Salı Ekim 20, 2026

BRICS'in Johannesburg'da zirve toplantısı

Çin yeni emperyalist konumunu genişletiyor

Bugün Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde Vladimir Putin'in yalnızca sanal olarak katıldığı yeni emperyalist BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) zirve toplantısı sona eriyor.

Altı ülke eklendi

Tartışmaların merkezinde 14 yıl önce kurulan BRICS grubunun "BRICS Plus" olarak genişletilmesi yer alıyordu.

Yeni emperyalist devletler Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arjantin'in yanı sıra Mısır ve Etiyopya da bugün yeni üyeler olarak karşılandı. 1 Ocak 2024'te kabul edilecekler. Aralarında Endonezya, Bangladeş ve Venezuela'nın da bulunduğu BRICS grubuna katılmak isteyen çok sayıda aday için kabul kriterleri hazırlanıyor. Zirveye konuk olarak katılmak isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron reddedildi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, genişleyen BRICS grubunun dünya nüfusunun yüzde 46'sını ve küresel ekonomik üretimin yüzde 37'sini oluşturacağını söyledi. Genişleme, ABD ve Batı'nın üstünlüğüne karşı daha adil, çok kutuplu bir dünya düzenine doğru atılmış bir adımdır. "Küresel Güney"in uluslararası tanınma kazanmasına yardımcı olur.

Lula da Silva, aynı derecede kurnaz sözlerle, Brezilya'nın yeni emperyalist bölgesel üstünlüğünün yayılmasını, Latin Amerika'nın ABD emperyalizminin pençelerinden kurtuluşu olarak gizlemektedir. Aslına bakılırsa, dünya pazarlarına hakim olma, güç ve nüfuz mücadelesinde çok kutuplu bir dünya düzenine doğru büyük değişimler uzun zaman önce gerçekleşti. Yeni emperyalist güçler, NATO ile Rusya arasında Ukrayna konusunda yaşanan karşılıklı darbelerden ilave nektar elde ediyor.

BRICS'in genişlemesiyle Çin, ekonomik ve güç-politik konumunu genişletme ve bugüne kadarki tek emperyalist süper güç olarak ABD'yi geçme hedefine bir adım daha yaklaştı. Kendini yeni, adil bir dünya düzeni olarak gizleyen şey, emperyalistler arası çekişmelerin ve bıçaklamaların yoğunlaşması ve hemen hemen tüm emperyalistlerin dünya savaşı hazırlıklarıdır. Son zamanlarda BRICS kalkınma bankası da genişletildi.

Yeni gelenler Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'dı. Suudi Arabistan bu adımı atmak üzere. Ancak yeni gelenler yalnızca küçük paylar alıyordu. Tüzükler eski BRICS ülkelerinin oy haklarının çoğunluğuna sahip olmasını sağlıyor.

BRICS grubunun gelişimi hiçbir şekilde homojen değil

 BRICS devlet başkanları bugünkü açıklamalarında birlik olduğunu gösteriyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi genişlemeyi "tamamen desteklediklerini" söyledi. Modi ayrıca ülkesinin tüm yeni üyelerle "derin ve tarihi bağları" olduğunu vurguladı. Ancak zirve toplantısı öncesinde ve sırasında aralarında bazı çelişkiler ortaya çıktı.

Hindistan, BRICS grubunda nüfuz kaybından korkuyor. Bu nedenle ülke, Brezilya'nın teşvik ettiği ortak ticaret para biriminin destekçisi değil. Bundan öncelikli olarak Çin faydalanacaktır. Çin ile Brezilya ve Çin ile Güney Afrika arasındaki ticaret halihazırda ağırlıklı olarak Çin'in para birimi olan yuan'a dayalı. Rusya ayrıca Hindistan'ın petrolünün bir kısmını yuan cinsinden ödemesini sağlıyor. Çin ekonomisi Hindistan'ınkinden beş kat daha büyük. Ayrıca BRICS grubunun eski ve yeni üyelerinin tamamı ABD emperyalizmine ve NATO'ya karşı oldukları konusunda hemfikir değil.

Xi Jinping ve Putin, "Soğuk Savaş zihniyetinin" hâlâ dünyada dolaştığını vurgularken, Güney Afrika'nın ABD emperyalizminden kopmak istemediğini, AB'nin de Arjantin ve Mercosur'da nüfuz peşinde koştuğunu vurguluyor. Güney Afrika, Ukrayna savaşına "barışçıl bir çözüm" istiyor. Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ülkesinin tarafsız konumunu vurguladı. Ancak yakın zamanda ABD ile Güney Afrika'dan Rusya'ya silah teslimatı yapıldığı iddiası nedeniyle hararetli bir diplomatik anlaşmazlık yaşandı. Yaptırımlar söz konusu olabilir, ABD ile Güney Afrika için önemli olan serbest ticaret anlaşmasının feshi söz konusu olabilir. Güney Afrika, ABD ile büyük bir çatışmayı göze almak istemiyor.

