Çarşamba Eylül 30, 2026

Mehmet Serhat Polatsoy tahliyesini istiyor

Polis baskısı sonucu alınan gizli tanık ifadesi ve "bombalı çuval" komplosunun deşifre olmasına rağmen bir yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutulan  Kürt siyasetçi Mehmet Serhat Polatsoy,  20 Ağustos günü Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6. duruşmasına çıkıyor.

Zaman zaman çeşitli muhalif internet sitelerine yazılar da yazan Polatsoy, Mayıs 2013 tarihinde Emniyet’in komplosu sonucu tutuklandı. Davanın en büyük delili olarak gösterilen gizli tanığın, polisin şantajı sonucu gizli tanık olduğunu mahkemede itiraf etmesine rağmen Polatsoy bir yılı aşkın bir süredir hapiste tutuluyor.

SİGARA ÇUVALI ‘PATLAYICI’ ÇUVALINA NASIL DÖNÜŞTÜ?

Polisin hazırladığı fezlekelere göre, her şey 30.04.2013 tarihinde, saat 09.45 sıralarında Urfa Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne e-posta ile yapıldığı iddia edilen bir ihbarla başladı.

Suruç Yolcular köyü yolu üzerinde toprak altında bulunan üç çuvalda patlayıcı madde bulunduğunu savunan bu ihbar, polisler tarafından dikkat çekici biçimde hemen aynı gün değerlendirildi. Söz konusu bölgeye bir ekip gönderildi.

Olay yerinde ne bir savcılık incelemesi yapıldı, ne de bir balistik rapor çıkarılmadı. Polis fezlekesine göre, 2 Mayıs tarihinde “şüphelilerin tespit edilmesi amacıyla” çuval içerisine sinyal vericiler yerleştirilerek aynı yere yeniden gömüldü.

28 Mayıs 2013 tarihinde ise, aralarında Serhat Polatsoy ve ağabeyinin de bulunduğu 6 kişi “örgüt üyesi olma, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” iddiasıyla tutuklandı.

35 yaşında ve 2 çocuk babası Mehmet Serhat Polatsoy, gönderdiği mektupta yaşadığı ekonomik sıkıntılar ardından ‘sınır ticareti’ yapmaya başladığını ve sözü edilen 3 çuvalı da sigara çuvalı diye teslim aldığını belirtiyor. 

Kendisini ‘kaçakçı’ olarak tanıtan kişilerin de komployu kuranlardan biri olduğunu sonradan öğrendiğini söylüyor. 

Gözaltında tutulduğu üç gün boyunca ne kendisinin ne de abisinin sorgulandığını yazan Polatsoy, buna karşılık polisin gözaltına alınan diğer 4 kişiye, “Serhat’ın üzerine ifade verin” şeklinde baskı yaptığını söylüyor.

İddianamede delil olarak patlayıcıdan çok katıldığı demokratik eylemlerin, Kürt meselesi hakkında yazdığı değerlendirmelerin ve özellikle Fethullah Gülen ile Cemaat hakkında yazdığı yazıların yer alması dikkat çekerken, dosyadaki en büyük delil ise KCK davalarında çokça rastlanan ‘gizli tanık’ unsuruna dayandırılıyor. Polatsoy da tutuklu bulunduğu Urfa cezaevinde, gizli tanığın beyanlarından yola çıkılarak ikinci bir bomba olayının üzerine yıkıldığını avukatı aracılığıyla öğreniyor.

GİZLİ TANIK ŞANTAJI İTİRAF ETTİ AMA…

Emniyet tarafından Abuzer kod ismi verilen gizli tanık, Mehmet Serhat Polatsoy’un esnaf olan arkadaşı A.O.’dan başkası değil. Dosyada önemli bir tanık izlenimi yaratmak için, “Öz Savunma Birlikleri üyesi” olarak gösterilen Abuzer kod isimli A.O, Diyarbakır 8. Özel Yetkili Mahkeme’de görülen davada, polisin şantajı sonucunda gizli tanık olduğunu ve ifadeyi kabul etmediğini belirtse de, bu beyan, 5 kişinin tahliye edildiği davada Mehmet Serhat Polatsoy’un tek tutuklu olarak kalmasının en büyük delili sayılıyor.

