Salı Ekim 13, 2026

MİT’in Cemil Bayık Harekâtı-Yavuz Özcan

“Yüzyılın Operasyonu” nasıl yüzyılın fiyaskosu oldu?
 
Türk yetkililerinin Süleymaniye’de PKK Lideri Cemil Bayık’ı yakalama veya öldürme amaçlı düzenledikleri “yüzyılın operasyonu” fiyasko ile sonuçlandı. Operasyon için bölgeye giden 18 kişilik MİT birimi PKK tarafından tutuklandı.
Türkiye bir yandan MİT’çilerin iadeleri için her türlü baskıyı yaparken, diğer yandan MİT görevlilerinin ifadelerinin yayınlanmasını engellemeye çalışıyor.
MİT’in Cemil Bayık operasyonu ile öncelikle savaşta psikolojik üstünlüğü ele geçirmeyi, ardından PKK ile Güneyli güçleri topyekün bir iç çatışmaya çekerek Güney’deki referandumu engellemeye ve nihayetinde de İran ile birlikte Kandil’e yönelik bir Sri-Lanka modeli operasyon düzenlemeyi planladığı bildiriliyor.
 
Öte yandan MİT’e atfedilen PKK karşıtı faaliyetler de devam ediyor. Bu kapsamda geçtiğimiz gün Mahmur Kampı’na yönelik bombalı saldırı yapıldığı ve iki kamp görevlisinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.
 
Cemil Bayık daha yakalanıp getirilmeden kamuoyu hazırlanmaktaydı. Ümmet kurban bayramıyla birlikte bir başka bayrama hazırlanıyordu. Esas kurban Bayık olacaktı. Bayram tatili 10 güne çıkarılmıştı. Bunun sebebi Bayık’tı. Bir gazeteci devletin resmi ajansının 28 Temmuz’da önce servise koyduğu sonra geri çektiği şu haberi yolladı:
‘Elazığ'ın Keban ilçesine bağlı Aşağıçakmak köyünde yaşayan terör örgütü PKK'nın iki numaralı ismi Cemil Bayık'ın babası Mustafa Bayık, "Cemil benim için 33 sene önce ölmüştür. Onun yüzünden akrabalarım ve köydeki komşularım benimle konuşmuyor. Yakalanırsa ona hesap soracağım" dedi. ''Cemil Bayık yakalanırsa görüşür müsün?'' sorusuna ise Mustafa Bayık, "Yanına gidip 'Neden böyle yaptın?' diye hesap soracağım" yanıtını verdi.’ Tüm bunlar 28 Temmuz 2 Ağustos 20017 tarihleri arasında oluyor.
 
Yani Türk medyası ise çok önceden Cemil Bayık’ın yakalanıp getirileceğine emin bir şekilde hazır manşetlerle bekliyordu.
ABD Savunma Bakanı James Mattis 23 Ağustos’ta Ankara’yı ziyaret ettiğinde, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldiğinde bu konu kendisine aktarılmış ve yardım istenmişti. Güvenilir kaynaklar  hem MİT personelinin geri alınması ve PKK yöneticilerine yönelik operasyonlarda kendilerinden destek beklediklerini belirtmişler, ancak Mattis’in bu operasyonlarda destek önerisini kesin bir şekilde reddettiğini ve böylesi operasyonların Kürdler arasında önü alınamaz çatışmalara yol açacağını ve bununda DAİŞ’e karşı mücadelede büyük zaaflar yaratacağını belirterek reddettiğini belirtiyor.

