Çarşamba Kasım 4, 2026

Çöktürme Planı Uygulayan Cumhur İttifakı’nı Cezalandırmalıyız!-Dursun Ali Küçük

*Bu seçimlerde Türk usulü cumhurbaşlığınının yanı diktatörlüğün yerleşmesine, Kürtlere karşı yürütülen savaşa tamam mı?

Devam mı?

Tamam deniliyorsa Cumhur İttifakı postalanmalı ve cezalandırılmalıdır.

 

*Bu seçimler; bir mevzi elde etmek, Kürtlerin fiiili kazanımlarını korumak ve halkın örgütlenmesi ve ayakta kalması vb vb için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.

Hedefi budur. Kimseyi kandırmıyoruz.

Kurtuluşu getirmeyecek.

Ama Kürtlere karşı savaş hükümeti olan Cumhur ittifakını tepelemek çok önemlidir.

 

*Devlet konsepti: HDP baraj altı kalsın. HDP etkisizleştirilsin...

Recep: ""Onların baraj altında kalması demek, bizim farklı yere gelmemiz demektir."

Recep diktatörlüğün devamı için HDP nin baraj altı kalmasını açıkça söylüyor. HDP kaybederse dikataorluğunu garantileyecek.

Demirtaş’a ceza verecek...

Muhtemelen ya HDP yi tamamen etkisiz hale getirecek ya da tamamen kapatacak...

Cumhur ittifakının çöktürme planı bu vb şeyleri kapsıyor...

Heryerde Kurde karşı savaşı dayatacaklar....

Öteki halklara ve inançlara düşmanlıkta tavan yapacak...

Ekonomi çökecek....

İç çatışmalar artacak....

Kürtlerin işlerini hallederlerse sıra Türklere gelecek...

Şimdi Türklerin çoğunluğunu Kurde ve ötekine karşı kullanıyorlar...

Bir süre daha buna devam edecekler...

HDP lilere yönelecekler...Linç girişimleri olacak..

Irkçı ve faşist, yeşil faşist grupları üstlerine salacaklar...

Cumhur ittifakı, seçim kararı alınınca oyları biraz yüksekti. Son günlere kadar düşüşü yaşıyor...

Daha da düşüşe geçecek...

Gideceği korkusunu yaşamaya başladı...

Recep yolcudur..

Bu seçimlerle yolcu edilirse kankayıpları azalacak...

Yök kıl payı kazanırsa ve hileyle ipi göğüslerse çok kan akacak...

Recep ve Bahçeli savaş demektir...

Barış diye birşey olmayacak....

Çok baskı uygulasın halk uyanacak doğru değildir....

Derin baskılar boşa çıkarılmazsa herkes bir süre biat etmeye başlar...

En doğrusu Cumhur ittifakını yolcu etmek...

Hangi açıdan ele alırsanız alınız; bu, herkesin hayrina olacak...

Oylar HDP ve Demirtaş'a....

 

*HDP ile resmi devlet partilerini aynı kefeye koynmak yanlıştır...

Böyle düşününler bütün yumurtaları aynı sepete koyup çürük diyenlerdir.

Önerdikleri ve ciddi hatta Kürdistanı anlamda yaptıkları fazla birşeyde yoktur...

Kürdistanı ittifak diyenlerin sonuçta Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri önemlidr.

Gönül isterdiki HDP ile seçim ittifakı kurup bu süreci birlikte götürmeliydiler.

Kürdistanı bir cephe biraz süreç işiydi, onuda bırakmıyacaklardı.

Bu kesimler bazıları tarafından baskı altına alındı...

HDP ve AKP aynı gösteren kafalar ve zihniyet bu baskılamayı yapıyordu.

Türkiyelileşmeyi asla kabul etmem. HDP ye ciddi eleştirilerim vardır.

Bu seçim sürecinde artı ve eksileri hesaplayarak Demirtaş ve HDP’nin desteklenmesinin daha yararlı olacağına inandım.

Ve bu temelde yazdım...

TC, HDP’yi kabul etmiyor. Eritmek istiyor. HDP ile yapmak istediğini yapamadı. Gerilla dağdan indirilseydi, HDP ye farklı bi rol oynatılırdı. Oda olmayınca Türkiyelileşme yattı..

Çöktürme planının hedeflarinden biri HDP oldu.

Cumhur ittifakı ve diğerleri HDP’nin baraj altında bırakılıp marjinalleşmesi için çalıyorlar.

Hiç bir Kürt, devrimci, demokrat ve inanç sabıbı bir insan bunu kabul etmez.

 

*Türkiye ki demokrat, devrimci ve demokrasi ve özgürlüklerden yana liberal vb kesimle birleşseydi, bu daha etkili olurdu.

Türkiye de oluşturulacak bir demokrasi cephesine Kürtler her konuda ittifak yapabilirdi. İki cephenin birliği vb vb vb

HDP bir bloktur. Türkiyeli sol ve devrimci, sosyalist, demokrat kesimlerde yer alıyor..

