EL KONULAN MEZAR TAŞI İLE YIKILAN ANIT MEZAR
Bir daha mezar yıkımlarının yaşanmaması ve artık bu son istirahatgahında rahat uyuması için,Dersim'de inşa edilen Pembelik barajında suyun altında bırakılan yaşam alanları,kutsal değerler Dersim halkının özverili çalışmaları sonucu kendi mezarları ile Armenak Bakırcıyan'ın mezarının da kurtarılarak daha yüksek bir alana,Ermeni soykırımının 100.yılında inşa edilmiş,törenle açılışı yapılmıştı.Ermeni aynı zamanda devrimci olmaktan kaynaklı mezarı şimdiye kadar çeşitli defalar saldırıya uğramış,yıkımlar geçirmiştir.Ama her seferinde,düşmana inat yoldaşları ve halk sahip lenmiş tekrar inşa etmiştir.Dileğimiz ve arzumuz artık bu son olur demiştik ama yanılmışız.
Türkiye devrimci hareketinde mezarı bu kadar saldırıya uğramış başka bir olaya şimdiye kadar rastlanılmadı.Resminin ve isminin ermenice yazılı olduğu mezar taşına önceden el konuldu.Dersim halkının ve Armenak'ın mezarının olduğu abide yıkıldı.Bu zulüm,bu topraklardan unutturulmak istenen,varlığına dahi tahammül edemeyen,mezar taşları,semboller,kutsal değerler,kin ve nefret ile dolu faşizmin ölülerimizden ve mezarlarımızdan korkunun ifadesidir.
Siyasetçilerin,aydınların,gazetecilerin,akademisyenlerin her konuşanın,düşünenin muhalif kimliği ile sosyalistlerin,devrimcilerin tutuklanıp cezaevlerine atıldığı,HDP binalarının ateşe verildiği cezaevlerinin tıka-basa dolu olduğu olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.
Tek kişi diktatörlüğünün hüküm sürdüğü ülkemizde artık hukuk ve üstünlüğünden,demokrasiden ahlak ve değerlerin ayaklar altına alındığı,şehit mezarlıkların dozerlerle yıkıldığı,islami-faşizmin bütün insanlık dışı uygulamalarına artık tanık olmaktayız.
Sözcü gazetesinin muhabirlerinden saygı Öztürk'ün ''Türkiye'de Ermeni terörist için anıt mezar diktiler '' başlıklı haberinden sonra Tunceli Valiliği'nin Armenak Bakırcıyan'ın Anıt Mezarı'nın yıkılmasına karar verildi.Yandaş medyanın ve kalemlerinden kan akan uşak basın mensuplarının,tetikçilerinin bugünlerde istemedikleri kişileri veya kurumları hedef göstermelerine artık sıkça rastlamaktayız.
1915 Ermeni soykırımı 100.yılı anmalarında ,Dersim halkının özverili çalışması ile 2015 yılında inşa edilen Anıt Mezar,yurt dışında yaşayan ırkçı,milliyetçi,faşist gurubun Anıt Mezar'ı hedef göstermesiyle başladı.Aralarında Ülkücülerin,sözde sivil toplum örgütleri,Azerbeycan'dan yazarlar,siyasetçiler,Talat paşa komitesinin elemanlarının oluşturduğu emekli askerlerin girişimiyle,Dersim valiliğine yapılan yıkılma çağrısı karşılık bulunca,valilik kararıyla yıkıldı.
Anıt Mezar'ın yıkılmasını da ''doğu ve güney doğu Anadolu'daki müslümanlara '', '' Azerbeycan'da Karabağ'da Ermeni'ler tarafından öldürülen Türklere '', ''öldürülen Türk diplomatlara '' adıyoruz diye açıklamalarda bulunarak '' bu hepimizin başarısıdır '' denilmiştir.Gazete aynı zamanda Ermeni ulusal kahramanı olan Enternasyonal devrimci,aslen Amerikalı olan Monte Melkonyan'ın resmini basarak hedef göstermiştir.
