Salı Eylül 29, 2026

Zelenskıy Halk Kahramanı mı? (Monika Gärtner-Engel )

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskıy, Ukrayna savaşında Rusya Devlet Başkanı Valdemir Putin'in tam tersi gibi görünüyor.  Putin alaycı bir soğuklukla ortaya çıkıyor. KGB'nin eski bir gizli servis subayı olarak, acımasız kararlarını her zaman tek başına sunan, güç takıntılı bir emperyalist tekel politikacısıdır. Şu anda 12.000'den fazla barış göstericisini tutukladı ve Halep'te (Suriye), Grozni'de (Çeçenistan) veya şimdi Ukrayna şehirlerinin bombalanmasında insanlık dışı savaşı temsil ediyor. Buna karşılık, Zelenskıy, insanlara yakın, gerçekçi ve genellikle kitleler, basit askerler veya siyasi danışmanlar ile çevrili görünüyor - şu anda çoğunlukla şiş gözlü, üç günlük sakallı ve zeytin yeşili bir tişörtlü.

Başkan seçildikten sonra, lüks bir limuzin yerine yürüyerek meclise girdi. Modern bir iletişimci olarak, günlük televizyon konuşmaları, video, Twitter veya telgraf mesajlarıyla karşımıza çıkıyor. Konuşmalarında, Rus saldırganlık savaşındaki acımasızlığı açık bir şekilde kınadı. Saldırıya uğrayan Kiev'de kendi fotoğraflarını yayınladı ve Putin'e karşı çıktı. Davut  Golyata karşı mı? Zelenskıy, barış ve özgürlük şampiyonu mu? Almanya medyası ona saygı duyuyor.

7 Mart tarihli Frankfurter Rundschau, onun "büyüleyici konuşmalarını" alkışladı. Ukrayna işçi sınıfı ve halk kitleleri, özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı için Rus emperyalist saldırganlığına haklı olarak aktif olarak direniyor. Zelenskıy kısa süre önce şunları söyledi: “Özgürlüğümüzden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.”

Peki Zelenskıy hangi “özgürlükten” bahsediyor? Ukrayna'daki tüm komünist sembolleri ve partileri suç sayan 2015 anti-komünist yasalarını sıkı bir şekilde uyguluyor. Mevcut savaşın "komünist" Putin'e karşı yürütüldüğünü demagojik bir şekilde iddia ediyor.

Yeni-emperyalist Rusya'nın bu temsilcisinin, 1920'de Ukrayna'ya ilk kez kendi kaderini tayin hakkını açıkça vermiş olan sosyalist Sovyetler Birliği'nin ilk lideri Lenin'i eleştirerek bu savaşı açıkça anti-komünist bir şekilde haklı çıkarması tesadüf değil.  Ayrıca Şubat 2021'de üç muhalif televizyon kanalının yasaklanması da dahil olmak üzere diğer muhalefet hareketlerini bastırdı.

Zelenskıy gerçekte ne kadar "halkçı" olduğu, işçi hareketiyle olan ilişkisinden anlaşılmaktadır. Geçen yaz, memleketi Kryvyi Rih'de grev yapan madencileri korumak yerine, maden sahibinin grev liderlerine yönelik acımasız baskısını örtbas etti. O, faşistlerle de yakın işbirliği içindedir. Faşist Azak alayını Ukrayna Ulusal Muhafızlarına entegre etti ve faşist "Sağ Sektör"ün orduyla koordineli özel askeri operasyonlar yürütmesini sağladı.

Görev süresinin başlangıcından bu yana, Ukrayna, küresel yolsuzlukla mücadele endeksinde 122. sıraya düştü. Zelenskıy, "tüm Avrupa ülkelerinde barış" için savaştığını ilan ediyor. Ancak şu anda saldırgan bir şekilde NATO'nun Ukrayna üzerindeki “hava sahasını kapatmasını” talep ediyor. Bu hava sahası Rusya tarafından kontrol ediliyor. Önemsizleştirici "tecrit" terimi, NATO'nun Rus uçaklarını düşürmesini gerektirecektir. Bu provakativ istek, NATO ile Rusya arasındaki doğrudan askeri çatışma ve dolayısıyla nükler silahların kullanıldığı olası bir 3. Dünya Savaşını neden olmaktır.

