Cuma Eylül 18, 2026

Manipilasyonun Merkezinde Bu Kez MHP mi Var-Fehim IŞIK

Zorlu bir seçimi geride bıraktık. Gün boyu izlediğimiz seçim mahallerinde, özellikle Urfa’nın Suruç ilçesinde ciddi seçim ihlalleri yaşandığına birçok muhabir arkadaşımız, birçok seçmen tanık oldu. Bu ihlalleri görmeyen bir tek AKP medyasıydı ki bu medya da Türkiye’deki medyanın neredeyse yüzde 95’ini oluşturuyor.

Tüm bu saldırılara karşın diğer seçimlerden farklı olarak gözlenen şuydu denebilir: Muhalefet sandık başında iyi örgütlenmişti. İhlalleri engelleme noktasında olmasa bile en azından ihlalleri teşhir etme noktasında tek bir köşeyi açık bırakmamıştı.

Asıl oyun yine sandıklar açıldıktan sonra yaşanmaya başlandı. Anadolu Ajansı yine şaşırtmadı. Herkes umudunu Adil Seçim Platformu’nun verilerin maniplasyonunu engellemeye dönük olarak paylaşacağı sonuçlara bağlamıştı. Adil Seçim Platformu'nun saha örgütlenmesi de bunu yapacak güçteydi. Ancak o da olmadı. Sahada güçlü olan, neredeyse her sandıkta görevlisi bulunan 4 partinin birlikte oluşturduğu Adil Seçim Platformu’nun oluşturduğu sistem, ilk dakikasından itibaren çöktü veya çökertildi. Sahada iyi olan Adil Seçim Platformu dijital olarak iş yapamaz hale geldi. Verileri belli aralıklarla sosyal medya üzerinden paylaşmakla yetindi. Hal böyle olunca Türkiye, YSK’nin ulaşılamayan, Anadolu Ajansı’nın ise yüzde 70’lerden başlayıp yüzde 52’lere kadar indiği verileri ile başbaşa kaldı.

Anadolu Ajansı’nın girişimi etkili oldu ki henüz sayım sonuçlanmamışken, YSK geçici sonuç dahi vermemişken Erdoğan suratı asık da olsa, zaferini ilan etti. Şimdi beklenen Erdoğan’ın Ankara’da nihayi balkon konuşmasını yapması. Sürpriz bir gelişme yaşanmaz ise Erdoğan o konuşmayı da yapacak gibi. İnce cephesinden gelen bilgiler ise YSK’nin geçici sonuç açıklamasının beklendiği yönünde.

Tüm bunlar bir yana. Seçimin en açık olan yanı Anadolu Ajansı’nın algı oluşturmaya yönelik girişimiydi ki son 3 seçim bu noktada Anadolu Ajansı’nın epey deneyim kazandığını bize gösteriyor.

Önceki seçimlerde yüzde 70’lerde başlayıp yüzde 42’lere kadar inen Anadolu Ajansı bu kez yüzde 69’dan başlayıp yüzde 52’ye kadar indi. İlginç olan MHP’nin oy oranının neredeyse hiç değişmemesi oldu. MHP, Anadolu Ajansı’nın açıkladığı ilk sonuçlarda yüzde 12’lerdeydi. Herkesin oyları patır patır değişirken MHP yüzde 11’den gıdım aşağı inmedi.

HDP’ye dönük de Anadolu Ajansı bilindik oyununu sergiledi. Yüzde 6’larda başlayan HDP oyu, önce küçük yüzdelerle adım adım yükseldi. Nihayet baraj sınırına gelip dayanan HDP’yi, Anadolu Ajansı uzun süre yüzde 9,9 bandında tuttu. Ondan sonra HDP yüzde 11,5’e kadar çıktı. Yazının yazıldığı anlarda kesin olan şu ki HDP barajı aştı ve en az 67 vekil çıkardı.

Peki, nasıl olurda Erdoğan, AKP, Cumhur İttifakı beklenenin bu kadar üstünde, İnce ise beklenenin altında oy alır?

En önemlisi de seçimde tek bir miting yapmayıp birkaç kapalı salon toplantısı yapmakla yetinen MHP’nin marifeti neydi ki yüzde 11’ler civarında oy aldı?

Hele İYİ Parti ile MHP’yi ayrı cephelerde de olsa bir arada görünce, Türkiye tarihinde belki de ilk kez Türk milliyetçilerinin oyları yüzde 22’lere ulaşıyor. Elbet, İYİ Parti’nin CHP’den oy aldığını düşünmek ilk aklımıza gelen olabilir. Ancak durum hiç de bu kadar basit görünmüyor.

