Salı Ekim 6, 2026

Yaşamak için, ölmek zorundasın!

Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız, her şeyin kökünden yok edilmesidir.

Devrimcilik (Aydınlanma), parkta yapılan bir yürüyüş değil, cehennemde bir yolculuktur. El üstünde tuttuğumuz tüm inançlarımızın ve kendimizle ilgili bütün düşüncelerimizin alaşağı edilmesidir. Başka yolu yoktur.

Gölgelerimizle, burjuva ve küçük burjuva alışkanlıklarımızla yüzleşmeliyiz. Kim olduğumuza dair yanlış fikirlerimizin paramparça olduğu yerdir DEVRİMCİLİK. Yanlış inançlarımızın hepsinin yok edildiği yer devrimcilik. Bu yanlış düşüncelerle yüzleşmeli ve onların yanlış olduklarını kabul ederek, bu yanlış düşüncelerle mücadele etmeliyiz. Ancak bu şekilde devrimci değerlere sahip çıkabilir, tekrar bir bütün olabilir ve dürüst bir şekilde mücadele yürütüp, yaşamımızı devam ettirebiliriz…

Tam bir teslimiyet, insanın kendine karşı zalimce dürüst olduğu süreçtir. Dayanılması ne kadar güç olsa da gerçeği bütünüyle, kabul etmek için çıkılan yoldur. Komünistler kendilerine ve herkese karşı dürüst olmak zorundadırlar. Ne yoldaşlarına ne de halka karşı yalan söylemezler. Hayatımız boyunca dünya hakkında, doğa hakkında, kendimiz hakkında yanlış fikirler edinmiş olabiliriz. Doğrunun peşinden gitmek, doğruyu öğrenmek komünistlerin görevidir. Maskeler oluştururuz ve görünen yüzlere inanırız. Olaylara ve kişilere yüzeysel yaklaşırız. Bunları hayatımızın her alanında görürüz. Hem içimizdeki düşmanları anlamak için hem de düşmanlarımızı anlamak için bunların sahte yüzlerini görmek zorundayız. Hepsinin temelinde aldatmalar ve düzenbazlık vardır. Yani bunlar içindeki burjuva ve küçük burjuva yanları saklayarak kendilerini keskin devrimci göstererek komünistleri ve gerçek devrimcileri kandırmaya çalışırlar. Dürüst olmadığımız sürece her zaman kendimizi de kandırırız. Ve başkalarının da bizi kandırmasına göz yumarız. Marx’ın dediği gibi, sadece dünyayı anlamak yetmez, değiştirmek için de mücadele etmelidir komünistler. Zihnimizde, en saçma şeyleri haklı çıkarmak için sürekli zihinsel uyumsuzluk yaşarız, yani kendi içimizde de iki çizgi mücadelesi yaşarız. Eski ile yeni, kötü ile iyi, devrim ile karşı-devrim mücadelesinin uyumsuzluğu zihnimizde yaşar. Bu mücadele içerisinde dürüst davranmadığımız sürece, kendimize hep yalan söyleriz, kendimize, hatalarımıza ve başkalarının hatalarına karşı da hep liberal davranırız. Aradığımız gerçeklere ve komünist kişiliğe ulaşmak için yalan ve liberalizmi yerle bir etmek zorundayız. Fakat liberalizme ve yalanlara o kadar bağlıyız ki(!) bunlarla mücadele de fazla ilerleyemiyoruz. Aldatıcılara tutunuyoruz ve aynı zamanda da hem aydınlanmak hem de ilerlemek istiyoruz. Bu mümkün değildir! Mümkün olduğunu söyleyen sahte devrimciler ve liberallerdir. Size mutlu, memnun, sakin olmanız, olumlu olmanız, mücadele yöntemlerinin doğru olduğunu, sağlıklı olduğunu ve olması gerekenler için bir sürü yollar önerirler. Bunun devrimci mücadele ve komünist olmakla ilgisi yoktur. Pratikte doğruluğu kanıtlanmadan ya da pratik mücadelenin içinden çıkmayan yolların doğrulukla ilgisi yoktur. Sadece liberallerin egosunu parlatır bunlar. Yanlış öneriler başladığımız noktaya götürür bizi. Yani burjuva, küçük burjuva ve liberalizm noktasına... Devrimci mücadele verdiğini sanıp da egolarını parlatanlar altın bir kafes bile sunabilirler bize ama kafes yine kafestir. Ve köleliğe mahkum etmeye çalışırlar bizi. Sürünün izleyip durduğu yol, burjuva ideolojisinden kurtaramazlar kendilerini. Komünistler araştırmacı ve dürüst olmak zorundadırlar.

