Çarşamba Eylül 30, 2026

Zafer ve yenilgilerle dolu bir tarih! Yarım Asırlık Mücadele Yolumuzu Aydınlatıyor

Proletarya partisinin kuruluşunun ve mücadeleye atılışının 50. yılındayız. Bu süre içinde mücadelesini kesintisiz sürdüren proletarya partisi, onu var eden koşullar devam ettikçe kuşkusuz varlığını devam ettirecektir.

Sınıf bilinçli proletaryanın öncü müfrezesinin ülkemizdeki varlık nedenleri, sistemin çöküntü içine girdiği günümüz koşullarında kendisini çok daha yakıcı dayatır duruma gelmiştir. Ve elbette ki proletarya partisi üstlendiği tarihsel rolü yerine getirecektir. Çünkü onun mücadelesine yol gösteren sağlam temellere dayalı ideolojik-politik pusulası vardır.

Proletarya partisinin bu temelleri İbrahim Kaypakkaya tarafından atılmıştır. Kaypakkaya, TİİKP saflarındayken giderek kendisini sınıf bilinçli proletaryanın çizgisi ile donatmış ve işçi sınıfının eylemlerinde ve köylülerin toprak işgallerinde aktif olarak yer almıştır.

Özellikle 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ile uluslararası alanda Çin’deki Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin tüm dünya çapında yarattığı etkinin Türkiye’ye yansıması ve sınıf mücadelesiyle bütünleşmesi, Kaypakkaya’nın üzerinde yükseldiği ideolojik-politik güzergahın temelini oluşturmuştur. Nitekim Kaypakkaya bunu “Proleter Kültür Devrimi’nin ürünüyüz” şeklinde ifade etmiştir.

Kaypakkaya, kendisini MLM ile donattıkça bir dönemler göremediği TİİKP revizyonizmine karşı ideolojik-politik olarak tavır almaya başlamış; verdiği mücadeleyle giderek kendisini geliştirmiştir. 1971 yılının Nisan ayında kendisiyle birlikte hareket eden yoldaşları ve TİİKP revizyonizminin başını çekenler ile resmi ve aktif bir tartışma yürütürler. Böylece yer aldıkları karşıt mevziler daha netleşir. Artık aynı örgüt saflarında ideolojik-politik olarak farklı kutuplar oluşmuştur. TİİKP revizyonizmine karşı, İbrahim Kaypakkaya’nın başını çektiği grup MLM kutbu oluşmuştur.

7-8 Şubat 1972 tarihinde DABK (Doğu Anadolu Bölge Komitesi) toplantısı sonrası, bölge organı olarak TİİKP’e yönelik eleştiriler iletilir. Ancak bu eleştiriler, revizyonist ve sosyal şoven önderlik tarafından sert bir üslupla karşılanır ve haklarında ölüm kararı alınır. Bu doğrultuda yapılan girişimler atlatılır. TİİKP yönetiminin Kaypakkaya ve yoldaşlarını hedef alan saldırgan tavırları sonucu artık örgütsel olarak aynı saflarda kalmanın nesnel koşulları ortadan kalkar. Ve 24 Nisan 1972’de Türkiye Komünist Partisi Marksist Leninist’in kuruluşunu ilan ederler.

Böylece TKP önderleri Mustafa Suphi ve 14 yoldaşının, 28 Ocak 1921 tarihinde Karadeniz’de katledilmesinden 50 yıl sonra İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşları tarafından kurulan komünist partisi ile devrimin öznel boşluğu doldurulur.

Demokratik Halk Devriminin çizgisi

Komünist partinin rolü, görevi ve oluşturduğu devrim stratejisi, kitleleri örgütlemek ve demokratik halk devrimine seferber etmektir. İbrahim Kaypakkaya, yaptığı tahlillerle, Türkiye’deki kapitalizmin emperyalizme bağımlı komprador kapitalizm olduğu tespitini yapar. Halk Savaşı Stratejisi ile gerilla savaşının başlatılması ve hareketli bir savaşla diğer alanlara açılma, şehirlerde kitle örgütlenmesine gidilmesi ve fırsat kollanması, devrimin ileri aşamasında kızıl siyasi iktidarların kurulması, temel çelişkinin ezen sınıflar ile ezilen sınıflar arasında olduğu, feodalizmle halk yığınları arasındaki çelişkinin baş çelişki olduğu vb. asgari programa tekabül eden tespitler yapar.

