Çarşamba Ekim 21, 2026

Osmanlı sultanı Erdoğan paşa ile sadrazam Ahmet paşa

 

7 Haziran seçimlerinde HDP etrafında seçimlere katılan çeşitli milliyetlerden halklar ''seni başkan yaptırmayacağız'' sloganı etrafında kenetlenerek,AKP iktidarının  13 yıllık saltanatına  dur dedi.7 Haziran seçimleri  AKP'yi tarihin çöplüğüne tamamen gömmek için başlangıç oldu.

Yenilen pehlivanın güreşe doymadığı gibi üst üste,kısa bir aradan sonra yeniden Türkiye seçime kilitlenmiş durumda.Devletin bütün olanaklarını (maddi,ulaşım,istihbarat) kullanarak sadece AKP' nin tek başına iktidar olması için sarfederken ,demokrasi güçlerine,HDP'ye askeri faşist diktatörlük dönemini aratmayacak uygulamaları ve baskıları ile saldırıya geçmiştir.

Seçimleri kaybetme korkusu içerisine giren Erdoğan ve AKP kamuoyu yoklamalarından da anlaşılacağı üzere dibe vurmuş,tek başına bir daha iktidar olamayacağının farkına varmıştır.Bunun için kendisini al aşağı edecek tek parti olan HDP'ye karşı savaş ve imha politikalarını yürürlüğe koymuştur.Ülke çapında HDP binaları yağmalanmış,madımak katliamı benzeri olaylar tekrardan yaşanır duruma gelmiştir.

Partilerin seçim çalışmalarındaki adaletsizlik,eşitsizlik imha ve yok etme politikası artık gizliden değil,aleni yapılmaktadır.Saraydaki zat hiç bir kural,kanun dinlemeden devletin kolluk kuvvetleri ile seçimi kazanmak için,korku ve panik yaratarak HDP'yi barajın altına çekip tek başına iktidar yapmak gayreti içerisindedir.Saray'a,krallığa,islam-faşizmine karşı koyan demokrasi güçlerinin Ankara'da katliama uğraması 100'den fazla insanımızı kaybetmenin acısı,travması halen devam etmektedir.Bu acı daha uzun süreceğe de benzemektedir.Bu tür saldırıların yakın gelecekte de olacağının işaretlerini basından görebilmekteyiz.Kitle katliamlarında faili meçhul cinayetlerde sicili bozuk,tarihinde binlerce örneklerle dolu bir devlet yapılanmasında,yeni dönemde oyun İŞİD üzerinden katliamlar örgütlemek olacaktır.

HDP'nin eşbaşkanlarının artık bu ülkede can güvenliklerinin kalmadığı,suıkasta uğrayabileceklerini hergün gazetelerden okuyor hale geldik.Ya biat-ya da ölüm denilerek İŞİD vurucu güç olarak kullanılmaktadır.Devlet ile ortaya çıkan İŞİD ilşkilerine göre Diyarbakır,Suruç,Ankara katliamlarında canlı bombalar ile gözdağı verilmek istenmiştir.Bu yüzden HDP mitig yapamaz mitinglerini iptal eder duruma gelmiştir.İşte bu adil olmayan,eşit olmayan koşullarda HDP seçimlere katılmaktadır.

Savaş,kan,gözyaşı ve imha uygulamaları ile Kürt ulusuna,ilerici,aydın ve insan hakları savunucularına karşı savaş açan Erdoğan,sadece kendi ailesi,bir avuç kalan çevresinin çıkarları için savaş istemektedir.Savaşı İŞİD üzerinden yürüten,İŞİD'i besleyen kitlelerin üzerine bombalar ile canlı patlatan bizzat Devletin sarayın başına oturmuş olan Erdoğan'dır.En ufak basit hak arama yürüyüşünü kanla bastıran kitlelerin özgürlük,demokrasi yürüyüşünde taşıdığı  ''ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı'' pankartları ,devrimcilerin cesetlerinin sarılıp taşındığı araçlar haline gelmiş vahim,acı,trajik bir tablo ile insanlar karşı karşıya bırakılmıştır.

