Pazartesi Eylül 21, 2026

ÖSO'nu Al da git!

Astana'da yapılan görüşmelerde ''Suriye'de çatışmasızlık bölgeleri oluşturulması'' kararının alınmasının ardından Rusya öncülüğünde İran ve Türkiye'nin katılımıyla Soçi'de üçlü bir zirve gerçekleştirildi.

Bu zirvede alınan en önemli karar önümüzdeki günlerde ''Suriye'deki tüm kesimlerle bir araya gelinecek olan bir ulusal kongre gerçekleştirilecek'' olması. Yapılacak bu kongreye PYD'nin katılması da gündemde.

Üçlü Soçi zirvesinin düzenleyicisi ve sahibi konumundaki Rusya PYD'yi bir şekliyle bu ulusal kongreye katmaktan yana. Bunu açık açık da belirtiyor. Rusya Ortadoğu politikasında özellikle de Suriye politikasında PYD'le birlikte Rakka operasyonunu gerçekleştiren ve RTE'nin tüm karşı çıkmalarına/çırpınmalarına rağmen her türlü teknik ve silahlarla donatan ABD'ye Kürtleri kaptırmama siyasetini yaşama geçirmek için çabalıyor.

Soçi zirvesine katılan RTE'de PYD'nin yapılacak olan Suriye ulusal kongresine katılmaması için bilinenleri tekrar etmekten öteye gitmeyen cümleler sarf etti. ''Milli güvenliğimize kast eden terör örgütüyle aynı çatı altında olmamızı, aynı platformda yer almamızı bizden kimse beklemesin. Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine bağlılığımızı ifade ediyorsak bu ülkeyi bölmeye çalışan eli kanlı çeteyi meşru aktör olarak göremeyiz''. Yani kendilerinin kırmızı çizgilerini bir kez daha vurgulamış oldu. Üstü kapalı olarak. Ama ne yazık ki bir zamanlar BOP'un eş başkanı olmakla şişinen/böbürlenen RTE'yi kimse artık ciddiye alıyor. Daha düne kadar Emevi camiinde namaz kılmaktan dem vuran RTE'nin Suriye siyaseti çökmüş görünüyor. Yani bu anlamda Ortadoğu'da, özellikle Suriye'de de kaybedenin RTE ve AKP'nin politikası olduğu görülüyor.

Şimdiye değin ''Kati Eset'' değişini dilinden düşürmeyen RTE'nin Soçi zirvesinde Şam yönetimini yani Beşar Esad'ı tanıdığı görülüyor. Bu tanımayla da yapılacak olan ulusal kongreyle Beşas Esad'ın iktidar kalmasını garantilediği görülüyor. Diğer yandan PYD'i sürekli ''terör örgütü'' olarak niteleyen ve onlarla bir araya gelmenin/görüşmenin sözünü dahi ettirmeyen RTE ve AKP yönetimi yapılacak ulusal kongreyle PYD ile aynı masaya oturacağı Soçi zirvesiyle bir gerçeklik kazanmış bulunuyor.

Bu konuda açıklama yapan PYD eş başkanı Şahoz Hasan ''Soçi'de düzenlenecek kongreye davet edildik, katılacağız'' dedi. Ve bununla yetinmeyerek Cenevre'de yapılacak BM Suriye oturumuna da katılacaklarını açıkladı. Yani daha düne kadar PYD'ye ''terör örgütü'' diyerek ver yansın eden RTE ve AKP yönetimi PYD'le masaya oturma durumuna düşürülmüştür.

RTE Soçi'de, üçlü zirvede masaya oturmuştur. Ama o masadan yengi ile değil yenilgiyle ayrılmıştır/kalkmıştır. Zirvenin kazananı değil kaybedeni olmuştur.

Yenilgi gerçekliğine bir madde daha ekleyebiliriz: Rusya yakın br gelecekte Esad yönetimiyle Rojava kantonlarını barıştırabilir. PYD ile Şam yönetimini bir masaya oturtabilir.

''Putin'e burnuna kaptıran kurtulamaz'' değişinin gerçekliğe dönüştüğüne tanıklık ediyoruz desek yanılmış olmayız. Rus'un uçağını düşürüp efelenmenin sonuçlarını kestiremeyenlerin düştüğü hazin durumlara tanık oluyoruz...

