Gelecek Sosyalizmdir!
Kapitalizm, en az 400 yıldır bu dünya üzerinde varlığını ve yaklaşık 300 yıldır da egemenliğini sürdürüyor.
Kapitalizmin dünyayı getirdiği durum önümüzde duruyor. Her haliyle çürümüşlük ve Cehennem!
Burjuvazinin kendi istatistikleri de, kapitalizmin dünyayı uçurumun eşiğine getirdiği gerçeğinin üstünü örtemiyor.
Savaş, yoksulluk, katliam ve bunların artarak devam etmesi ve kapitalist sistem altında insanlık için ufukta herhangi bir umut ışığının görülememesi...
Doğanın bütünüyle tahribi. Yok olmaya doğru hızla giden ekolojik denge ve kendini yeniden yenileyememe olgusu...
Kelimenin tam anlamıyla bir avuç zenginin, dünya nüfusunun %99’nun gelirine el koyduğu ve buna koşut olarak silahlanmanın hızla arttığı gerçeğinin yanında, açlıktan ölenlerin sayısının ikiye katlandığı ve kitlelerin yerlerinden, yurtlarından sürülerek göçmen haline getirildiği...
Önümüzdeki yıl ve daha sonraki yılların, geçmişte kalan yıllardan daha kötü olacağı gerçeği.
Daha büyük savaşların, yoksullaşmanın, kitlesel göçlerin, savaş ve kapitalist bolluk içindeki kıtlıklardan dolayı ölümlerin artarak devam edeceğinin, kapitalist ekonomi-politiğin önümüzde durması...
Oysa, dünya, 12 milyarı nüfusu doyuracak kadar üretim bolluğuna sahip. Topraklar, sular ve hava, üzerinde yaşayan canlılara yetecek kadar boldur. Her canlı doğal yaşamı içinde, yaşadığı ortamı da yeniden üretir. Kapitalizm, insan da dahil, tüm canlıların kendini yeniden üretmesinin önünde engel duruma gelmiştir. Kapitalizm yıkılmadan bu yıkım durmaycaktır.
Yüzüncü yılını kutlayacağımız 1917 Ekim Sosyalist Devrimi; onca savaşa ve iç savaşın yıkımına karşın, kısa süre içinde açlığı, yoksulluğu yok etti.
Kadınlar üzerindeki tüm baskıları ortadan kaldırdı. “Eşit işe eşit ücret”i yasallaştırdı ve bütün cinsiyetçi ayrımcılığı son verdi.
Herkesin işi, evi ve aşı oldu. Ne sokak çocukları ne fuhuş ne dilencilik ne de sömürü kaldı.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği; 35 tane ulus ve etnik ulustan işçi sınıfı ve emekçilerin oluşturduğu bir sosyalist cumhuriyetti. Bu kadar ulusal çeşitliliğe rağmen bütün uluslardan halklar kardeşçe bir arada yaşadı. Ne din ne de milliyet kavgası oldu.
1 Ekim 1949 Çin Devrimi, 3 yıl içinde, fuhuş, dilencilik ve sokak çocukları kapitalist gerçekliğini yok etti. Mao’nun, halk üzerinde; “siyasi, klan ve dini otorite” diye tanımladığı, “üç büyük baskı”yı ortadan kaldırdığı gibi, bunlara ek olarak, kadınlar üzerindeki “dördüncü otorite” olarak tanımladığı “koca baskısı” da kısa sürede ortadan kaldırıldı. O dönemin 500 milyonluk Çin’i, İşçi sınıfı önderliğindeki devrimle, kısa süre içinde açlığı ve sömürüyü ortadan kaldırmayı başardı.
İnsanlık, kendi geleceğini karanlıklar zebanisi burjuvaziye teslim edemez. En kısa zamanda bundan kurtulup, toplumsal gelişmelerin doğal diyalektiğini, işçi sınıfı kendi eliyle gerçekleştirmek durmundadır.
