Cuma Eylül 18, 2026

Özgür Gelecek’i Susturamazsınız; Çünkü Gerçekler Devrimcidir!

T.C devletinin devrimci, demokrat ve muhalif kesimlere yönelik baskıları artarak devam ediyor.

Şimdilerde çokça konuşulan ve esas hedefi devrimci, demokrat, yurtsever güçler olan “iç güvenlik“ tartışması ile yeni bir saldırı ve baskı politikası devreye giriyor.

Gerek yasaları gerek farklı baskı mekanizmaları ile muhalif kesimi sindirmek isteyen TC, sadece yasaları ile değil “ajanlaştırma, işbirliği” vb yöntemlere de başvurmakta.

TC’nin daima hedefinde olan devrimci basında elbette bundan “nasibini” almaktadır.

Bu anlamda öteden beri devlet, çeşitli baskı ve saldırı taktiklerini ara ara devreye sokmaktadır.

Gazetemize yönelik çeşitli zamanlarda yapılan operasyonlar, gazete çalışanlarımıza yönelik gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra çeşitli baskı araçları ile sindirme politikalarını devreye sokan devlet ve polisi bugünlerde gazetemiz Özgür gelecek İzmir muhabirine yönelik çeşitli baskı politikalarını devreye sokmuştur.

Polis ve jandarma, korkutma ve olmadı ajanlaştırma, ya da aile ile “dostane ilişkiler” geliştirme gayreti içine girmiştir.

Daha önce pek çok defa gazetemiz İzmir muhabirimizi arayan polis, “İzmir emniyetinden arıyorum, emniyete gelip ifade vermeniz gerekiyor” vb. cümlelerle, muhabirimizi emniyete çağırmış, muhabirimizin, “hakkımda bir soruşturma varsa savcılığa giderim” yaklaşımı üzerine pes etmiş ve aramayı bırakmıştı.

Devlet baskılarını bu defa aile ile ilişkiye geçerek sürdürmek istemiş olacak ki, bu kez de ailenin yaşadığı köyde, evine jandarma göndermişti.

Geçtiğimiz günlerde muhabirimizin Dersim’de yaşayan ailesinin evine giden jandarma muhabirimizin ailesine “kızınızın terör örgütleriyle ilişkisi var bunun için geldik” demiş ailenin tepki göstermesi üzerine papaz rolüne soyunarak “bizim görevimiz bu, size bilgi vermeye geldik, içeri girelim sohbet edelim” demiştir. Ailenin yeniden tepki göstermesi ve görüşmek ve, bilgi almak istemedikleri söylemesi üzerine jandarma bu defa aileyi korkutmak, tedirgin etmek amacıyla olsa gerek, “bilgi istemediğinize dair bir kâğıt imzalamanız lazım, imza için tekrar geleceğiz” diyerek baskılarının devam edeceğinin mesajını vermiştir. Daha önce çeşitli “bahanelerle” muhabirimizin evine giden jandarma belli ki korkutma, ya da ajanlık teklif etme gibi her zaman kullana geldiği yöntemlerinde ısrar edecektir.

Ancak gazetemize, muhabirlerimize yönelik bu tarz baskılar, özgür basın geleneğinin bir parçası olan gazetemizi engelleyemez.

Bizler devrimci, sosyalist, özgür basın olarak, işçi ve emekçilerin, tüm ezilenlerin sesi olmaya devam edeceğiz.

Dün bize ve diğer özgür basına, çalışanlarına yönelik bu baskılar sonuç vermedi, bugünde vermeyecektir.

Bizler ezilenlerin sesi, soluğu olmaya devam edeceğiz. Suzan Zengin’in kalemi kalemimiz, Deniz Fırat’ın objektifleri, objektiflerimizdir diyerek, devrimci mücadele içindeki rolümüzle çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Özgür gelecek susmadı susmayacak

Devrimci basın susturulamaz

Özgür Gelecek Gazetesi


69550

Zemherinin Kızıl Gülü‏

Bugün 24 Ocak 2011..

Boğazımda düğümlenmiş hüzünler..

İçimde tarifi zor  duygular..

Ve dilimde 18 Mayıs 1973′te Diyarbakır işkencehanesinde ser verip sır vermeme geleneğinin önderi olarak ölümsüzleşen İbrahim Kaypakkaya’nın "Devrim için her zaman ölecekler bulunur" adlı şiirinin sözleri..

"…gider,

  …gider, nice koç yiğitler gider

Senin de içinde  bir oğlun varsa çok değildir,

Ey mavi gök! 

Ermeni Meselesi hallolunmuştur Talat Pasa 29 Agustos 1915

Ermeni Soykırımı , İttihat ve Terakki Partisi hükümeti idaresinde ama tüm devlet kurumları ile gerçekleşmiş bir olaydır.Hükümet ve devlet uyum içerisinde artık Ermeni'lerin varlığını or tadan kaldırdıktan sonra Ermeni sorunu'' hallolunmuştur ''  diyerek '' kurtulduklarını '' zannetmişlerdir.Aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen Ermeni sorunu güncelliğini olduğu gibi korumaktadır. 100.yıl yaklaşırken Türkiye, yeniden dünya gündeminde tartışılır ülke konumu ile dikkatleri üzerinde toplayacaktır.