KBY’den bir istihbarat yetkilisi şöyle anlatıyor: ‘Cemil Bayık başta olmak üzere PKK yöneticilerine yönelik kaçırma ve suikast için Türk istihbaratı Mayıs ayından beri yoğun bir çalışma içinde olduğunu gözlemledik. Defalarca kendilerini uyarmalarına rağmen bu faaliyetlerinden vazgeçmediler ve Temmuz ayı itibarıyla Süleymaniye ve çevresinde hissedilir şekilde yoğunlaşmaya başladılar. Batufa yakınlarında 2 Türk subayının bindiği bir araçta patlama meydana geldi ve bu iki subay öldü. Olay Türk birliğine çok uzak olmayan bir alanda meydana gelmişti. Araç vuruldu mu veya Batufa’ya getirdiği askeri muhimatın patlaması sonucu mu oldu, tam olarak tespit edilemedi. Türk istihbaratının hedef aldığı Kandil bölgesine yakın Kortek ve Selengete alanlarıydı. PKK’nin gerek Süleymaniye’de gerekse de Güney’in değişik alanlarında kendini hissettirecek ağırlıkta bir çalışması ve kitlesi var. Türk Cumhurbaşkanı PKK’nin lider kadrosunu almayı veya vurmayı yıllardır istiyor. Bu nedenle burda çalışan onlarca Türk şirketlerinde yüzlerce Türk istihbarat elemanı çalıştığını zaten biz de dünya alem de biliyor.”
Son olarak 3 Ağustos’da Cemil Bayık’ın bel ağrısı şikayetiyle Süleymaniye’de bir hastanede tedavi olacağı bilgisi alan MİT Dokan’a yerleşmişti. Buradan operasyonu sevk ve idare eden PKK Masası şefi ve Dış Operasyonlar Masası şefi ile kendilerini koruyan 16 MİT elemanını, (bunlardan Erbilli iki eski PKK kadrosu) PKK Dokan kasabasındaki bir evde tutukluyor.
MİT yetkililerinin uzerinde diplomatik pasaport, para, belge ve silah çıkıyor. Toplam 18 kişinin tutuklandığı bildiriliyor. Türk hükümeti olay sonrası derhal harekete geçerek Neçirvan Barzani ile YNK yöneticilerinden MİT’çilerin serbest bırakılmasının sağlanmasını istedi. Sonuç alamayınca Ankara’daki YNK Temsilcisi Behruz Gelali ve 80 Süleymaniyeliyi sınır dışı ettiler. Neçirvan Barzani’yi Ankara çağırdılar sorunu halletmesi için Kandil’e giderek PKK yetkilileriyle görüşmesini istediler ancak bundan da bir sonuç alınamadı.

Türkiye’deki güvenilir gazeteciler ise, Bayık’ın kaçırılmasının hazırlıklarının uzun zamandan beri yapıldığı ve operasyonu bizzat Erdoğan ve Hakan Fidan’ın yönettiğini iddia ediyor. İkisinin de görüntülü telefonlarla iki MİT yetkilisiyle görüştüklerini ve kaçırılma anını canlı olarak izlemek istediklerini belirtiyorlar. Obama’nın Ladin operasyonun canlı izlemesi gibi!
PKK tarafından yakalanan iki MİT yöneticisi Hakan Fidan’ın yardımcıları ve PKK’ye yönelik yapılan tüm operasyonlardan sorumlu veya haberdar oldukları ve Paris’de Sakine Cansız ve arkadaşlarına yapılan suikasten de birinci derecede sorumlu oldukları iddia ediliyor.

Gazeteciler ABD’nin de Bayık’ın alınması gibi bir operasyona sıcak bakmayacağını savunuyor. Türkiye’nin bu şekilde PKK ile YNK ve KDP’yi çatıştırmak istediğini ve Kürdler arası korkunç bir iç savaş çıkarmayı hesapladığını, ABD’nin böyle bir gelişmeye seyirci kalmayacağını belirtiyorlar. Önemli bir amacın da Kürdler arası çatışmayla referandumun yapılmasını engellemek olduğu belirtiliyor.

Süleymaniye’de bir başka güvenilir kaynak ise, olayın gelişimini şöyle aktarıyor:

MİT, geçtiğimiz yıl PKK’nin Kandil’de kalan ve Cemil Bayık’a yakın olan PKK içindeki iki ajanından söz konusu operasyon ile ilgili çalışma başlattı. Aynı zamanda PKK istihbaratına çalışan ve o döneme dek MİT’e önemsiz bilgiler vererek bağlantıyı koruyan bu iki kişi Bayık’ın bilgisi dahilinde MİT’i yönlendiren istihbaratlar verdi.