İki emperyalist güç arasında Vietnam'da yapılan görüşmelerde de varılan mutabakatta ''Suriye'de İŞİD'e karşı savaştan başka savaş olmayacak''. İŞİD'in dışında kalan bütün sorunlar savaşla değil uzlaşma/anlaşma yöntemleriyle çözülecek. Ne Suriye Şam yönetimi QSD ile olan sorunlarını ne de

QSD Suriye Şam yönetimiyle sorunlarını savaşla/silahla çözmeye kalkmayacak. İŞİD'in dışında hiçbir konuda silah ve savaş söz konusu olmayacaktır.

İşte burada RTE'nin Afrin ve Rojava hesapları da suya düşüyor. Kürt halkı Suriye'de elde etmiş olduğu kazanımların vermiş olduğu moralle siyasi ve diplomatik alanında önemli mevziler kazanacak ve RTE köşeye sıkıştırılacak.

Zaten epey uzun bir süredir RTE ve AKP'si izledği politikalarla bölgenin dışına düşmüştü. Söz konusu bu Vietnam mutabakatıyla da bölgenin dışına itilmiş oluyor. Yakın bir süreçte Vietnam mutabakatında belirtildiği gibi bağımsız birleşik bir Suriye'nin oluşturulması için RTE'nin Türkiye'sinin işgal ettiği Cerablus ve El Bab'dan çekilmesi de kaçınılmaz olarak gündeme gelecek.

Önümüzdeki kısa bir süreçte Rusya'nın öncülüğünde gerçekleşecek olan (Suriye'deki bütün güçlerin katılacağı) Suriye ulusal kongresinde RTE ile Beşar Esad'ın oturmalarına da tanık olacağımız günler yakındır.

Görüşme masasında sorunlar tartışılırken Esad'ın aklına RTE'nin Mersin'de çiftçi bir vatandaşla tartıştığında söyledikleri ''artistlik yapma lan! Ananı al da git'' aklına gelip de RTE'ye

ÖSO'nu al da git!

Der mi? DER

51375

Çetin Çetin

Çetin Çetin sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Son Haberler

Sayfalar

Çetin Çetin

12'Lerin Alıboğazı'nda gösterdikleri kahramanca direniş halk savaşında yeni bir manifestodur

24-28 Kasım 2016 tarihinde Dersim'in Aliboğazı mevkinde Partimiz TKP/ML'ye bağlı halk ordumuz TİKKO gerillalarıyla faşist Türk devleti arasında çıkan ve dört gün süren çatışmada 12 yoldaşımızın şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Ağır kış koşulları ve gerilla güçlerimizin kış üssüne çekilmesinden kaynaklı olarak bugüne kadar isimleri tam olarak öğrenilemeyen yoldaşlarımız, 8 Mayıs 2017 tarihinde TKP/ML-TİKKO Dersim Bölge Komutanlığımızın yaptığı açıklamayla öğrenilmiştir.

Ezber Bozan Korkusuz Önder: KAYPAKKAYA

“2003 yılının yaz aylarında bir grup yolcu, Malatya’nın köylerinden arabayla geçerken, yol kenarında bulunan kayısılardan bir miktar almak isterler. Kendilerine yetecek kadar kayısı toplar ve tarla sahibi köylüye ücretini vermek isterler. Bu sırada yolculardan birisi köylüye:

Denizlerin devrimci çıkışını, Kaypakkaya’nın kopuşunu kuşanalım!

OHAL koşulları altında türlü engellemelere, baskılara rağmen coğrafyamızın dört bir yanında gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları, sınıf hareketinin durumu hakkında oldukça zengin veriler, ipuçları sundu. İşçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlar, geleceksizleştirilmeye, esnek ve taşeron çalışmaya, emeği ve alınterinin gasp edilmesine, kıdem tazminatına göz dikilmesine karşı alanları doldurdu. Kuşkusuz tüm bu saydıklarımızın yanı sıra 1 Mayıs meydanlarına damgasını vuran en belirgin gündemlerden biri de 16 Nisan referandumunda yaşananlar oldu.