Adeta her konuşması olay olan,bütün konuşmalarını kin ve nefret üzerine kuran islamı siyasallaştırarak toplumu baskı altına almayı hedeflemektedir.Her türden inanaç sahibinin varlığını inkar ederek,sunni egemenliği toplumda baskı unsuru olarak kullanma gayreti içerisindedir.Siyasal islamı,yine ortadoğuda iktdarları devirmek,al aşağı etmek,emperyalist efendilerinin çıkarları için elinden her geleni yapmaktadır.Ortadoğu'da yönetimleri devirmek ve müslüman iktidarar kurulması için  emperyalist güçler tarafından görevlendirilmiştir.

Ortadoğu coğrafyasında yaşanılan bölgesel savaşlarda,devrilen iktidarlarda,yaşanılan insanlık dramlarında,kitlesel göç olaylarında Türkiye'nin parmağının olduğu ortaya çıkmıştır.Ye men'de iktidarı devirmek için konteynerler içerisinde yakalanan silahlar,Libya'da iktidarı devirmek için silah sevkiyatı ve darbe girişimleri,Mısır'da Müslüman Kardeşler Örgütü ile keza ilşkilerde muhakkak Erdoğan'ın ve Türkiye'nin parmağına rastlamak mümkündür.

İŞİD artık tamamen Erdoğan ve MİT'in kontrolünde çalışan terör örgütüdür.Silah ihtiyacı karşılanan,cihatçıların geçişine sınırlarını sonuna kadar açan,tedavileri devlet ve özel hastahaneler de gizlice yapılan,eğitilip savaşa gönderilen...aklınıza ne gibi destek geliyorsa devlet tarafından sağlanmaktadır.Kitleler halinde savaştan kaçan,avrupaya ulaşmak için her türlü zorluklara katlanarak ölümüne dalgalarla boğuşan,ölen Aylan bebeğin,Muhammed bebeğin başına gelenlerden Erdoğan sorumludur.Sonradan tüm emperyalist gürüh ve Erdoğan'ın timsah gözyaşları artık inandırıcılığını kaybetmiştir.Suriye halkının ahını almışlardır.

Esad ile var olan dostluğun Esed durumuna getiren Suriye savaşında Erdoğan'ın ipliği pazara çıkmıştır.Suriye'yi yerle bir eden ''cuma namazını'' kılmayı düşündüğü,''kobane düştü düşecek'' Kürt ulusu'nun doğal ve haklı kendini yönetme iradesini ezmek için ''bedeli ne olursa olsun müsade etmeyeceğiz'' demesi ile bütün Erdoğan'ın planlarını bozan,Kürt ulusal güçleri,unutamayacağı yenilgi yaşatmışlardır.Kobanede ve dünyayı dize getiren İŞİD belasına karşı savaşan YPG ve Kürt ulusal güçlerinin mücadelesi insanlık mücadelesidir.

TC Devletinin yeni sultanı olan Erdoğan'ın amacı ve gayesi sarayda krallık inşa ederek , halifelik ilan etmek,şimdiki okul sistemini lağvederek mekke ve medreselerin yeniden kurmak, yetkilerin tek başına elinde toplanmasını istemektedir.Şimdiden halife meraklıları zaten ortada dolaşmaktadır.Ortaçağ zihniyeti ile Türkiye'yi adım adım islam cumhuriyetine doğru götürmek  istemektedir.Seçimler işte bu yüzden önemli olarak görülmektedir.2023 vizyon ve programının hedefleri arasındadır.Adı da islam cumhuriyeti olacaktır.Kimsenim kuşkusu olmasın.

ERDOĞAN  KESİN  OLARAK  YARGILANMALIDIR

Kabarık suç dosyası ile devletin tepesini ele geçirmiş olan Erdoğan basın,ordu,yargı,polisi kendine bağlı kılarak Türkiye'nin sultanı olmuştur.Erdoğan ilkin aydın,solcu ve bazı yazarları mağdur edebiyatı ile kandırarak iktidarını sağlamlaştırdı.Artık bugün kimseye ihtiyacı kalmadı.Hitler faşizmi ,nasıl nasyonal sosyalizmi kullanıp iktidara adım adım gelip yerleşmişse,AKP faşizmi de aynı şekilde kitlelerin duygu ve düşüncelerini kullanarak,sömürmüş iktidara oturmuştur.

