Cumartesi Ekim 17, 2026

EL KONULAN MEZAR TAŞI İLE YIKILAN ANIT MEZAR

Bir daha mezar yıkımlarının yaşanmaması ve artık bu son istirahatgahında rahat uyuması için,Dersim'de inşa edilen Pembelik barajında suyun altında bırakılan yaşam alanları,kutsal değerler Dersim halkının özverili çalışmaları sonucu kendi mezarları ile Armenak Bakırcıyan'ın mezarının da kurtarılarak daha yüksek bir alana,Ermeni soykırımının 100.yılında inşa edilmiş,törenle açılışı yapılmıştı.Ermeni aynı zamanda devrimci olmaktan kaynaklı mezarı şimdiye kadar çeşitli defalar saldırıya uğramış,yıkımlar geçirmiştir.Ama her seferinde,düşmana inat yoldaşları ve halk sahip lenmiş tekrar inşa etmiştir.Dileğimiz ve arzumuz artık bu son olur demiştik ama yanılmışız.

Türkiye devrimci hareketinde mezarı bu kadar saldırıya uğramış başka bir olaya şimdiye kadar rastlanılmadı.Resminin ve isminin ermenice yazılı olduğu mezar taşına önceden el konuldu.Dersim halkının ve Armenak'ın mezarının olduğu abide yıkıldı.Bu zulüm,bu topraklardan unutturulmak istenen,varlığına dahi tahammül edemeyen,mezar taşları,semboller,kutsal değerler,kin ve nefret ile dolu faşizmin ölülerimizden ve mezarlarımızdan korkunun ifadesidir.

Siyasetçilerin,aydınların,gazetecilerin,akademisyenlerin her konuşanın,düşünenin muhalif kimliği ile sosyalistlerin,devrimcilerin tutuklanıp cezaevlerine atıldığı,HDP binalarının ateşe verildiği cezaevlerinin tıka-basa dolu olduğu olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.

 Tek kişi diktatörlüğünün hüküm sürdüğü ülkemizde artık hukuk ve üstünlüğünden,demokrasiden ahlak ve değerlerin ayaklar altına alındığı,şehit mezarlıkların dozerlerle yıkıldığı,islami-faşizmin bütün insanlık dışı uygulamalarına artık tanık olmaktayız.

Sözcü gazetesinin muhabirlerinden saygı Öztürk'ün ''Türkiye'de Ermeni terörist için anıt mezar diktiler '' başlıklı haberinden sonra Tunceli Valiliği'nin Armenak Bakırcıyan'ın Anıt Mezarı'nın yıkılmasına karar verildi.Yandaş medyanın ve kalemlerinden kan akan uşak basın mensuplarının,tetikçilerinin bugünlerde istemedikleri kişileri veya kurumları hedef göstermelerine artık sıkça rastlamaktayız.

1915 Ermeni soykırımı 100.yılı anmalarında ,Dersim halkının özverili çalışması ile 2015 yılında inşa edilen Anıt Mezar,yurt dışında yaşayan ırkçı,milliyetçi,faşist gurubun Anıt Mezar'ı hedef göstermesiyle başladı.Aralarında Ülkücülerin,sözde sivil toplum örgütleri,Azerbeycan'dan yazarlar,siyasetçiler,Talat paşa komitesinin elemanlarının oluşturduğu emekli askerlerin girişimiyle,Dersim valiliğine yapılan yıkılma çağrısı karşılık bulunca,valilik kararıyla yıkıldı.

Anıt Mezar'ın yıkılmasını da ''doğu ve güney doğu Anadolu'daki müslümanlara '', '' Azerbeycan'da Karabağ'da Ermeni'ler tarafından öldürülen Türklere '', ''öldürülen Türk diplomatlara '' adıyoruz diye açıklamalarda bulunarak '' bu hepimizin başarısıdır '' denilmiştir.Gazete aynı zamanda Ermeni ulusal kahramanı olan Enternasyonal devrimci,aslen Amerikalı olan Monte Melkonyan'ın resmini basarak hedef göstermiştir.

