Çarşamba Kasım 4, 2026

Avrupa’dan Ermeni Devrimciler:Şehit Nubar Ozanyan Taburu'nu selamlıyor kampanyayı destekliyoruz!

Rojava’da 2011’den beri devam eden karşı-devrimin güdümündeki azgın saldırılar günümüz koşullarında farklı boyutlarda da olsa devam ediyor. 2011’de TC, S. Arabistan, Ürdün, İsrail gibi ülke devletlerinin Suriye’ye saldırıları, 2012’de Rojava’yı da hedef almıştır. 12 Temmuz 2012’de Kürt Yüksek Komitesi kuruldu ve PYD önderliğinde YPG/YPJ güçleri üzerinden bu saldırılar göğüslendi. 24 Temmuz 2012’de iç asayişten sorumlu Asayiş Güçleri de oluşturuldu. Ve devamında Afrin, Kobane, Cizre’de oluşturulan kanton yönetimler üzerinden özerk Rojava yönetimi ilan edildi.

Ancak bu dönemler hiçbir direnişle karşılaşmadan Irak’a yerleşen DAİŞ çeteleri Suriye ve Rojava’ya da saldırdılar. Suriye’nin birçok bölgesine giren DAİŞ çetelerine karşı, 2014’te Rojava’da direniş gösterildi. DAİŞ ve El-Nusra tarafından işgal edilen Cizre Kantonu’ndaki Til Hemis ve Til Berak kasabaları kurtarıldı. Ancak DAİŞ’in esas saldırısı 15 Eylül 2014’te üç koldan Kobane’ye yapıldı. Amaç Kobane’ye girmek ve ardından Rojava’yı tümden ilhak etmekti. Ancak burada PYD önderliğinde YPG/YPJ tarafından devrimci savaşçıların da katılımı ile görkemli bir direniş gösterildi ve 26 Ocak 2015’te DAİŞ yenilgiye uğratıldı. Böylece Rojava’da oluşturulan özerk yönetim daha sağlam temeller üzerine oturtuldu.

Bu mücadele içinde Kürtler, Araplar, Süryaniler başta olmak üzere bölgede bulunan tüm milliyetlerden halklar yer aldılar. Bu güçler daha sonra Suriye Demokratik Güçlerini oluşturdular. Kuzey-Doğu Suriye’de devrim yapıldı ve özerk yönetime geçildi. Bunun sonucu yörede olan her halk askeri, meclis ve toplumsal alanda oluşturdukları örgütlenmelerini kendi öz savunmaları misyonuyla yürütmektedirler. Rojava’daki Ermeniler de bu yönetim ve mücadele içinde yer aldılar. Giderek Ermenilerle kurulan ilişkiler dahada geliştirildi ve daha örgütlü bir konumda yer aldılar. Bunun sonucu DAİŞ’e karşı mücadelede şehit düşen Nubar Ozanyan anısına Şehit Nubar Ozanyan Ermeni Taburu kuruldu.

Şehit Nubar Ozanyan Taburu

Rojava Ermenileri mücadele içerisinde giderek daha örgütlü ve daha aktif olarak yer aldılar. Kürtler, Araplar, Süryaniler, Türkmenler gibi Ermeniler de Özerk Yönetim içerisinde kendi örgütlenmelerini oluşturdular. Bu örgütlenme Ermeni soykırımının 104. yılında oluşturuldu. Böylece Rojava Ermenileri tarafından Ş. Nubar Ozanyan Askeri Taburu ve Ermeni Sosyal Konseyi kuruldu. Ermenilerin kendi öz savunma taburu olan Ş. Nubar Ozanyan Taburu, Suriye Demokratik Konseyi ve Özerk Yönetimin öz savunması olan Suriye Demokratik Güçleri’nin bir parçası olarak örgütlenmiştir. Böylece Rojava’da yaşayan Ermeniler tarihlerinde askeri ve siyasi alanda ilk kez örgütlenmeye gitmişlerdir. Ve yine bu örgütlenme Rojava Ermenilerinin kendi tarihlerini, dillerini, kültürlerini de daha net belleklerine kazımalarını hedeflemektedir. Rojava’da Ş. Nubar Ozanyan Taburu Ermeniler açısından tarihsel bir görev üstlenmiş ve bu doğrultuda önemli pratik adımlar atılmıştır.