Bütün sosyalist ülkelerin yıkılmış olması gerçeği, kapitalizmin caniliğine hak vermez. Sosyalist ülkeler yeni ve tecrübesizdi. Kapitalist haydutların bütün yıkma çabalarına karşı insanlığa büyük kazanımlar kazandırdılar. İşçi sınıfı ve emekçiler, gelecek yıllarda geçmişten öğrenerek, geleceklerini geriye dönüşümsüz kuracaklardır.
Kapitalizmin cehnneminden tek bir çıkış yolu vardır: SOSYALİZM!
2017’de sosyalist bilinç ve mücadelenin geliştirilmesi ve sosyalizmin kızıl bayrağını yaşamın her alanında daha yükseklerde dalgalandırmak umuduyla..!
Yusuf Köse
Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.
http://yusuf-kose.blogspot.com/
Son Haberler
Sayfalar
TKP-ML AVRUPA KOMİTESİ:50. MÜCADELE YILIMIZDA PARTİMİZ TKP-ML ÖNCÜLÜĞÜNDE DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ MÜCADELESİNE SEN DE EMEĞİNLE KATIL!
Çeşitli Milliyetlerden Halkımıza!
Açlık, yoksulluk, savaş ve göçler ezilen dünya halkları için kader değildir. Tüm bunların sorumlusu emperyalist kapitalist sistemdir. Emperyalistler bitmez tükenmez kâr hırsla dünyanın tüm yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını sömürmeye devam ediyorlar.
ANALİZ | Kim Geri Adım Attı?
Açıkça görüleceği üzere emperyalistler bir kez daha “sevgili diktatörlerine” sahip çıktılar! RTE’nin içine düştüğü durumdan çıkması için “diplomasi oyunu”na başvurdular. Bir çeviri oyunuyla ona gereken çıkış yolunu gösterdiler. Geri adım atan elbette TC oldu.
AİHM aylar önce S. Demirtaş ve O. Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına karar vermişti. AİHM kararına rağmen serbest bırakılmayan O. Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı S.
Ermenilerin uyanışı (Nubar Ozanyan )
Ölüm tarlalarından ve yollarından geçerek sağ kalmayı başaran Ermeniler, bir baştan diğer uca dek Suriye’nin sınır bölgelerine yerleşirler. İlim, gül ve bal diyarı yaptıkları anavatanları Hayastan’a bir gün geri dönme umudu ve hayaliyle yaşama tutunurlar.
Soykırım külleri içinden ayağa kalkan Ermeniler, mahir elleriyle yeniden toprağa, taşa, demire, çeliğe, bilime, sanata, yüreğe dokunurlar. Müzik, ekmek ve şarap kadar kutsal sofralar kurarlar. Yeniden kapılarını açarlar inanana ve inanmayana…
Devrimci zor ve burjuvazinin terör kavramı (Sentez)
Marks, “zor, yeni bir topluma gebe eski toplumun ebesidir” derken tam ve eksiksiz bir şekilde şiddet olmadan burjuvazinin devrilemeyeceğini ifade etmiş oluyor.
“Mahşerin Atlısı” İşçi Sınıfı Gelecek
Türkiye’nin uluslararsı tekel sahipleri ve sözcüleri Erdoğan yönetimi altındaki gidişattan memnun olmadıklarını bir kaç defa tekrarlamışlardı. Bu kez, tavırlarını net olarak ortaya koydular. Erdoğan başkanlığındaki yönetimle devam edilmeyeceğini, ortaya koydukları programla netleştirdiler. Ve CHP, İyi Parti gibi muhalefet partilerinin oluşturduğu “Millet İttifak (Mİ)”ına “programınız budur!” dediler. Kendi programlarının adını da :” Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” koydular.
Karanlığın iki rengi (Nubar OZANYAN)
Öbür dünyanın cennetini halkına anlatarak yaşanılan dünyayı cehenneme çeviren faşist R.T.Erdoğan, Türkiye’yi yoksulluğun ve yolsuzluğun dibine batırdı. Türkiye, dünya sefalet endeksinde 56 ülke içinde 21. sırada yer aldı.