Kaypakkaya’nın ileriye sürdüğü ve asgari programa tekabül eden bu görüşlerden yola çıkılarak parti programı hazırlanır. (Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist, Birinci Kongre.) Diğer bir ifadeyle proletarya partisi uzun bir süre sonra programatik görüşlere değil bir parti programına sahip olur.

Kaypakkaya ileriye sürdüğü tezlerle sadece devrimin yolu göstermez. Ayrıca Kemalizm’in resmi olarak devletin faşist ideolojik-politik doktrini olduğu, Kürt ulusunun ezilen ulus olduğu, Kürt ulusuna yönelik kitlesel katliamlar yapıldığı, Kürt ulusunun Özgürce Ayrılma Hakkı’nın gasp edildiği ve kayıtsız-şartsız bu hakka sahip olduklarını belirten berrak tahliller yapar. Ayrıca azami programa tekabül eden sosyalizme ilişkin yaptığı tahlillerde proletarya diktatörlüğünü, Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni, sosyalizmde sınıf çelişkilerini, demokratik halk devriminden kesintisiz sosyalizme geçiş ve sınıfsız komünist topluma geçiş vb. tespitler de yapmıştır.

İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşlarının, kendilerini donattıkları bu tespitler, devrime kumanda edecek niteliktedir. Örgütlenme ve mücadeleye bu perspektif doğrultusunda gitmişlerdir. Ancak 12 Mart 1972 darbesiyle THKO, THKP-C gibi örgütlerin ardından Kaypakkaya ve yoldaşları da devletin saldırısına hedef olurlar. İbrahim Kaypakkaya ve bazı yoldaşları şehit düşerler. Kaypakkaya, düşmanın en güçlü olduğu işkencehanelerde bedenen şehit düşer ama sergilediği görkemli direnişle ideolojik ve politik olarak faşizmi yenilgiye uğratır ve “ser verip sır vermeyerek” direnişin simgesi olarak tarihe mal olur.

İlham ve güç kaynağımız yarım asırlık mücadele!

Kaypakkaya’nın ölümünden sonra yoldaşları tarafından devralınan mücadele sürdürülür. Diğer devrimci hareketlerle birlikte karşı-devrimin resmi ve sivil faşist odaklarına karşı mücadele verilir. Saldırılar püskürtülür ve darbeler de vurulur. Mücadele kararlılıkla sürdürülür. Demokratik halk devrimi perspektifiyle yola devam edilir. Kitleler içinde örgütlenmeye gidilir. Örgütlenmeye en yatkın ve en ileri kesimler esas alınır. Bunun sonucu önemli bir taban da oluşturulur. Elbette ki kimi dönemler gerilemeler olur, kayıplar verilir ve kitle ilişkileri nispeten zayıflar vb… Ama proletarya partisi kendine olan güveni yitirmez. Çizgisinde ve hattında ısrar ederek zorlu ve meşakkatli mücadelesini günümüze değin sürdürür.

Proletarya partisi yarım asırlık tarihinde emperyalizmin, komprador kapitalizme, feodalizme, faşizme, ataerkiye kısacası karşı devrimin tüm güruhlarına karşı pratik hatta verdiği mücadeleyle birlikte, ideolojik mücadele de yürütür ve mahkum eder. En zorlu günlerde bile kendisine kumanda eden MLM çizgisinde ısrar eder. Sosyal emperyalizmin havlu attığı ve modern revizyonizmin gerçek yüzünün ortaya çıktığı ve birçok küçük burjuva hareketin savrulduğu ve feshedildiği dönemde, proletarya partisi ideolojik-politik temellerini attığı mevzide yerini korudu. Pratik ve siyasi mücadele, Marksizm-Leninizm-Maoizm ile donanarak yürütüldü. Bu mücadelede şehitler de verildi. Şehitlerin devrettiği mücadele, demokratik halk devriminin güzergahında günümüze değin devam ettirildi.