Burada belki kanaat belirtmek gerekir. Elimizde sağlıklı veriler yok ancak aklımız var. Eğer aklımızı yitirmediysek görünen şu: Meşruluğu bir kez daha tartışılır olan seçimlerde bu kez maniplasyon ağırlıkla MHP oyları üzerinden yapıldı. Böyle bir kanaati dile getirmek yanlış olmaz.

MHP oylarının yerle gök bir olsa yüzde 11’lere ulaşması mümkün değil. Bu durum mutlaka incelenmeli. İtirazlar yapılacak ise MHP’nin aldığı oylar mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Erdoğan kendini cumhurbaşkanı seçtirecek olanakları devlet gücüyle yakalarken, ortağı MHP’nin de ilerde tek desteği olacağını unutmadı, kanaatindeyim. Daha anlaşılır bir biçimde yazılırsa, maniplasyon büyük oranda MHP oyları üzerinden yapıldı. Elbet AKP oylarında da bir oynama söz konusu.

Tablo bu durumu gösteriyor.

Daha seçim sonuçları net değil. Belki birçok şey için konuşmak erken. Sonuçların dakikada bir değiştiği bir ortamda her an her şey olabilir. Ancak belli olan bir şey daha var ki HDP’nin barajı geçmiş olmasına rağmen Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçildiği, Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu elde ettiği bir ülkede, artık ne ülke, ne Meclis, ne muhalefet, hiç kimse güvende değil. Çünkü OHAL kalıcılaşmıştır. Bu saatten sonra OHAL’in kaldırılmasının da bir anlamı yoktur. 

53373

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

ALEVİLERİ İSTİSMAR ETMEKTEN VAZ GEÇİN, SAMİMİYETLE LAİKLİĞİ TALEP EDİP SAVUNUN!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir etkinlik vesilesiyle, şöyle demekte: “(…) Cemevleri ile ilgili taleplerimiz yıllardır ortadayken, bir yanda bu ülkede anayasaya göre her yurttaş eşitken, Sünni bir yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen; vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri Cemevleri, devlet nezdinde ibadethane kabul edilip, camiye ne yapılıyorsa Cemevine de  aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayım.” (T24, 21.07.2024)

Kendi topraklarında özgür yaşayamayanlar (Nubar Ozanyan)

Nasıl bir adalet, nasıl bir vicdandır ki yüzyıldır Kürtler kendi topraklarında özgür yaşayamıyor? Nasıl bir kara zulümdür ki, on binlerce gerilla canını feda etmesine, on binlerce tutsak kör hücrelerde ömür çürütürcesine özgürlüğe ellerini uzatmasına karşın karanlık iş başında kalmaya devam ediyor? Ve yüz yıldır Kürt halkı bunca büyük bedel ödemesi karşısında sanki bir şey olmamış gibi duran Devlet, utanmadan elini “kardeşlik” adına DEM’e uzatıyor? Tarihte böylesine aymaz bir düşman görülmüş mü?

Nobel Ekonomi Ödülleri Hangi "Bilimsel" Buluş İçin Verildi?

Emperyalist sistemin içinde bulunduğu durumdan liberal ekonomistler, liberal entellektüellerde memnun değiller. „Eşitsizlikler“ büyümüş, „doğanın tahribatı alarm“ veriyormuş, „demokrasiler“ gerilemiş, „ekonomiler teknolojik gelişmelerin gerisinde“ kalıyormuş. „ekonomik büyümeler yavaşlamış“ vs. vs. En büyük buluşu 2005-2006'dan beri dünyada „demokrasi“lerin gerilemesiymiş.

SAVAŞA AKTARILAN PARA, EMEKÇİYE YAŞATILAN YOKSULLUĞUN BAŞLICA NEDENLERİNDENDİR!..

“Çözüm sürecinin en önemli sonuçlarından biri de kesinlikle ekonomik göstergeler, ekonomik nedenler olacaktır. Yapılan bir hesaplamaya göre, terörün Türkiye’ye son 29 yıldaki maliyeti yaklaşık 300 milyar dolardır. Çözüm süreciyle birlikte canları tehditten kurtardığımız kadar, ekonomiye de can suyu olacak yeni bir dönemi, yeni bir süreci başlatmış olacağız.”