1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra,ayrılarak Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan'a,Karabağ parlamentosu karar alıp bağlanmak istemiş,yüzde yüz Ermeni'lerden oluşan topraklarda başlayan savaşta ilkin düzenli ordusu olmayan Ermenistan'ın direnişi bölgesel gurupların,direniş komitelerinin savaşmaları ile olanaksızlıklar içerisinde olan,arkasında Türk işgalci güçlerinin desteği ile savaşan Azerbeycan ordusuna karşı savaşı kazanmasını bilmiştir.

Bu savaşta öne çıkan iki halk önderlerinden olan Monte Melkonyan ile Leonid Azdgaldyan savaşın gidişatını değiştiren savaşçılardır.Bu yüzden ulusal kahramanlar olarak anılmaktadırlar.TSK'nın Azerbeycan ordusuna askeri,siyasi,lojistik ve eğitim alanında her türlü desteği sağlarken,Karabağ savaşında Türkiye'den getirilen ülkücüler de savaşa katılmışlardır.Ama her türlü desteğe rağmen savaşı kaybetmişlerdir.Enternasyonal devrimci,Amerikan vatandaşı olan Monte'nin ve bir bilim adamı,fizikçi olan Leonid'in mücadeleleri düşman cephesinde onarılmaz yaralar açmıştır.Bu yüzden bu insanlar hedef tahtasına konulmuştur.

Halk tarafından sevilen adeta tapılan önderler,1915 Ermeni soykırımında ölüme çaresiz mahkum olan halk gibi değil savaşarak,direnişler örgütleyerek Van'da,Muş'da,Sasun'da,Diyarbakır'da,Bitlis' de..İttihat ve Terakki çetelerine karşı savaşan Ermeni halkının değerli evlatları,kahramanları olan Antranik Ozanyan'ların,Serop Paşa'ların Ağpür Serop'la rın,Sultanahmet'te idam edilen devrimciler Paramaz'ların direniş ve mücadelelerini,anılarını bugün devam ettiren önderler olmuşlardır.Bu yüzden hedef olmuşlar karalama kampanyalarının merkezinde gösterilmişlerdir.

Yurt dışında,ülkede birleşen Azeri-Türk faşist çetelerinin kirli emellerinin bir ve aynı olduğu bellidir.İki devlet,Tek millet şeklinde sloganlaşan,Kafkasya'ya hakim olmak,ardından Enver Paşa'nın ülküsü olan Türk cumhuriyetlerine açılma politikası Karabağ savaşında yenilgiye uğramıştır.Aynı zihniyet bugün Suriye'de devam eden savaşta ortaya çıkmıştır.BM tarfından tanınan meşru bir devleti içeriden yıkmak ve parçalamak,müslüman bir iktidar yerine getirmek için aynı Türk çeteleri, İŞİD ile birlikte Suriye'de savaş yürütmektedir.Başka milletlerin topraklarında her daim gözü olan işgal ederek ele geçirmeye çalışan Türk devleti,Kıbrıs'ta başarılı olmuştur.Ama başka yerlerde heveslerine ulaşamamışlardır.

1915 DEVAM EDİYOR...

100.yılında dikilen tüm mazlumların,soykırıma uğramış tüm halkların,uçurumlardan atılan,dipsiz kuyularda öldürülen,Munzur'da,Fırat'ta,Kemah boğazında sulara atılan isimleri ve mezar taşları olmayan bu insanlar adına dikilen bu anıt mezar Türkiye'de bir ilk olma özelliğini taşımaktaydı. Antranik Paşa'dan,Paramaz'lara sonradan Armenak Bakırcıyan'a gelene kadar kan revan haline getirilen Anadolu topraklarında Gomidasın çığlığının, adının, anıtlarda 100 yıl geçmiş olsa dahi bu topraklarda yaşatılmasına tahammül edemedikleri için yıktılar.