Bana sorarsanız Kurt sorununda elle tutulacak görüşleri gene bu kesimler ağırlıklı savunuyor.. demokrasi ve özgürlükler için çaba içindeler...

Aslında Türkiye de güçlü bir demokrasi cephesi veya güçlü bir demokrat, özgürlükçü ve bütün demokrasi güçlerini bünyesinde toplayan bir parti olsaydı çok iyi olacaktı.

Bu, Kürdistan ve Kürtlerinde işlerini kolaylaştırırdı.

Bazı Kürdistanı geçinenler Kürtlere yakın duran bu sol kesimi hiç beğenmez.

PKK’yı beğenmez.

HDP’yi beğenmez.

Ama AKP’ yi gizlice beğenirler. Kaldı ki geçen referandumda açıkça Erdoğan tarafını tuttular....

Bunları unutmuyoruz.

Bu durumunu gizleyip şimdi de tek eleştirileri HDP ve Demirtaş...

Kürdistanılığın böylesi benden uzak dursun. Kürdistanılık bir kılıf ve Kürdi durusuda boşa çıkarıyorlar...

Ben Kürdistanıyım. Türkiyelileşme bana göre değil. Ama sizin Kürdistanılığınız boştur, öyle Kürdistanılık mı olur?

 

*Kürt cephesi ve demokrasi cephesi ağırlıklı HDP te toplanmıştır.

İster kabul edelim ister etmeyelim ...

Gerçek durum budur...

Seçim döneminde ben ağırlıklı Cumhur ittifakına vururum.

HDP eleştirisi zamanı değil bana göre... Eleştirilerimi seçimden sonraya bıraktım..

Bu seçimde HDP yi hedef yapmak, bağımsızlık referandumunda KDP ve YNK eleştirilerini yapmaya benzerdir.

Kerkükteydim. Bağımsızlık referandumundaydım. Efrindeydim. Şengaldeydim. Kobanideydim...

Şimdi onlar gibi olmasada, Kuzeyde ve Türkiye de bu seçimde Demirtaş ve HDP ileyim..

Türkiye de demokratik güçlerin yanındayım...

 

*Bunun için oylar DEMİRTAŞ ve HDP’ye diyorum...

 

Dursun Ali Küçük

49395

Dogmatizmin Eksensiz Çukurunda Yön Aramak-1

Bazıları tarihin önünde yürür, bazıları ise onu yazar. Bazıları ise ilerleyen tarihin ne tarafında yer alacaklarında kararsızdırlar.

Giriş:

Devrimci mücadelenin ve bu mücadele içinde yer alan örgütlerin tarihini yazmak, sınıf mücadelesini ilerletmek ve gelecek kuşaklara deneyimler aktarmak açısından, hiç kuşkusuz büyük bir önem taşımaktadır.

Tarih yazımında, burjuva sınıfı adına tarih yazıcılarıyla işçi sınıfı adına tarih yazıcıları arasında niteliksel bir sınıf varkı vardır ve bu eşyanın tabiyatına da uygundur.

Kandil-Yerevan Yürüşümüz(4)- Kandil-Yerevan ve Şimdiki Duruşum(5)Dursun Ali Küçük

Kandil-Yerevan Yürüşümüz(4)-Dursun Ali Küçük

*Şendinli- Xaxurke boğazından yolculuğa ve uzun yürüşüşe başlıyoruz.

Nasıl yaşayacağına karar verenler nasıl savaşacağına karar vermişlerdir!

Sınıf savaşımında devrimci yaşamın rolü ve yeri tartışılmaz düzeyde önemlidir. Ancak bu gerçeklik her zaman yeterince anlaşılmaz. Üzerinde yeterince düşünülmeyen, ciddiyetle durulmayan konuların başında devrimci yaşam gelir. En az dikkat ve ilginin olduğu, en az duyarlılığın gösterildiği, en az sorgulanan yerdir yaşam. Oysa en fazla hata ve zaafların, yanılgı ve yenilgilerin yaşandığı, kendisini gizleyip sakladığı yerdir yaşam. Deşifre edilip sorgulandığında bunun böyle olduğu görülüp anlaşılacaktır.

Psikolojik savaş ve gerilla savaşı karşısında faşizmin propaganda yöntemi üzerine…

2015 yılında savaşın yeniden başlaması ile birlikte faşist Türk devleti daha önceki savaş tecrübesini sentezleyerek yeni bir savaş konseptini devreye soktu. Daha öncesinde karadan gerilla karşısında ciddi bir varlık gösteremeyen Türk ordusu,  bu yeni konseptte teknik ve propaganda ağırlıklı farklı bir tarz geliştirmeye çalıştı. Bu tarzın ürünü olarak kimi başarılı sonuçlar alması, beraberinde oldukça yoğun bir kara propagandaya başvurmasına neden oldu.

Çin Devrimi ve Maoizm -1-

“Ancak uçurumun ağzında mevcuttur böylesi muhteşem bir manzara” , “Yangını ben başlattım”, “Enginleri fethetme ruhuna sahip değilseniz, Marksizm-Leninizm’i öğrenmeye kalkmak çok tehlikelidir.”