Proletarya partisi, ideolojik mücadelede de kararlı bir güzergahta yer alır. Gerek kendi içinde dışa vuran hizipçi, tasfiyeci ve anti-MLM çizgilere gerek dışındaki küçük burjuva hareketlere gerekse de uluslararası alanda oluşan revizyonist akımlara karşı mücadelede tutarlı hat izledi. Modern revizyonizme karşı verilen mücadelede Maoizm saflarında yer alan proletarya partisi, üç dünya teorisine karşı da MLM saflarında yer aldı. Mao’nun ölümünden sonra Deng Siao Ping akımına tavır alınır.

Ve yine Mao’nun ölümüyle doğan boşluktan çıkan AEP revizyonizmine karşı da tutarlı ve tereddütsüz tavır takınılarak, Maoizm’in güzergahında hareket edilir. Nasıl ki Lenin ve önderliğindeki SBKP anti-Marksist akımlara karşı mücadele ederek saldırıları püskürtmüş; Mao, Marksizm-Leninizm’e yönelik saldırıları göğüslemiş ve tarumar etmişse proletarya partisi de anti-MLM akımlara karşı göğüs germiş ve onlara karşı net tavır almıştır.

Diyalektiğin gerçeği ifade eden yasasına göre her şey karşıtıyla vardır. Proletarya-burjuvazi nasıl birlikte varsa doğru da yanlışla birlikte vardır. Dolayısıyla geleceği temsil eden proletaryanın doğrusu, köhnemiş ve can çekişen burjuvazinin yanlışıyla iç içedir.

Burada önemli olan, yanlışı görebilmek, tavır alabilmektir. Zıtların birliği ve mücadelesi bunu emretmektedir. Proletarya partisi yanlışlardan çekinmez, onlar karşısında pes etmez, önünde secde etmez; tersine kararlı ve ısrarla doğruyu ve geleceği temsil eden MLM öğretisiyle yanlışları alt eder. Çünkü MLM, eskimiş ve pörsümüş geçmişi değil geleceği temsil eden doktrinin kendisidir!

8848

Yine cezaevi yolu göründü

 

Türkiye'de devlet eliyle işkence yapmak ve insan öldürmek suç değil, işkencecileri ve devlet katliamlarını lanetlemek suçtur.

Hangi Atılım ?

Atılım Gazetesi’nin 29 Ağustos 2014 tarihli 136. sayısında yayımlanan “Ortadoğu’da devrimci durum” başlıklı gündem yazısında; “Fas’tan Bahreyn’e, Yemen’den Türkiye’ye, geniş anlamda Ortadoğu bölgesinde bir devrimci durum yaşanmaktadır. Bölgede hüküm süren gerici, faşist, monarşik vd. devlet rejimleri, kapitalizmin genel bunalımına bağlı olarak iflas etmiş durumdadır. Egemenler eskisi gibi yönetemiyorlar” denilmektedir. Cumhurbaşkanlığı (CB) seçimlerini boykot çağrısı yaparken, tam da Atılım'ın işaret ettiği bu gerçekten hareket ettik.

“Devletin Kıskacında Halk Gençliği”

T.C Devleti kurulduğu günden bu yana kendine muhalif kesimleri katletmekte bir sakınca görmemiş, bunu bir devlet geleneği haline getirmiştir. Ancak bazı kesimlerde, devlet olanca gücüyle saldırsa da toplumsal muhalefet dinmemiş, şanlı direnişlerle devletin katliamlarına karşı halkın direnme ruhu sönmemiştir.

Ari Dun (eve gel)

Ermenistan Diaspora Bakanlığı,yurt dışında yaşayan Ermeni'leri,Ermenistan'a davet etti. Onlara tarihin tanıtılması sosyal,külürel ilişkilerin geliştirilmesi için Yerevan misafirler ile dolup taştı.Turistik yerler ziyaret edilerek tanıtıldı.

Yerevan Arjantin,Lübnan,Rusya,Almanya,Fransa'dan gelen misafirlerinin yanısıra ilk defa Türkiye Diyarbakır'dan gelen misafirlerine kucak açtı.50 kişiden oluşan bu gurup 1915 Ermeni soykırımında Müslümanlaşmış veya zorla müslümanlaştırılmış ailelerin çocukları olup artık bugün kendilerini Ermeni olarak gören sıcak kanlı,dost insanlardı.