Daha geniş BRICS grubu içindeki İran ve Ortadoğu'daki Suudi Arabistan gibi bölgesel hegemonya planlarında rekabet eden ülkeler arasında da çelişkiler mevcut. Rusya, Afrika'da nüfuzunu yalnızca AB ve ABD'ye karşı değil, aynı zamanda Çin ile rekabet halinde de büyük ölçüde genişletti.

 Proleter enternasyonalizmi işçi sınıfına dayanır ve kendisini sosyal şovenizme karşı konumlandırır

 Yeni emperyalist yapıların oluşumu ve daha da gelişmesi, bu ülkelerin çoğunda güçlü bir işçi sınıfının gelişmesiyle el ele gitti ve gidiyor. İran'daki işçi ve halk mücadeleleri, faşizme karşı ve dünya çapında devrimci gelişme için verilen mücadelelerin ön saflarında yer almaktadır.

Brezilya ve Arjantin'de de sendikal ve siyasi haklar için, çevrenin korunması için, ücret hırsızlığına ve krizin yükünün işçilerin ve geniş kitlelerin sırtına yıkılmasına karşı önemli işçi mücadeleleri gelişmiştir.

Perspektif, işçilerin anti-emperyalist mücadelesinde, uluslararası anti-faşist ve anti-emperyalist birleşik cephenin inşasında ve uluslararası sosyalist devrimin hazırlanmasında yatmaktadır; Rusya ve Çin'in önderliğinde sözde daha barışçıl bir dünya düzeninde değil.

DKP, diğerlerinin yanı sıra, ABD emperyalizmine karşı mücadelede hayali bir "adil dünya düzenini" savunmak için eleştirel olmayan desteklerinin propagandasını yapmaktadır. Aslında dünyanın yeniden paylaşımı mücadelesi doruğa ulaşıyor ve Çin ile ABD bu yeniden paylaşım etrafında bloklaşmanın merkezlerini oluşturuyor. BRICS'in genişlemesi de bu doğrultudadır.

[1]          Bu makale,  MLPD“nin online yayın organı Rote Fahne News“den tercüme edildi. 24.08.2023 https://www.rf-news.de/2023/kw34/sechs-laender-neu-in-brics-gruppe-aufgenommen

14923

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Partizan’ın seçim tavrı ve Kaypakkaya’nın şapkasının altına gizlenenler üzerine

24 Haziran seçimlerine giderken yaşanan durum çok açık. Türk hakim sınıfları kendi klik dalaşlarını seçimler aracılığıyla belli bir dengeye ulaştırıp, en az bir beş yıl daha proletaryaya ve halka yönelik saldırganlıkta istikrar yakalamak istemektedir. Türk Kürt uluslarından çeşitli milliyet ve mezheplerden Türkiye proletaryası ve halka, bir yandan kendisine yönelen faşist saldırganlığa karşı durmakta, diğer yandan ise çeşitli biçim ve içeriklerde sınıf mücadelesini sürdürmektedir.

Turgut Kaya’dan 24 Haziran değerlendirmesi “Kitlelere doğru politika götürmek kıskançlıkla korunması gereken bir ilkedir”

Yunanistan’da Koridallos Hapishanesi’nde tutsak bulunan Türkiyeli devrimci Turgut Kaya, tutsak bulunduğu Koridallos Hapishanesi’den 24 Haziran baskın seçimlerine ilişkin bir açıklama gönderdi.

24 Haziran Seçimleri, Komünistlerin Tutumu

Ülkemizde sınıfların hareketi-tarihsel hareketi- niteliğine ve dünyayla bağlaşıklığına bağlıdır. Duşünce zihinsel aktivitite bu gerçek hayatın yansımaları ile doludur. Cumhuriyet kuruluşunu Komprador sınıfların eğemenliğinde, azınlık ulus ve inançların taleplerini yok sayarak, görünür olduğu yerlerde onu ezerek eğemenliğini inşa etti. Komprador sınıfların ve ona yedeklenmiş sömürücü alt sınıfların ortaklığı sadece bir bağlaşıklık ilişkisi değil ortak bir kültür durumuna geldi. Komprador sınıfların büyüme gençleşme dönemleri sona erdi.

Kaypakkaya, Ortadoğu meselesine yaklaşım ve Oryantalizm

Emperyalistler arası gerilimlerin en net sahası olan Ortadoğu bugün sınıfsal durumun en verili halini ortaya koymaktadır. Bu açıdan Ortadoğu merkezli bir bakış emperyalistlerin uzun vadeli politikalarını ortaya koyacağı gibi hem de sınıf hareketleri açısından verili bir örgütlenme zemini ortaya koymaktadır. Mao Zedung’un bilimsel katkılarını daha net şekilde göreceğimiz bu coğrafyada buradaki sosyal-sınıfsal örgütlenmeye dahil olmak katkı sunmak en net haliyle MLM’yi kitle pratiği içerisinde geliştirmek anlamına gelecektir.