Halkına iyiye gitmeyen ekonomi ve artan işsizlikten başka bir şey veremeyen İttihatçı-Kemalist AKP-MHP faşizmi, Avrupa ülkeleri içinde sefalet endeksinin en yüksek olduğu ülke ünvanını elde etti.
Birer Birer Duran Mohikan Yürekler ve Düşündürdükleri (Emre Erdal)
Gözünü açtığı yüzyılın devrimci başarılarıyla kanatlanan, yenilgilerine derinden hüzünlenen, yoldaşları düştüğünde ağlayan, kavga saatinde ise şahinleşen, düşlerinin ardından hesapsız yürüyen, pek çok şeyi yarım yaşayan ama zorunluluklarından kurtulmuş bir dünya sevdasından asla vazgeçmeyen bir devrimci kuşağın artakalan mohikanlarını birer-ikişer kaybediyoruz.
Avrupa’dan Ermeni Devrimciler:Şehit Nubar Ozanyan Taburu'nu selamlıyor kampanyayı destekliyoruz!
Rojava’da 2011’den beri devam eden karşı-devrimin güdümündeki azgın saldırılar günümüz koşullarında farklı boyutlarda da olsa devam ediyor. 2011’de TC, S. Arabistan, Ürdün, İsrail gibi ülke devletlerinin Suriye’ye saldırıları, 2012’de Rojava’yı da hedef almıştır. 12 Temmuz 2012’de Kürt Yüksek Komitesi kuruldu ve PYD önderliğinde YPG/YPJ güçleri üzerinden bu saldırılar göğüslendi. 24 Temmuz 2012’de iç asayişten sorumlu Asayiş Güçleri de oluşturuldu. Ve devamında Afrin, Kobane, Cizre’de oluşturulan kanton yönetimler üzerinden özerk Rojava yönetimi ilan edildi.
TKP-ML Temsilcisi Orhan Ünal: “Örgütlenmekten başka çıkış ve mücadele etmekten başka kurtuluş yolu yoktur”
“Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesinin 1 yılı geride kaldı. “İleri…Daha İleri…” şiarıyla Türkiye’de ve Kürdistan’da birleşik devrimin bayrağı devrimci hamle çerçevesinde büyümektedir. Faşizme karşı, sömürgeci ve işgalci güçlere karşı yürütülen eylemler ile işçi sınıfının, gençlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin ve sistem tarafından sömürülen-ezilen bütün halkın kurtuluşu mücadelesinde önemli ilerlemeler kaydedildi.
Neden Öcalan’ın özgürlüğüne karşı sessizsiniz? (Vedat Yeler)
Üzülerek böyle bir yazıyı yazdığımı belirtmek istiyorum. Galiba ilk başta ifade etmem gereken mesele, ben ve benim gibi Marksizm suyuna bulaşmış birçok Kürdü ‘hüsrana uğratan bir konunun’ hüznünü dile getirmek oldu. Çok basit ve sade bir dille, hiçbir teorik ve ideolojik kriz yaratmadan 9 Ekim Komplosu’nun yıldönümünde 23 yıldır ağır tecrit altında olan bir halkın önderliği için örgütlenen bir kampanyaya ve bu kampanya nezdinde açığa çıkan Türkiye sol, sosyalist, devrimci, demokrat… kesimin sessizliğine değineceğim. Kişisel ve duygusal bir sitem olarak da ele alabilirsiniz.
EYLÜL’den sonra EKİM (Nubar OZANYAN)
Eylül’de kaybettik, Peru gerillalarının önderi Gonzalo yoldaşı. Ekim’de Kürt ulusal özgürlük gerillalarının önderi Öcalan’ın özgürlüğünü kaybetmeyelim. Ağır tecrit koşullarında hiçbir devrimci önderin ve öncünün tutsak kalmasına müsaade etmeyelim. Halklar ve önderler üzerinde sallanan sermayenin kanlı kılıcını aşağı indirelim.
Önderlik, tarihsel süreç ve birikimlerin sentezidir. Önderlik, ileri bir bilinç, ileri bir hamle ve değişim gücüdür. Bazen en ağır tecrit koşularında yıllarca bir yoldaş sesi duymadan direnmektir.