Yorum: Bir gece ansızın geri döndüler!
AKP-MHP faşist iktidarının Kürt düşmanlığı üzerinden kendini var etme çabasıyla ülke içerisinde yürüttüğü savaş politikası dışarıda da Rojava’da YPG üzerinden sürdürülürken aynı zamanda Irak Kürdistanı’nda da PKK’ye karşı yürütülüyor. AKP-MHP faşist iktidarı ülke içerisindeki her sıkışmışlığını Kürt halkına yönelik bir saldırı/operasyonla ötelemek, bu savaş ve çatışmalardaki “şehit”ler üzerinden ırkçılığı ve şovenizmi körükleyerek aşmayı bir politika haline getirmiş durumda.
Aslında bu yeni değil. Tıpkı TC’nin kuruluşunda olduğu gibi, faşizme bir “zafer” gerekmektedir. Hatırlanırsa M. Kemal kendisine yönelik muhalefeti bastırmak ve iktidarını kurmak için İsmet İnönü’ye başvurmuş ve o da kendisine “İnönü Zaferi” denilen sahte bir zafer ilan etmiştir. M. Kemal, İ. İnönü’den gelen telgrafı Meclis’te okumuş ve “siz orada milletin makus talihini de yendiniz” diyerek gerçekte kendisine yönelik giderek artan muhalefeti bastırmak için kullanmıştır. Aradan geçen yüzyıl sonra R.T.Erdoğan kuracağı “yeni Cumhuriyet” için zaferlere ihtiyaç duymaktadır. Bunun için de başta Kürt ulusunun kazanımları olmak üzere her yere saldırmaktadır. Rejim kendi bekası için kana ve katliama muhtaçtır.
AKP-MHP faşist iktidarının 10 Şubat sabaha karşı Pençe-Kartal 2 adıyla Garê’ye yeni bir operasyon başlattığını havuz medyası övüne övüne duyurdu. Savunma Bakanı H. Akar’ın Bağdat ve Hewler’de yaptığı görüşmelerden kısa bir süre sonra Garê’ye işgal saldırısı başlatılmıştır. Bu işgal saldırısının emperyalistlerin yeşil ışık yakmadan ve KDP’nin izni ve onayı olmadan başlatılmış olması mümkün değildir. Bu saldırının sadece Garê’nin işgal edilmesi, buraya yerleşilmesiyle, sınırlı olmadığı aynı zamanda Şengal saldırısı, Musul ve Kerkük’ü ele geçirmenin de önemli bir adımıdır. TC devletinin işgal ettiği yerlerden çıkmayacağını/çıkmadığını daha önce işgal ettiği Afrin, Cerablus vb.lerinden biliyoruz.
AKP-MHP faşist iktidarının Garê’ye yönelik operasyonunun amacının PKK lider kadrolarında Duran Kalkan ile bölgeye geçtiği düşünülen Murat Karayılan’ın “derdest edilip götürülmesi planı birinci amaç iken bir diğeri de PKK’nin elindeki savaş esirlerinin de alınıp R.T.E’nin “Millete Sesleniş” konuşması yapacağını duyurduğu yine havuz medyasından öğreniyoruz.
AKP’nin başı R.T.E’nin ”Çarşamba günü ‘Millete Sesleniş’ adıyla yapacağımız programda sizlere müjde vereceğim” diye açıklama yapmasının ardından Garê operasyonundan gelecek müjdenin yerine PKK’nin elindeki savaş esirlerinin ölüm haberleri geldi. TC’nin 41 savaş uçağı ve çok sayıda helikopter ile gerçekleştirdiği bombalamalarda 13 savaş esirinin katledildiği basına yansıdı.
2015 yılından sonra çeşitli tarihlerde PKK tarafından esir alınan/alıkonulan asker, MİT’çi ve polisler Garê’de tutulduğu basına yansıdı. PKK, Garê’ye operasyonun 2. günü MİT mensupları, asker ve polislerin bulunduğu kampın uçaklar tarafından bombalandığını duyurması üzerine asker ve polislerin aileleri operasyonun durdurulması çağrısı yaptılar. PKK’nin elinde savaş esiri olarak tutulan polis ve askerlerin yakınları daha önceki yıllarda defalarca İHD’ye başvuru yapmış ve kimi girişimlerde bulunmuştu. Ancak hem ailelerin hem de İHD’nin girişimleri bu iktidarın yaklaşımlarından kaynaklı sonuçsuz kalmıştı.
