Pazartesi Kasım 2, 2026

Öfkenin bilinci, direnişin rehberidir Kaypakkaya!

Emperyalist-kapitalist sistemin daha fazla kâr odaklı sömürü çarkının işçi-emekçilerin alınteri, canı ve kanı ile işletildiği bu düzene karşı isyanın sesleriyle doludur Mayıs ayı… Enternasyonal işçi marşının bilincimizi keskinleştiren bu dizeleriyle başlar Mayıs ayı. Hele de yılda 2 bine yakın işçinin bu aşırı kâr odaklı sisteme açıktan kurban edildiği; taşeron, esnek ve güvencesiz çalışmanın işçi-emekçinin tüm insanca yaşam haklarını yok etmeyi hedeflediği ülkemizde Mayıs daha ilk gününden kavgaya çağırır ezilenleri; ekmek ve onuru için… Daha sonra 1972’nin 6 Mayıs şafağından bu yana idam edilen Üç Fidan’ın; Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf’un bilinci ışıklandırır Mayıs ayını…

Kürt halkına dönük imha, inkar ve asimilasyona karşı başlatılan isyanın ilk önderlerinden Haki Karer’in ölümsüzlüğü ile Mayıs ayı daha bir kızıllaşır. 1980 AFC’sinin pilot işkence bölgesi olan Diyarbakır 5 No’lu Zindanı’nda bedenlerini ateşe veren Dörtler’in isyan ateşini harladığı aydır Mayıs ayı.

Ve Mayıs ayı ülkemizdeki genç bir komünist önderin, zindanlarda “ser verip sır vermeyen” direnişinin de ölümsüzleştiği ay olarak geçer direniş tarihimize… Henüz 23 yaşındayken Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist’i (TKP/ML) kuran komünist önder İbrahim Kaypakkaya, ortaya koyduğu devrimci öğreti ve komünist ideoloji ile bu ülkede devrimin yolu ve yöntemleri üzerine berrak belirlemeler yapmıştır. Ülkenin “en ilerici”sinden “en devrimci”sine dahi bulaşmış olan Kemalizm zehrini çok açık bir şekilde ortaya koyan ve bugün hala başlıca çelişkilerinden olmayı sürdüren sistemin Kürt ulusal meselesine dair komünistlerin alması gereken en ileri mevziyi tutan Kaypakkaya yoldaş; Diyarbakır Zindanlarında 90 gün boyunca işkencelere karşı direnmiş ve onurlu mücadelesinden geri adım atmamıştır.

 Kaypakkaya yoldaş, öfkemizin bilinci ve direnişin rehberidir!

Bugün dünyada ve ülkemizde emperyalist-kapitalist sistemin yoğunlaştırdığı çelişkilere bağlı olarak, toplumsal krizler süreğenleşmiş vaziyettedir. Halkların isyanları, dünyanın dört bir yanında farklı önderlikler tarafından yönetilmekte veya kendiliğinden, öfke patlaması şeklinde ortaya çıkıp sonra sönümlenmektedir. Baltimore’de siyahların öfkesi, Yunanistanlı emekçinin isyanına karışıyor, Zeydilerin yüzlerce yıllık başkaldırısıyla buluşuyor, Rojava’daki direniş ve halkçı yönetimlerle yeni bir boyut kazanıyor.

Ülkemizde de Gezi İsyanı ve ardından Kobanê Serhildanlarıyla sarsılan egemenler başta Kürt ulusal mücadelesi olmak üzere direnen her kesime karşı baskı ve zulüm yasaları hazırlayarak; halkımızı katlederek sistemini ayakta tutmayı hedefliyor. % 10 barajı ile Kürt ulusu ve bu mücadelenin yanında konumlanan devrim ve demokrasi mücadelesinin öznelerine faşist yasaklar koyan egemenler, 7 Haziran seçimlerine giderken açığa çıkan mücadele coşkusuna bu yasak ve baskıların yeterli gelmediğini görerek, HDP’ye dönük ırkçı saldırılar örgütlemekten geri durmuyorlar.

Ülkemizdeki ve dünyadaki bu tablo halk kitlelerinde büyük bir öfke yaratmaktadır. İşte Kaypakkaya yoldaş tam da bu öfkenin adı, bu öfkenin bilinci olarak karşımızdadır! Baltimore’de siyahların öfkesi, Yunanistanlı emekçinin isyanı, Zeydilerin yüzlerce yıllık başkaldırısı, İştebrak’ta Alevilerin çığlığı oluyor ve Şengal ile Kobanê’de DAİŞ’e karşı verilen onur mücadelesinde yeniden doğuyor Kaypakkaya yoldaş!