Nitekim günümüzde TC devleti tarafından desteklenen ve yönetilen DAİŞ, ÖSO ve SMO çetelerinin Rojava’da saldırılarına karşı verilen mücadelede Ermeniler de yer almaktadırlar. Geçmişte soykırıma uğramış, tehcire zorlanmış ve zoraki asimilasyona tabi tutulmuş Rojava Ermenileri, bir kez daha bu minvalde saldırılarla karşı karşıyadır. İkinci bir soykırım dayatmasına karşı Rojava Ermenileri, diğer Rojava halkları ile omuz omuza haklı ve meşru bir mücadele içindedirler. Aksi takdirde diğer Rojava halkları gibi Ermeniler de hedef alınacaklardır. Dolayısıyla Ermeniler Rojava Devrimi’ni savunmak ve yapılan saldırılara karşı hep birlikte topraklarını korumak zorundadırlar.

Ş. Nubar Ozanyan Taburu böylesi bir gerçekliğin sonucudur. Her örgütlenme gibi, Rojava Ermenilerinin de örgütlenmesi –Rojava’da yapılan saldırı, ilhak ve katliama karşı– bir ihtiyacın ürünüdür. DAİŞ, ÖSO gibi çetelerin ve arkalarındaki gerici güçlerin saldırılarına karşı -Rojava’daki örgütlenme ve mücadele- bu mevcut durumun sonucudur. Dolayısıyla Ş. Nubar Ozanyan Taburu diğer Rojava halklarıyla birlikte aynı mevzide yer almak zorundadır. Kimliklerini ve topraklarını korumak için Rojava Ermenilerinin askeri ve siyasi temsilcileri bu perspektifle hareket etmektedir. Ş. Nubar Ozanyan Öz Savunma Taburu bu tarihsel durum sonucu oluşmuştur.

Ve Mevcut Durum

Rojava’daki saldırıların ve baskıların ardında Rusya, ABD gibi emperyalist devletlerle birlikte TC Devleti de vardır. Her gerici güç Rojava’da verilen mücadeleyi kendi emelleri doğrultusunda yönetmek istemektedirler. Elbette ki Rojava halkı bu durumu göz önünde bulunduracak ve bu devletlere karşı kendi çıkarlarını koruyacaktır. ABD ve Rusya gibi devletler Rojava halkı karşısına daha çok politik minvalde çıkıyorlar. Onlarla mücadele ve ilişki daha çok politik arenada yürütülmektedir. Rojava halkı ne kadar kararlı ve birlikte hareket ederse ileride “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine uygun haklı ve meşru kazanımlar elde edilecektir.

Ancak TC ve desteklediği çeteler politik arena dışında açıktan askeri saldırılar yönetmektedir. Rojava halkı TC’nin Osmanlı dürtüsüyle yaptığı saldırılar sonucu açıktan hedef alınmaktadır. Bunun sonucu Rojava’da TC’nin ve DAİŞ, ÖSO, SMO gibi çetelerin gerçekleştirdiği askeri saldırılar ile bazı yerler (Efrin, Serekaniye ve Gre Spi) ilhak edilmiştir. Bu saldırılar devam ediyor. Ama bu saldırılara karşı mücadele de devam ediyor.

Nitekim bu işgal ve saldırılar Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi topraklarında yaşayan Ermenileri de hedef alıyor. Bunun sonucu Ş. Nubar Ozanyan Ermeni Taburu da savunmasını yapıyor. Ermeniler 106 yıl önce yaşadıkları soykırımı tekrar yaşamamak için direniş ve mücadele içindedirler. Bu saldırılarla beraber Ermenilerin asimile edilmeleri, kültürel ve ulusal kimliklerinden arındırılmaları, dini olarak da Müslümanlaştırılmaları hedef alınıyor. Ancak kurulan Ş. Nubar Ozanyan Taburu Müslümanlaştırılmış Ermenilerle de ilişki kurmuş ve hakim sınıfların dini asimilasyonuna karşı da mücadele etmektedir. Nitekim Müslümanlaştırılmış, Araplaşmış ve Kürtleşmiş Ermenilerle de ilişkiler kurulmuştur. Bunun sonucu Ş. Nubar Ozanyan Taburu ve Ermeni Sosyal Konseyi tarafından dil ve kültürel kampanyalar da örgütlenmiş, yürütülmüş ve yürütülmektedir.