IHD, HDP ve CHP milletvekillerinin verdikleri soru önergelerinde PKK’nin elindeki savaş esirlerinin durumlarının 2015-2016’dan beri AKP-MHP faşist iktidarı tarafından görmezden gelindiği anlaşılıyor. Daha önce alıkonulan asker ve polislerin gönderdikleri mektuplarda “AKP isterse bırakılacaklarını” söylüyorlardı. Aileler de defalarca hükümete ulaşmaya çalışmış ve PKK’nin elindeki savaş esirlerinin sağ salim evlerine dönebilmesi için defalarca meclise girişimde bulundukları anlaşılmaktadır. Sadece HDP ile değil diğer partilerle de iktidarla da görüşüyorlar. AKP-MHP iktidarı bu konuda adım atmıyor.
PKK bu süreçte yaptığı açıklamada hükümetin esirleri talep etmesi durumunda müzakereye açık olduklarını belirtiyor. Ama herkesle görüşen devlet ”teröristleri muhatap almam” diyerek çözüm yollarını hep kapattı. PKK tarafından alıkonulan esirler için daha önce kurulan temaslar 2015 yılı ve sonrasında alıkonulan asker ve polis ve MİT mensupları için işletilmedi. Daha önce yaşanan benzer olaylar karşısında İHD’nin, Mazlum-Der’in, DBP’nin girişimleri sonucu PKK tarafından alıkonulan savaş esirleri serbest kalmıştı.
Sorumlu AKP-MHP İktidarıdır!
Kürt sorununu sadece işgal, imha ve askeri operasyonlarla çözmek isteyen AKP-MHP faşist iktidarı savaş kurallarını dahi hiçe sayarak savaş esirlerinin hayatlarını önemsemedi. Son Garê operasyonunda da bu esirlerin tutulduğunu bildiği bölgeyi/kampı savaş uçaklarıyla bombalayarak bu insanları katletti. Son yapılan açıklamalar esir kampına yönelik gerçekleştirilen saldırıda kimyasal gazların da kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bunun yüksek bir ihtimal olduğu, saldırıyı yöneten H. Akar’ın mecliste yaptığı konuşmada, hiç gündemde olmamasına rağmen “operasyonda sadece göz yaşartıcı gaz kullanıldığı”na değinmesidir. Bu bilgi, faşist ordunun esirlerin tutulduğu kampı ele geçirmek için kimyasal gaz kullandığı iddialarını güçlendirmektedir.
AKP-MHP faşist iktidarı burjuvazinin dahi “uluslararası hukuku”nu hiçe sayan savaş suçunu gizlemek için, esirleri PKK’nin katlettiği yalanını yaymaktadır. Oysa 5 yıldır basına yansıyan haberlerde ve TBMM’ye verilen soru önergelerinde, esirlerin ailelerine yazdıkları mektuplarda PKK’nin savaş esirlerini yaşatma çabası verdiği görülmektedir. Daha önceki yıllarda, 1984’ten 2015’e kadarki dönemde PKK tarafından alıkonulan askerler, korucular İHD, çeşitli kuruluşların aracılığıyla, bu kuruluşlara teslim edilerek serbest bırakıldığına kamuoyu tanıktır.
AKP-MHP faşist iktidarı ülkedeki işsizlikten, yoksulluktan, ekonomik iflaslardan halkın gözlerini başka konulara çekmek, gündemi değiştirmek adına belediyelerden sonra üniversitelere de kayyım atamaya, yeni anayasa yapma çalışmalarına, “Ay’a çıkıyoruz” naraları içteki iktidarın sıkışmışlığına çare olmayınca Garê operasyonunu gündeme soktular. Böylece buradan elde edeceği başarıyla muhalefeti arkasında hizaya sokmayı, HDP’ye yönelik saldırıları katmerleştirmeyi hatta ortağı MHP’nin isteğine uygun kapatmayı bile tasarlıyordu.
41 uçak ve çok sayıda helikopter ve binlerce komando ile Garê’yi işgale gittikleri operasyon başarısızlıkla sonuçlanınca gittikleri gibi bir gece ansızın geri çekilmek zorunda kaldılar. AKP-MHP faşist iktidarı savaş ve çatışma durumunu aynı zamanda ülkedeki muhaliflerini bastırmak için araç olarak kullanıyor. Bunu Garê’den getirilen polis ve asker cenazelerinde ”şehit”ler üzerinden ırkçılığı ve şovenizmi körüklemesinde, HDP’ye yönelik gözaltı ve tutuklamalarında gördük. AKP’nin sözcüleri her fırsatta HDP’ye saldırıyorlar. HDP’nin parti binaları, HDP’lilerin evleri basılıyor. Aynı gün yapılan baskınlarda aralarında parti yöneticilerinin de olduğu 718 kişi gözaltına alındı.
