Nisan’da yürümek! (Nubar OZANYAN )
Özgür ve onurlu yaşamı yaratma ve yaşatma mücadelesini güçlü benimseyen, bunu yüreğinde hisseden hakikat devrimcileri, nefsine ve kibrine yenilmiş sultanları ve paşaları altedebilirler/altedeceklerdir.
Zorbalıktan başka yasa bilmeyen AKP-MHP iktidarı; son bir yılda bekçi yasası, sosyal medya yasası, barolar yasası vb. el uzatmadığı; denetimine ve tehdit altına almadığı hiçbir alan bırakmadı. Son süreçte de HDP’yi kapatmak için her türlü yol ve yönteme başvurması, Gergerlioğlu’na karşı uyguladığı zulüm, bu ırkçı-şoven zihniyetin ömrünü uzatma amaçlı pratiklerdendir. Bu yol, kirli ve paslıdır.
Hemen her dönem, attığı her adımla doğrudan kendi kitlesini konsolide etmeye çalışan diğer yandan dipten gelecek dalganın önünü önceden kesmek için asker-polis örgütlenmesine ek olarak cihatçı-çeteleri örgütlemeye giden Saray sultanının halk düşmanı yüzü daha iyi açığa çıkmaktadır. Soykırım, katliam, işkence ve baskıdan başka bir şey bilmeyen İslamcı maskeli İttihatçı-Kemalist zorbalara karşı verilecek mücadelenin yegane yolu bellidir.
“İlk seçimde gidecekler”, “kan kaybediyorlar” söylemlerine pirim vermeden kitlelerin sisteme karşı öfkesini büyütmek ve bu öfkeyi sistemin nefes borusunu tıkamaya yöneltmek önemlidir. Bunun için de birleşik mücadeleyi daha iyi örgütlemek gerekmektedir. Faşizmin korkusu ancak bu mücadeleye ağırlık verilerek büyütülebilir. Bu adımlar güçlü atılırsa, gelişecek kitle hareketleri karşısında geride kalınmaz. Bu gerçeklik öngörülerek hazırlık yapılmalı, konumlanma ve mevzilenme güçlendirilmelidir.
AKP-MHP faşist kliği ile CHP-İYİ Parti kliği arasında söylem dışında özde bir fark olmadığı gibi ikisinden birinin arkasına yedeklenme siyaseti de izlenmemelidir. Alternatif siyaset ve örgütlenme mevzisi, birleşik devrimci güç safları ve mücadelesi olmalıdır. Kabul etmek gerekir ki; daha önce ayrı ve parçalı duran ve hareket eden devrimci güçler, şimdi bir yandan kendi öz-bağımsız siyasetini yaratmaya çalışırken diğer yandan da ortak faaliyetler ile toplumda belli bir karşılık bulmaktadırlar.
Gerçekliğin yasalarını ve gelişim yönünü keşfeden her siyaset, doğru uygulandığında sonuç alacak etkili bir doğrultuda ilerleyebilir. Yeter ki, bu doğrultuda ilerleme iradesinde ortaya çıkacak zorluk ve sorunları çözmeye odaklanmaktan vazgeçmeyelim.
Garê Direnişi’nin irade ve kararlılığı, 8 Mart’ın öfkesi, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme açıklamasının ardından sokakları dolduran öfke, Newroz’un kitleselliği ve renkliliği 1 Mayıs alanlarına mutlaka yansıyacaktır. Şimdiden Nisan’da adımları sağlamlaştırıp büyüterek 1 Mayıs çalışmalarına hazırlanılmalıdır. Genç yürümenin gücü her tarafa yayılmalı etkisi artırılmalıdır. Devrimci kararlılık ve cesaret kuşanıldığında alt edilmeyecek zorluk, aşılmayacak engel yoktur. Özgür ve onurlu yaşamı yaratma ve yaşatma mücadelesini güçlü benimseyen, bunu yüreğinde hisseden hakikat devrimcileri, nefsine ve kibrine yenilmiş sultanları ve paşaları altedebilirler/altedeceklerdir.