Görüldüğü gibi Rojava Ermenileri birbirine bağlı ikili mücadele yürütüyorlar. Bir taraftan işgal ve saldırılara karşı öz savunma verilirken, diğer taraftan ulusal kimliğin korunması mücadelesi yürütülmektedir. Bunun sonucu mücadeleden edindikleri tecrübelerle daha güçlü ve daha kitlesel bir mücadele yürütülmektedir. Öz savunma ve diğer milliyetlerden halklarla kurulan bağları daha fazla güçlendirmek, Rojava’da Ş. Nubar Ozanyan Taburu’nun önündeki asli görevleri oluşturmaktadır.

Nitekim Rojava’da bu doğrultuda kampanya açılmıştır.

Kampanyanın Amaçları Nelerdir?

Ş. Nubar Ozanyan Taburu tarafından açılan kampanya şöyledir:

“1. Ermeni halkının mücadelesi Rojava devriminden bağımsız değildir. Burada yaşayan Ermeniler de devrimi kucaklamak ve güçlendirmek için bu devrimi kendi cephelerinden de güçlendireceklerdir. Kampanyanın rolü, bu önemli çalışmayı desteklemek ve farkındalık yaratmaktır.

 2. Ş. Nubar Ozanyan Taburu, Rojava devrimini ve kendi halkını askeri olarak savunan öz savunma gücüdür. Bu anlamda Türk faşizmine ve desteklediği çetelere karşı cephede durmaktadır. Tabur, Ermenilerin ve dünyadaki müttefiklerinin siyasi, askeri ve mali desteğine ihtiyaç duyuyor.

 3.Ermeni Sosyal Konseyi, Kuzey-Doğu Suriye Ermeni halkının demokratik kitle örgütüdür. Soykırımdan sonra Müslüman olarak yaşayan ve Arap ya da Kürt olan Ermenilerin anadillerini öğrenmeleri ve tarihini bilmeleri gerekmektedir ve Konsey’in yaşayan bir kültürün geri getirilmesinde önemli bir yeri vardır. Hem Hıristiyan hem de Müslüman Ermeni halkını tek çatı altında örgütleme anlayışına, gözetimine ve yeteneğine sahiptir. Kendi halkını örgütlemeyi ve Rojava devriminin kazanımlarını yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu, varoluşun ve mücadelenin bakış açısıdır. Bu anlamda hem öz savunma hem de demokratik-kültürel kazanımlar güçlenecektir. Bu sosyal projeleri hayata geçirmek için Konsey’in Ermeni ve diğer demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve aktörlerinden uluslararası desteğe ihtiyacı vardır.”

Bizler Avrupa’da yaşayan Ermeniler olarak, Rojava’da Ş. Nubar Ozanyan Taburu ve Ermeni Sosyal Konseyi’nin başlatmış olduğu kampanyayı aktif olarak desteklediğimizi ifade ediyoruz. Önümüzdeki süreçte kampanyanın Avrupa’da örgütlenmesi için çalışmalar yürüteceğimizi ilan ediyoruz.

Avrupa’dan Ermeni Devrimciler

Ekim 2021

9615

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

12'Lerin Alıboğazı'nda gösterdikleri kahramanca direniş halk savaşında yeni bir manifestodur

24-28 Kasım 2016 tarihinde Dersim'in Aliboğazı mevkinde Partimiz TKP/ML'ye bağlı halk ordumuz TİKKO gerillalarıyla faşist Türk devleti arasında çıkan ve dört gün süren çatışmada 12 yoldaşımızın şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Ağır kış koşulları ve gerilla güçlerimizin kış üssüne çekilmesinden kaynaklı olarak bugüne kadar isimleri tam olarak öğrenilemeyen yoldaşlarımız, 8 Mayıs 2017 tarihinde TKP/ML-TİKKO Dersim Bölge Komutanlığımızın yaptığı açıklamayla öğrenilmiştir.

Ezber Bozan Korkusuz Önder: KAYPAKKAYA

“2003 yılının yaz aylarında bir grup yolcu, Malatya’nın köylerinden arabayla geçerken, yol kenarında bulunan kayısılardan bir miktar almak isterler. Kendilerine yetecek kadar kayısı toplar ve tarla sahibi köylüye ücretini vermek isterler. Bu sırada yolculardan birisi köylüye:

Denizlerin devrimci çıkışını, Kaypakkaya’nın kopuşunu kuşanalım!

