Pazartesi Ekim 19, 2026

Manipilasyonun Merkezinde Bu Kez MHP mi Var-Fehim IŞIK

Zorlu bir seçimi geride bıraktık. Gün boyu izlediğimiz seçim mahallerinde, özellikle Urfa’nın Suruç ilçesinde ciddi seçim ihlalleri yaşandığına birçok muhabir arkadaşımız, birçok seçmen tanık oldu. Bu ihlalleri görmeyen bir tek AKP medyasıydı ki bu medya da Türkiye’deki medyanın neredeyse yüzde 95’ini oluşturuyor.

Tüm bu saldırılara karşın diğer seçimlerden farklı olarak gözlenen şuydu denebilir: Muhalefet sandık başında iyi örgütlenmişti. İhlalleri engelleme noktasında olmasa bile en azından ihlalleri teşhir etme noktasında tek bir köşeyi açık bırakmamıştı.

Asıl oyun yine sandıklar açıldıktan sonra yaşanmaya başlandı. Anadolu Ajansı yine şaşırtmadı. Herkes umudunu Adil Seçim Platformu’nun verilerin maniplasyonunu engellemeye dönük olarak paylaşacağı sonuçlara bağlamıştı. Adil Seçim Platformu'nun saha örgütlenmesi de bunu yapacak güçteydi. Ancak o da olmadı. Sahada güçlü olan, neredeyse her sandıkta görevlisi bulunan 4 partinin birlikte oluşturduğu Adil Seçim Platformu’nun oluşturduğu sistem, ilk dakikasından itibaren çöktü veya çökertildi. Sahada iyi olan Adil Seçim Platformu dijital olarak iş yapamaz hale geldi. Verileri belli aralıklarla sosyal medya üzerinden paylaşmakla yetindi. Hal böyle olunca Türkiye, YSK’nin ulaşılamayan, Anadolu Ajansı’nın ise yüzde 70’lerden başlayıp yüzde 52’lere kadar indiği verileri ile başbaşa kaldı.

Anadolu Ajansı’nın girişimi etkili oldu ki henüz sayım sonuçlanmamışken, YSK geçici sonuç dahi vermemişken Erdoğan suratı asık da olsa, zaferini ilan etti. Şimdi beklenen Erdoğan’ın Ankara’da nihayi balkon konuşmasını yapması. Sürpriz bir gelişme yaşanmaz ise Erdoğan o konuşmayı da yapacak gibi. İnce cephesinden gelen bilgiler ise YSK’nin geçici sonuç açıklamasının beklendiği yönünde.

Tüm bunlar bir yana. Seçimin en açık olan yanı Anadolu Ajansı’nın algı oluşturmaya yönelik girişimiydi ki son 3 seçim bu noktada Anadolu Ajansı’nın epey deneyim kazandığını bize gösteriyor.

Önceki seçimlerde yüzde 70’lerde başlayıp yüzde 42’lere kadar inen Anadolu Ajansı bu kez yüzde 69’dan başlayıp yüzde 52’ye kadar indi. İlginç olan MHP’nin oy oranının neredeyse hiç değişmemesi oldu. MHP, Anadolu Ajansı’nın açıkladığı ilk sonuçlarda yüzde 12’lerdeydi. Herkesin oyları patır patır değişirken MHP yüzde 11’den gıdım aşağı inmedi.

HDP’ye dönük de Anadolu Ajansı bilindik oyununu sergiledi. Yüzde 6’larda başlayan HDP oyu, önce küçük yüzdelerle adım adım yükseldi. Nihayet baraj sınırına gelip dayanan HDP’yi, Anadolu Ajansı uzun süre yüzde 9,9 bandında tuttu. Ondan sonra HDP yüzde 11,5’e kadar çıktı. Yazının yazıldığı anlarda kesin olan şu ki HDP barajı aştı ve en az 67 vekil çıkardı.

Peki, nasıl olurda Erdoğan, AKP, Cumhur İttifakı beklenenin bu kadar üstünde, İnce ise beklenenin altında oy alır?

En önemlisi de seçimde tek bir miting yapmayıp birkaç kapalı salon toplantısı yapmakla yetinen MHP’nin marifeti neydi ki yüzde 11’ler civarında oy aldı?

Hele İYİ Parti ile MHP’yi ayrı cephelerde de olsa bir arada görünce, Türkiye tarihinde belki de ilk kez Türk milliyetçilerinin oyları yüzde 22’lere ulaşıyor. Elbet, İYİ Parti’nin CHP’den oy aldığını düşünmek ilk aklımıza gelen olabilir. Ancak durum hiç de bu kadar basit görünmüyor.

Burada belki kanaat belirtmek gerekir. Elimizde sağlıklı veriler yok ancak aklımız var. Eğer aklımızı yitirmediysek görünen şu: Meşruluğu bir kez daha tartışılır olan seçimlerde bu kez maniplasyon ağırlıkla MHP oyları üzerinden yapıldı. Böyle bir kanaati dile getirmek yanlış olmaz.