Kaypakkaya ve 71 devrimcilerinden kopuş

TDH içerisindeki ’71 devrimci kopuşunun Türkiye açısından ve bir bütün devrimci hareket açısından önemi büyüktür. Artık yalnızca kalemler değil, silahlar konuşmaya başlamıştır. Deniz Gezmiş ve THKO ile başlayan sürecin takipçisi Mahir ve THKPC olmuştur. Devrimin bir şamar gibi patlamasını ve bozkırın tamamen kurumasını bekleyenlere karşı da komünist önder İbrahim Kaypakkaya ve kurucusu olduğu Proletarya Partisi doğmuştur.

Taş söken “kudurmuşlar”, imkansızı isteyen gerçekçiler ve “abartılmış” devrimciler

“Yerin, göğün, tarihin, zamanın ve suyun huysuzları”ydılar onlar. Cezayir’den Fransa’ya, Vietnam’dan Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Rusya’dan ABD’ye, Japonya’ya, Brezilya’dan Türkiye’ye, Kürdistan’dan Filistin’e… Kaypakkaya, Haki Karer, Dörtler, Deniz-Hüseyin-Yusuf, Nurhak’ta Sinan Cemgiller, Ulaş Bayraktaroğlu… Bu huysuzlar isyan ettiler, kaldırım taşlarını söktüler, burjuvazinin sırça köşklerinin camlarını kırdılar, güçlü görünenin zorbalığına isyan ettiler, özgürlük istediler, iktidarı istediler… Yendiler, yenildiler, yaşadılar ve öldüler…

…

Yerli Milli Dindar ve Politika

Yerli sözlük anlamında ‘ulusal’ anlamına gelmektedir. Ek olarak ulusa millete ait olan, taşınamayan şeyleride kapsıyor. Milli ise yerliyi içermekle beraber çoğu zaman yerli ile eş anlamlı olarak da kullanılıyor. Yerli bölgesel özelliklerin ölçeğini yansıtırken milli devletin sınırlarının ölçeğini gösteriyor.

Dindar ise belirli bir dinin kurallarına uygun olarak yaşayan kimseyi temsil ediyor. Bu üç kelime Erdoğan siyasetinin sürekli tekrar ettiği, tekrarlar arttıkça inandırıcılık taşıyor gibi görünen üç cehennem halkasıdır.

Kaypakkaya’nın yöntemi ve komünist kişiliği üzerine (Bir Partizan)

Soyut gerçeklik yoktur; gerçeklik her zaman somuttur. Kaypakkaya’nın teorik ve pratik eserini gerçeğe dönüştürmek, onu somutluk haline getirmek ancak kitlelerle buluşturmakla olacaktır. İncelemelerimiz bu amacın işaret ettiği noktaya konumlanılarak yapılacaktır.

PARTİZAN | “Kaypakkaya, kurtuluş çağrısı ve arayışıdır!”

Tarihi kitleler yazıyorsa, elinde kalemi tutanlar ve yaşananları an’a kazıyarak ona şekil verenler de önderler olmuştur!

Tarihte yığınlar ile önderlerin rolü arasında kopmaz bir bağ vardır. Yığınlar, bir kez özgürlük ve kurtuluş için sokağa çıktı mı mutlaka içlerinde en öne koşanlar, ipi ilk göğüsleyenler ve ardındakilere yol gösterenler olacaktır! Bundandır ki, tarihin seyrini değiştiren, yeni bir yol açan ve buzu kıranlar; mutlak suretle yığınların bentleri yıkan, coşkunca akan, sel suları gibi çağlayan o deviniminin içinden çıkmıştır.

İbrahim KAYPAKKAYA anısına.- Davut Kurun

İbrahin Kaypakkaya Türkiye sosyalist hareketine yeni bir bakış açısı, Türkiyede hakim siyasi değerler ve dengeleri sorgulayan bir bakış açısı kazandırdı. Daha yolun başında idi ve ilk adım olarak Kemalizm, ordu ve milli mesele konularında farklı teorik tespitler ortaya koydu. Ancak unutulmamalıdır ki, İbo’nun siyasi derinliği eldeki yazılı metinlerle sınırlı değildir. Çünkü bu metinler kendi doğrularını koyma yerine ‘Şafak revizyonizminin eleştirisi’ temelinde yazılmıştı.

Ölen ama yenilmeyen: İBRAHİM KAYPAKKAYA! Mustafa Demir

KISA NOT

1975 yılı başları idi. Stuttgart’ta İbrahim Kaypakkaya’nın fikirleri doğrultusunda faaliyet yürütüyorduk. O günkü kitlelerin ve sosyalistlerin çok ilerisinde düşüncelerdi bunlar.

• Devletin faşist yapısı tahlil ediliyor, onun yıkılıp, önce demokratik bir devlet, durmaksızın sosyalist yapıya geçiş, nihayetinde komünist toplumun inşası öneriliyordu.

• Kemalizm’in tahlili yapılıyor, onun bir diktatörlük olduğuna vurgu yapılıyordu.

Sayfalar