“Filistin’de direnişin bir yılı ve Bahçeli’nin sözleri”(Deniz Aras)

7 Ekim Aksa Tufanı hamlesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu süre içinde Ortadoğu, emperyalistlerin askeri, siyasi, lojistik ve istihbarat desteğiyle adeta bir koçbaşı olarak işlevselleştirdikleri Siyonist İsrail tarafından kan gölüne çevrildi.

İmha ve İnkar Politikalarına Karşı Direniş Sürüyor

Türk devletinin kuruluş süreci aynı zamanda Kürdistan coğrafyasında imha ve inkâr politikalarına sistemlilik kazandırma sürecidir. “Tek vatan, tek bayrak, tek millet” söylemi bu ırkçı, inkârcı politikanın en açık ve özlü ifadesidir.

Ve aynı zamanda bir devlet politikasıdır. Dolayısıyla Kürt coğrafyasına dönük saldırıları dönemsel görmek veya kimi burjuva partilerinin izlemiş olduğu politikalarla açıklamaya kalkmak yanılgılı bir tutum olur.

3. Dünya Savaşı riski hâlâ “güçlü olasılık” mı yoksa artık “kaçınılmaz akıbet” mi?

Son bir yılın ve ama özellikle de son ayların olguları öyle gösteriyor ki 3. Dünya savaşı artık sadece “güçlü bir olasılık” olarak değil; “kaçınılamaz bir akıbet” olarak ele alınmayı gerektiriyor. Bu hızlı tırmanış ise esasen şu iki ana etmen üzerinden yaşanıyor: Birinci etmen Rusya-Ukrayna Savaşı iken; ikinci etmen ise İsrail saldırganlığının tırmandırdığı savaştır.

Önderlerin Ardından… (Nubar Ozanyan)

Kafkaslar’ın en ileri devrim beyni ve en güçlü çarpan sosyalist yüreği, zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışan Ermeni halkının yetiştirdiği en kalifiye önder kadrolardan olan ISTEPAN ŞAHUMYAN’IN başına gelenler bütün Sovyet devrim önderlerinin başına gelenler gibi oldu. Yok sayılmak, yaşanmamış kabul edilmek, itibarsızlaştırılmak, unutturulmak, nefret, işçiler ve ezilen halklar için yaptıkları büyük fedakarlıklarının ters yüz edilmesi, kahramanların hain olarak tanıtılmaya çalışılması kötülüklerin en büyüğüdür. Acıların en derinidir.

Emperyalizm Üzerine Notlar-7

Yarı-Sömürgeciliğe“ Sığnan Sosyal Şovenist Teoriler

Başka ülkelerin işçi ve emekçilerini sömüren bir ülke yarı-sömürge olamaz. Eğer bir ülke içinde yüksek düzeyde tekelleşme gerçekleşmişse, başka ülkelere sermaye ihraç ediyor, oralarda yatırım yapıyor, işçi çalıştırıyor, maden ocakları açıp işletiyor, banka açıp mevduat topluyor, kredi veriyorsa ve  bu ülke, ML literatürde, kapitalist sistem içinde  emperyalist bir ülke olarak adlandırılır.

Düşünüş ve Hareket Tarzında Devrimcileşmek

Kürt ulusuna, diğer azınlık milliyetlere uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarına karşı sessiz kalıp harekete geçmemek, özünde işçi ve emekçilerin birliğine, ortak yürüyüşüne zarar vermektir. Dolayısıyla bu yönlü yapılan çağrılara kayıtsızlık ya meselenin özünü yeteri kadar kavramamaktan ya da bu demokratik istemlere karşı samimi bir tutum sergilememekten kaynaklanmaktadır. Çünkü samimi bir birlik istemi, ortak mücadele anlayışı Kürt ulusunun ulusal demokratik haklarını savunmayı, bu yönlü yapılan tüm saldırılara karşı net bir tutum almayı gerekli kılmakta.

Bay Özkök gibilerinin vicdan muhakemesi

Ertuğrul Özkök; “Akıl ve vicdan Orta Doğu’yu terk etti. Geriye sadece fanatizmi bıraktı.” Sözleriyle, kendince bir durum tespiti yapıyor. Ve “Hadi artık soralım” diyerek, T24’deki yazısında soruyor: “Orta Doğu’yu kim harabeye çevirdi; İsrail F-35’leri mi, Hizbullah Fadi füzeleri mi?” (25 Eylül 2024)

Sayfalar