Operasyonun siyasi ve uluslararası boyutu da vardı. Bayık alınabilirse, aynı zamanda İran ile birlikte Kandil’e yönelik genel bir askeri operasyon yapılması planlanmış, bu amaçla İran Genelkurmay Başkanı Ankara’ya geldi. Söz konusu operasyon için geçtiğimiz yıl KDP ve YNK’nin bilgisi dahilinde bölgeye bu gizli operasyonda çalışacak ekipler yollandı. Ancak bu güçler operasyonun mahiyetinden haberdar edilmedi. İşadamı, gazeteci, işçi vs kılıklarla Süleymaniye ve çevresindeki alanlara  birkaç ekip yerleştirildi.
Bayık, Ağustos veya Eylül ayında Süleymaniye’de bel fıtıkı ameliyatı olacağı yolunda MİT’e manilpülatif bilgiler yolladı. MİT’in PKK içindeki ajanları sürekli operasyonun mümkün olduğu, ve Bayık’ın yakında gizlice Süleymani’ye geçeceğini, koruma önlemlerinin aşılabileceği yolunda rapor verdi.
Bunun üzerine MİT operasyonun yapılması için düğmeye bastı. Ve biri Kürd Meselesi Masası Başkanı, diğeri PKK Masası Başkanı iki Müsteşar yardımcısı bölgeye geldi.

MİT yöneticileri, operasyonun detaylarını görüşmek için PKK içindeki ajanlarla randevulaştı. Dokan Kasabasında bir evde görüşülen MİT’çilerin ses kayıtları da alındı, ardından bölgede tedbir alan PKK istihbaratı üyeleri MİT’çileri bir operasyon ile evde tutuklayarak, araçlarla dağlık bölgeye götürdü.
MİT elemanlarının sorgularında gerek bu operasyon ve gerekse MİT’in bulaştığı tüm işlerle ilgili geniş bilgiler verdi.

Olayın ardından Türk yetkililer YNK ve KDP’den MİT’çilerin herhangi bir şekilde PKK’den alınmasını istedi ancak bu mümkün olmadı.
Ardından PKK, MİT’çilerin ifadelerinin yayınlanması ihtimalinden söz edince araya İran’ı soktu ve ifadelerin kamuoyuna yansımaması için PKK’ye baskı yapılmasını istedi.

PKK’nin bir süre sonra karşılığını alması koşulu ile MİT’çileri serbest bırakabileceği bildiriliyor.

Bahsi geçen MİT’çilerin başta Sakine Cansız’ların katli olmak üzere üzere çok sayıda suça bulaştıkları bildiriliyor.

Bazı Kürd kaynaklarıda PKK ile devlet arasında yoğun bir görüşme trafiğinin olduğunu , MİT görevlileri önümüzdeki günlerde serbest bırakılabileceğini belirtiyorlar. 

50702

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Nurhak Ayaktayken “Öldü Mü Denir Onlara”?![*]

“Uyan ey köşem bucağım

Kırıkkolum iğriboynum
sağırkapım-dilsizim
Vaktidir direnmenin
Vaktidir şimdi.”[1]
 
Atillâ İlhan’ın, “bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı/ güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı/ hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı/ gittiler akşam olmadan ortalık karardı,” dizelerindekilerdendiler…

Filistin’e Uluslararası Destek İçin Ortak Deklarasyon

Filistin’deki son olaylar, Mescid-i Aksa’da ve Kudüs’teki komşu Cheikh Jarray Mahallesinde İsrail’in sömürgeci şiddetiyle bağlantılı olarak, Filistin davasına mümkün olan ve gerekli tüm biçimlerde daha fazla enternasyonalist desteğe ihtiyaç duyuyor.

Mütevazı ama iddialı

Tansiyonu hiç düşmeyen bir dünyada, ortalamanın hep üzerinde seyreden ateşiyle, gündemi sürekli yüklenen bir ülkede mücadele veriyoruz. Dünyada savaş ve çatışmaya, kriz ve bunalıma dair ne varsa dolaysız biçimde içindeyiz.

Böyle olduğu için, sürekli saldırgan bir düşmanla mücadele ediyoruz. Olayların gelişim hızı ve çeşitlenme derecesi ile saldırıların yoğunlaşma oranı, işlerin faşizm açısından yolunda gitmediğinin açık kanıtlarını oluşturuyor.

2 Temmuzda Tutuştu Bedenim (Nubar Ozanyan)

Yüzünü dönme! Bak bana! Sivas’ta yanan bendim. Yazardım, sanatçıydım, bilge Aleviydim. Alınteriyle yaşayan onurlu bir emekçiydim. Bir gündüz vakti yaktılar bizi otel koridorlarında. Bir gündüz vakti yaktılar Sivas’ın ortasında.

Aklın, dinin; dinin de zulmün hizmetinde olduğu bir ülkede faşist devlet aklıyla benden öncekiler gibi katledildim.