Gizli tanık hususunun meşru olmadığını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2003 yılında verdiği Martin kararını örnek vererek hatırlatan Polatsoy’un avukatı  Mehmet Serdar Gökkan, üstelik Polatsoy dosyasındaki gizli tanık A.O.’nun mahkemede alenen gizli tanıklığından vazgeçtiğini, böylelikle davanın dayandırıldığı delilin de çöktüğünü belirtti.

A.O.’nun gizli tanıklığının gizli tanık koruma kanununa göre bile işletilmediğine ve bu nedenle gizli tanıklığının meşru bir konuma dayanmadığına dikkat çeken Gökkan, “A.O. sadece belgelerin altına imza atmıştır ve bunun sonucunda, tüm tutukluların tahliye edildiği bu dosyada Mehmet Serhat Polatsoy tutuklu kalmıştır” diye konuştu.

OLAY YERİNDE SAVCI OLMAZSA…

 Bir kişinin ihbarıyla ortaya çıkan çuval hikayesinin de şaibeli olduğunu dile getiren avukat Gökkan , “Çuvalın üzerinde herhangi bir balistik inceleme de yapılmıyor. Üstelik, yargılamanın salahiyetini, yetkisini önemini göze alarak bir inceleme yapıldığını ve söz konusu yerde bomba bulunduğunu düşünürsek, o zaman konu hakkında bilgilendirilen cumhuriyet savcısının olay yerine intikal etmesi gerekmez mi? Bunun nedenini sorduğumuzda ise bize cumhuriyet başsavcısının güvenliği olmadığı için oraya götürülmediği söyleniyor. Bu mümkün mü? O bombalar dosyanın gerçek deliliyken, bu delilleri objektif bir biçimde toplamak konusunda görevli olan cumhuriyet savcısı nasıl orada olmaz ve neden devlet o savcının güvenliğini almadı?” dedi.

Bu koşullarda müvekkilinin ancak sigara kaçakçılığından yargılanabileceğini belirten Gökkan, müvekkilinin derhal serbest bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

Oğlunun serbest bırakılması için 1 yıldır çalmadığı kapı kalmayan Abdurrahman Polatsoy ise oğluna yönelik bu komplonun bertaraf edilmesini istiyor.  8 kişiden bir tek oğlunun tutuklu kaldığına dikkat çeken Baba, Serhat’ın cezaevinden yankılanan “Hawar”a (çığlığa) sahip çıkılmasını istedi.

Bir komplo sonucu gözaltına alınıp, tutuklanan ve 9 aydır çıkarılacağı mahkemeyi beklemekte olan Mehmet Serhat Polatsoy’un kronik alerjik astım, kronik akciğer hastalığı ve gastrit-ülser gibi değişik hastalıkları var.

101950

1918 Bir aşk destanı

1918'de Kars, Iğdır ve Ağrı'da, asırlar boyu kapı komşu olan Kürtler, Türkler ve Ermeniler arasında patlak veren korkunç savaşta hazin bir aşk yaşandı. Lilya, güzeller güzeli Erivanlı bir Ermeni kızıydı; Zürbe ise Lilya ile aynı köyden olan bir Kürt delikanlısıydı.

"Akılları ve vicdanları esir alan bu korkunç savaşın

Bir gün kendi hayatlarını da yağmalayacağını bilmeden

Zorbalığın hükümdar olduğu o dehşet dolu günlerde

Mezun oldular

Cıvıl cıvıl hayallerle süsledikleri Tiflis Üniversitesi’nden"

Secim sonuclarinin kaba bir analizi ve ana basliklar

Secim sonuclarının kaba bir analizi ve ana baslıklar;

Bir ulusun başına gelen Büyük Felaket, Bir coğrafyanın tanıklık ettiği, unutulamayacak bir yıkım…