AKP-MHP faşist iktidarının Garê’de yaşadıkları bozgundan sonra bu bozgunun üstünü örtmek için kendileri tarafından savaş uçaklarının bombardımanı ve kimyasal gazlarla katledilen savaş esirlerini gündem yapmak istemektedir. Bu nasıl “kurtarma” operasyonudur ki, kurtarılmak istenilenlerin hepsi öldü? sorusu gündemde tutulmalıdır.
Son Haberler
Sayfalar
Bizi bu kurşunlar değil sizin sessizliğiniz öldürürecek
Ey önce insanım diyenler ,faşizme,haksızlığa karşı olduğunu söyleyenler, ey aydınlar,entellektüeller,kendine ilerici, devrimci, demokrat diyenler,ey geçmişte bedel ödeyen , zülmün en acısını yaşayan canlarım , kardeşlerim, arkadaşlarım, dostlarım , yoldaşlarım duyuyormusunuz bu çığlığı ,feryadı ve bizlerden ne istediklerini!!! Kürt ulusu en demokratik hakkı için her şeyini feda etmekte,(“bir tasmalı köpek gibi kul köle yaşamaktansa,özgürlüğüne aşık, kurt olmayı tercih ederek ,kışa karda girmeyi aç kalıp , gerekirse ölmeyi göze alarak bedel ödeyen,kurt,”)hikayesini çoğumuz biliriz.
Kürtlerin İslam’la Eşekleştirilmesi! - Kadir Amaç
Bu çalışmayı Şengal’ın kurtuluşuna adıyorum. Postmodern pradigma beş bin yıllık insanlık tarihine ait tüm antikiteleri bir buldozer gibi ezip geçiyor. Özellikle son elli yıl içinde postmodern pradigma dijital bir dünya yaratma uğruna, insan gezegeni ve diğer gezegenler üzerinde zihinsel denemeler gerçekleştirerek, ontoloji ve kozmolioji yasaları üzerinde çok ciddi hasarlar meydana getirmiştir.
Mirabal kardeşler üç kelebektiler
ONBİNLERCE KELEBEKTE ÖLÜMSÜZLEŞTİLER…
En güzel şiirler, en güzel şarkılar, en güzel romanlar; sevgi sözcükleri olmadan yazılmaz.
İster savaşa ait olsun bunlar, isterse en karanlık çağlara; içerisinde mutlaka, kadın-erkek cinsleri arasındaki sevgi yerini alır.
Cinsler arasındaki sevgi; doğanın, onun bir parçası olan insanlığın tüketilmesi imkansız yaşam kaynağıdır.
Ve bu yüzden cinsler arasındaki iktidarı, 21.yüzyılda dahi koruma ısrarı; bütün iktidarların omurgasının sağlam kalmasının garantisidir.
Rojavada olmak...
Devrimin haleflerinde olması gereken temel devrimci kriterlerin en başında TUTARLILIK ilkesi gelirken ikinci temel ilkesi ise bütün kalbimizle halka hizmet etme duygusu gelmektedir. Sağlam bir dünya görüşü, halka hizmet etmeyi temel bir görev olarak kabul eder. İşçilere, yoksul köylülere, çalışarak yaşamını sürdüren tüm emekçilere-kadınlara-Kürt halkına-çeşitli milliyetlerden ezilen halklara-farklı inanç ve cinslere karşı devrimci sorumluluk ve derin bir duyarlılık taşıyarak gerçek anlamda devrimci niteliklere sahip olunur.
Ciddiyet!!!
Devrimimizin her alandaki görevleri, amaçladığımız hedefe uygun olarak layıkıyla yerine getirildiği oranda başarı ve ilerleme kaydedilir. Ertelenen-“unutulan”-geçiştirilen-ihmal edilen, üzerinde yeterince ciddiyetle durulmadan baştan savma yapılan her görev, demokratik halk devrimine giden yolu uzatır. Varılması gereken hedefi uzaklaştırır. Unutmamak gerekir ki başarı ve kazanım sadece sağlam bir ideolojiye sahip olunarak elde edilemez. Bunun kadar önemli olan bir diğer yan, faaliyetçilerin devrimci nitelikleri ve sahip oldukları düzeydir. Pratiğe müdahale güçleridir.
