Cuma Ekim 23, 2026

24 Haziran’da düzen değişmeyecek!

AKP-MHP “Cumhur İttifakı”nın 24 Haziran’da seçim kararı almasıyla, politik arenada çok hızlı bir süreç işlemeye başladı. Sürenin çok kısa olması, gerek C. Başkanlığı gerekse de milletvekili adayları açısından takvimin ciddi anlamda sıkışmasını getirdi.

AKP’nin Olağan Kongreleri sürecini ele alışı, Binali Yıldırım’ın peşi sıra açıkladığı ekonomik paketler vb. bir dizi gelişme iktidarın seçime hazırlandığınıı gösteren zengin ipuçları olsa da yine de 24 Haziran seçimlerinin baskın veya daha doğru bir ifade ile panik seçim anlamına geldiği çok açık. Öyle görünüyor ki AKP iktidarı, muhalefeti sınırlı bir zaman dilimine mahkûm edip çalışmasının sınırlamayı hedefliyor.

Ne var ki yine de seçimin bu kadar erkene alınmasının temel nedeninin bu olduğunu söylemek zor. Dolar ve Euro’da yaşanan rekor artış, artık basına duyurulmayacağı ilan edilen petrol zamları ve buna doğrudan bağlı olarak gelişen ve gıdadan giyime çok geniş bir yelpazede yaşanan zam yağmuruyla görünür olan iktisadi krizin söz konusu kararda belirleyen olduğunu söylemek mümkün.

Kuşkusuz her iktisadi kriz ona paralel ilerleyen bir toplumsal kriz eşliğinde yol alır. İkisinin kesiştiği yerde artık yığınların tahammül sınırı geçilmiş olur ve isyanlar patlak vermeye başlar. Elbette, sosyal patlama ve isyanların olması için mutlaka bir ekonomik kriz olması gerekmez. Ülkemizin yarı-sömürge yapısı, onu sürekli bir ekonomik kriz içinde debelenmesini getirse de devletin söz konusu durumu yönetme anlamında oldukça tecrübeli olduğu da bir gerçek. “Kriz yönetimi”, “sürdürebilirlik” vb. kavramlarla ifade edilen de tamda bu.

Çanlar AKP iktidarı için çalıyor

Gelinen aşamada bugün, iki düzlemde ciddi anlamda derinleşen sorunlar yumağından söz etmek mümkün. İlk düzlemde -ki bir kısmını yukarıda açmaya çalıştık- emekçilerin alım gücünün düşmesi, yoksulluk ve yoksunluk girdabına her gün biraz daha fazla itilmesi.

İkinci düzlemde ise temel hak ve özgürlükler, söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğü vb. başlıklarda yığınların toplumsal yaşamına dair, giderek keskinleşen çelişkiler bulunmaktadır. İşte bu iki düzlemin ya da doğrunun giderek birbirine dokunması ve yer yer kesişmesi dahası bu kesişmelerin de giderek bir süreklilik arz etmesi AKP iktidarının seçimleri 24 Haziran’da yapmasını getirdi.

Kaba haliyle önümüzde yeni bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Bugüne değin geniş yığınlar üzerindeki etkisini ve ekonomik anlamda da, emperyalistlerden aldığı paralarla ekonomisinin çarkını döndüren iktidarın artık yolun sonuna değilse bile çarkın yavaşladığını göreceği bir döneme giriyoruz. Bu, toplumsal anlamda, OHAL’le birlikte iyice köşeye sıkıştırılan neredeyse nefes almasına izin verilmeyecek olan yığınlar için artık gidecek bir yerin kalmadığı bir duruma işaret ediyor.

Her hâlükârda veriler, başta iktidar katında olmak üzere çatışma, klik dalaşı ve hesaplaşma, toplumsal bağlamda iktidar ile yığınlar arasında da sokağa taşan, şiddeti oldukça yüksek bir mücadele arenasının kapısının açılacağına işaret ediyor. Kuşkusuz devletin bu yüzleşmede konuşacağı dilin şiddetten beslenen korku ve yıldırma üzerine dayanan bir dil olacağı açık..

Nitekim Erdoğan’a rakip olarak çıkarılan 90’lar Çiller döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener’le benzer bir sürecin ikinci perdesine hazırlık yapıldığı anlaşılıyor…

İktidarı sarsan güçlü bir muhalefet örgütlemek

Peki, tüm bunların 24 Haziran seçimleriyle ilişkisi ne? Ya da beklediğimiz, öngörüde bulunduğumuz bahsini ettiğimiz yeni dönemle, 24 Haziran arasında nasıl bir bağlantı var?