İktidar, Pandemi ve Aşı: Yunanistan’la “yaz aşkı”…

Tarih boyunca insanların kitlesel olarak hastalanmasına ve ölümlere neden olan bulaşıcı hastalık ve salgınları, mevcut sistemlerden bağımsız değerlendirmek, “doğal”mış yaklaşımı sergilemek yanlıştır.

Her ne kadar hastalıklar veya salgınlar “kader”, “olası” vb. gibi görünse de esasta sömürücü sistemlerin doğal döngüde yarattığı tahribat ve bu tahribatın birikiminden kaynaklanmaktadırlar. İşin ilginç yanı egemenlerin bir taraftan bu tahribatı derinleştiren politikalarda ısrar ederken diğer taraftan da “sağduyu”, “fedakarlık”, “dikkat” vb. çağrılarla topluma duyar kasmalarıdır.

Madımak’ta Yakılıp Yıkılan Hepimizdik[*]

 

“İnsan ışığı görmez, ışıkla görür.”[1]

 

“Recorder, anımsamak; Latincesi ‘re-cordis’, yani kalbi delip geçmek,”[2] demekmiş. Doğrudur!

Dört yüzyıl önce Giordano Bruno’nun, Roma’da diri diri yakılmasını; Nazilerin “Kristal Gecesi”ni daha nicelerini anımsatan Madımak’dan (#unutMADIMAKlımdan) her söz ettiğimizde anımsamanın “kalbi delip geçmek” olduğundan şüphesi olan var mı hâlâ? Varsa ne yazık!

Ne Geçmiş Tükendi Ne Yarınlar… (1920’lerden 1970’lere Devrimci Kadınlar)[*]

 

 

“Yaşamak;

Teslim olmadan,

Boyun eğmeden,

El etek öpmeden yaşamaktır.”[1]

 

2 Temmuz’un karanlığını Devrim aydınlatır!

Alevi sanat festivalinin ikinci günü olan 2 Temmuz 1993’te, binlerce cihatçı, yaklaşık yüz Alevi sanatçının kaldığı bir otelin önünde toplandı. Yaklaşık bir saat sonra otel ateşe verildi.

Otelde bulunanlar, faşist güruhun otele girememesi için kapı önüne barikat kurdular fakat bu kez de pencerelerden atılan binlerce taşın kurbanı oldular.

Polis, olay yerinde bulunmasına rağmen kalabalığa müdahale etmeyerek otelin içinde bulunan insanların katliama uğramasına an an ‘seyirci’ kaldı.

KKB Savaşçısı Avaşîn Ateş: LGBTİ+ları saflarımıza katılmaya çağırıyoruz!

Onur ayı vesilesiyle Rojava’dan KKB’li savaşçı Avaşîn Ateş’le LGBTİ+lara yönelik saldırıları, emperyalist politikaları, devrimci ve komünistlerin LGBTİ+lara bakışına dair konuştuk.

– Merhaba, öncelikle seni tanıyalım. Bize kendinden bahseder misin?

Zilan ( Nubar OZANYAN )

Özgürlüğe dair yapılan ve söylenen her şeyin tarihin bir parçası olduğu zorlu bir süreçten geçiyoruz. Her özgürlük savaşçısının yaşamı ve savaşımı, tarihin önemli bir parçasıdır. Heval Zilan, 30 Haziran 1996 tarihinde Dersim'de soykırımcı-Kemalist devlet güçlerine yönelik fedai eylemi ile tarih yazdı. Özgürlüğe ve ideallerine son derece tutkun, yaşama ve halkına sevdalı bir militanın nasıl tarihsel bir rol oynayabileceğini öğretti bizlere.

ANALİZ | KDP’NİN TC AŞKI!

TC devletinin Irak Kürdistanı'na yönelik işgal amaçlı saldırıları devam ediyor. TC zaten Hewler ve Musul'la ilgili hayallerini sürekli tekrarlıyor.

TC devleti, Irak Kürdistanı’na yönelik saldırılarının sonuncusunu 23 Nisan 2021’de başlattı. TC ordusunun, 23 Nisan’da Irak Kürdistan Yönetim Bölgesi (IKYB) toprakları içerisinde yer alan Metina, Zap ve Avaşin-Basyan’da gerillaya karşı Pençe-Şimşek, Pençe-Yıldırım isimleriyle kara ve hava harekatını başlattığını bizzat Savunma Bakanı basına yaptığı açıklamayla duyurdu.

Sayfalar