Taksim iradesi ne için ve kime karşı? Devlete mi devrimcilere mi?

Olağanüstü hal koşullarında devletin yoğun abluka ve kuşatmasına, engelleme ve tehditlerine rağmen Taksim iradesini sergilemek kuşkusuz devrimci bir çıkıştır. Faşist diktatörlüğün hem de ’77 katliamının 40. yılında Taksim Meydanını emekçilere kapatmasına karşı bir duruş sergilemek ve meydan okumak bugünkü politik iklim içinde oldukça değerli ve anlamlıdır. Eşitsiz güç dengelerine rağmen Taksim iradesi göstermek bedel ödeme cüreti ve kararlılığının da bir göstergesi olmuştur.

Devrimin Yıldızı; Ulaş Bayraktaroğlu Ölümsüzdür.

Karanlığın en koyu yerinde ve anında bir devrim yıldızı daha sonsuzluğa uğurlandı. Devrimin bir  Ulaş’ı daha yeri doldurulması kolay olmayan bir boşluk bırakarak aramızdan fiziki olarak ayrıldı. Bir Ulaş daha “Bizimkiler böyle ölür” türküsüyle uğurlandı sonsuzluğa.

Gelme..!!Gelcem..!!

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.

ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Bir sanatçı gerilla Yetiş Yalnız

Hikayeleri vardır; dağların, taşların, uçurumların, nehirlerin, insanların, hayvanların ve ağaçların. Her şeyin bir hikayesi vardır. Yolların da… Kimi ömürler kısa gibidir, ancak mesele ne kadar gün ya da yıl yaşadığın değil, ne kadar yol yürüdüğündür.“Mutluluk varılacak yerde değil, yoldadır” demiş Bern Williams.Yetiş Yalnız bir yolcuydu, ömrünün tümünü yol aşkına harcadı. Öyle bir inancı vardı ki; bin defa dünyaya gelse bin defa bu yolda korkusuzca yürüyecek cesarette, naif, temiz ve sanatçıydı.

18 Mayıs vesilesi ile İbrahim Kaypakkaya’nın düşünme ve inceleme yöntemi üzerine

Doğada olsun toplumda olsun hemen her olgu zıtların birliği ve çatışması yasasına göre oluşur. Bu nedenle bir olguyu anlamak için olguyu diyalektik biçimde incelemek gerekir. Diyalektik; olgunun gelişme yasası olduğu için aynı zamanda onu inceleme yöntemi de odur. Eğer olgunun nasıl oluştuğu bilinirse nasıl inceleneceği, nasıl değişikliğe uğratılacağı ve hangi yöntemle davranılacağı bilinmiş olur.

TKP/ML Enternasyonal Büro: “Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderi Ulaş Bayraktaroğlu ölümsüzdür!”

Devrimci Komünarlar Partisi kurucu önderleri Ulaş Bayraktaroğlu'nun IŞİD'e karşı yapılan Rakka hamlesinde 10 Mayıs 2017 tarihinde şehit düştüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Partimiz TKP/ML, bu büyük devrimciyi kaybetmenin üzüntüsü içindedir. Partimiz, yoldaşları ve ailesine başsağlı dilemektedir.

YDG: "Aliboğazı şehitleri direniş pusulamızdır"

“Yolun düşerse kıyıya bir gün

ve maviliklerini enginin
seyre dalarsan,
dalgalara göğüs germiş olanları hatırla,
selamla, yüreğin sevgi dolu
çünkü onlar fırtınayla çarpıştılar eşit olmayan savaşta
ve dipsizliğinde enginin yitip gitmeden
sana liman gösterdiler uzakta”

Partizan: “12 acının hesabını düşmandan soracak, 12 yarayı mücadeleyle saracak, 12 fidanı devrim toprağında filizlendireceğiz”

“Baharlar yağdır ey hayat

Dinsin yıldızların matemi

Denizlere dökülsün ırmaklar.

Baharlar yağdır ey hayat

Yitirsin dilini hüzün

Tahammüle dursun şafaklar.

Zümrüd-ü Anka soyundandır çocukların

Güzelleştiren bakışında iradenin

Mümkünü yok

Sarılacaktır yaralar.”

Sayfalar