G-20 ler Ezilen Halkların Kaderini Belirliyor! “Alın Size Barış”!
Defalarca yazdık,anlatmaya çalıştık ve dedimki; siyaset yapanlar,demokrasi isteyenler,"büyük politik tahliller'de bulunanlar, emperyalizmle ,faşizmle , faşist diktatörlüklerle barış olmaz. Çünkü, bütün savaşları başlatan-çıkaran onlar. Sömürüyü, ve insanların bütün eşitsiziliğini yaratan ve bu sistemlerini devam ettirmek silah üretenler yakıp yıkıp dünyamızı çöl haline getiren , yaşanmaz kılan yine glabol emperyalist devletlerdir. Onlar var oldukca emperyalist savaşlarda var olacaktır.
Proletaryanın İktidar Mücadelesinde Strateji ve Taktiğin Kavranması:Özgür Gelecek
Kapitalist üretim basit meta üretiminden doğmuştur ve uzun bir tarihsel dönemi kapsar. Kapitalizmi olanaklı kılan üretim araçlarının özel mülkiyeti ve toplumda ücretli emeğin egemen olmasıdır. Kapitalizm sömürü üzerine kuruludur. Temel ekonomik yasası işçinin ödenmemiş emeği üzerinden elde edilen artı-değer yasasıdır. Toprağı, üretim alet ve araçlarını ellerinde bulunduran bir avuç sömürücü sınıfı halk yığınlarını açlığa mahkûm etmektedir. Daha fazla kâra odaklı olması daha fazla sömürü dolayısıyla ezilen halkta daha fazla yoksulluk açlık ve acı olarak yansıma bulur.
Emperyalistler tepişirken kitleler katlediliyor
“Kapitalizm kendi süretinde bir dünya yaratır.” Marx’ın bu sözü söylemesinin üzerinden yaklaşık 170 yıl geçti.
Kapitalizm ekonomisiyle, siyaseti ve kültürüyle, yaşam biçimiyle, ideolojisiyle ve en önemlisi, bunların toplamı olan yıkıcılığıyla, doğayı ve onun bir parçası olanı insanı tahribatıyla, artık insana ve doğaya ölüm sunmaktan başka yapacağı bir şey kalmamıştır. Kapitalizm çürümüştür. Burjuvazinin çürümüş kokusu bütün dünyayı hızlı bir şekilde sarmaya başlamıştır.
SOYKIRIMIN ANITI VE AĞITI: Gomidas/ Komitas/ Soghomon Soghomonian
“Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo.”[1]
Yıllar boyunca, ne geçen zamanın ne de Anadolu toprağının örtebildiği katliam izleriyle dolu yollarda yürür ve kendi ölümünü beklerken, “Eğer kurtulursam gördüklerimi yazacağım. Halkımın yaşadıklarını herkes bilsin” diye düşünüyordu Rahip Krikor Balakyan. “Hatta tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak için yaşamalıyım. Hayatta kalmak için elimden her ne geliyorsa yapmalıyım.”
Faşist devlet terörüyle kazanılan bir “seçim” ! / Engin Gören
TC devleti ve AKP hükümeti, yine bütün eşitsizliklere rağmen 7 Haziran da genel seçime gitti ve tek başına hükümeti kuracak “miletvekili” sayısını yakalayamayınca kudurdu. Ağızlarında salyalar akıtarak tehditler savurdular. Hemen kısa sürede seçimi yenileyeceklerini söylediler ve bir süre oyalamadan sonra hükümet olarak 1 Kasımda yeniden seçime gideceklerini ilan ettiler.
Mustafa Kemal Erdoğan /Tamer Çilingir
Tayyip Erdoğan ‘‘Rabia‘‘ işaret yaparak sayıyor; ‘‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet‘‘…
Oysa…
Yüzyıldır tutmadı bu maya… Kan ve gözyaşlarıyla sulanan bu topraklarda 91 yıl önce inşa ettikleri devlet de, bayrak da, vatan da bizim değil… O tek millet dediği şey de, ne Kürtleri ne de diğer ulusları temsil ediyor.
Talat Paşa’dan Enver Paşa’dan devraldığı soykırımı bayrağını ölene kadar dalgalandıran, Hitler’e ‘örnek’ olabilecek derecede suçlu olan Mustafa Kemal’in izinden yürüyor Recep Tayyip Erdoğan.
Comment form