Her seferinde iktidara ''seçimleri kazanarak geldik'',''millet bize yetki verdi'' demagojileri ile kitleleri kandırmasını iyi bilmiştir.Oysa bugün ortaya çıkan gerçeklik AKP'yi ele vermektedir. ''AKP'nin İngiliz,İsrail,ABD devletleri tarafından kurulduğu,bu devletlerin çıkarlarına evet dedikten sonra iktidara getirildiğini'' okuduk öğrendik.İsrail karşıtı oldukları algısı yaratılarak,gerek Türkiye'de,gerekse Ortadoğu coğrafyasında bir dönem başarılı da olundu.Ama bugün ortadoğu halkları uyanmış katil yüzünü,eli kanlı diktatör olduğunu acı deneyimlerden sonra öğrenmiştir.Bir dönem AKP yakınlığı ve Erdoğana sempati ile bakan dost olan Ortadoğu'nun tanınmış gazetecilerinden El-Arab Genel Yayın yönetmeni Cemal Kaşuki Erdoğan'ın gerçek yüzünü çok iyi açıklamaktadır. Erdoğan'ı ''acz sahibi,yalancı mum,dış güçlerin komplocusu'' olarak gören daha da ileri giderek ''arap ülkelerine komplo kuranların oyuncusu'' olarak görmektedir.

Abdülhamit'ten,Talat Paşa'ya sultan Erdoğan'a kadar hepsinin ortak olduğu ilkeler Devletin çıkarlarının korunması olmuştur.Bunun için halkların demokrasi ve özgürlük talepleri hep kanla bastırılmıştır.100 yıl aradan geçmiş olsa bile hepsinin söylemleri birbirine tıpa tıp benzemektedir. Ermeni soykırımında rol alan paşalardan.Abdülhamit Han ''kadın ve çocukları koruyan haindir'',Talat Paşa yine ''kadın da olsa çocuk da olsa kimsenin gözünün yaşına bakmayın'' demiştir.

Bugün de aynısını Erdoğan ''kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır'' sözleri ile hepsinin buluştukları noktayı göstermektedir. Erdoğan'ın analarımız,çocuklarımız,kardeşlerimiz için çekinmeden ölüm emirlerini verirken zamanı geldiği vakit yargılanacağı günleri hesaplamamıştır.''benim polisim nasıl sabrediyor'', diyerek Gezi direnişçilerini gözünü kırpmadan vuran polisleri savunurken ''talimatı kendisinin verdiğini'' katil olduğunu teyit etmiştir.Çocuk ölümleri ile dünyada birinci olan ,anaları meydanlarda yuhalatan bir sultana şimdiye kadar rastlanmamıştır.

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olayları ile ''müslüman'' olduklarını ''haram yemeyen'' diye geçinenelerin gerçek yüzleri,ayakkabı kutularında gizlenen dolarlar ile ortaya çıktı.Erdoğan’ın oğlu ve bakanları ile ortaya çıkan konuşmalardan haksızca elde edilen dolarların ''sıfırlanması''talimatı veren Erdoğan suç üstü yakalandı.Mahkemelerde yargılanması gerekirken,ifadeye çağrılırken tersi durum yaşandı.Soruşturma yürütenler suçlu duruma düştü.yargılandılar.Görevlerinden alındılar.Soma ve Ermenek'te yaşamını yitiren yüzlerce maden işçilerinin sadece AKP patronlarının aşırı kar elde etmesi için,hiç bir önlem almadan ölüme gönderilmeleri hafızalarımızda daha taze olarak yerini korumaktadır.Ölümler için ''işin fıtratında'' var diyerek cinayetleri onaylamıştır.