Soykırım ve katliam yaşamış halklar sadece kendi acılarına ağladıkları, sadece kendi yaşadıklarını anlattıkları, herkesten kendilerini anlamasını bekledikleri için zulüm devam etti. Bugün işçiler, köylüler, kadınlar, Aleviler, aydınlar, öğrenciler sadece kendi sorun ve talepleri için mücadele edip dururlarsa mücadelenin muzaffer başarısına ulaşamayacaklar. En güçlü etkili ve sonuç alıcı yol, birleşik-ortak mücadele yoludur. İnce derelerin nehir olmasına, nehirlerin denizlere ulaşmasına ancak bu yol izlenerek varılır. Bugün işçilerin, köylülerin, kadın ve gençlerin, Kürt ve Alevilerin, farklı inanç ve dillerin yanyana, omuz omuza birlikte ortak yürümesine ihtiyaç vardır. Farklı anlayış ve fikirlere sahip devrimciler hiçbir grupsal hesaba düşmeden, hiçbir kaygı gütmeden sadece dünyayı değiştirmeyi hayal edecek bilinçle hareket ettiklerinde özgürlük hayali gerçek olur. Biliyoruz; bu manifestoyu anlamak, anlamlandırmak, bunun gerekliliğini ve zorunluluğunu kavramak, bu kavrayışa uygun ortak yürümek zor olsa da imkansız değildir. Zorluklar ve engeller ancak büyük bir amaca sahip olunarak çözüme kavuşturulur.
2016 yılında fikir olarak olgunlaşarak örgütlenen birleşik devrimci mücadele programı, yeni yeni anlamlandırılmaya ve bu yönde güçlü adımlarla yürümeye başladı. Daha yürünecek çok yol vardır. Dağlara uzanan patikalar, şehirlerin meydanlarına çıkan sokaklar adımlanmaya devam edilecektir. Zamanın ve pratiğin öğreticiliğinin, büyük bir öğretmen ve etkili bir çözüm olduğu bir gerçektir.
Ortak yürüyüş ve mücadele adım adım anlamlanıyor ve büyüyor. Çünkü gerçeği en ileri derecede, ona en yakın şekilde doğru okumaya çalışan fikir etkili olma potansiyeline ve değiştirme gücüne sahiptir.
Aynı devrimci aklı, aynı ortak devrimci irade ve kararlılığı biraraya getirenler sultanların ve paşaların korkulu rüyası haline gelecektir. Sadece özgürlüğü düşleyen ve zaferi kazanmayı hesaplayanlar büyük kazanabilir. Çünkü bu topraklarda farklı ve direngen aykırı sesin, yıkıcı sözün, ağıtların, acıların, türkülerin zalimlerde büyük korku yarattığı bir gerçektir. Bu ülkede Kürt ıslığı bile düşmanda ürküntü yaratıyorsa devrimci öfkenin yıkıcılığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Yaratılması ve başarılması gereken yegane görev, birlikte-ortak mücadele fikrini ve iradesini korkusuzca, yüksek inançla örgütlemektir. Paranın efendisi sultanların ve zulmün paşalarının en büyük korkusu burada gizlidir. Korku neredeyse cesaret tam da orada yatmaktadır. Cesareti açığa çıkarıp özgürlüğü büyütmek, birleşik mücadele güçlerin ellerindedir.
Ancak o eller, o büyük muzaffer günün yaratıcıları olabilir.
Son Haberler
Sayfalar
"Seks İşçiliği" Hakkında Bildiğiniz Her Şey Yanlış- Rachel Moran
“15 yaşında iseniz, yoksulsanız, işsizlik yardımı alamayacak yaştaysanız, o vakit geriye satacak bir tek bedeniniz kalıyor.” Oldukça zor ve yaygın görülen bir gerçekle yüzleşmiş olan Rachel Moran İrlanda’da yedi yıl fahişelik yapmış, bu zor durumdan 22 yaşında iken kurtulabilmiş.
Günümüzde bonapartist iktidar olur mu?
Egemen sınıfların siyasal temsilcisi Erdoğan’ın özellikle 2010 yılından sonra öne çıkan “tek adamlığı”, burjuva iktidarın biçimlerini de tartışmaya soktu. Bir çok yazar ve siyasal yorumcu, Erdoğan yönetimini “Bonapartizm” olarak nitelendirmeyi daha uygun buldular.
Siyasal tarihe Marx’ın getirdiği “Bonapartizm” kavramını, bir çok siyaset yorumcusu, onun içeriğini doldurduğu biçimiyle değilde, özellikle, zaman ve kapitalizmin gelişme biçiminin yanı sıra sınıflararası mücadele göz ardı edilerek, hiç bir şey değişmemiş gibi kullanılmayı sürdürdüler.
“Eski” olan Nubar Yoldaş değil, darbecilerin ikiyüzlülüğüdür-İsmail ORAL / ROJAVA
Nubar Ozanyan yoldaşımızın Rojava devrimi sürecinde şehit düşmesinin, Dünya emekçi halklarında ve Devrimci örgütlerinde yarattığı duygu,düşünce ve anlam etkileri, bilincimize, yüreğimize nakış nakış işliyor...