Zelenskıy ve Ukrayna'nın Berlin büyük elçisi Andriy Melnyk, bu müdahaleyi, saldırgan ve bir savaş çığırtkanlığıyla, 6 Mart 2022 Pazar günü Anne Will'in sunduğı TV'de talep ettiler. Annalena Baerbock (Alman Dışişleri Bakanı) bile, böyle bir adımın 3. dünya savaşına neden olacağını söylemesine karşın, bu taleplerinde diretiler. - Bilindiği gibi, büyük elçi Melnyk, aynı zamanda, Hitler hayranı ve faşist Stephan Bandera'nın mezarına çiçek bırakan birisidir. - ve tüm bunların farkında olan Alman Federal Meclisi'nde ayakta alkışlanarak kutlandı.

Zelenskıy, kozmopolit cephenin ardında belirgin bir milliyetçidir. "Ukrayna'ya şan olsun" diyerek konuşmasını bitirmeyi ihmal etmiyor. Kendi siyasi etkisini ve Ukrayna tekellerini artırmak için Ukrayna'yı bağımlı bir kapitalist ülke olarak AB ve NATO'nun emperyalist bloğuna yönlendirmek istiyor. En büyük nükleer santrallerle hayatı tehdit eden bir "çevre politikası" ve Donbass'ta Rus nüfusuna karşı ulusal bir baskı politikası izliyor. Ukrayna hükümeti, Donetsk ve Luhansk'ta göreceli özerklik ve seçimler vaat eden Minsk Anlaşması'na hiçbir zaman bağlı kalmadı. Askeri nitelikte olanlar da dahil olmak üzere çok sayıda provokasyon başlattı.

Zelenskıy'ın hükümet politikası, bir yandan açıkça gerici-milliyetçi ve anti-komünist, diğer yandan gerici odaklı bir küçük-burjuva düşünce sisteminin klavyesinde oynuyor.  Her şeyden önce o, “özgürlük” ve “barış” terimlerini, aşırı gerici ve milliyetçi politikaları için kütüye kullanıyor.

Bu propagandalar, Ukrayna'daki kitleleri son derece karmaşık bir duruma sokuyor. Tabii ki, Rus işgalcilerine karşı aktif direnişleri haklı. Özellikle gönüllüler, Hitler faşizmine karşı mücadele geleneğinde bunu sıklıkla öznel olarak yapıyorlar. KSRD'den Ukraynalı yoldaşlar, kendi savaş mangalarının sokaklarda "Kalk, engin ülke" şarkısını söyleyerek yürüdüklerini bildiriyor. Bu, "Hitler'in Nazizmine karşı savaş zamanından iyi bilinen bir Sovyet şarkısıdır." (5 Mart 2022 tarihli ICOR kuruluşu KSRD'nin mektubu)

Ancak, Ukrayna'da demokrasi ve özgürlük için savaşmak isteyen herkes, aynı zamanda, aşırı gerici, komünizm karşıtı Ukrayna hükümetinin NATO/AB emperyalist bloğuna dahil olma isteğine karşı da savaşmalıdır. Bu nedenle KSRD, ICOR'a  yazdığı mektupta,  “Anti-faşist ve anti-emperyalist bir cephe inşa etmek özellikle önemlidir. ... Emperyalizm bir dünya belası olmaya devam ediyor ve ancak sosyalist devrim için ortak bir mücadeleyle bunu yenebiliriz. Bu mücadelede tüm dünyanın proleter partileri ve örgütleri omuz omuza durmalıdır. Birleşik cepheye ilerleyin! Yaşasın işçilerin sınıf birliği!”