Ülke dışında da siyasal islam,yeraltı faaliyetleri hiç durmadan devam etmektedir.Suriye'de,Yemen'de,Mısır,Libya'da hangi taşı kaldıracak olursak altından Erdoğan ile Türkiye çıkmaktadır.Suriye'de Türkmen'lere yardım adı altında gönderilen 2000 TIR dolusu yardım malzemesinin askeri mühimmat olduğu ortaya resimleri ile birlikte inkar edemeyecek şekilde çıktı.Hatay ve Adana'da savcılık kararıyla durdurulan MİT TIR'larının soruşturmasında mahkeme kayıtlarına geçen ifadeler gerçekleri ortaya çıkardı.Soruşturmaya uğrayan arama yapan  askerler şöyle dedi :''bu TIR ağzına kadar  silah dolu eğer açılırsa ,yarın hükümet düşer,yer yerinden oynar''.öyle de oldu ''takke,düştü,kel göründü.

21 Ağustos 2013 yılında Suriye'nin Guta bölgesinde düzenlenen saldırılarda sarin gazı kullanıldı.1300 kişinin öldüğü bu olayın sorumlusu da TC devleti çıktı.BM yetkililerinin Şam'da bulunduğu sırada gerçekleştirilen saldırıda olay Esad'ın üzerine yıkıldı.Asıl gerçekler bugün ortaya çıktı. Sarin gazının hammaddesi,Türkiye üzerinden İŞİD'e gönderildi.İŞİD katliamı gerçekleştirdi.İŞİD terör örgütünün liderlerinin Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konakladıkları,otellerde toplantılar düzenledikleri,eğitildikleri,sınırlardan serbestçe geçebildikleri,İŞİD yaralılarının hastahanelerde tedavi edildikleri..gizlenemeyen gerçeklerdir.İŞİD ile danışıklı döğüş içerisinde oldukları,Musul konsolosluğunda rehin alma olayından sonra elini kollarını sallayarak serbest kalmaları MİT'in tezgahladığı senaryolardan birisidir.

Yakalanan İŞİD militanlarının YPG hapishanelerinde itiraflarında anlaşılacağı üzere Erdoğanın artık kesin olarak savaşın baş kışkırtıcısı,İŞİD destekçisi olduğu ortaya çıkmaktadır.The Gardian'a konuşan İŞİD'liler ''Türk istihbaratının sağladığı silah desteği ile savaşıyoruz''''Silahlar Türkiye'den geliyordu'' diyerek Erdoğan'ın İŞİD'e karşı değil,destek verdiği ortaya çıkarmıştır.

Çözüm süreci adı altında yürütülen görüşmelerde amaç Kürt ulusal hareketini etkisizleştirme oyalama zaman kazanma saraya yerleşmek için Kürt oylarını elde etmekti.Kürt'lerin haklarının hiç bir zaman anayasal güvence altına alınmasını istemeyen,savaşa hazırlanan iktidar elinin tersiyle masayı devirmiştir.Çünkü krallığa giden yollar artık kapanmış,HDP engeli ortaya çıkmıştır.Özel güvenlik polisleri ile savaşı başlatan Erdoğan Kürt'lere savşı dayatmıştır.Nereden mi anlaşılmaktadır ?

90'lı yıllardan kalan özel savaş uygulamalarından hatırlayacağımız kol,bacak..kesme ile çekilen fotoğraflardan sonra bugün de aynı şekilde ölen kadın gerillaların çıplak fotoğraflarını internet ortamında yayınlayarak savaşı büyütmek,tahrik anlamına gelmektedir.Hiç kimsenin kabul edemeyeceği,hiç bir dinin,hiç bir müslümanın tasvip edemeyeceği bu uygulamalar savaş suçudur. Muhakkak yargıya intikal etmelidir.Bu yetmiyormuş gibi yaralı yakalanan tedavi edilmeyip bilerek öldürülen insanları arabanın arkasına bağlayarak çekmenin insan vicdanı,savaş ahlakı,dinle hiç bir alakası yoktur.Şehit olmuş,toprağa verilmiş,ebedi istirahatgahlarında yatan gerillaların mezarlarını dozerlerle tahrip etmek,parçalamak suçtur.Uluslararası mahkemelerde hesabını verme zamanı gelince iş işten geçmiş olacaktır.Yargıya intikal edilmesi gereken davaların başında bu vakalar gelmelidir.