Kaypakkaya yoldaş; kömür madenlerinde, yerin derinliklerinden gelen öfkenin; inşaat çukurlarında arkadaşlarının cenazelerini elleriyle çıkarmaya çalışan bir işçinin öfkesinde yaşıyor! “Çocuğum yüzme bilmezdi” diyen bir ananın, “Aslında bağıracaktım, haykıracaktım Başbakan’a! Ama korktum. Eşimin cesedini vermez diye korktum!” diyen bir başka kadının acısı ve öfkesini taşıyor omuzlarında! Bugün Kaypakkaya yoldaş; toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile emeği iki kat sömürülen, her gün katledilen, ayrımcılığa uğrayarak eve hapsedilen kadınların; nefret saldırıları ile vahşice öldürülen, intihara sürüklenen ve yaşam alanları kısıtlanan LGBTİ’lerin yaşamak için verdiği direnişin haklılığının adı oluyor!

Kaypakkaya yoldaş aynı zamanda ortaya koyduğu bilinç, irade ve komünist ideolojiyle direnişin ve isyanın rehberidir. Örgütlenmenin, devrimcileşmenin, halkın her direniş alanında var olup ona önderlik etmenin ve devrimi inşa etmenin yoludur, yolcusudur. Sınırları, sınırlara hapsolmayı reddetmektir. Ve Kaypakkaya yoldaşın devrimci mirasını yüklenen bizlere düşen sorumluluk, onun iddia ve mücadelesini Soma’dan Ermenek’e, Bursa metal işçilerinden taşerona karşı verilen mücadeleye uzanan bir hatta sınıfın örgütlenmesinde aktif rol almaktır. Kobanê’den İştebrak’a, % 10 barajından HDP’ye dönük ırkçı saldırılara karşı ortak direnişi büyütmektir!

Başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere 18 Mayıs’ta ölümsüzleşen Haki Karer ve Dörtler’i bu bilinçle anıyor ve 18 Mayıs’ta sokaklara çağırıyoruz!

Partizan

Anma Programları

 Çorum

16 Mayıs Cumartesi

Mezar başında anma

İstanbul

15 Mayıs Cuma

* Yürüyüş

19.30

Gülensu Son Durak/Gülsuyu

16 Mayıs Cumartesi

* Panel

Katılımcılar: Volkan Yaraşır, İbrahim Ünal, Partizan Temsilcisi

17.00

Munzur Kültür Derneği/Sarıgazi

* Panel

Katılımcılar: Temel Demirer, Partizan Temsilcisi

17.00

Eğitim-Sen Avcılar Şubesi

 Ankara

18 Mayıs Pazartesi

* Yüksel Caddesi’nden Sakarya’ya Yürüyüş

18.30


57126

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

Ankara’nın grisinden dağların yeşiline dört mevsim…(SEFAGÜL ASLAN)

Medya Savunma Alanları’nda bulunan TİKKO gerillalarından Sefagül Aslan, 23 Ekim 2015’te, Dersim-Şahverdi’de Cengiz İçli (Ünal) ve Hakan Çakır (Yurdal) ile birlikte şehit düşen TİKKO gerillası Özgüç Yalçın (Sefkan); 23 Nisan 2018’de Dersim-Aliboğazı’nda şehit düşen Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem) ile 18 Ağustos 2016’da Colemerg-Qilaban’da şehit düşen Şakir Ek (Arhat Ba)’yı anlattı.

Kadın Partileşmeli, Parti kadınlaşmalıdır!

Kadının bir cins olarak bin yıllardan beri uğradığı tarihsel haksızlık, her dönem daha fazla çeşitlenerek daha fazla katmerlenerek süregeliyor. Şiddetin, emek sömürüsünün, kimliksizleştirip, kişiliksizleştirmenin her alanda her türlüsünü yaşamaya devam ediyoruz.

Yenildik…[ismail cem özkan]

Yenildik ve ayağa kalkamadık, kalkmak içinde yan yana gelip konuşma yerine, birbirimizden uzak durduk, çünkü eteklerde biriken taş ağırdı ve sonucu ne olacağı belli değildi... Eteklerinde taş olanlar izleyici oldu, fırsat kollanıldı, yakalayan tam taşı atacakken süreçler ve gündem değişti… Kimse etek giymiyordu ama taş vardı eteğinde, etek giyenler ise cezaevlerinde onurlu mücadele yapmışlar, çok ağır bedeller ödemişlerdi…

Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)-Dursun Ali Küçük

*Geziye karar verdik.
Otobüsle Iğdır-Aralık ve Nahçivan sınırlarını kapsayan yerleri geziyorum.
Yarım otobüste 11 değişik kişileriz. Erivan’a ulaştık. Oradan iç turların yapıldığı yarım-otabüsle yolculuğa başladık. Tarih 22 Eylül 2018 gösteriyor.
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civarlarında yaşadığı söylencesi var.