İlk olarak, 24 Haziran AKP iktidarının yasal-hukuki dayanaklarıyla tam başkanlık rejimine geçerek iktidara ait tüm ipleri ele alması açısından bir milat olacak. Denilebilir ki bugüne değin zaten AKP-Erdoğan fiili olarak başkan gibi hareket ediyordu.

Doğrudur ancak durum o kadar basit değil. R:T. Erdoğan bu seçimden istediği sonucu alırsa bugüne kadar yasal alt yapısı olmadan yaşama geçirdiği tüm uygulamalar ve işlediği tüm suçlar böylece bir çırpıda aklamış olacak.

İkinci olarak, yeni ve sert geçeceği anlaşılan bir müsabakaya, bir kez daha sandıktan onay almış olmanın özgüveni ile girecek.

Bu başlıkları genişletmek mümkün.

Özetle, R.T. Erdoğan yaklaşan ve kasırgaya dönme alametleri gösteren fırtınaya en güçlü şekilde girmek, tüm hazırlıklarını şimşekler çakmadan ve gök gürlemeden bitirmek istiyor…

İşte 24 Haziran seçimleri tamda bu noktada yurtsever, devrimci, ilerici güçler ve muhalefet açısından büyük bir anlam taşıyor. AKP-Erdoğan 24 Haziran’dan hile-yalan dolan; asker ve şimdi yeni getirdikleri düzenlemeyle polis postalıyla istediği sonucu çıkarabilir. Ama toplumsal muhalefetin dinamikleri de 24 Haziran süreci vesilesiyle bir kez daha sokaktan beslenen, gücünü burada test eden, seçim süreci boyunca yürüteceği çalışmalarla biriktirdiği sinerjiyi açığa çıkarmayı başarabilen ve yeni müsabakalara hazırlanan daha dinamik bir rakiple karşı karşıya kalacak!

24 Haziran’a kadarki sürecin bizim için tam anlamalı bu olmalıdır; OHAL, baskı ve zulme karşı öznenin gücünü yeniden keşfedeceği bir süreci örgütlemek, inşa etmek; kazanma umudu ve direncini tazelemek!

Bunu yaparken, yaşananların da sunduğu geniş propaganda fırsatıyla sistemi, düzenin işçilere, emekçilere, Kürtlere ve Alevilere, kadın ve gençlere ve LGBTİ+lara, ve tüm ötekilere karşı düşmanlığını teşhir etmek!!

Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan; gelişmelere tv karşısında sinirlenerek tepki vermeye mahkûm edilmek istenen yığınlara buradan sokağa, direniş hattına uzanan yolu genişletmek, buradaki trafiği büyütmek, akışı hızlandırmak…

24 Hazirana kadarki sürecin bizim için anlamı budur!

Çok büyün iddialarımız, çok farklı ve müthiş vaatlerimiz yok; 24 Haziran’da sistem yıkılmayacak, düzen değişmeyecek, 25 Haziran’da yeni sosyalist bir ülkeye uyanmayacağız…

Ancak 25 Haziran’da rakibi karşısında daha güçlü, daha direngen, daha özgüvenli, daha da yenilenmiş ve cüretli; gücünü sokağın direnişinden alan, iktidarı sarsan ve yönetme krizini derinleştiren bir toplumsal muhalefet görmek istiyoruz!

Basit ama anlaşılabilir ve de en önemlisi uygulanabilir bir hedef değil mi?

Seçim Koordinasyonlarında; Etkin, Güçlü Bir Çalışma!

Zamanın darlığı, hazırlıkların her bakımdan sıkışmasını da beraberinde getirmektedir. Bu yüzden ilk adımımız Gezi İsyanına atıfla “panik yapmadan hızlıca organize olmaktır”.

Her yoldaşımız, en kısa sürede çevresindekilerle bir araya gelmeli, 24 Haziran’a dair neler yapılabileceğini konuşmalıdır. Hareketimizin seçim tavrı açıklanmış adres ve hedefler gösterilmiş durumdadır. Başka bir değişle yol haritası en genel haliyle ortay çıkmış durumdadır. Bundan sonrası faaliyet içinde yol aldıkça şekillenecektir.