 7 Haziran'da krallık dönemine son vermek isteyen Alevi,Ermeni,Kürt,Laz,Çerkez...halkları ve tüm muhalif kesimler bu 1 Kasım seçimlerinde Erdoğan'a AKP'ye gereken dersi verecek artık bir daha kendine gelemeyecektir.Ermeni halkının %90'ı tercihini geçen seçimlerde olduğu gibi, yine HDP'yi destekleyecektir.Bu arada saray yanlısı yalaka Markar Eseyan,Etyen Mahçupyan, danışman,köşe yazarının çabaları da istedikleri kadar teori üretsinler Erdoğan'ı çöküşten ve yargılanmaktan kurtaramazlar.

Halk güçlerine pervasızca saldıran Kürdistanı kan gölüne çeviren iktidarın uygulamaları toplumu ister istemez kamplara bölmüş aydınlık ile karanlık arasında tercihlerini yaparak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.Toplum Erdoğan'ın gitmesi ile kalmasını isteyenler olarak ikiye bölünmüş durumdadır.Erdoğan'ın basın ayağında köşe yazarı olarak geçinen Orhan Miroğlu,Cem Küçük,N.Alçıoğlu,M.Metiner...gibiler yazar,düşünen değil adeta tetikçilik, ihbar,tehdit ile sırtlarını saraya dayayarak suç işlemeye devam ediyorlar.Cem Küçük,Ahmet Hakan'a ''seni ezeriz'',N.Mengüye ''seni bitiririz'' diyebilmektedir.Mehmet Metiner ise haddini aşarak,Aydın Doğan'a ''haddini bilecek'',''onun tırnaklarını da dişlerini de sökeriz'' diyerek saraya yaranmaya çalışmaktadırlar.

Aydın olma sıfatını kaybetmiş,Erdoğan ve AKP etrafında fırıldak gibi dönen sadece milletvekili olmak için aşağılık duruma düşerek sarayın ve AKP'nin suçlarını aklamaya çalışarak soykırıma uğramış bir halkın insanı olarak celladın yanında yer almıştır.Aşağılıkta sınır tanımamanın,yaltakçılığın son halkası olarak AKP'yi ve onun temsil ettiği müslümanları,bunca olayı görmemezlikten geldikten sonra ,''dindar müslüman komşularımız ve haysiyetli osmanlı devlet görevlileri bizim dedelerimizi ölümden kurtarmışlardı.İşte o haysiyetli damarın bugünkü temsilcisi AKP'dir'' diyebilmektedir.Bu tespiti yapınca milletvekilliğini kazandı.

Saray'ın danışmanı Etyen Mahçupyan'ı televizyon kanallarında  bir ermeni olarak üzülerek izledik,tespitlerine ancak yazıklar olsun dedik.Şırnakta  ,sarayın özel polisleri tarafından infaz edildikten sonra panzerin arkasına bağlanarak çekilen Hacı Birlik'in ölümünde AKP'yi aklama,suçluyu koruma,toz kondurmama durumuna düşmüştür.AKP'nin tüm faşist uygulamalarından sonra artık suçu,cemaatin üstüne atma durumu artık sıkça görülmeye başlandı.Bu Erdoğan'ın en son başvurduğu yeni oyunlarındandır.Olayı ''AKP'li lerin değil,cemaatin işlediğini,AK Parti'nin  bilerek zarar göreceği bir işi yapmasının imkansız olduğunu'' söylemiştir.AKP'den ise Numan Kurtulmuş basın toplantısında ''olayın kabul edilir yanı yoktur''  diyerek kamuoyu baskısı sonucu, karşı çıkmış,bizim Etyen Mahçupyan cemaatçileri suçlamıştır.İşte bu yüzden Erdoğan kendisine sarayda özel bir oda muhakkak tahsis edecektir.

