Perşembe Eylül 17, 2026

Tuz... Baharat... Yoksa Kavgada Yok

Belki de bende ihtiyarladığımdan diğer ihtiyarların... mitolojileştirdikleri sosyalizmi... takip etmem hoşuma gidiyordur.

Neler neler yazmıyorlar ki.

Doktorun sayfasına.

En çokta... şövalyelerin... tarih sahnesinde indirilişlerini...

Şövalyelerin yolda çıkmış olmalarına bağlamalarına bayılıyorum.

O an... ölümsüzlüğün sırını bulmuş gibi hissediyorum.

Kendimi de... kadını tarlada, hayvanı mangalda, ayrığı da ot olarak gören geçmişimden uzak... kötülerin sonunun nasıl olacağının vaazını ve kararını verirken buluyorum.

Lakin..... 

Sanatları sanatlarımız değil... kazanamasalar da tarihe katkıları bakımında önemlidir... dedikleri...

Gezilerde...

Toplumun  tüm çalgıları, çengileri... sokaklardayken... her mahalleye de kitlelerin dillerinde anlayan dergilerini ulaştırdıklarını iddia ederlerken... kör mahallelerden başka görgü tanıkları da yokken....

Sen nerelerde... ne yaşadığımız... nerede bileceksin... diye bağırdıkları 

İnsanlar içerisinde...

Kendimi de görmeyecek kadar kulak memesi kıvamına gelmişsem de ...

Avranın karnını boş... kabul etmeyen geçmişimin lahaneti midir nedir....

Söz konusu... devlet olunca... yaşıtım ihtiyarlar gibi güzel sonuca ulaşamıyorum.

Onlar gibi de .... 

Ne... devletin politikayı gerçekleştirme aracı olma yönünü.... 

Ne de... üretim ilişkilerinin yönetilme ihtiyacına ortada kaldırabiliyorum.

Yaşıtlarım ihtiyarlar ise...

İlkel komünizm çağının yine de bir sınırsızlığı, yönetimsizliği, eşit gelişimsizliği ifade etmediğini... 

Geniş coğrafyalar yüzerinde egemenlik kurabilen farklı bir üretim ilişkisinin dönemine de çağ denilebileceğini .....

Düşünmüyor olacaklar ki...

Anarşistler gibi bir veya bir kaç devrimin ve sürecinin sebep olabileceği sonuçları boşa çıkarabilmek için...

Devletin çeki düzene vermediği yeni bir üretim ilişkisinin nasıl örgütleneceğine dahil bolca yazılar yazabilmekteler. 

Bana ise....  aşkı ... aman.... devleti ortada kaldırmayı prensip edinen....

Örgütlenmeye gelince de...

Örgütlenmeyi değil de....

Öncüleri dönüştürerek örgütlenmenin yapısında var olan zoru kaç kez de anlamsızlaştırma mücadelesi verdiklerini unutan....

Yaşıtlarım ihtiyarlardan farklı olarak...

Marksın, mülkiyetçi toplumlarda kalan her şeyin yok olacağını veyahutta anlamsızlaşacağına dahil söylemleri içerisinde devletin ne hale geleceğini bulmak kalıyor.

Varın... 

Aşksız... entrikasız... ihanetsiz... tuzsuz..... baharatsız..... teorisiz.... bir dünya tezahür ettiklerini iddia eden yaşıtım ihtiyarlar karşısında... ne halde olduğumu da siz düşünün....

Tuz... baharat... yoksa kavgada yok.

8827

1918 Bir aşk destanı

1918'de Kars, Iğdır ve Ağrı'da, asırlar boyu kapı komşu olan Kürtler, Türkler ve Ermeniler arasında patlak veren korkunç savaşta hazin bir aşk yaşandı. Lilya, güzeller güzeli Erivanlı bir Ermeni kızıydı; Zürbe ise Lilya ile aynı köyden olan bir Kürt delikanlısıydı.