İşçiler Gelecek..!

İşçiler mutlaka gelecek. Ülkenin ve dünyanın üzerine çökmüş bu kara bulutlar mutlaka ama mutlaka bir gün dağılacak. Karamsarlıklar, yılgınlıklar ve zulüm düzeni ortadan kalkacak. Boyunlar bükülmeyecek, tahta kuruları ve bitlerle birlikte yatmak işçilerin kaderi olmayacak ve “milletin anasına..” diyenler ve onların siyasal temsilcileri yeryüzünden silinerek bir daha asla!

Savaşlarda ölmek yoksulların, bombalarla parçalanmak çocukların kaderi olmayacak.

Dersim’de devletin oyununu bozalım!

 

Düşman yoğun bir saldırganlıkla bölgede önüne gelen her şeyi yok etmeye çalışmaktadır. Burada şunu söylemek yanlış olmayacaktır; Dersim’de yakılan ormanlar ve boşaltılmak istenen köyler ile propagandası yapılan projelerin amacı aynıdır.

Rojava Nasıl Kurtulur...-Dursun Ali Küçük

*Bütün dünya devleri ve bölge güçleri Suriye'de..
Suriye denkleminin çözülmesi zor görünüyor. Daha süreceğe benzer. O zamana kadar Rojava-Kürdistan'ı da belirsizliğini korur.
Suriye fiilen 3 bölünmüş durumdadır. Büyük devletler anlaşmadığı sürece Suriye'de bir çözüme gitmek mümkün görünmüyor..daha çok yol var..

*ABD-Fransa ve batı işin bir tarafını oluşturuyor. Suriye'den vazgeçmeyecekler.

İmar affı-kentsel dönüşüm ve konut sorunu

Bilindiği üzere iskansız ve ruhsatsız yapılmış olan yapılar ile iskanı yada ruhsatı olupta projeye aykırı olarak yapılan yapılar imar planlarına aykırı yapılar olarak görülmektedir. Burada kanun gözünde herhangi sınıfsal bölgesel farklar ve özel durumlar dikkate alınmamıştır. 

Birinci olarak işçi köylü ve memurlar ile ücretli çalışan kesimlerin kaçak olarak yapılan yapıları ile orta sınıfların ve müteahitlerin 'kaçak yapıyı' yapma nedeni arasındaki farkları silikleştirilmiş olup burjuva hukukun 'herkese' eşit mesafe de olma sahtekarlığı altına gizlemiş bir fark vardır. 

12 EYLÜLÜ GÜNLER DE BİTECEK!

Bundan 38 yıl önce kuvvet komutanı faşist generaller 12 Eylül 1980’de tıpkı 27 Mayıs 1960 ile 12 Mart 1971 ve sonraki tüm darbelerde olduğu gibi, halkın gelişen muhalefetini durdurmak, sol-sosyalist, emek cephesinin ‘özgürlük eşitlik, adalet’ mücadelesinin önünü kesmek, toplumsal hareketi engellemek, emperyalistlerle işbirlikçi komprador feodallerin çıkarlarını korumak için bir darbe yaparak yönetimi ele geçirdiler .

Göçmenler…[ismail cem özkan]

Göçmenler geldikleri ülkeye göre nasıl algılandığı aslında hepimiz biliyoruz ama tekrarlamakta yarar var sanırım;

Göçmenler anavatanlarına göre para gönderen ve sağılması gereken birer saf yatırımcı…

Göçmenlerin lobi olarak kullanılan bir nüfus harekatı ve var oldukları ülkede ki demokrasinin izin verdiği gösteri yapma hakkını kullanarak ülkelerini cennet olarak gösteren eylemlere katılmaları… Lobicilik sorunların görmezden gelmek ve sorunların üzerini ülkelerinin lehine örtmeleridir…

Nubar Ozanyan Yerevan‘da özlem ve saygıyla anıldı…

Şahadete ulaştığı, Rojava topraklarındaki askeri törenden sonra, 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ermenistan’ın Yerevan kentinde başta eşi ve sevenleri ile silah arkadaşları bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

Հայաստանից մինչեւ Պաղեստին,

Տերսիմից մինչեւ Ռոժավայ,

Յեղափոխության պատմության

Հերոս Մարդակեր Նուպար Օզանյան ՛ը անմահ է …. (1)

Yerevan: Martager Nubar Ozanyan’ın ölümsüzlüğünün I.yılında bir çok yerde anma etkinlikleri düzenlenmeye devam ediliyor.

Sayfalar