İnsan hakları savunucuları,Baro başkanları,çağdaş avukatlar Erdoğan'ın başbakan ve cumhurbaşkanlığı  döneminde akıtılan kanların,ölen işçilerin,çocukların,mazlum kürt köylülerin,Gezi direnişinde kaybettiklerimiz,sakat kalanlarımız,buldozerlerle dağıtılan mezarlıklarımız,panzer arkasında sürüklenen insanlık ve tüm insanlık değerlerini ayaklar altına alan ortaçağ zihniyeti ile Türkiye'yi hızla karanlığa sürükleyen Erdoğan'ın uluslararası mahkemelere,lahey adalet divan'ına yargılanması için başvuruları bugünkü toplumun acil olarak istek ve talepleri arasındadır.

Çeşitli milliyetlerden ezilen halklar ve kürt ulusu sizden bunu beklemektedir.Vakit çoktan gelip de geçmiştir.

ERDOĞAN 'IN  VE   AKP'NIN  SON  KULLANIM  TARİHİ  1  KASIM '  DIR.

 

50625

Sınıf ve HDP

Hayat yaşadıklarımızı anlamlılaştırınca güzelleşir.

Kürtlerin, lazların, çerkezlerin.... yoksulların... ezilenlerin .... herkesin  partisiyiz.

Son zamanlarda hiç dikkat ettiniz mi sınıfın söylemleri de Hdp' nin söylemleri.

Şimdi diyeceksiniz ki bu ne hdp' nin ne sınıfın  ne de başka birinin söylemi.

Olması gerekenin söylemi.

Elbetteki bu doğru.

Örgütlenme veyahutta partileşme tartışmasını sürdüren / bitirmiş herkesin kullanması gereken söylemler bunlar.

Sorun bu söylemlerin kullanılması değil.

HDP’ye Barajı Ancak Erdoğan Aşırtabilir

Kişisel kanım, HDP’nin şu an yüzde onu aştığı yönündedir.

Kürtlerin oyları ve yüzde biri zor bulan, liberal, sosyalist, demokrat denebileceklerin oyları bunlara ek olarak çok cüzi miktarda CHP’lilerden gelecek stratejik oylar; AKP’lilerden gelebilecek Erdoğan’a ders verme oyları veya sandığa gitmemeler vs., hepsi bir arada HDP’nin yüzde onu aşmasını sağlamaktadır.

Tanrıların zulmü

Gerçek tanrılar yıkıldığında ruhani tanrılarda ölecektir. 

7 Haziran genel seçimleri nedeniyle saray sotarıları seçim meydanlarında “din” afyonuna daha fazla sarılmaya başladılar. Bir ellerinde din kitabı, bir ellerinde ise kanlı kılıç ile kitlelerin karşısına çıkıyorlar. Tanrının,  kullarının uymasını istediği eza ve cefa kurallarını ezilenlere veriyorlar, sefanın saltanatını ise kendisine alıyorlar. Buna karşı gelenleri ise tanrının zulüm kılıcıyla boyunlarının vurulacağını ilan ediyorlar. Tanrı kendileri, kullar ise işçi ve emekçiler oluyor.

Kıskaç arasındaki erdogan:Teslim Töre

Türkiye’ nin başkan diktatörü, İslam’ ın halifesi, bölgenin Osmanlısı, globalizmin İslam kapitalist patronu olma hevesi ile yola çıkmış, IŞİD ideolojisinin İslam içi başka bir versiyonu olan Erdoğan içinden zor çıkabileceği bir kıskacın arasına sıkışmış durumda. Arasına sıkışmış olduğu kıskacın kollarından birisi halk, diğeri global sermaye. Kıskacın halk kolunu : insan hakları, demokrasi, özgürlük, insani değer ve birikimler, halkların kardeşliği doğrultusunda ortak vatan, ortak dil, fakat her halkın kendine ait resmi dilleri, ortak bayrak ama her ulusun kendine özgü bayrağı vb.

Direnişin resmi yapılıyor…

Gezi direnişinden geriye kalanlar nedir diye sordu bir arkadaş, gezi henüz bitmedi ki geriye bir şey kalsın. Gezi direnişinin başlangıcından bugüne iki yıl geçti ve direnişin sonuçları, devam eden barikat ateşi ve kora dönüşmüş alevin sıcaklığı hala bir şekilde bizleri etkilemeye devam ediyor.