OHAL koşulları altında türlü engellemelere, baskılara rağmen coğrafyamızın dört bir yanında gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları, sınıf hareketinin durumu hakkında oldukça zengin veriler, ipuçları sundu. İşçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlar, geleceksizleştirilmeye, esnek ve taşeron çalışmaya, emeği ve alınterinin gasp edilmesine, kıdem tazminatına göz dikilmesine karşı alanları doldurdu. Kuşkusuz tüm bu saydıklarımızın yanı sıra 1 Mayıs meydanlarına damgasını vuran en belirgin gündemlerden biri de 16 Nisan referandumunda yaşananlar oldu.

Taksim iradesi ne için ve kime karşı? Devlete mi devrimcilere mi?

Olağanüstü hal koşullarında devletin yoğun abluka ve kuşatmasına, engelleme ve tehditlerine rağmen Taksim iradesini sergilemek kuşkusuz devrimci bir çıkıştır. Faşist diktatörlüğün hem de ’77 katliamının 40. yılında Taksim Meydanını emekçilere kapatmasına karşı bir duruş sergilemek ve meydan okumak bugünkü politik iklim içinde oldukça değerli ve anlamlıdır. Eşitsiz güç dengelerine rağmen Taksim iradesi göstermek bedel ödeme cüreti ve kararlılığının da bir göstergesi olmuştur.

Devrimin Yıldızı; Ulaş Bayraktaroğlu Ölümsüzdür.

Karanlığın en koyu yerinde ve anında bir devrim yıldızı daha sonsuzluğa uğurlandı. Devrimin bir  Ulaş’ı daha yeri doldurulması kolay olmayan bir boşluk bırakarak aramızdan fiziki olarak ayrıldı. Bir Ulaş daha “Bizimkiler böyle ölür” türküsüyle uğurlandı sonsuzluğa.

Gelme..!!Gelcem..!!

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.

ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Hikayeleri vardır; dağların, taşların, uçurumların, nehirlerin, insanların, hayvanların ve ağaçların. Her şeyin bir hikayesi vardır. Yolların da… Kimi ömürler kısa gibidir, ancak mesele ne kadar gün ya da yıl yaşadığın değil, ne kadar yol yürüdüğündür.“Mutluluk varılacak yerde değil, yoldadır” demiş Bern Williams.Yetiş Yalnız bir yolcuydu, ömrünün tümünü yol aşkına harcadı. Öyle bir inancı vardı ki; bin defa dünyaya gelse bin defa bu yolda korkusuzca yürüyecek cesarette, naif, temiz ve sanatçıydı.

18 Mayıs vesilesi ile İbrahim Kaypakkaya’nın düşünme ve inceleme yöntemi üzerine

Doğada olsun toplumda olsun hemen her olgu zıtların birliği ve çatışması yasasına göre oluşur. Bu nedenle bir olguyu anlamak için olguyu diyalektik biçimde incelemek gerekir. Diyalektik; olgunun gelişme yasası olduğu için aynı zamanda onu inceleme yöntemi de odur. Eğer olgunun nasıl oluştuğu bilinirse nasıl inceleneceği, nasıl değişikliğe uğratılacağı ve hangi yöntemle davranılacağı bilinmiş olur.

TKP/ML Enternasyonal Büro: “Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderi Ulaş Bayraktaroğlu ölümsüzdür!”

Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderleri Ulaş Bayraktaroğlu'nun IŞİD'e karşı yapılan Rakka hamlesinde 10 Mayıs 2017 tarihinde şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Partimiz TKP/ML, bu büyük devrimciyi kaybetmenin üzüntüsü içindedir. Partimiz, yoldaşları ve ailesine başsağlı dilemektedir.

YDG: "Aliboğazı şehitleri direniş pusulamızdır"

“Yolun düşerse kıyıya bir gün

ve maviliklerini enginin
seyre dalarsan,
dalgalara göğüs germiş olanları hatırla,
selamla, yüreğin sevgi dolu
çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
ve dipsizliğinde enginin yitip gitmeden
sana liman gösterdiler uzakta”

Partizan: “12 acının hesabını düşmandan soracak, 12 yarayı mücadeleyle saracak, 12 fidanı devrim toprağında filizlendireceğiz”

“Baharlar yağdır ey hayat

Dinsin yıldızların matemi

Denizlere dökülsün ırmaklar.

Baharlar yağdır ey hayat

Yitirsin dilini hüzün

Tahammüle dursun şafaklar.

Zümrüd-ü Anka soyundandır çocukların

Güzelleştiren bakışında iradenin

Mümkünü yok

Sarılacaktır yaralar.”

Sayfalar