BPKD’ni anlatırken kullandığı bu ifadeler Mao Zedung’un devrimi, devrimciliği kavrayışını açıklıkla, yoruma yer vermeyecek şekilde anlatmaktadır.

Kandil Yerevan Yürüşümüz(3)-Dursun Ali Küçük

Yarın Xaxurke ‘den yolculuk başlıyor-Ekim 2004 yılıydı.
Benim yanımda eskiden kullandığım telefon vardı. Cemal arkadaş bizden istemedi. Karasu Xınere'de gelip telefonu almak istedi kabul etmedik. O kadar uzun bir yolculuk için herhangi bir duruma karşı telefon kullanmak gerekliydi.
Yolculuğa çıkmamıza bir gün kalmıştı. Kuryeler hazırdı. Biz hazırdık. Herşey tamamlanmıştı. Xaxurke karargahından ayrılmış, Xaxurke boğazının aşağılarına gelmiştik.

Tüm yaşamını devrimci mücadeleye adayan TKİP Kurucu Kadrolarından Teslim Demir (Sinan) kaybetmenin acısı içindeyiz.

Teslim Demir'i Mayıs 2018 tarihinde yakalandığı akciğer kanseri sonucu 29 Eylül 2018 tarihinde kaybettik. Onu kaybetmenin acısı içindeyiz. Başta TKİP'li yoldaşlarına, dostları ve ailesine baş sağlığı diliyoruz.

Teslim Demir dostumuzu 6 Ekim 2018 tarihinde Almanya’nın Oberhausen kentinde Alevi Kültür Merkezi’nde yapılacak anma töreninin ardından vasiyeti üzerine İzmir'e uğurlanacaktır. Tüm devrimcileri ve ilericileri yapılacak anma törenine katılmaya çağırıyoruz.

Teslim Demir Ölümsüzdür

 

Kara Tren: Charles Aznavour (22 MAYIS 1924 - 1 EKİM 2018) Gül ve Diken

Fransız şansonunun, 20. yüzyıl popunun anıt isimlerindendi. Piaf ve Trenet, Brel ve Sinatra arasında kendi sularında onyıllar boyunca abide gibi durdu, şarkı matematiğinin, hikâye kurgusunun, duyarak okuyuşun derslik örneklerini verdi. Anne tarafından İzmitli (bugünkü sınırlarla Adapazarlı) olan, Türkiye’de özellikle 60'larda, 70'lerde hemen her şarkısıyla çok sevilen ve dinlenen Ermeni Fransız Charles Aznavour, geçmiş ve gelecek, dostluk ve barış, tarih, hafıza ve hakikat için elini taşın altına koymaktan çekinmedi.

Kandil-Yerevan Yürüşümüz(2)-Dursun Ali Küçük

*Ayrılık ve uzaklık zamanı başlıyor...
PKK'nin değişim göstermesi ve yeni koşullara göre amaç, örgüt, yönetim tarzı, çaılşma tarzı, tüzük ve iç işleyişini düzenlemesi, iç infazlara ve Kürdistani güçlerle arasındaki çatışmalara son vermesi zamanı gelip çatmıştı.
Eskisi gibi yürümek olamazdı. Ama bağımsız-demokratik ve birleşik Kürdistan dan vazgeçmek değil, bunu yeni koşullara göre güncellemek gerekiyordu.
İlk hayalimiz ve bütün Kürtlerin hayali terk edilemezdi.
PKK lideri Abdullah Öcalan Rusyadayken 6. kongredeydik.

“İstanbul’da işçi sınıfı hareketi kuvvet topluyor! Yeni bir fırtınaya doğru”*

3. Havalimanı yapımında çalışan inşaat işçilerinin eylemleri ve ardından 24 işçinin tutuklanması süreç açısından son derece önemlidir. Türkiye işçi sınıfının kendiliğinden mücadelesi, faşizmin işçi sınıfı ve halka saldırısından doğrudan doğruya etkilemektedir. Bu olgu, rakamlar incelendiğinde rahatlıkla görülebilir. Emek Çalışmaları Topluluğu’nun son yıllara ilişkin yaptığı çalışmalar bu gerçeği göstermektedir.

Birleşik Mücadelenin Olanaklarını Emeğin Dünyasında Aramak!

‘Tek Adam Rejimi’ne karşı devrimci, ilerici ve yurtsever güçler, birleşik mücadelenin olanakları ve sürekliliğine dair verimli, anlamlı tartışmaları sürdürüyor.

OHAL altında, tamamen eşitsiz koşullarda gerçekleştirilen, AKP-MHP ittifakının hile ve devlet terörü ile kazandığı 24 Haziran seçimleri, söz konusu birleşik mücadelenin ne tür olanaklar sunabileceğine ve sahada nasıl bir sinerjiyi açığa çıkartabileceğine ilişkin zengin veriler sundu.

Sayfalar