Rojava Nasıl Kurtulur...-Dursun Ali Küçük
*Bütün dünya devleri ve bölge güçleri Suriye'de..
Suriye denkleminin çözülmesi zor görünüyor. Daha süreceğe benzer. O zamana kadar Rojava-Kürdistan'ı da belirsizliğini korur.
Suriye fiilen 3 bölünmüş durumdadır. Büyük devletler anlaşmadığı sürece Suriye'de bir çözüme gitmek mümkün görünmüyor..daha çok yol var..
*ABD-Fransa ve batı işin bir tarafını oluşturuyor. Suriye'den vazgeçmeyecekler.
Rojava Kürdistan'ı ve Rakka, Deyrezor hattını bırakmayacakları görünüyor. Kürtlerin ve Rojava Kürdistan'ın kaderi buna bağlı görünüyor. Rojava denklemin bu yanıyla kurtuluşunu resmileştirebilir.
ABD ve Batı daha çokta ABD burada alacağı bir yenilgiyle bölge üzerindeki hakimeyetini tartışma konusu yapar...
Türkiye, İŞİD ile ABD ve Batıyı sattı. Tek egemen olmak istiyordu. Kobane direnişi ve Koalisyon güçlerinin Kürtlere açık desteğiyle tablo tersine döndü. İŞİD ve El Nusra, kısaca TC yanlısı İslamcı teröristler yenildiler.
İdlip'e sıkışıp kaldılar...
ABD ne olursa olsun Suriye den bir yenilgiyle çıkmak istemez. İŞİD sorunu haledilse bile İran, Hizbullah ve Haşdi şabi'yi durdurmak ve geriletmek ve yenmek stratejisini sahipler.
İran ordusu ve güçlerini, Hizbullah'ı, Haşdileri Suriye de kesinlikle istemiyorlar.
İsrail bu denkleme fazlasıyla dahildir.
Bu güçler yerelde tutunmak için Kürtlere ihtiyaç duydular. Yoksa sadece dışarıdan müdahale ile bölgede tutunamayacaklarını çok iyi biliyorlar.
ABD-Batı ve İsrail öncellikle kendileri için iş yapıyorlar. Bunun siyeset bilimine göre böyle bilinmesi şart...
Rojava-Kürdistanı-Bın Xet şüphesizki sergiledikleri kutuluş mücadelesiyle kendilerine yer açtılar. Fiilen federasyon statüsüne sahiptirler. Hatta denebilirki şimdiki haliyle bağımsız güçtürler.
ABD, Irak ve bölge poltikası gereği Rojava dan vazgeçmesi zordur.
*Rusya,İran, Türkiye, Suriye bir bloktur Suriye'de..
Poltikaları itibariyle bir bütünlük sağlayamıyorlar.
Türkiye açık iktidara ortak olmayacağını biliyor. O halde işgal ettiği yerlerde Suriye'nin bilinmeyen denklemi sürdükçe işgalci güç olarak kalmak istiyor. Asıl hedefi işgal ettiği yerleri Efrin ile birlikte kendisine katmaktır.Temel amac ise; Kürtler hiç bir statüye kavuşmasın..
Şüphesizki bu oldukça zor ve pahalıya mal olacak bir poltikadır. Rusya, Türkiye yi yanına alma pahasına Türkiyenin oraları işgal etmesine ve bunu devam etmesine göz yumabilir. Neticede Türkiye'yi kazanmak istiyor. Rusya safına TC geçse bile dünya işgal ettiği yerleri TC'ye yedirmez.
Rusya aslında hem İran ile birlikte hemde Suriye'de İran'ı istemiyor. Bu ileride nasıl pazarlıklar konusu olur hala belli değildir.
Bu gidişle Suriye'de asıl iktidar İran'ın elinde olur. Pazara zaten Rusya hakim olamaz. Pazar ilişkileirinde kaybeder. Rus malları orada rekabet yapamaz. Çin örtülü destek veriyor. Pazara Çin vb leri hakim olur.