Hiç bir zaman Ermeni halkının değerlerini kabul etmeyen,bunu elinden gelen her fırsatta yok etmeye çalışan,kiliseleri,tarihi dokusunu,mezarları yıkan..bu ülkede hiç bir ize tahammülü yoktur.Hiç bir yazı,resim ve sembole kutsal değerlere izin vermemiş yok etmiştir.Anıt mezar için yaptırılan üzerinde Ermenice, ԱՐՄԵՆԱԿ ԲԱՔՐԶՅԱՆ 1953-1980 yazılı mezar taşına dahi mezarına inşa edilmeden el konulmuş engellenmiştir.Bu derin korku ve tahammülsüzlük,anıtlardan,cenazelerimizden korkunun ifadesidir.Kutsal değerlerimize saldırı,inkar ve red politikalarının sonucudur.

2015, Ermeni soykırımının 100.yılı olması dolayısıyla önemli bir tarihi süreçti.Türk devleti yeni bir yüzyılın başında işlediği insanlık suçunun telafisi için özür dileyerek,dünyaya dağılmış olan ermenilerin acısını hafifletebilirdi.Ama bu dahi yapılmadı.Özür dileyerek,demokratikleşmenin ilk adımı atılmış,diaspora ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi için bir vesile olabilirdi.Ama olmadı.Henüz yapısal değişikliklerin zemininin oluşmadığını,siyasal yapının köklü değişikliklere ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.

2015,halen Tek devlet,Tek millet,Tek dil,Tek bayrak olan resmi zihniyetin Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür şeklinde kendini gösteren anlayış Ermeni'lerden özür dileme bir yana,Kürt'leri çökert-mek,dize getirmek ve yok etmek planının devreye sokulduğu,uzun bir dönem Kürt sorununun çözümü için yapılan görüşmelerde ,Erdoğan tarafından ''masanın devrildiği '' yıllardır.1915'de Ermeniler için '' yabancı devletlerle işbirliğ yaptılar '',1938'de Dersim soykırımında '' devlete isyan ettiler '',2016'da Kürt'ler için ''barikat ve hendek kazdılar '' diyerek,katliam ve soykırımları yalanlarla gerekçelendirmeye çalıştılar.

Erdoğan'ın başkan olabilmesi için,Kürtler oyalanarak zaman kazanma planı uygulanırken bazı aydınlarımız, buna inanmışlar bedelini bugün cezaevlerinde tutuklanarak ödemektedir.Krala biat eden Kürt'ler ile televizyonlar kuruldu,sonunda iflas eden Alevi açılımları oluşturuldu,hiç bir yaptırımı olmayan ve görevlendirilen akil adamlar ile toplumla dalga geçilmeye başlandı.

Toplumdaki ana sorunların kaynağı olan Ermeni sorunu ile yüzleşme ölçüt olacaktı.Özür ve yüzleşme olmadığı için samimiyet testinden sınıfta kalındı.Demokratikleşmenin önü kapatıldı.Kürt'leri imha ve yok etme politikaları devreye sokuldu.6 milyon oyu ile seçilmiş milletvekiller tutuklandı.Politika yapamaz halde linç kampanyaları ile karşı karşıya kaldılar.Evler yıkıldı.İnsanlar göçe zorlandı.Mezarlıklar hale yıkılıyor,şehitliklerde taş üstünde taş kalmadı,insan cesetleri arabalara bağlanarak çekiliyor.Bu vahşet tablosunun sorumlusu Erdoğan'dır.

Devletin ermeni düşmanlığı artık resmi ağızlardan hiç eksik olmamış her dönem sıkça kullanılır olmuştur.Erdoğan '' benim için çok daha çirkin söyleyenler oldu,Ermeni dediler '',daha dün Numan Kurtuluş '' bizim için bağımsızlık gavura ''gavur'' diyerek karşısına dikilebilmektir '' sözleriyle tepki alınca yanlış anlaşıldığını söyledi.Meral Akşener ırkçısının bakanlığı döneminde söylediği nefret söylemi '' ermeni dölü '' ise hala unutulmadı.Eskiden Ermeni ve yahudi'lerin ticaret merkezi olarak yoğunlukta olduğu Eminönü bölgesine İstanbul müftüsünün Yeni camiinin tanıtımında söylediği skandal sözler '' o bölge pis bir yahudi ve hristiyan mahallesiydi '' açıkça ermeni düşmanlığıdır.