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra,ayrılarak Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan'a,Karabağ parlamentosu karar alıp bağlanmak istemiş,yüzde yüz Ermeni'lerden oluşan topraklarda başlayan savaşta ilkin düzenli ordusu olmayan Ermenistan'ın direnişi bölgesel gurupların,direniş komitelerinin savaşmaları ile olanaksızlıklar içerisinde olan,arkasında Türk işgalci güçlerinin desteği ile savaşan Azerbeycan ordusuna karşı savaşı kazanmasını bilmiştir.
Bu savaşta öne çıkan iki halk önderlerinden olan Monte Melkonyan ile Leonid Azdgaldyan savaşın gidişatını değiştiren savaşçılardır.Bu yüzden ulusal kahramanlar olarak anılmaktadırlar.TSK'nın Azerbeycan ordusuna askeri,siyasi,lojistik ve eğitim alanında her türlü desteği sağlarken,Karabağ savaşında Türkiye'den getirilen ülkücüler de savaşa katılmışlardır.Ama her türlü desteğe rağmen savaşı kaybetmişlerdir.Enternasyonal devrimci,Amerikan vatandaşı olan Monte'nin ve bir bilim adamı,fizikçi olan Leonid'in mücadeleleri düşman cephesinde onarılmaz yaralar açmıştır.Bu yüzden bu insanlar hedef tahtasına konulmuştur.
Halk tarafından sevilen adeta tapılan önderler,1915 Ermeni soykırımında ölüme çaresiz mahkum olan halk gibi değil savaşarak,direnişler örgütleyerek Van'da,Muş'da,Sasun'da,Diyarbakır'da,Bitlis' de..İttihat ve Terakki çetelerine karşı savaşan Ermeni halkının değerli evlatları,kahramanları olan Antranik Ozanyan'ların,Serop Paşa'ların Ağpür Serop'la rın,Sultanahmet'te idam edilen devrimciler Paramaz'ların direniş ve mücadelelerini,anılarını bugün devam ettiren önderler olmuşlardır.Bu yüzden hedef olmuşlar karalama kampanyalarının merkezinde gösterilmişlerdir.
Yurt dışında,ülkede birleşen Azeri-Türk faşist çetelerinin kirli emellerinin bir ve aynı olduğu bellidir.İki devlet,Tek millet şeklinde sloganlaşan,Kafkasya'ya hakim olmak,ardından Enver Paşa'nın ülküsü olan Türk cumhuriyetlerine açılma politikası Karabağ savaşında yenilgiye uğramıştır.Aynı zihniyet bugün Suriye'de devam eden savaşta ortaya çıkmıştır.BM tarfından tanınan meşru bir devleti içeriden yıkmak ve parçalamak,müslüman bir iktidar yerine getirmek için aynı Türk çeteleri, İŞİD ile birlikte Suriye'de savaş yürütmektedir.Başka milletlerin topraklarında her daim gözü olan işgal ederek ele geçirmeye çalışan Türk devleti,Kıbrıs'ta başarılı olmuştur.Ama başka yerlerde heveslerine ulaşamamışlardır.
1915 DEVAM EDİYOR...
100.yılında dikilen tüm mazlumların,soykırıma uğramış tüm halkların,uçurumlardan atılan,dipsiz kuyularda öldürülen,Munzur'da,Fırat'ta,Kemah boğazında sulara atılan isimleri ve mezar taşları olmayan bu insanlar adına dikilen bu anıt mezar Türkiye'de bir ilk olma özelliğini taşımaktaydı. Antranik Paşa'dan,Paramaz'lara sonradan Armenak Bakırcıyan'a gelene kadar kan revan haline getirilen Anadolu topraklarında Gomidasın çığlığının, adının, anıtlarda 100 yıl geçmiş olsa dahi bu topraklarda yaşatılmasına tahammül edemedikleri için yıktılar.
