karşın açlık grevi silahını namluya sürerek sürece yanıt oluyor.

O, Kaypakkaya'nın mücadelesini/direnişini örnek alan,bu doğrultuda mücadele verdiğini kanıtlayan bir devrimci.

''M. Usta’nın Anakronizmi'' Dediğiniz Yerde Aslında Kendinizi Anlatıyorsunuz!(Sidar Hanoglu)

7 Temmuz 2018 tarihinde ''Avrupa Haber Merkezi'' adlı sitede ''M. Usta’nın Anakronizmi'' başlıklı bir yazı yayınlandı. Bu yazı dikkatlice okunduğunda, yazı sahibinin bir tarihi dönemde yaşananları nasıl bu kadar ustaca çarpıtığına şaşmamak elde değil. Yalan söylemekte bir bir marifet her halde!

KİTLE ’de kaybolanlar ve SINIF

Kitle TDK’nin sitesinde şöyle tanımlanıyor:

‘Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle’

Kitlenin bizim için birinci anlamı, devrimci düşünüş, yaşayış tarzını yansıtmasıdır. Yakından uzağa sıralaması şöyledir. MLM’ler, Devrimciler, İlericiler vb.

Avrupa’da Faşizmin Ayak Sesleri

“Emperyalist Büyük Savaşa Doğru”1 yazı dizisinde ele almıştım. Dünya genelinde hızla bir gericileşme yaşandığını ve bu gericileşmenin AB ülkelerini de içine aldığını yazmıştım. Bu aynı zamanda emperyalist savaş hazırlığının bir göstergesi olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Ve Türkiye’deki gelişmelerin ve uzun yıllardır islamcı-faşist bir yönetimin iktidarda tutulmasınında bu gelişmelerden ayrı ele alınamayacağı saptamasında bulunmuştum.

Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda

25 yıl önce insanlık dışı gerici, şeriatçı, faşist güruhlarca tutuşturulan insanlık ve Madımak Oteli halen yanmaya devam ediyor. 2 Temmuz 1993’te 33 Can, 33 fidan, 33 aydın, yazar, şair ve genci yitirdi bu ülke toprakları. Madımak’tan yükselen çığlıklar ve dumanlar ülkenin dört bir yanından duyulur ve görülür oldu.. Ancak gerçekleşmeyen adalet sebebiyledir ki, sadece Madımak’tan değil, bu ülke coğrafyasının her karışından dumanlar tütmeye, çığlıklar gelmeye devam ediyor..

Rojava’dan bir Partizan okuru “Katliam ve soykırım ancak halkların birleşik özgürlük mücadelesi ile son bulur!”

Tarihte yaşanmış bazı acı dolu olaylar vardır, yıl dönümleriyle sınırlı bir gün olarak anılamaz, olayın gerçekleştiği şehirle hatırlanamaz tek başına. Dersim, Maraş, Sivas katliamları sadece mekan olarak değil, dinmeyen acıların tarihe mal olduğu yerler olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

Nasıl kazanmış olursa olsun AKP meşru değildir, tanımıyoruz!

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan baskın seçimde AKP ve MHP’nin oluşturduğu “cumhur ittifakı” Erdoğan’ı “Türk tipi başkanlığa” taşırken, AKP, hedeflediği milletvekili çoğunluğunu elde edemedi. MHP eliyle erken seçim kararının alınması, kuşkusuz bir tesadüf değildi. Bu, önceden planlanmış ve gündeme getirilmişti. Efrin işgalinin “zafer” rüzgarını arkasına alan AKP’nin bu fırsatı 24 Haziran’a taşımak istediği bilinen bir senaryoydu. OHAL’in uzatılması, tutuklamalar ve HDP milletvekilliklerinin arka arkaya düşürülmesi bu oyunun birer parçasını oluşturuyordu.

Bir Partizan’ın “çağın direnişi” günlüğü

 

“Kasketlinin ifadeleriyle önümüzde çetin ama şanlı mücadele günleri var, hazırlanalım!”

24 Haziran seçimleri sonuçlandı. Seçim sonuçları özellikle CHP’nin başını çektiği hakim sınıf partilerinde büyük bir moral bozukluğu yaratmış görünüyor. Seçimlerin en azından ikinci tura kalması beklentisiyle gidilen seçimlerde elde ettiği sonucu kabullenerek yoluna devam eden bu hakim sınıf partisinde bu durumun yeni tartışmalara yol açacağı görünüyor. AKP’de ise R.

Sayfalar