2015,Nisan ayında İmralı'da müzakere masasının devrilmesiyle arkasından kürt illerinde başlayan yıkım ve katliamlar Ermeni, Boğos Nubar Paşa'nın sözleri ile bugün ispatlanmış oldu. ''Bize yapılanlar yarın siz kürtlerin de başına gelecektir.Sözümü unutma siz de sıranızı bekleyeceksiniz ''dedi.Kürt halkının haklı ve meşru davasında uluslararası alanda kabul edilen,Türkiye'nin de kabul ettiği bütün sözleşmeler rafa kaldırıldı.

Sivil yerleşim alanlarının yıkılması,bombalanması,sivillerin topluca yakılarak öldürülmesi,gerillaların savaşta kimyasal gazlarla öldürülmeleri,yaşlı,bebek,kadın ayırımı yapılmadan hedef seçilip öldürülmesi,İŞİD-El Nusra gibi çeteleri militarist güç olarak kullanılması hele hele son zamanlarda artan kutsal olarak görülen,savaşta dahi dokunulmayacak mezarlıkların,şehitliklerin parçalanmaları asla kabul görülmeyecek suçlardır.Bu uygulamalar savaş suçu sayılmaktadır.

* * * *

Bu topraklar üzerinde silinmek istenen ve unutturulmaya çalışılan tarih istediği kadar yokedilmeye çalışılsa da Aliboğazı'nda Orhan'lar,Kobane direnişinde Paramaz'lar olarak devam ediyor..Armenak'ın mücadelesi ve anıları hiç unutulmayacak sonsuza dek yaşayacaktır.

 

ERMENİ DEVRİMCİLER

54755

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Partizan;Salgın Bahanesiyle Sermayeye Kıyak Emekçiye Sömürü; Emeğimiz ve Haklarımız için 1 Mayıs’a

Mart ayıyla birlikte bir yılı geride bırakan pandemi tedbirlerinin gölgesinde giriyoruz Bir Mayıs’a bir kez daha.

Nisan’da yürümek! (Nubar OZANYAN )

Özgür ve onurlu yaşamı yaratma ve yaşatma mücadelesini güçlü benimseyen, bunu yüreğinde hisseden hakikat devrimcileri, nefsine ve kibrine yenilmiş sultanları ve paşaları altedebilirler/altedeceklerdir.

Bakış Can : ‘‘Kaypakkayacılık‘‘ mı, Kaypakkaya’nın İdeolojik, Siyasi Komünist Çizgisi mi?

Son günlerde polemik başlatan ve polemik yapan iki yazı ilgimizi çekti; önemli bulduk, okuduk ve üzerine bir kaç söz söylemeyi gerekli gördük ki, yazılar kesinlikle dikkate değerdir.

Kavgamızın Dursun 'u, Yüreğimizin yoldaşına...(Hülya Onur)

Yürek yüreğe değmiş,

Kavgada yoldaş olmuşsak,

Ne çıkar toprak bağrına bassa da,

Filiz olur büyürsün ancak...

Gülüş olursun anılarda,

Yoldaş olursun kavgalarda,

Örnek olursun yarınlarda...

Demem o ki sen de unutulmazlarımızdansın artık be Dursun...

İyi ki, yüreklerimize, kavgada omuzumuza yoldaşça, dostça, sırdaşça, arkadaşça dokunup da geçtin...

Kötü bir bahar şakası yaptın bize .

Cemrelerin ikincisinde, sulara düştüğü günde, berrak bir 65 yılın 45 mücadele yılını bırakarak ardında...alıp başını gittin.

Bu bahar umut biriktirmek için fazlasıyla nedenimiz var! – Orhan Ünal

 “Her fırtına küçük bir damla ile başlar…” DAİŞ çetelerine karşı son öldürücü darbeyi indirdiklerinde enternasyonalist devrimci ve aynı zamanda halk ordusunun bir savaşçısı olan Tekoşer Pilîng yoldaş zaferin adı olarak ölümsüzleşti. Ondan geriye, devrim iddiasının sembolü olan bu mütevazi sözler kaldı.