Gerçek ve özgürlüğe giden yolda yürümek için cesaret, sezgi kendine karşı dürüst olmak, mücadeleci, vicdanlı, saygılı, kendini, yoldaşlarını ve halkını sevmek gerekir. Bu da Marx’ın söylediği, yeni sistem, yeni tip insan yaratarak olur. Pek çok devrimci ve komünist bu özelliklere sahip değildir. Çünkü, çocukluğumuzdan itibaren gördüğümüz burjuva eğitim, programlama saldırılarıyla zayıf düşüyoruz. Onun için çoğu insan kolay yolu seçerek aldatılan insanlar gibi, eskiden kopmayarak sürünün yanında kalmayı seçiyor. Öyle herkes kolayca sürüden ayrılamaz zaten. Devrim ve devrimcilik kolay bir yol değildir. Varlığınızın her parçasını darmadağın etmek gerekir. Komünizm yolunu yürüyecek kişinin belli özelliklere sahip olması gerekir, gerçek benliğini bulması için her şeyden (özellikle eski hayatından) vazgeçmesi gerekir. Başta kişi kendine, yoldaşlarına ve halkına karşı dürüst olacak, çalışkan olmalı, kendine ve halkına karşı sorumlu olacak, hatalarına karşı liberal davranmayacak, devrimci mücadeleyi sürekli ön planda tutacak ve devamlı yükseltecek, her şeyi okuyacak, araştıracak, sorgulayacak, bilimsel yaklaşacak sorunlara, sekter olamayacak, yoldaşlarını ve halkını anlayıp ikna metoduyla yaklaşacak, mütevazi olacak, makam ve mevkiye geldiğinde makamını kullanarak diğer insanlara kötü davranmayacak, egosunu en aza indirip kolektif çalışmayı ön planda tutacak.

Devrimci mücadele yoluna giren kişi, bu yolda bazen yalnız kaldığını anlar. Sürü aksi yönde ilerlemektir. Komünist buna; yalnız kalmaya, değerleri tarafından anlaşılmamaya hazırlıklı olmalıdır. Komünist; yanlış düşüncelerini, sahte benliğini, geçmiş hayat hikayesini parçalamak için, karanlık geceyi beklemesine gerek yok, devrim yoluna bilinçli girmeli. Ancak bunun için cesaret, sezgi ve kendine karşı dürüst olması gerekir. Zihin burjuva ideolojisi tarafından ele geçirildiği için, devrimci ideolojiye bazen sinsi, en çok da açıktan muhaliftir. Ve uyanışımız, zihnin üzerindeki burjuva etkisini sona erdireceği için, burjuva ideolojisi, bizi her adımda aldatmaya çalışacaktır. Komünistler, Marksist ideolojiyle bunu alt ederler.

Yani, devrimci ve komünist olma seçimi herkesin kendi elindedir. Bunu kişinin kendi yerine başka kimse yapamaz. Başkalarının bizlere vereceği tek şey, doğru yolu gösteren işaret direkleridir. Devrim yoluna tek başımıza çıkmalıyız, okuduklarımızı harekete geçirmediğimiz, o yola kendimiz çıkmadığımız sürece, devrimciliğin faydasını göremeyiz. Sadece başkalarının verdiği, işaret direklerinin içinde takılıp, varmamız gereken yere vardığımızı sanırız.

Devrim yolu, katiyen cesareti olmayanlara, korkaklara göre değildir. Ama elbette bir yerden de başlamak gerekiyor. Kimse gelip size sihirli değnekle dokunup, devrimci ve komünist yapamaz. Devrim yolu yıkımla, zorluklarla, mücadeleyle dolu bir yol ve bu yolda sorulacak soru şudur; “Devrim yolunda neleri feda etmeye hazırsınız? Ne kadar dayanabilirsiniz?” Çünkü bu yolda, her şeyden vazgeçmeniz gerekecektir. “YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK ZORUNDASINIZ!” Peki bu konuda ne kadar ciddisiniz? Nereye kadar gidebilirsiniz? Ve bunun için ne bedel ödeyeceksiniz? Komünistler bunların cevabını kendilerine ve halka vermek zorundadır…

Bir ÖG okuru

52457

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Provaksyon siyaseti

Dün İsviçre Basel'de 1 Mayıs mitingindeyiz. Yağmurlu ve serin bir hava...Gelecek güzel günler özlemi yüklenmiş bir 'avuç' coşkulu yürek. Toplumun üzerine serpilmiş ölü toprağı sessizliğine inat avaz-avaz özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerini haykırıyorlar. Belki çok küçük, ama mevcut realitede, anlamlı ve değerli görkemli bir duruş abidesi misali...

TKP-ML MK SB: 1 MAYIS, GERÇEK VİRÜS EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEME KARŞI MÜCADELEDİR!

Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halkları, Birleşin!

Burjuvazi ile işçi sınıfı ve milyonlarca ezilen emekçi yığınlar arasındaki savaşımda, en önemli kilometre taşlarından biri olan 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü, devrim ve karşı-devrim güçlerinin saflarının daha da netleştiği, çelişkilerin daha bir açık hale geldiği, ezilenlerin öfkesinin henüz kabuğunu kıramamış olsa da biriktiği bir süreçte karşılıyoruz.

