“Newroz coşkusuyla gözaltı, tutuklama ve yasakları hükümsüz kılalım”
“Devrimci, demokrat, ilerici güçleri pres operasyonlarıyla sindirmeye, korkutmaya, yıldırmaya yönelik hiçbir baskı politikası bugüne kadar başarıya ulaşamadı, bugünden sonra da başarılı olmayacak” şeklinde açıklama yapan Partizan açıklaması şu şekilde sürdürdü: “Faşist Kemalist Diktatörlüğün geleneksel olarak uyguladığı katliam politikaları devam ediyor. Bugün de başta Kürt ulusu olmak üzere azınlık milliyet ve inançlara, ezilen yoksul halka, işçi sınıfına, kadınlara, LGBTİ’lere yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikaları hız kesmeden devam ediyor. Aylardır sokağa çıkma yasaklarıyla sürdürülen katliam, gözaltı ve tutuklamalar, ‘terör’ genelgeleriyle yaşama geçirilmiş durumdadır. Devlet ‘teyakkuza’ geçerek katliamlara sessiz kalmayan bütün kesimleri susturmayı hedeflemektedir.”
“Topyekun savaş konsepti…”
“Birçok şehirde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama politikaları kapsamında yürütülen operasyonlarda HDP üye ve yöneticileri, akademisyenler, avukatlar, öğrenciler gözaltına alınmış, topyekun savaş konsepti ayyuka çıkarılmıştır. Bu kapsamda Dersim merkezde Özgür Gelecek gazetesinin bürosu basılarak büro dağıtılmış, çeşitli kitap ve dergilere el konulmuştur. Özgür Gelecek ve Partizan okurlarının evleri, sabah 05. 00’te basılarak Dersim ve Elaziz’de 8 kişi gözaltına alınmış ve 5 kişi tutuklanmıştır.”
“Bu saldırılar ne ilktir ne de son olacaktır. Daha iki gün önce Aydın’da HDP’ye yapılan sözde operasyonda 5 Özgür Gelecek okuru hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmış, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılmıştır. Yine Ümraniye katliamının yıldönümü anmasına katılan YDG’li Taylan Turunç gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Bu durumu protesto etmek isteyen YDG’lilerin, İstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde yapacağı açıklamaya da saldırılmış ve 5 kişi gözaltına alınmıştır. Esenyurt ilçesinde akşam evine giderken okurlarımızın önü kesilerek gözaltına alınmış, 16 yaşındaki Ömer Uca tutuklanmıştır. Bütün bu gözaltı ve tutuklamalarla birlikte saldırı dalgası Özgür Gelecek okurlarının evleri basılarak, ölüm tehditleri eşliğinde devam etmektedir.”
“Saldırıyorlar, çünkü safımız net…”
“Saldırıyorlar, çünkü bizim safımız nettir; bizim safımız komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın işaret ettiği üzere Kürt ulusunun meşru direnişini sahiplenmek ve bu direnişi zafere götürene kadar mücadelenin öznesi olmaktır”
“Saldırıyorlar; çünkü yıllar önce başlayan korkuları kapılarını dövüyor.
Saldırıyorlar; çünkü Kaypakkaya yoldaşın direniş çizgisi bize yol göstermeye devam ediyor. Her saldırılarında karşılarında diz çökenlerle değil, halkın örgütlü gücü ve direnişi ile karşılaşacaklar. Egemenler; kılıç kalkan kuşanmış, savaş tamtamlarıyla baharın gelişini geciktirmeye çalışırken Kürt ulusu, ezilen ve yok sayılanlar, Newroz coşkusuyla yasakları hükümsüz kılmaya hazırlanıyor. Halkımızı katliam, gözaltı ve tutuklama ve yasaklamalara karşı faşizmin saldırıları karşısında birleşmeye, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”
Son Haberler
Dört Duvar Arasında Direnenler Dışarıdakiler İçin İnat Etme Manifestosudur
Yıllardır Sosyal medyada zindanları gündemde tutmak için güncel zindan haberlerini dışarıya ulaştırıp tutsak aileleri ve zindan arasında köprü olma misyonu ile tanınan bir hesapsınız. “Rojevazindanan” ismi ile dikkatleri üzerinize çekiyorsunuz. Twitter, instagram ve Facebook gibi geniş kesimlerin kullandığı bu mecraların hepsinde aynı anda aynı haberleri paylaşmanız da ayrıca emek isteyen bir çalışma. Biz Kaypakkayahaber sitesi olarak kitlesel refleks ve duyarlılık yaratmaya çalışan bu hesapları daha da iyi tanımak babında bir röportajı gerçekleştirmek istiyoruz.