Ülkemizin yakın tarihi incelendiğinde bu sözlerin, ülkemiz devrimi açısından ne kadar da anlamlı olduğu görülecektir. Gecenin sabaha, karanlığın aydınlığa döndüğü zaman dilimindeyiz. Şafak atarken ufukta beliren alaca kızıllık belirmeye başlamıştır.

Δημήτρης Κουφοντίνας: “Dayanışma, Mücadelede Bizleri Birleştiren Yaşamsal Koşuldur!”

İki ayı geçkin bir süre açlık grevi yapan ve grevini 14 Mart’ta ülkedeki dayanışma eylemlerinin talebinin üzerine çıkması nedeniyle sonlandıran Dimitris Koufontinas, Yunan basınının dışında dünya basınında da yer edindi. Ayrıca geldiğimiz aşamada Yunanistan iç siyaseti üzerinde hükümetin bütün baskı ve sansürüne rağmen güçlü bir etken olarak yer alan açlık grevi eylemi; Yeni Demokrasi hükümetinin bütün terörize etme çabalarını boşa çıkarmanın yanında sokakta güçlü bir dayanışma ağı da kurdu.

17 Kasım ve Koufontinas…

Bizim Mazlum (Keko) (Nubar Ozanyan)

21 Mart’ın bir sabah serinliğinde karagözlü Mazlum Doğan’ın (Keko) devrimci eylemi zindandaki tüm tutsaklarda deprem sarsıntısı yarattı. Onurlu bir devrimci feda pratiğini başkasından istemez. Mazlum üç kibrit çöpüyle isyan ateşini tutuşturdu. Faşizmin kalbine saplanan hançer oldu.

Özgürlüğümüz İçin İsyan ve Direnişi Newroz’la Büyütelim!

Newroz, baharın gelişi, aradan geçen yüzlerce yıllık zamanda, kültürel ve toplumsal olarak Kürdistan’ın tarihine bir direniş bayramı olarak geçmiştir. Kürt halkının üzerinde önce feodal despotluğun sonrasında ise uluslaşma ile birlikte ezen ulusun baskı ve zulüm icraatları hiç eksik olmamıştır.

Bu nedenledir ki Demirci Kawa efsanesinden bu yana, Kürt halkının isyancı Kawa’ları da hiç eksik olmamıştır.

Tarihsel Deneyimin Işığında Birleşik Mücadele

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin (BPKD) Çin’de gürleyen top sesleri, işçi sınıfı ve gençlik içerisinde yankısını buldu. Fransa’da başlayan Avrupa’ya oradan da dünyaya yayılan eylemlilikler gerçekleşti. Tüm dünyada işçiler, emekçiler, gençlik özgürlük, devrim ve sosyalizm türküleriyle, marşlarıyla sokakları, meydanları doldurdular.

Bu Dava Mahkeme Salonlarında değil, Sokaklarda Kazanılacak!

Bugün günlerden 18 mart 2021

Erken Kalktim bugün saat 9,00 da Stuttgart/ Stammheim Cezaevinde Baslayacak durusmaya mutlaka yetismeliydim,öylede yaptim!

TKP-ML MK SB:Newroz,zulme karşı parolamız olsun!

Newroz, başta yüz yılı aşkın bir süredir emperyalizmin “savaş tahtası” olarak kullandığı, halkları birbirine düşman edip talan-yağma-katliamdan başka bir şey getirmediği Ortadoğu olmak üzere, dünya halklarının zalimlere karşı mücadelesini simgeler. Bu simgesel ve tarihsel günü bu yıl da Ortadoğu’da başta emperyalistler ve TC faşizmi olmak üzere, bölge gericiliğinin özel olarak Kürt halkına genel olarak ise ezilen, sömürülen tüm halklara yönelik faşist saldırganlığının arttığı bir dönemde karşılıyoruz.

Sayfalar