"Akılları ve vicdanları esir alan bu korkunç savaşın

Bir gün kendi hayatlarını da yağmalayacağını bilmeden

Zorbalığın hükümdar olduğu o dehşet dolu günlerde

Mezun oldular

Cıvıl cıvıl hayallerle süsledikleri Tiflis Üniversitesi’nden"

Secim sonuclarinin kaba bir analizi ve ana basliklar

Secim sonuclarının kaba bir analizi ve ana baslıklar;

Bir ulusun başına gelen Büyük Felaket, Bir coğrafyanın tanıklık ettiği, unutulamayacak bir yıkım…

Üzerinden yüzyıl geçmiş olmasına sadece bir yıl kaldı, o Büyük Felaket’in, o acımasız talanın ve o amansız soykırımın.Dillerin lal olduğu, kulakların tıkandığı, gözlerin kapatıldığı zamanlar hiç eksik olmadı bu yüzyıl boyunca. Ama hiçbir şeyin gücü yetmedi, bir ulusun acısını dindirmeye, soykırımla çoraklaştırılmış bir coğrafyanın kaderini değiştirmeye.
İşte, bugün vicdanlarda bir kez daha mahkum ediliyor, bir kez daha lanetleniyor, bir ulusun maruz bırakıldığı o acımasız yıkım ve kırım.

Bu acı hepimizin acısıdır !

  

 20.yüz yıl , İnsanoğlu'nun  soykırımlara tanık oldukları en karanlık dönemlerdir.

TMLGB'den 24 Nisan açıklaması!

"Tükenmeyen Gücümüz Partimizdir Öncümüz!

Türk, Kürt ulusları ve azınlık milliyetlerden, çeşitli mezhep ve inançlardan; ezilen cins ve kimliklerden işçi sınıfının, emekçi yığınların, köylülerin, halk gençliğinin; karanlığa mahkum edilmek istenen ve aşağılan, yok sayılan, hor görülen yığınların kızıl sancağı partimiz 42 yaşında.

Ekonomik gelişme Güney Kürdistan

Günümüzün alternatifsiz global kapitalizm koşullarında ülkeler arasındaki gelişmişlik farklarını ve bu farkları yaratan dinamikleri belirleyen şey nedir?

UKRAYNA’DA YAŞANAN İKTİDAR KRİZİ VE KIRIM ÖZERK BÖLGESİ’NİN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ BİZLERE NE ANLATIYOR!

Emperyalist güçler arasındaki rekabet ve hakimiyet dalaşı, bir asırı aşkın bir zamandır devam etmektedir.Yaşadığımız yüzyıl, katliam, zulüm ve sürgün yüzyılı olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda otuz milyona yakın insan katledilmiştir. Başta kadınlar ve çoçuklar üzere, milyonlarca  insan yerinden yurdundan edilmiş, zoraki göçe ve sürgüne maruz kalmıştır. Bu insanların mallarına, mülklerine büyük bir  açgözlülükle el konulmuş, hakları gasp edilmiştir.

Her Yerde Fişleniyoruz!

Ülkemizdeki kurumların tümünde, yani hükümet, belediye ve kamu kuruluşlarının hepsinde Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, diğer tüm farklı inançsal, etnik kimlikler ve farklı tercihlere sahip kesimler fişleniyor, baskı altına alınıyor ve asimilasyona tabi tutuluyor. 

AVM,ler diğerleri ve kent haklari …[*]

“Ben buyum dersin arkadaş Ceketim sol omzumda.”[1]

 

“Kayseri’de bir otelde kalıyordum, civarda yapacak ne var diye sorunca ‘AVM’ye gidin’ dediler. Böyle olması doğal, insanların eline kredi kartını veriyorsun, başka bir hobisi yok. Çocukları evde patırtı kopartıyor. Ne yapacak? Tiyatroya değil AVM’ye gidecek tabii.”

Ya da,

SEVAN’IN tashih ettigi yanlislar manzumesi[1]

“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yöneltilmiş bir tehdittir.”[2]

Kelimenin geniş ve dar anlamında Sevan soykırım mağdurudur.

Kolay mı? 1915 soykırımından kurtulanlardan Sevan, “arazisinde kaçak yapı inşa ettiği gerekçesi”yle(!), 2015’e yani 100’e bir kala enterne edilen bir Ermeni’dir…

Bundan ötürü, Max Weber’in tanımıyla “fiziki şiddet tekelini” elinde tutan devletin mağduru olan ve demir parmaklıklar ardına kapatılan Sevan ile -kimi görüşlerine ve davranışlarına kesinlikle katılmasam da- dayanışma içindeyim…[3] 

ABD "Arka Bahçesi"nde Gül İstemez

Venezuela  Dersleri:

Sayfalar