Zafer ve yenilgilerle dolu bir tarih! Yarım Asırlık Mücadele Yolumuzu Aydınlatıyor
Proletarya partisinin kuruluşunun ve mücadeleye atılışının 50. yılındayız. Bu süre içinde mücadelesini kesintisiz sürdüren proletarya partisi, onu var eden koşullar devam ettikçe kuşkusuz varlığını devam ettirecektir.
Sınıf bilinçli proletaryanın öncü müfrezesinin ülkemizdeki varlık nedenleri, sistemin çöküntü içine girdiği günümüz koşullarında kendisini çok daha yakıcı dayatır duruma gelmiştir. Ve elbette ki proletarya partisi üstlendiği tarihsel rolü yerine getirecektir. Çünkü onun mücadelesine yol gösteren sağlam temellere dayalı ideolojik-politik pusulası vardır.
Eski sloganlar bugüne hitap etmiyor…(İsmail Cem Özkan )
Eski sloganlar atılıyor, eskisi gibi heyecanlı değil, çünkü ortam ve zaman değişmişti, eski sloganların ruhu da çoktan bizi terk etmişti... İnat ile eskiden kalan sloganlar atılıyordu ama o sloganlar bugünün sorununa yanıt vermiyor, sadece eski arkadaşlara "biz ayaktayız, yok olmadık, gelin bir arada olalım!" çağrısıydı. Fakat çoktan ayrılmıştık, ruhen bir arada ama eskinin yaratılmış öyküleri de abartılarak anlatılırken gerçeklikten uzaklaşmış ve eskinin yeniden yaşayacağı iyimserlik dışında bir arada olacağımıza dair her hangi bir şey söz konusu değildi...
Siyaset Yapma Tarzımız ve Verili Koşulların Önemi Üzerine
Son dönemlerde kurumlarımızın yaptığı konferanslarda, basın açıklamalarında `Verili koşullar` dan bahsediliyor. Verili koşullardan kasıt, somut koşulların somut tahlili.
Ölümsüz(ümüz)dür NÂZIM HİKMET[1]
“Pişman değilim yaşadıklarımdan,
öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.”[2]
“Ew çend giringî pê bide jiyana xwe ku di/ heftêyem de jî wek mînak çandina darzeytûnê bibe// Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,/ yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin,” dizelerinin hakkını bir komünist gibi yaşayarak verdi. Eylül 1961’in Doğu Berlin’indeki, “sözün kısası yoldaşlar/ bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da/ insanca yaşadım diyebilirim,” demeyi de sonuna kadar hak etti…
Türkiye’de Durum: Çürüme ve “Çökme!”
Açıklama: Aşağıdaki makale Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist Merkezi Yayın Organı Komünist’in Mayıs/2022 tarihli 76. sayısından alınmıştır.
İnsanî Mecburiyet(İmiz)dir Aşk[*]
“Güzelliğin beş para etmez,
bu bendeki aşk olmazsa.”[1]
Lev Tolstoy’un “Gerçekten aşk var mı?” sorusu bana hep itici gelmiştir; William Faulkner’in, “Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı,” tespiti gibi.
“Neden” mi?
Var olmayan şey soru(n) da ol(a)maz, ders kitaplarına da gir(e)mez…
SADAT
Son günlerde gündem olan SADAT ve Özel Savaş Şirketleri'ni, yeni yayınlanan “EMPERYALİST TÜRKİYE” (El Yayınları) kitabımda ele almıştım. Oradan kısa bir bölümü yayınlıyorum
Türk Tekelci Devleti’nin Paramiliter Gücü[1]
Yusuf Köse
TKP-ML -MKP: Cesaretimizin Sönmeyen Meşalesi Komünist Önder İbrahim KAYPAKKAYA Ölümsüzdür!
Dostlar, Yoldaşlar;
Bugün burada, ülkemiz devriminin önderini, kökleri asla sökülmemecesine toprağın derinliklerine işlemiş bir geleneğin yaratıcısı İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anıyoruz.
Bugün burada, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in usta bir öğrencisi olan komünist önderimizi anıyoruz.
İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır zindanlarında işkenceyle katledilmesinden bugüne kadar geçen 49 yıl içinde gerek mücadele yaşamı gerekse de ileriye sürmüş olduğu tezler nedeniyle güncelliğini korumaktadır.
Anlamak, Hatırlamak Zamanıdır Şimdi[*]
“-Prometheus: Ölüm kaygısından kurtardım ölümlüleri.
- Koro: Nasıl bir deva buldun bu derde karşı?
- Prometheus: Kör umutlar saldım içlerine.”[1]
O sadece kasketli değil; kasketin en çok yakıştığı insandı.
Benjamin Franklin’in, “Bazıları 25’inde ölür ama 75’ine kadar gömülmezler,” saptamasını tekzip eden bir mücadelenin, direncin, tarihin -ve elbette acının- adıydı.