Hiç bir zaman Ermeni halkının değerlerini kabul etmeyen,bunu elinden gelen her fırsatta yok etmeye çalışan,kiliseleri,tarihi dokusunu,mezarları yıkan..bu ülkede hiç bir ize tahammülü yoktur.Hiç bir yazı,resim ve sembole kutsal değerlere izin vermemiş yok etmiştir.Anıt mezar için yaptırılan üzerinde Ermenice, ԱՐՄԵՆԱԿ ԲԱՔՐԶՅԱՆ 1953-1980 yazılı mezar taşına dahi mezarına inşa edilmeden el konulmuş engellenmiştir.Bu derin korku ve tahammülsüzlük,anıtlardan,cenazelerimizden korkunun ifadesidir.Kutsal değerlerimize saldırı,inkar ve red politikalarının sonucudur.
2015, Ermeni soykırımının 100.yılı olması dolayısıyla önemli bir tarihi süreçti.Türk devleti yeni bir yüzyılın başında işlediği insanlık suçunun telafisi için özür dileyerek,dünyaya dağılmış olan ermenilerin acısını hafifletebilirdi.Ama bu dahi yapılmadı.Özür dileyerek,demokratikleşmenin ilk adımı atılmış,diaspora ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi için bir vesile olabilirdi.Ama olmadı.Henüz yapısal değişikliklerin zemininin oluşmadığını,siyasal yapının köklü değişikliklere ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.
2015,halen Tek devlet,Tek millet,Tek dil,Tek bayrak olan resmi zihniyetin Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür şeklinde kendini gösteren anlayış Ermeni'lerden özür dileme bir yana,Kürt'leri çökert-mek,dize getirmek ve yok etmek planının devreye sokulduğu,uzun bir dönem Kürt sorununun çözümü için yapılan görüşmelerde ,Erdoğan tarafından ''masanın devrildiği '' yıllardır.1915'de Ermeniler için '' yabancı devletlerle işbirliğ yaptılar '',1938'de Dersim soykırımında '' devlete isyan ettiler '',2016'da Kürt'ler için ''barikat ve hendek kazdılar '' diyerek,katliam ve soykırımları yalanlarla gerekçelendirmeye çalıştılar.
Erdoğan'ın başkan olabilmesi için,Kürtler oyalanarak zaman kazanma planı uygulanırken bazı aydınlarımız, buna inanmışlar bedelini bugün cezaevlerinde tutuklanarak ödemektedir.Krala biat eden Kürt'ler ile televizyonlar kuruldu,sonunda iflas eden Alevi açılımları oluşturuldu,hiç bir yaptırımı olmayan ve görevlendirilen akil adamlar ile toplumla dalga geçilmeye başlandı.
Toplumdaki ana sorunların kaynağı olan Ermeni sorunu ile yüzleşme ölçüt olacaktı.Özür ve yüzleşme olmadığı için samimiyet testinden sınıfta kalındı.Demokratikleşmenin önü kapatıldı.Kürt'leri imha ve yok etme politikaları devreye sokuldu.6 milyon oyu ile seçilmiş milletvekiller tutuklandı.Politika yapamaz halde linç kampanyaları ile karşı karşıya kaldılar.Evler yıkıldı.İnsanlar göçe zorlandı.Mezarlıklar hale yıkılıyor,şehitliklerde taş üstünde taş kalmadı,insan cesetleri arabalara bağlanarak çekiliyor.Bu vahşet tablosunun sorumlusu Erdoğan'dır.
Devletin ermeni düşmanlığı artık resmi ağızlardan hiç eksik olmamış her dönem sıkça kullanılır olmuştur.Erdoğan '' benim için çok daha çirkin söyleyenler oldu,Ermeni dediler '',daha dün Numan Kurtuluş '' bizim için bağımsızlık gavura ''gavur'' diyerek karşısına dikilebilmektir '' sözleriyle tepki alınca yanlış anlaşıldığını söyledi.Meral Akşener ırkçısının bakanlığı döneminde söylediği nefret söylemi '' ermeni dölü '' ise hala unutulmadı.Eskiden Ermeni ve yahudi'lerin ticaret merkezi olarak yoğunlukta olduğu Eminönü bölgesine İstanbul müftüsünün Yeni camiinin tanıtımında söylediği skandal sözler '' o bölge pis bir yahudi ve hristiyan mahallesiydi '' açıkça ermeni düşmanlığıdır.