Ateş Olmak ve Ateşi Çalmak: İbrahim Kaypakkaya

“Bu dünyada insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir.

İlki ateşe yaklaşmış ve demiş ki: Ben aşkı biliyorum.

İkincisi ateşe yavaşça kanadıyla dokunmuş ve demiş ki:

Aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim...

Üçüncüsü kendini ateşin ortasına atarak, yanarak kül olmuş...

Gerçek aşkı işte sadece o kelebek bilir...”

İbrahim Kaypakkaya, bir ikonoklastır, yani bir ikon kırıcıdır. Kaypakkaya, katmanlı bir sistematik ve yıkıcı bir teori ve yıkıcı bir pratiktir.

Metal işçileri sınıfının gücüyle direniyorlar

14 Mayıs’da Bursa Renault fabrikasında başlayan metal işçilerinin direnişi, dalga dalga yayılarak TOFAŞ, MAKO, Çoşkunöz, Ototrim, TürkTraktör, Ford Otosan ve daha bir çok fabrikayı da sardı. İşçiler, faşist Türk Metal-İş sendikasının kendilerini daha fazla oylamasına isyan etti ve sendikayı devreden çıkararak, sınıf hareketi içinde küçük, ama tarihi bir adım atarak, burjuvazi karşısında bir sınıf oluşunun gereğini yerine getirdiler. 

Kaypakkaya’yı sevmek

Kim, ne zaman onun ismini ansa devletin en katı, en soğuk, en acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor!

Kim ne zaman onun fotoğrafını assa, taşısa, devletin sorgularıyla, kelepçesiyle, zindanlarıyla tanışıyor!

Kim, ne zaman onu sevdiğini, izinde yürüdüğünü söylese vay haline!

Bu dünyada, bu ülkede sevilmesi suç olan kaç insan var?

O kitap da ser verilir ama sır verilmez…

Kızıl kaplı, kızıl sayfalı,

kızıl harfli bir kitaptır O…

O kitap dokuzyüzkırkdokuzda
Çorum’da dünyaya geldiği gün yazılmaya başlanmıştır…

Çapa Fikir kulübünde yazılmaya devam eder,
6.Filoya karşı yazılan bildiriden ötürü okuldan atılmak vardır o kitapta…

O kızıl kaplı kitap,
PDA’nın karşı devrimci çizgisiyle hesaplaşmaktır aynı zamanda…

O kitapta Vartinik köyü Mirik mezrasındaki kahramanlık yazılıdır…
Ali Haydar Yıldız yazılıdır mesela…

O kitabın adı İbrahim Kaypakkaya’dır, ”Halk Savaşı’dır”…

Ludwigshafen`de binler haykırdı: “Önderimiz İbrahim,İbrahim Kaypakkaya”

TKP/ML nin kurucu önderi  İbrahim Kaypakkaya, işkencede katledilişinin 42’inci yılında Almanya’nın Ludwigshafen kentinde binlerce insanın katıldığı gece ile anıldı. 

Kaypakkaya şahsında  tüm parti ve devrim şehitleri ayrıca dünya da sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitiren ustalar ve önderler anısına yapılan saygı duruşuyla açılan anma gecesinde, ATİK e yönelik operasyonlarda avrupada tutuklanan 12 devrimci tutsağın derhal serbest bırakılmasına dair, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganları haykırıldı.

Ellez Emmim’in Traktörü

Uzun zamandır yazmak istiyordum. Bir tülü sıra gelmedi. Sorun sınıflarla, üretim ilişkileri ve onun araçlarıyla ilgili ve bu gelişmeleri de direk yaşıyan bir köy olunca, insan doğduğu köye değinmeden edemiyor. 

Bizim köyün adı Tersihan. Diğer yüzlerce köy isimlerinin akibeti gibi bizim köyün ismi de sonradan değiştirilmiş ve milli bir isim olması için “Konaktepe” konmuş. Irkçılık salt renk ve dinsel olmuyor. insanların tarihsel köklerini yok etmek ve kendine yabancılaştırmak için de, kendinden olmayan isimlere karşı da baskı uygulamaktan geri durmadı, Türk egemen sınıfları.

Sayfalar