Gerçek halk kahramanları, Zelenskıygibi burjuva politikacılar değil, işçi sınıfı, kadın kitlesi ve gençliğin kendisidir! Bunlar, Rusya'da, savaşa karşı cesurca sokaklara çıkan binlercesidir. Bunlar, Rusya'nın Ukrayna'daki ilerlemesine karşı koyması ve nihayetinde oldukça karmaşık bir iki cepheli savaş yürütmesi gereken Ukrayna'nın emekçi insanlarıdır. Bunlar, Rusya'nın Ukrayna saldırısına karşı dünyanın dört bir yanında savaşan insanlardır. Bunlar, Ukrayna, Rusya ve tüm kıtalardan devrimci dünya örgütü ICOR'da ve demokrasi, barış, özgürlük ve sosyalizm için anti-emperyalist ve anti-faşist birleşik cephede birlikte savaşan devrimcilerdir.

8774

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Devrimci iktidar hedefiyle çalışmalarımıza yüklenelim!

Türkiye; sokaklarıyla, meydanlarıyla, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine son 1,5 yıldır sürekli “hareketli” durumda.

Gezi İsyanı, 17-25 Aralık yolsuzluk karşıtı eylemler, Soma katliamına tepkiler ve Kobane serhıldanıyla; gencinden yaşlısına, her mezhepten ve milliyetten kadın-erkek halkımız milyonları bulan sayılarla sokaklara döküldü.

Kürtler savaş istemiyor

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Sayın Cemil Bayık: “Biz Türkiye halklarına duyduğumuz saygıdan dolayı yeniden silahlı mücadele başlatmak istemiyoruz”, diyor ve ekliyor; “ ama bu süreç de, Türkiye için son bir şanstır.”

Dikkat edilirse burada saygı halklara, şans ise devlete oluyor.

Dêrsim Dağlarının beklentisi---Ergin Doğru

Dêrsimliler ve dostları, Dêrsim Soykırımı ve Dêrsim kimliğinin geleceği açısından yeni bir sıçrama yapmak zorundadır. Öncelikle yüreği Dêrsim'le atan herkes, "Ne yapmalı” sorusunu kendisine sormalıdır.

”SAF TÜRK OLMAYANIN HAKKI, HİZMETÇİLİK VE KÖLELİKTİR” (M.E.B.) Sait Çetinoğlu

Resmi İdeoloji’nin Seyir Defteri Resmi Tarih ve “Azınlıklar”

Tarihin hiçbir safhası eğilmeyen, dönmeyen ve daima yüksek duran Türkün başı bu badirede de yine yüksek ve vakur kaldı. Tanrı istemiş ki bütün eğilen başlar, solan tarihler içinde Türkün başı eğilmesin, tarihi solmasın. İnsanlık, vicdan,şeref ve haysiyet örneğini Türk denilen abideden alsın… Türkiye Türklerindir.

Mahmut Esat Bozkurt (Saday-ı Hak,25 Mayıs 1924)

MAHÇUPYAN , BİZİ MAHÇUP ETTİ

Henüz 301 kişiye mezar olan Soma maden ocağının yaralarını sarmadan,bu sefer acı haber Ermenek maden ocağından geldi.Yine aşırı kar ve işgüvenliğinden mahrum çalışan 18 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağından 20 gün olmasına rağmen katledilen madencilere ulaşılamadı.İlkel ve kaba yöntemlerle yürütülen kurtarma çalışmalarında maalesef bu gidişle ulaşılamayacağı kaygısını taşıyorum.Dileğim bunda yanılmış olurum.

ABD, Türkiye’yi kurtardı!

Otuz dokuzuncu gününe giren Kobanê direnişi, YPG/YPJ ve halkın büyük direnişiyle devam ediyor. Bu süre zarfında Hegemon güçlerin verdiği destek ile IŞİD’in üstün teknikli yoğun saldırıları karşısında direnişe geçen Kürt halkı hem bölge de ve hem de Türkiye metropollerinde serhıldana kalktı. Kuzey Kürdistan halkının bu tepkisi hapsedilmiş atom moleküllerin tepkimeleri gibi kabuğunu kırıyordu. Türkiye metropolleri ve Kuzey Kürdistan birkaç gün içerisinde yangın yerine döndü. Yaşanan olaylarda elliye yakın yurttaş yaşamını yitirdi. Gidişat bir iç savaşın provası gibiydi.