2015,Nisan ayında İmralı'da müzakere masasının devrilmesiyle arkasından kürt illerinde başlayan yıkım ve katliamlar Ermeni, Boğos Nubar Paşa'nın sözleri ile bugün ispatlanmış oldu. ''Bize yapılanlar yarın siz kürtlerin de başına gelecektir.Sözümü unutma siz de sıranızı bekleyeceksiniz ''dedi.Kürt halkının haklı ve meşru davasında uluslararası alanda kabul edilen,Türkiye'nin de kabul ettiği bütün sözleşmeler rafa kaldırıldı.
Sivil yerleşim alanlarının yıkılması,bombalanması,sivillerin topluca yakılarak öldürülmesi,gerillaların savaşta kimyasal gazlarla öldürülmeleri,yaşlı,bebek,kadın ayırımı yapılmadan hedef seçilip öldürülmesi,İŞİD-El Nusra gibi çeteleri militarist güç olarak kullanılması hele hele son zamanlarda artan kutsal olarak görülen,savaşta dahi dokunulmayacak mezarlıkların,şehitliklerin parçalanmaları asla kabul görülmeyecek suçlardır.Bu uygulamalar savaş suçu sayılmaktadır.
* * * *
Bu topraklar üzerinde silinmek istenen ve unutturulmaya çalışılan tarih istediği kadar yokedilmeye çalışılsa da Aliboğazı'nda Orhan'lar,Kobane direnişinde Paramaz'lar olarak devam ediyor..Armenak'ın mücadelesi ve anıları hiç unutulmayacak sonsuza dek yaşayacaktır.
ERMENİ DEVRİMCİLER
Agop Ekmekciyan
Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.
agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)
Son Haberler
Sayfalar
Sülyetler
Sokaktaki birey sizin için neyse kitle içerisindeki bireyde aynıdır.
Her şey değişir bazı insanlar değişmez derler.
Memleket değişir; insanlar yeni yeni iş alanlarına yönelir, aralarındaki iletişim değişir, farklılaşır ....
Ama bazı insanlar değişmez derler.
Onlar yıllar yüzyıllar geçse de aynı kalırlar.
Ellerine aldıkları, kendileriyle aynı huydaki dergilerle - gazetelerle veyahutta sanal alemlerle kendilerine yakın gördükleri insanlara, mahallelere... giderler.
Sistem; her sokağa, haneye girecek kadar başarı göstermiş olsa da...
TKP-ML MKSB: Katledilişinin 48. Yıldönümünde Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz!
Yangını o başlattı harlamak bizde,alazlanalım!
Başkan Mao’nun “Yangını ben başlattım” çağrısıyla başlayan Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin alazları coğrafyamıza ulaştığında, sınıf mücadelesi ve kitle hareketleri içinde çelikleşen genç bir komünist önderi ortaya çıkardı: İbrahim Kaypakkaya!
“Biz, insanın eski benliğini fırlatıp atması gerektiğini söylüyoruz*”
Her birey, içinde şekillendiği toplumun izlerini taşıyarak mücadeledeki yerini alır. Ancak mücadeleye katıldıktan sonra bu izleri bir çırpıda söküp atmak mümkün olmaz. Bu süreç ağır, sancılı, acı verici ve görece uzun bir zamanı kapsayacak şekilde işler.
Bireyin aileden başlayarak almaya başladığı eğitimin kazandırdığı düşünce biçimi, bakış açısı ve davranış kalıplarının kısa vadede ve kolayca aşılması mümkün değildir.
Fransa Partizan okurları; İbrahim Kaypakkaya’nın görüşleri yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!
Proletarya Partisi’nin kurucusu komünist önder İbrahim Kaypakkaya, bundan 48 yıl önce 18 Mayıs 1973 tarihinde, emperyalistler ve yerli burjuvazinin işbirliği sonucu Diyarbakır İşkencehanelerinde katledildi.