Zamanın darlığından dolayı önceki yıllardaki gibi zamana yayılmış Seçim Koordinasyon toplantıları, yerellerde toplantılar vb. yapma şansı yoktur. Bu seçimde Hakların Demokratik Kongresi(HDK)- HDP ile eşgüdümlü bir şekilde çalışma kararı almıştır. Seçim Koordinasyonları, HDP, HDK ve bu iki gücün bileşeni olmayan devrimci, demokratik kurum ve kişilerden oluşacaktır. Bu bağlamda, vakit kaybetmeden en yakınımızdaki HDK-HDP seçim koordinasyonuna ulaşıp, sürece dahi olmak elzemdir.

Çalışmalarımızda gücümüz, gerçekliğimiz ölçüsünde yoldaşlarımız, örgütlü tabanımız ve kitlemizin, belli alanlara yoğunlaşması doğru olacaktır. Gücümüzü dört bir yana dağıtmadan, pilot bölgeler belirleyerek, özellikle de birebir temas, ev ziyaret ve toplantıları vb. çalışmalarda aktif bir şekilde yer almak önemlidir. Geleneğimizin, Türk ulusundan gerek-Alevi gerekse de Sünni; Kürt ulusundan gerek Alevi gerekse de Sünni-Şafi inancından halkımız açısından birleştirici bir yerde durduğu açıktır.

Bu bakımdan seçim sürecinde hareketimizin, toplumsal muhalefet açısından, 45 yıllık geleneğin ve yarattığı değerlerin etkisiyle bir kesişme noktasında durduğunu söylemek yanlış olmaz.

Sözgelimi, Karadeniz faaliyetimizle hareketimizi daha yakından tanıyan Türk Alevi ve Sünni inancından halkımızın, Dersim-Kürdistan’da 45 yılı aşan gerilla pratiğiyle Kürt-Alevi halkımızın ve özellikle de son yıllarda Rojava pratiğiyle bu bölgedeki emeğimizin Kürt-Sünni-Şafi inancından halkımızın hareketimize pozitif –olumlu bir bakışı yarattığını söylemek abartı olmaz.

Gelinen aşamada, geride kalan kısa sürede, etkin, organize olan, seçim koordinasyonlarında ter döken, ve perspektifi 25 Haziran sonrasına dair güçlü bir örgütlenme yaratmak olan bir çalışma yürütmenin olanakları mevcuttur!

OHAL karanlığını parçalamak, faşist diktatörlüğün azgın saldırılarını geriletmek ve tek adam rejimine dur demek için harekete geçelim!

Milletimiz tamam derse çekiliriz diyen R.T.Erdoğan’a yanıtımızı, ev, ev sokak, sokak, fabrikalarda ve köylerde herkes bilsin!

Ha yanıt mı elbette TAMAM!

Bir Partizan 

54004

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

12'Lerin Alıboğazı'nda gösterdikleri kahramanca direniş halk savaşında yeni bir manifestodur

24-28 Kasım 2016 tarihinde Dersim'in Aliboğazı mevkinde Partimiz TKP/ML'ye bağlı halk ordumuz TİKKO gerillalarıyla faşist Türk devleti arasında çıkan ve dört gün süren çatışmada 12 yoldaşımızın şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Ağır kış koşulları ve gerilla güçlerimizin kış üssüne çekilmesinden kaynaklı olarak bugüne kadar isimleri tam olarak öğrenilemeyen yoldaşlarımız, 8 Mayıs 2017 tarihinde TKP/ML-TİKKO Dersim Bölge Komutanlığımızın yaptığı açıklamayla öğrenilmiştir.

Ezber Bozan Korkusuz Önder: KAYPAKKAYA

“2003 yılının yaz aylarında bir grup yolcu, Malatya’nın köylerinden arabayla geçerken, yol kenarında bulunan kayısılardan bir miktar almak isterler. Kendilerine yetecek kadar kayısı toplar ve tarla sahibi köylüye ücretini vermek isterler. Bu sırada yolculardan birisi köylüye:

Denizlerin devrimci çıkışını, Kaypakkaya’nın kopuşunu kuşanalım!