Seyit Rıza Onurumuzdur, cesaretimizdir, geleceğimizi aydınlatan geçmişimizdir…

Yazmak bireysel olduğu kadar evrensel bir eylemdir aynı zamanda, bu kaygıyı taşıyanlar ise bir satır yazmadan önce bin kere düşünmelidirler. Üzerinde çalıştığım bir dosyaya kendimi kaptırınca gündelik yapay polemiklerden ister istemez uzaklaşıyorum. Ama öyle bir an geliyor ki köşe başlarını tutmuş pespaye kalemşörler bilinçli dezanformasyonlarını uygulamaya koyuluyorlar, geçmişlerindeki kanı gelecekleriyle yıkamaya çalışan geleneklerin temsilcileri kutsallarımıza dil uzatma cüreti gösteriyor, o zaman onlara hiç değilse ferdi bir cevap verme gereği hissediyorum.

Hazan Mevsimi – Ulm`lü Piro`yu Kaybettik :Cihan Erdoğan

 İlk defa böylesine büyük, kalabalık ve düzenli bir tren garı görüyordu.
İri yarı sarışın kadın ve erkeklerin arasında bir cüceden farksız görünmesinin komikliğinden ziyade, yitip gitme korkularına kaptırmıştı kendini.
Dilini bilmediği, yağmurunu tanımadığı bu ülkede, birbirine karışmış insan renklerinin, renk tonlarının ortasında kaybolup gitmişti sanki.
Tren garını altüst eden gürültülü müziğin tınılarından başka hiçbir şeyin anlamını, derinliğini çözemiyordu.
Gök gürültüleriyle birlikte boşalan yağmurun bile yabancısıydı.

Karadeniz'in utanç tablosu;Ünye'nin soytarı çocukları:Tamer Çilingir

52 soytarı, üzerinde ilkokul önlükleri ellerinde bayraklarla Mustafa Kemal’in türbesini ziyaret etmişler 10 Kasım’da. Kendilerine ’’Ünye’nin Dünkü Çocukları’’ adını vermişler. Aralarında 40 ila 60 yaşlar arasında esnaf, emekli, siyasi parti temsilcileri ve öğretim üyelerinden kişiler bulunuyormuş. Grubun başkanı olduğunu söyleyen Ordu Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Erkan Birben, beyaz yakalı önlüğü ve bayraklarıyla muhabirlere poz verirken, bağıra çağıra bir marş söylüyor aynı zamanda.

“ÇÖZÜM SÜRECİ”: Kitlelerin Devrimci Gücünün Denklem Dışında Tutulması Mı?

Çözüm süreci bir kez daha devletin kıskacına girmiş durumda. Devletin çözüm sürecinden anladığının PKK’nin silahlı mücadelesinin öncelikle tasfiye edilmesi, buna paralel olarak ideolojik ve politik olarak da bir tasfiye gerçekleştirerek Kürt meselesini kendi siyasi egemenliği içinde uzun süre uykuya yatırmak ve Ortadoğu politikasında bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktı.

“Mahsus mahâl”(ler)in hâl-i pür melâli[1]

“Duvarda kaldı gözlerim Dalmışım.”[2]
‘Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin, “Mahsus mahâl”lerin hâl-i pür melâlini gündemleştiren “Hasta Mahpuslar Sorunu ve Çözüm Önerileri” Sempozyumu’nun “Çözüm Önerileri”ne yönelik “Üçüncü Oturumu”nun moderatörlüğünü Hasan Gülbahar arkadaşım yönetecekti.
30 yıl zindanda yatan Gülbahar arkadaşım şimdi burada değil, “5.5 yıl daha yatacaksın!” diyen zalimler tarafından tekrar Mersin zindanına kapatıldı…[3]

Sayfalar