TKP-ML KKB’den KBDH Konsey Üyesi Çiğdem Vartinik: Her zaman tetikte, sürekli direnişte…

– Tüm dünyada askeri-politik gelişmeler yaşanıyor. Kadınlar ve LGBTİ+lar bu gelişmelerden direkt etkileniyor. Bununla birlikte yükselen bir kadın ve LGBTİ+ hareketi de var. Hemen hemen bütün eylemlerin de önünde yer alıyorlar. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Heval Sinan Dersim’e - Süleyman Gürcan

Hani derler ya bazı insanlar iz bırakır diye. Sinan'da birkaç yıllık tanışma ve ortak çalışmada bende yoğun bir iz bıraktı. Ortak çalışmaya verdiği önem, eksikliklere ve yanlışlıklara yaklaşımda örgüt ayrımı yapmadan eleştiren ve yanlışlardan ders çıkartan bir kişiliği vardı.

Bizi kim değiştirecek?

Geçen sayımızda “Aynaya Bakmak” başlığını atmış ve bireyin-bileşenin-kolektifin “körleştiği” noktada ona ayna olan yoldaşlardan bahsetmiş ve bunun “bir şans” olduğunun altını çizmiş; bununla bağlantılı olarak başarının müdahaleye-eleştiriye açık olmakla ilişkisine değinmiştik.

TKP-ML MK üyesi Meral Güzel: “Halk Tava Gelmiş Demir Gibidir, Örsle Çekiç Olmak Bizim Elimizde!”

Merhaba, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– Merhaba, adım Meral Güzel, TKP-ML MK üyesiyim

Hem emperyalist kapitalist sistemdeki hem bölgedeki hem de Türkiye- Kuzey Kürdistan’daki siyasi-ekonomik gelişmeler coğrafyacımızdaki devrim mücadelesinin gelişimine olanak ve fırsatlar sunan güçlü bir zeminde olmasına rağmen devrim mücadelesi istenilen boyutta değil, bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

CIA’nın Anti-Komünist “Özgür Düşünceli” Entellektüelleri (1.Bölüm)

Giriş:

Emperyalist merkezler, dünyayı yeniden paylaşmak için hummalı bir savaş hazırlığı içindeler ve buna göre de rakiplerine kutuplaşmalar giderek sertleşmektedir. Silahlanma son hızla yapılırken, faşistleşme ve iç faşistleşme de, hemen hemen bütün ülkelerde gelişmekte, işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki baskılar günden güne artmaktadır. Kazanılmış demokratik hak ve özgürlükler, burjuvazi tarafından gasp edilmektedir.

Egemenlerin korkularını tarihimizden aldığımız güçle büyütelim…

Türkiye işçi sınıfının ve çeşitli milliyet ve inançlardan ezilen halkımızın öncü ve önder gücü Proletarya Partisi’nin kuruluşunun 49. yılındayız. Proletarya Partisi, 24 Nisan 1972 tarihinde bir tesadüf sonucu kurulmadı.

Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerin bir iz düşümü olarak doğdu. Proletarya Partisi’nin kurucu ve kuramcısı İbrahim Kaypakkaya, hem pratik hem de politik bir önder olarak kısa yaşamında tarihi değerde araştırmalara imza attı. İçinden çıkıp geldiği politik çevrelerde iki çizgi mücadelesi verdi.

TKP-ML TİKKO Genel Komutanlığı: Bu Çelik Aldığı Suyu Unutmadı, Unutmayacak!

Partimiz TKP-ML, İbrahim Kaypakkaya önderliğinde kurulduğunda ellerinde yalnızca birkaç kırma ve dünyayı temellerinden sarsacak MLM biliminin yol göstericiliği vardı. ’71 silahlı çıkışının komünist yanı olan partimiz TKP-ML, silahlı mücadele hattında taviz vermeden ilk günkü inat ve kararlılıkla silahlı mücadeleyi bugünlere taşıyabilmiştir.

Proletarya Partisini ortaya çıkaran şartlar

24 Nisan 1972, coğrafyamızda komünist mücadele ateşinin yakıldığı tarihtir. 1920 Eylül’ünde Bakü’de Mustafa Suphi önderliğinde kurulan TKP’nin mirasçısı olarak ortaya çıkan proletarya partisinin kuruluş tarihidir. Proletarya partisinin kuruluşunun ilanı, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Kemalistler tarafından katledilmesinin ardından 50 yıllık reformizme ve parlamentarizme karşı cepheden bir ideolojik, siyasal saldırıdır/savaşımdır.

TKP-ML MK SB: Paris Komünü ışığında 49.kuruluş yılımız kutlu olsun!Bugünden yarına;Daha azimli,Daha kararlı,daha ısrarlı!

TKP-ML, 24 Nisan 1972 tarihinde İbrahim Kaypakkaya önderliğinde sınırlı sayıda kadroyla sınıf mücadelesinin pratiği içinde kuruldu. Partimizin 49. kuruluş yıldönümünü kutladığımız bu yıl, aynı zamanda K. Marks’ın ifadeleriyle “cennetin zaptına çıkan” Komüncülerin ve Paris Komünü’nün 150. yıldönümüne denk gelmektedir.

Sayfalar