OHAL koşulları altında türlü engellemelere, baskılara rağmen coğrafyamızın dört bir yanında gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları, sınıf hareketinin durumu hakkında oldukça zengin veriler, ipuçları sundu. İşçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlar, geleceksizleştirilmeye, esnek ve taşeron çalışmaya, emeği ve alınterinin gasp edilmesine, kıdem tazminatına göz dikilmesine karşı alanları doldurdu. Kuşkusuz tüm bu saydıklarımızın yanı sıra 1 Mayıs meydanlarına damgasını vuran en belirgin gündemlerden biri de 16 Nisan referandumunda yaşananlar oldu.

Taksim iradesi ne için ve kime karşı? Devlete mi devrimcilere mi?

Olağanüstü hal koşullarında devletin yoğun abluka ve kuşatmasına, engelleme ve tehditlerine rağmen Taksim iradesini sergilemek kuşkusuz devrimci bir çıkıştır. Faşist diktatörlüğün hem de ’77 katliamının 40. yılında Taksim Meydanını emekçilere kapatmasına karşı bir duruş sergilemek ve meydan okumak bugünkü politik iklim içinde oldukça değerli ve anlamlıdır. Eşitsiz güç dengelerine rağmen Taksim iradesi göstermek bedel ödeme cüreti ve kararlılığının da bir göstergesi olmuştur.

Devrimin Yıldızı; Ulaş Bayraktaroğlu Ölümsüzdür.

Karanlığın en koyu yerinde ve anında bir devrim yıldızı daha sonsuzluğa uğurlandı. Devrimin bir  Ulaş’ı daha yeri doldurulması kolay olmayan bir boşluk bırakarak aramızdan fiziki olarak ayrıldı. Bir Ulaş daha “Bizimkiler böyle ölür” türküsüyle uğurlandı sonsuzluğa.

Gelme..!!Gelcem..!!

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.

ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Hikayeleri vardır; dağların, taşların, uçurumların, nehirlerin, insanların, hayvanların ve ağaçların. Her şeyin bir hikayesi vardır. Yolların da… Kimi ömürler kısa gibidir, ancak mesele ne kadar gün ya da yıl yaşadığın değil, ne kadar yol yürüdüğündür.“Mutluluk varılacak yerde değil, yoldadır” demiş Bern Williams.Yetiş Yalnız bir yolcuydu, ömrünün tümünü yol aşkına harcadı. Öyle bir inancı vardı ki; bin defa dünyaya gelse bin defa bu yolda korkusuzca yürüyecek cesarette, naif, temiz ve sanatçıydı.

18 Mayıs vesilesi ile İbrahim Kaypakkaya’nın düşünme ve inceleme yöntemi üzerine

Doğada olsun toplumda olsun hemen her olgu zıtların birliği ve çatışması yasasına göre oluşur. Bu nedenle bir olguyu anlamak için olguyu diyalektik biçimde incelemek gerekir. Diyalektik; olgunun gelişme yasası olduğu için aynı zamanda onu inceleme yöntemi de odur. Eğer olgunun nasıl oluştuğu bilinirse nasıl inceleneceği, nasıl değişikliğe uğratılacağı ve hangi yöntemle davranılacağı bilinmiş olur.

TKP/ML Enternasyonal Büro: “Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderi Ulaş Bayraktaroğlu ölümsüzdür!”

Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderleri Ulaş Bayraktaroğlu'nun IŞİD'e karşı yapılan Rakka hamlesinde 10 Mayıs 2017 tarihinde şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Partimiz TKP/ML, bu büyük devrimciyi kaybetmenin üzüntüsü içindedir. Partimiz, yoldaşları ve ailesine başsağlı dilemektedir.

YDG: "Aliboğazı şehitleri direniş pusulamızdır"

“Yolun düşerse kıyıya bir gün

ve maviliklerini enginin
seyre dalarsan,
dalgalara göğüs germiş olanları hatırla,
selamla, yüreğin sevgi dolu
çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
ve dipsizliğinde enginin yitip gitmeden
sana liman gösterdiler uzakta”

Partizan: “12 acının hesabını düşmandan soracak, 12 yarayı mücadeleyle saracak, 12 fidanı devrim toprağında filizlendireceğiz”

“Baharlar yağdır ey hayat

Dinsin yıldızların matemi

Denizlere dökülsün ırmaklar.

Baharlar yağdır ey hayat

Yitirsin dilini hüzün

Tahammüle dursun şafaklar.

Zümrüd-ü Anka soyundandır çocukların

Güzelleştiren bakışında iradenin

Mümkünü yok

Sarılacaktır yaralar.”

Sayfalar