Suriye Esad rejimi İran'a muhtaç durumdadır. İran İŞİD e karşı savaşta bölgede kendine alan açarak güçlendi. İran'ın etkisi siyasi ve askeri olur. kendi güçleri ve diğer bağlı paramiliter güçlere dayanacaktır. Daha şimdiden İsrail'in açık hedefi durumuna gelmiştir.
İdlip'e sıkışan İslami çetelerin yardımına Recep ve TC koşuyor. Şimdilik operasyon ertelendi. Ama bu iş burada bitmeyecektir. Sözde Recep bütün teröristlerini “ulusal kurtuluş cephesi” ası altında toplamak istiyor. İdlip haledilirse buradakilerin Kürtlere karşı kullanılmak isteneceği çok açıktır.
Putin-Erdoağan görüşmesi Suriye’yi memnun etmedi. Dün akşamki Lazkiye, Humus vb yerlere yapılan füze saldırılarıda Erdoğan-Putin görüşmesine bir cevaptır.
İran ve TC Suriye poltikasının asıl nedenlerinden biride Rojava Kürdistan'ına hiç bir hak tanımamak ve yenmektir. İran ve TC, Kürdistan sorununun hiç bir biçimde çözülmesini istemeyen iki güçtür.
*Rusya İran dan kurtulsa ya Türkiye'den nasıl kurtulacaktır?
Püf noktalardan biri budur. TC yanlısı İslamcı çetelerle, Suriye ve İran iktidara ortak olmalarını kesinlikle istemez. TC, orada işgal ettiği yerlerle güç olmayı ve fırsatlar bulursa kalmayı tercih ediyor.
Rusya; safına katılmayan bir Türkiye'ye işgal ettiği yerleri bırakmaz.
Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık...
*Rejim Kürtlere statü tanımaya yanaşmıyor...
Bu kafa değişmez. Mecburiyetten diyalog vb laflar ediyorlar. istedikleri tek merkezci Suriye..ABD ve Batı güvencesi olmazsa ve Rojavayı uçuşa yasak bölge ilan etmeseler, kesinlikle Suriye, İran ve türkiye Rojava Kürdistan'ının ezilmesi için çalışırlar. Rusya destek sunar...
Bırakınız demokratik felan lafları... federasyon ve bunun uluslararası güvencesi ve siyaset belgesi olursa olur..
Başka lafla birlik ve beraberlik felan deyip tedbirleri elden bırakılırsa sonuç hüsran olur...
Şimdiye kadar PYD-YPG akıllı poltika yürüttüler. Umarım bundan sonrasını daha dikkatli sürdürürler.
Deyim yerindeyse Rojava Kürdistan'ı bir bisiklete binmiştir. Yalpalarsa ve durursa düşer...
Aman ha aman kılı kırk yarınız...Gece gündüz gelişmelere ve politik dengelere kafayı yorunuz...
*Büyük devletlerin hepsi oarada...
Ya anti-emperyaist geçinen kim? Bırakınız bu laflar karın doyurmuyor. Esad rejimi mi anti-emperyalist.. TC ve İran mı anti-emperyalist.. İki taraf bloklaşmasında küresel güçler vardır.. Rusya mı anti emperyalist oluyor. Bu laflar politika gereği ve özelliklede Kürtleri karalamak için söyleniyor..
Bu tür laflara hiç aldırış etmeyiniz..
Büyük oyunlar oynanmazsa Kürtlerin sonuçta kazançlı çıkması büyük ihtimaldir. Eh burası Ortadoğu.. Her an bazı şeyler değişebiliyor.. Demokraik Suriye Güçleri son İŞİD kalesini de düşürüyor..
Suriyede demokratik partiler yok ki demokratik yollarla çözüm olsun.. Herkes silahlı ve savaşıyor. Buna göre yer ediniyor ve politikada söz sahibi oluyor. Statü kazanma da ilişkiler ve ittifaklar belirleyici olur..