24 Ocak Vartinik Baskını ve Ali Haydar Yıldız.. / Muzaffer Oruçoğlu

 

 Hayatımın unutulmaz anı. Menzil ve yaşam hakkı vermeyen haşin bir kış. Geyiklerini mağaralarına kapatan sisli, boranlı yüce zirveler. Yarı yıkık bir ev ve halkın korkarak, ‘sizi öldürecekler, gidin buralardan,’ diye mırıldana mırıldana acıdığı, destek vermeye çalıştığı bir avuç silahsız gerilla. Ve seher öncesinin toz karı hafif hafif ırgalayan ruzigarı ve tüfek şakırtıları.

Karışık

Yeni yılın ilk ayını epey aşarak yazıyorum ilk yazımı, belki korktum, belki panik yaptım, belki bir şey bekledim, ya da kimsenin aklına gelmeyecek hesaplar yaptım, yani derine daldım. “derin” kelimesi nasıl bir algı yaratır, nereden yakalar adamı, nasıl eğer, nerede büker, ne hale sokar, bilemem. Ama içimde tedirgin, kuşkucu, rahatsız ve hasta bir yer etti. Nerede bir erk, kurum, parti, örgüt, hele hele devlet varsa derini mevcuttur. Başka bir gücün olduğu ve derinlerden zelzele kudretine sahip bir şey bu…

Gaz kullanımı - ya da halkın zehirlenmesi üzerine (*)

“Zulüm bizdense; ben bizden değilim!”[1]

En net hâliyle Adolf Hitler’den biliriz “Gazlamak filli”nin ne olduğunu; elbette onun öncesinde I. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda veya İngilizlerin Kürtlere karşı kullandığını; sonrası da bunun Şeyh Wassan ile Doli Smakoli’den Halepçe’ye uzandığını “es” geçmeden…

“Kimyasal gazdır” bunun adı; farklı versiyonlarıyla…

Kimyasal gazların, “biber”, “portakal”, “Brezilya” vb. versiyonlarıyla IMF İstanbul, KCK Diyarbakır, 1 Mayıs Taksim’inde ve bir alay itiraz eyleminde tanıştık…

"Özerlikçi"Anayasa sonrasında Bolivya dersleri (1)

“Anayasacıların öncelikle önemsedikleri şey, otorite ve gücün sınırlandırılması ve dağıtılmasıdır. Bu sınırlamalar felsefe ve ahlâki tartışmaların geniş alanından beslenir...”[2]

“Şangay Komünü” Hikayeleri

MKP ve Marksizmin En Temel İlkeleri 

Eleştirilerime aşağıdaki başlıklar altında devam ediyorum:

1-    “Şangay Komünü” Hikayeleri

2-      Parti Diktatörlüğü Mü?  Proletarya Diktatörlüğü Mü?

3-      MKP ve  Kaypakkaya

1-     “Şangay Komünü” Hikayeleri

Sınırlı bir yaşamı sınırsız bir davaya adayanlara bin selam!

 

“ YÜKSEKLER ASLA FETHEDİLEMEZ ETEKLERİNDE MEZARLAR YOK İSE”  

Mille salutations a ceux

 

QUI ONT PRÉCONISÉS UNE VIE LIMITÉE POUR LA LUTTE !

"Rien ne s’obtient sans effort et sacrifice"

La lutte des classes continue sans cesse à travers le globe.

 

Yarım Fokoculuktan Tam Fokoculuğa Geçişin Teorisi

MKP 3. Kongresini yaptı ve Kongre belgelerini yayınladı. Kongrelerini başarıyla sonuçlandırdıkları için devrimci mücadelelerinde başarılar diliyor ve kutluyorum.

 

Kendini Kaf dagında zanneden bir çeyrek "aydın"Haydar Karataş

Bazen zorunluluklarla, bazen tesadüflerle, bazen daha iyi bilen birisinin yönlendirmesiyle bazı kişiler bilgilenme anlamında yaşadığı toplumun gelişmişlik düzeyinden kendilerini daha ileriye taşırlar, gerek bilgiyi fethetmenin verdiği haz(“mutluluk fethetmektir.” Engels) gerekse de öğrendikçe doğa ve toplum karşısında özgürlük duygusunun güçlenmesi,  bu bazı kişilerde,  bilgilenmeyi bilinçli bir eyleme dönüştürür.( “insan bilmediklerinin esiridir, öğrendikçe özgürleşir” spinoza)  ve düşün dünyasının büyümesiyle, olgulara, olaylara, nesneye diğerlerinden farklı olarak daha geniş açılardan ba

Sayfalar