Nubar yoldaşımızın, bizler/yoldaşları tarafından anlatılması,hiç kuşkusuz daha içkin özelliklerine vakıf olunması açısından önemlidir, elzemdir. Ancak netice itibarı ile halihazırda buna ihtiyaç kalmadı. Zira Enternasyonal savaş cephelerinde, omuz omuza savaştığı, siper yoldaşlarının anlatımı, bizlere, Nubar yoldaşımızı ifade edecek söz hakkı bırakmadı.
ÇİRKİN KRAL`IN ARDINDAN-Özden Çiçek
Türkiye edebiyatının önemli yazarlarından İnci Aral`ın, Yılmaz Güney`in yaşamını konu alan kurgu romanı Sevgili (Kırmızıkedi Yayınevi), okurlarla buluştu.
MİT’in Cemil Bayık Harekâtı-Yavuz Özcan
“Yüzyılın Operasyonu” nasıl yüzyılın fiyaskosu oldu?
Türk yetkililerinin Süleymaniye’de PKK Lideri Cemil Bayık’ı yakalama veya öldürme amaçlı düzenledikleri “yüzyılın operasyonu” fiyasko ile sonuçlandı. Operasyon için bölgeye giden 18 kişilik MİT birimi PKK tarafından tutuklandı.
Türkiye bir yandan MİT’çilerin iadeleri için her türlü baskıyı yaparken, diğer yandan MİT görevlilerinin ifadelerinin yayınlanmasını engellemeye çalışıyor.
Kürdlerin Edebiyat Sancağı
Özgürlük tarihi, adı üstünde, sadece zalimlerden değil, mazlumlardan da hesap soran bir tarihtir.
Emperyalizme ve feodalizme vurulan hançer; HoChiMinh ve Vietnam Devrimi!
“Her zaman bizim dağlarımız/ Bizim nehirlerimiz/ Bizim insanlarımız var olacak/ Amerikan istilacıları yenilecek/ Yeni baştan kuracağız ülkemizi/ Bin defa daha güzel.”
HoChiMinh
Devrimin yükünü taşıyan Martager
Rojava’da yaşamını yitiren TKP/ML-TİKKO’nun Ermeni komutanlarından Nubar Ozanyan’ı çocukluk arkadaşı ve devrimci yoldaşı Arnos Andok anlattı. İşte Türkiye vücut güzeli seçilmesinden Gare’ye, oradan Rojava’ya uzanan bir devrimcinin soluksuz yaşam serüveni…
“Sosyal şovenizme karşı enternasyonalizmin savaşçısı oldu”(Ziya Ulusoy)
ABD emperyalizminin bölgedeki işgalleri ve savaşları, gerici iç savaşları üreterek, bölge gerici devletlerinin milliyetçi ve dinsel savaşlarını destekleyerek, bölgeyi bitmeyecek savaşlara mahkum etti.
Bu, aynı zamanda Arap ve diğer halkların ayaklanmalarını, her türden gerici savaşlar girdabı içinde boğma stratejisiydi.
Kapitalist emperyalizm, krizi sürdükçe, bu gerici savaşları sürdüreceğini ve yeniden paylaşımın felaketini de tırmandıracağını gösteriyor.
Dar dünyada özgürlük arayan Komutan Marteger Yoldaş’a…
Kendisini anlatmadan başkaları tarafından çok yönlü devrimci özellikleriyle bu kadar çok anlatılan, olumlu meziyetlerine bu kadar çok vurgu yapılan kaç yoldaş tanıdık devrimci yaşamımızda? “Devrimci, ilerici kesimler, enternasyonal devrimciler başta olmak üzere en geniş emekçiler tarafından bu kadar çok sahiplenen, saygıyla ve minnetle anılan kaç devrimci tanıdık?” diye sorduğumuzda yanıtını almak için uzun bir süre düşünmek zorunda kaldığımız bir gerçektir.
Kavgamızın engin burçlarındaki General Martager’e…
Sıradaki
Başladı işe
Bitirdi işi.
Başlarken avaz avaz bağırmadı.
Bitirdi ve:
-Gelin seyredin, diye dört yanı çağırmadı.
O milyonların milyonda biridir.
O bir sıra neferidir.
Damarlarındaki bilmem hangi soyun kanı değil.
O bir yarış hayvanı değil.
Yüzü herkesin yüzüne benzer.
Su içer ağzıyla ayaklarıyla gezer…
Onun için; başlıyan, biten, başlıyan iş var,
sorgu soruş yok.
Gidiş var.
Duruş yok.
O milyonların milyonda biridir.
O bir sıra neferidir.
Sıradakinin Ölümü
O, ne önde