Türk egemen sınıfları, Kaypakkaya’yı katlederek, işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluş davasına darbe vurdular. Komünist düşüncelerle bezenmiş genç ve mücadeleci bir beynin yok edilmesini, sistemin bekası için elzem gördüler.
CIA’nın Anti-Komünist “Özgür Düşünceli” Entellektüelleri-2
“Casuslar’da Felsefe Okur” Anti-komünist Frankfurt Okulu ve Fransız Teorisi
Onuru ile yürüyenler, onurumuzdur…İsmail Cem Özkan
Yıllardır resmi söylem içinde 12 Eylül öncesinden bahsedilirken sağ sol çatışması varmış gibi konuşulur, bu bilerek ve bilinç içinde yapılmış bir konuşma metnidir, çünkü resmi tarih yazıcıları öyle olmasını uygun görmüşlerdir.
12 Eylül ise sağ ve sol çatışmasını bitirmiş kaynaştırmıştır!
Bir Kutup Yıldızı, Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya….
18 Mayıs 1973 yılında Diyarbakır zindanlarında aylar süren işkencenin ardından katledilen 24 yaşında bir genç.
18 Mayıs 1973 gecesi katledilen bu genç “Türkiye Cumhuriyetini” temellerinden sarsacak ideolojik derinlik, politik yetkinlik, örgütsel duruş ve heyecanı çok tehlikeli düşünce ve yönelime sahip olması faşist devletin geleceği ve bekası için katledilmesi zorunlu bir gerekçe olarak görülmüştür.
TKP-ML OPK: Filistin Halkı Yalnız Değildir!
Direnen Filistin Halkının Yanındayız!
Emperyalistler arası çelişkilerin keskinleşmesi ve güç mücadelesiyle birlikte Ortadoğu’da bölge gericilikleriyle olan ilişkilerin yeniden düzenlenmesi beraberinde Siyonist İsrail devletinin bir kez daha Filistin halkına saldırmasını gündeme getirdi. İsrail’in Filistin halkına yönelik işgal, ilhak ve katliam politikası sürüyor.
Mayıs’ta Güneşe Uğurladıklarımızı Anıyoruz
Mayıs ayı TDH ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi açısından önemli bir yerde durmaktadır. Mayıs, şehitler ayıdır. Türkiye komünist ve devrimci hareketinin, Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’nin önder yoldaşlarını, kadrolarını güneşe uğurladığımız aydır.
Dünya proletarya hareketinin Türkiye toprağındaki taburu proletarya partisinin kurucusu ve kuramcısı, önderi İbrahim Kaypakkaya’nın faşist Türk devletinin askeri güçlerince Amed Zindanları’nda işkencede katledilişinin 48. yıl dönümündeyiz.
“Ülkemiz" ve "Baş çelişme" sorunu üzerine kısa bir değini
Özgür Gelecek gazetesinin 27 Nisan 2021 tarihli sayısında, Halkın Günlüğü gazetesinin TKP-ML MK üyesi Meral Güzel ile yaptığı bir söyleşi yayınlandı.
M.Güzel'in, kendisine yöneltilen; “HBDH’nin devrim mücadelesindeki yerini nasıl tarif ediyorsunuz?” şeklindeki soruya verdiği yanıtta geçen bir kısım belirleme ve yorumları tartışma götürür niteliktedir.
Sinan Dersim… (Nubar OZANYAN)
Bitmez tükenmez bir sevdadır bizimkisi. Her ölümde yeniden doğar. Her damlada kuru olan her şeye can katarız. Yüzümüzü her daim hakikate çeviririz. Kendimizi anlamakla başlarız hakikat mücadelesine. Önce kendi içimizdeki hakikati bulmak için başlarız kavganın ilk dersine. Biliriz ki, başarılması en zor olan kavga insanın kendisiyle olandır. İçimizdeki düşmanı alt ettikçe özgür, korkusuz ve “zana” olmayı başarırız. Söylediğini yapan, sadece yapan da değil “doğru yapan” oluruz.