Üzerinden yüzyıl geçmiş olmasına sadece bir yıl kaldı, o Büyük Felaket’in, o acımasız talanın ve o amansız soykırımın.Dillerin lal olduğu, kulakların tıkandığı, gözlerin kapatıldığı zamanlar hiç eksik olmadı bu yüzyıl boyunca. Ama hiçbir şeyin gücü yetmedi, bir ulusun acısını dindirmeye, soykırımla çoraklaştırılmış bir coğrafyanın kaderini değiştirmeye.
İşte, bugün vicdanlarda bir kez daha mahkum ediliyor, bir kez daha lanetleniyor, bir ulusun maruz bırakıldığı o acımasız yıkım ve kırım.

Bu acı hepimizin acısıdır !

  

 20.yüz yıl , İnsanoğlu'nun  soykırımlara tanık oldukları en karanlık dönemlerdir.

TMLGB'den 24 Nisan açıklaması!

"Tükenmeyen Gücümüz Partimizdir Öncümüz!

Türk, Kürt ulusları ve azınlık milliyetlerden, çeşitli mezhep ve inançlardan; ezilen cins ve kimliklerden işçi sınıfının, emekçi yığınların, köylülerin, halk gençliğinin; karanlığa mahkum edilmek istenen ve aşağılan, yok sayılan, hor görülen yığınların kızıl sancağı partimiz 42 yaşında.

Ekonomik gelişme Güney Kürdistan

Günümüzün alternatifsiz global kapitalizm koşullarında ülkeler arasındaki gelişmişlik farklarını ve bu farkları yaratan dinamikleri belirleyen şey nedir?

UKRAYNA’DA YAŞANAN İKTİDAR KRİZİ VE KIRIM ÖZERK BÖLGESİ’NİN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ BİZLERE NE ANLATIYOR!

Emperyalist güçler arasındaki rekabet ve hakimiyet dalaşı, bir asırı aşkın bir zamandır devam etmektedir.Yaşadığımız yüzyıl, katliam, zulüm ve sürgün yüzyılı olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda otuz milyona yakın insan katledilmiştir. Başta kadınlar ve çoçuklar üzere, milyonlarca  insan yerinden yurdundan edilmiş, zoraki göçe ve sürgüne maruz kalmıştır. Bu insanların mallarına, mülklerine büyük bir  açgözlülükle el konulmuş, hakları gasp edilmiştir.

Her Yerde Fişleniyoruz!

Ülkemizdeki kurumların tümünde, yani hükümet, belediye ve kamu kuruluşlarının hepsinde Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, diğer tüm farklı inançsal, etnik kimlikler ve farklı tercihlere sahip kesimler fişleniyor, baskı altına alınıyor ve asimilasyona tabi tutuluyor. 

AVM,ler diğerleri ve kent haklari …[*]

“Ben buyum dersin arkadaş Ceketim sol omzumda.”[1]

 

“Kayseri’de bir otelde kalıyordum, civarda yapacak ne var diye sorunca ‘AVM’ye gidin’ dediler. Böyle olması doğal, insanların eline kredi kartını veriyorsun, başka bir hobisi yok. Çocukları evde patırtı kopartıyor. Ne yapacak? Tiyatroya değil AVM’ye gidecek tabii.”

Ya da,

SEVAN’IN tashih ettigi yanlislar manzumesi[1]

“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yöneltilmiş bir tehdittir.”[2]

Kelimenin geniş ve dar anlamında Sevan soykırım mağdurudur.

Kolay mı? 1915 soykırımından kurtulanlardan Sevan, “arazisinde kaçak yapı inşa ettiği gerekçesi”yle(!), 2015’e yani 100’e bir kala enterne edilen bir Ermeni’dir…

Bundan ötürü, Max Weber’in tanımıyla “fiziki şiddet tekelini” elinde tutan devletin mağduru olan ve demir parmaklıklar ardına kapatılan Sevan ile -kimi görüşlerine ve davranışlarına kesinlikle katılmasam da- dayanışma içindeyim…[3] 

ABD "Arka Bahçesi"nde Gül İstemez

Venezuela  Dersleri:

Sayfalar