Ancak Amerika ve Rusya ve diğer büyük devletler anlaşıp İran ve Türkiye'yi ve onların paramiliter güçlerini çıkarırlarsa Kürdistan'a yine statü olur.
Bunun dışında mevcut durum üç aşağı beş yukarı devam ederse Kürtler ittifak güçlerini değiştirme lüksüne sahip değildirler..
Umarım bu sefer son gülen ve iyi gülen Kürtler olsun..
Hepimiz sizinleyiz...
Dursun Ali Küçük
18.09.2018
Son Haberler
Sayfalar
Erdoğan ‘Osmanlı’da oyun bitmez’in son oyuncusudur.(Fuat Kav)
Anadolu ve Mezopotamya halkların dilinden düşmeyen bir söz var: "Osmanlı'da oyun bitmez." Bir atasözü haline gelen ve çok yaygın bir biçimde kullanılan bu söz ayak oyunlarını, entrikayı, üçkağıtçılığı, hileyi, kurnazlığı, kandırma ve yalanı anlatır.
Diyarbakır da HDP il binası kuşatma altında...Dursun Ali Küçük
Türk kirli savaşına ve algı operasyonuna kurban edilen analar üzerinde yapılan duygu sömürüsü..
Diyarbakır da HDP il binası kuşatma altında...
Cumartesi anaları olunca hep joplanır, oysa bunlar on yıllardır kayıp çocuklarını arıyor..
Polisi her zaman bu annelere saldırıyor..
Türk medyası Diyarbakır HDP il binası önünde polis eşliğinde toplanan bazı aileleri ise hep gündem yapıyor..
Bu gündeme Kürtlerden eşlik eden ve Türk algı operasyonuna katılan tipler var..
Bu analar kullanılıyor.. Bu çok açıktır. çeşitli şaibeler var, sanırım kanıtlanır..
Aydınlık yazarı utanmak gibi devrimci bir duyguya sahip midir?-1,2,3,4,5,6/6
Aydınlık dergisinin (aydınlık.com.tr) "Garbis Altınoğlu grubu ve İbrahim Kaypakkaya’nın TKP-ML-TİKKO’su" başlıklı yazısına ilişkin kaleme alınan polemiği güncelliğinden dolayı yayımlıyoruz. Makale 6 bölüm halinde yayımlanacaktır.
Yazarın Notu: Yazıya girmeden önce şunu açıkça belirtmek istiyoruz: Aşağıda yazılan bütün görüşler yazarını bağlayan şahsi görüşlerdir. Bu yazıda yazan her şey aksi belirtilmedikçe yazarının şahsi görüşüdür.
Mustafa Kemal ile size selam veren kötü biridir, sömürgecidir, soykırımcıdır. Ali Küçük
İmamoğlu tam sömürge mantığı ve uygulamalarına uygun Mustafa kemal'i Diyarbakır'a getirdi.
Kürdistan ve Kürt halkına saygısızlığın danışkasıdır bu!
Ama sömürgeci adamlarımız bu ya..
Erdoğan'da zamanında Diyarbakıra gelirken Kürtler demişti.
Şimdi her parçada Kürtlere düşman...
İmamoğlu bari bunu açık yapıyor.
Mustafa Kemal resmini belirtildiğine göre HDP ziyaretinde HDP lilere hediye ediyor..
Mandela kendisine verilen Atatürk ödülünü kabul etmemişti. Kürt ve öteki halkların soykırımcısı olan Mustafa Kemal ödülünü almadı..
Huzursuzum
‘Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek.” Tolstoy
Bu açıdan baktığımızda birine güzel bir şey attığımızda da ilkin bize bulaşacaktır. Ancak bugünlerde hiçte güzellikten bahsedecek durumda değiliz. Herkesin elinde bıçak, silah, kayyum, darbe, kan, kıyım.