TKP/ML-TİKKO Gerillaları karakola ekmek veren fırıncıyı tutukladı

Elimize e-posta yoluyla ulaşan ve Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP/ML) Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) Dersim Bölge Komutanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Dersim-Merkez’e bağlı Deşt (Geyiksuyu) köyünde uyarılara rağmen karakola ekmek veren bir fırıncı tutuklandı.

“Dersim Merkez’e bağlı Deşt (Geyiksuyu) köyünde fırın işleten Metin Karataş isimli kişi 31 Ağustos 2014 günü sabah saat 07.00 çalıştırdığı fırında tutuklanmıştır” diyen Dersim Bölge Komutanlığı, tutuklamanın nedenini şöyle açıkladı:

TKP/ML-TİKKO’dan Mercan HES eylemi açıklaması

1 Eylül akşamı Dersim-Pulur’da (Ovacık) bulunan Mercan HES’e yönelik bombalı saldırı gerçekleştiren Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP/ML) Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) Dersim Bölge Komutanlığı söz konusu saldırıya ilişkin bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Öğrettikleri

İlk defa yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının da oy kullanabildiği Cumhurbaşkanlığı seçimi, beklenildiği gibi R.T. Erdoğan’ın kazanmasıyla sonuçlandı.

Bu seçimin diğer seçimlerden iki noktada farkı vardı. Birincisi yukarıda da belirttiğimiz gibi, yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da oldukları ülkelerde oy kullanabilmeleri idi. İkincisi de yine ilk defa olarak Cumhurbaşkanını doğrudan halk oylaması ile “seçilmesi” idi.

“Sırası mıydı şimdi Tuncay?

“İthaka sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka olmasa yola hiç koyulmayacaktın.”[1]

Dersim (Festivali) yolunda Arzu’dan, Tuncay (Atmaca) yoldaşın -31 Temmuz 2014’de- bizi bırakıp gittiği haberini alınca aklımdan geçen ilk şey, “Sırası mıydı şimdi Tuncay?” oldu…

Ardından da “Ölüm adın kalleş olsun” dedim; Barışta (Erdost), Seyhan (Şanalan) ve Ata (Soyer)’dan sonra 2013’den beri tam dördüncü kez Tuncay’la…

* * * * *

Dostları “Peygamber” İsmail’i uğurladı

1981-1984 yılları arasında TKP/ML TİKKO davasından Erzurum Askeri Hapishanesi’nde yatan ve o dönemde gördüğü ağır işkenceler sonucu kalıcı hastalıklarla mücadele eden İsmail Mehrekula, tedavi gördüğü hastanede 3 Eylül gece saatlerinde yaşamını yitirdi. “Peygamber” kod adıyla tanınan Mehrekula, dün İzmit’te son yolculuğuna uğurlandı.

Sistemin silahı; yozlaştırma

Tüm emperyalist toplumlarda halkı daha fazla sömürmenin, halkın tepkilerini bastırmanın, halkın örgütlenmesini ve iktidara yönelik bir mücadele içine girmesini engellemenin çeşitli yolları vardır. Egemen sınıflar bunun en temel aracı olarak zora başvuruyor veya başvurma tehdidini sürekli gündemde tutuyor olsalar da, zorun yanında başka yöntemler de kullanırlar. Çünkü zor ve şiddet, tek başına herhangi bir sömürü düzenini sürdürmeye yetmez.

Ortadoğu’da Durum ve Olanak(lar)[*]

“Eşitlik olmayan bir yerde / özgürlük bir yalandır.”[1]

Soru: IŞİD’in uluslararası güçlerce Ortadoğu’ya müdahalede kullanıldığı belirtiliyor. IŞİD’in arkasındaki temel güçler kimler ve nasıl bir strateji yürütülüyor?

Öncelikle şu “kullanılma” saptamasına mündemiç yüzeyselliği tashihte yarar var. Her “kullanılma”, bir yerden sonra kullanmadır da.

Sayfalar