Bir Değersizlik Sistemi Olarak Kapitalizm Ve Kriz-1
Giriş:
Bu günlerde uluslar arası emperyalist sermaye çevrelerinde, borsaların düşüşünde, faiz indirimlerinden, ekonomik durgunluk (resesyon) ve krizlerden sıkça söz ediliyor. Türkiye bir yılı aşkındır ekonomik kriz içinde. Kapitalizmin krizi şimdi uluslar arası boyut almak üzere. Bu nedenle de burjuvazi önlemler almaya başlıyor.
Kriz sermaye çevrelerini ürkütmesine karşın, krizin esas ağır faturasını elbette işçi sınıfı ve emekçiler ödeyecektir. Ama bilinmelidir ki, bu krizi işçiler çıkarmıyor, burjuva ekonomisinin üretim biçimi çıkarıyor.
HDP Bizi Dinlemiyorsa Bari Öcalan’ı Dinlesin – Öcalan ve Gandi (Devrim’i Korkaklar Yapar) Demir Küçükaydın
7 Haziran seçimlerinden beri bir savunma dönemine girildiği, bunun için döneme uygun örgüt ve mücadele biçimleri bulmak, önermek ve uygulamak gerektiği üzerine kafa patlatıyor, öneriler yapıyoruz.
Örneğin Programatik ve stratejik düzeyde, Kürt Sorunu’nu değil, Türk sorununu çözmeye yönelik, Kürtlere statü değil, Türklüğün statüsünün yok edilmesi şeklinde özetlenebilecek, yani ulusun dil, din, tarihle tanımlanmaya karşı tanımlanmasından söz ediyoruz.
Şu ana kadar bir tek Allah’ın kulu çıkıp “bu program yanlıştır” bile demedi.
Susarak, yok sayarak eleştiriyorlar.
TKP-ML MK SB:Kayyumla Gelen Direnişle Gider! Faşizmi Ezeceğiz, Direnişi Büyüteceğiz!
Faşist TC devleti 19 Ağustos’ta Türkiye Kürdistanı’nda Amed, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atayarak, seçilmiş belediye başkanları görevden uzaklaştırdı ve yaklaşık 3.7 milyon kişinin iradesini gasp etti. Böylelikle faşist AKP şefinin, 31 Mart seçimleri öncesinde “tekrar seçilirlerse gereğini yapar, görevden alır ve yerlerine yeniden kayyum atarız” tehdidi 19 Ağustos saldırısıyla hayata geçirilmiş oldu.
Yaşamın Fakir’i Savaşın Martager’i Proletarya Partisi’nin OZANYAN’I NUBAR YOLDAŞ’a…
İnsanlar yaşayarak, çalışarak, üreterek, savaşarak iz bırakır. Savaşan her insan yaptığı ve yarattığı kadar iz bırakır. Sınırları çizen, anıları derinleştirip kalıcılaştıran da budur.
Bütün fakirlerin “Fakir”i, savaşan her militanın “Martager”i olan Nubar yoldaşla ilgili kurulan, ilişkilendirilen her şey de muazzam bir emek, sonsuz fedakarlık, sınırsız bir bağlılık vardır. Yani yaşarken “Fakir”, savaşırken “Martager” olan sadece savaştığı ülkenin değil ezilen tüm halkların yoldaşı Nubar, ölümsüz bir devrim çınarıdır.
Lenin’in fedaisi Kamo’dan Nubar’a… Devrimin özgün kişilikleri (Sefagül Aslan)
“Ama gerçek, sık sık olduğu gibi, tüm ‘hayal ürün’lerinden daha şaşırtıcı ve karmaşık olduğunu kanıtladı” der Maksim Gorki, Kamo için yazdığı bir yazıda.
Nubar yoldaşın ölümsüzlüğünün üzerinden iki yılı aşkın zaman geçti. Ona dair birçok yazı yazıldı, onun üzerine birçok röportaj verildi.