MHP oylarının yerle gök bir olsa yüzde 11’lere ulaşması mümkün değil. Bu durum mutlaka incelenmeli. İtirazlar yapılacak ise MHP’nin aldığı oylar mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Erdoğan kendini cumhurbaşkanı seçtirecek olanakları devlet gücüyle yakalarken, ortağı MHP’nin de ilerde tek desteği olacağını unutmadı, kanaatindeyim. Daha anlaşılır bir biçimde yazılırsa, maniplasyon büyük oranda MHP oyları üzerinden yapıldı. Elbet AKP oylarında da bir oynama söz konusu.

Tablo bu durumu gösteriyor.

Daha seçim sonuçları net değil. Belki birçok şey için konuşmak erken. Sonuçların dakikada bir değiştiği bir ortamda her an her şey olabilir. Ancak belli olan bir şey daha var ki HDP’nin barajı geçmiş olmasına rağmen Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçildiği, Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu elde ettiği bir ülkede, artık ne ülke, ne Meclis, ne muhalefet, hiç kimse güvende değil. Çünkü OHAL kalıcılaşmıştır. Bu saatten sonra OHAL’in kaldırılmasının da bir anlamı yoktur. 

53933

Koşulları ve anı değerlendirmek olarak politika üretimi…

Politikanın ne olduğu üzerinde netleşmek, komünistler açısından kendini pratik mücadelede var etmenin en önemli unsuru olan politik tavır konusunda kuşkusuz ön açıcı olacaktır.

İki Yanlış Bir Doğru Etmez; Gezi’nin Direniş Ruhu Yaşıyor!

23 Haziran’da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri, iktidarın yakın dönemdeki en önemli önceliği haline gelmiş durumda.

İstanbul’un gerek nüfus ve stratejik konumu gerekse de Türkiye ekonomisindeki yeri açısından bu durum anlaşılır. 31 Mart seçimlerini ‘Başkanlık Sistemi’nin bir oylamasına dönüştüren AKP/Saray böylece bu durağı kaçınılmaz hale getirdi. Zira, 31 Mart seçimlerini yerel bir seçimden genel seçim niteliğine taşıyan doğrudan R.T. Erdoğan/Saray iktidarı oldu.

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü: Kaypakkaya

Bir kırması ve yoldaşları ile Kaypakkaya, 46 yıl evvel faşist TC devleti tarafından pusuya düşürülerek, günlerce işkence edilerek katledildiğinde bizlere gözbebeğimiz gibi sakınmamız gereken çok değerli “silahlar” bırakmıştı. Bu “silahlar”, bu ülkede devrimi nasıl ve ne ile gerçekleştirileceğimizi açıkça önümüze koyuyordu. Aradan geçen 46 yıl boyunca onun bizlere devrettiği bu mirası, yüzlerce yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurlamak zorunda kalsak da asla terk etmedik.

TKP-ML MK SB : Şan ve Şeref Olsun Ölümsüzleşenlerimize!

Türk Kürt Uluslarından, Çeşitli Milliyet ve İnançlardan Halkımıza!

Partimizin 1. Kongresinde 9. Gündem maddesi olarak “Parti Tüzüğü” de tartışılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. 1. Kongremiz, esas olarak 8. PMK, özel olarak da darbeci tasfiyeci anlayışın parti tüzüğü ve işleyişimize yönelik pratiklerini değerlendirmiş ve kimi sonuçlara ulaşmıştır.

Parti tüzüğü gündeminde partimizin kadro ve üye politikası da tartışılmış ve 8. Konferans’ımızın “yeni kadro ve militan yetiştirmek” olarak formüle ettiği “kadro ve halef yetiştirme” politikamız üzerinde de durulmuştur.

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed :İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümü değerlendirmesi

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed, İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümünde bir değerlendirmede bulundu.

Cemil Amed yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti.

Tabure

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Gümüşsuyu Amfisi, 1970’in eylülünde Dev-Genç’in parkeli, sarkık bıyıklı militanlarıyla tıklım tıklım dolmuştu. Sahnedeki masada, toplantıyı yöneten üç kişi vardı. Ortada, Filistin’e gidip geldikten sonra tutuklanan ve bir müddet yattıktan sonra serbest bırakılan İstanbul Dev-Genç Bölge Yürütme Komitesi başkanı Cihan Alptekin oturuyordu.

Bir Partizan | Çöldeki Bedevi

Oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Sürecin bütün temsiliyetleri bir arayış içinde. Tarihi tecrübeler bir hazneye doldurarak masaya yatırılmakta, tatbik edilmekte ve ortaya çıkan sonuçlarla sahaya koşulmaktadır.

Bizler devrimciyiz ve gerçeği kavramalıyız! Gerçek olan tek şey ise bilimsel bakış ve gerçeği açığa çıkartacak yöntemdir. Zira bu bizim elimizdeki kılavuzdur-ilmimizdir.

 Devrimin estetiği

18 MAYIS | Matematiksel bir düzlem ve ihtilâlci bir işlem olarak KAYPAKKAYA

Her düşünce veya hareket, kurucularının kendisini hayata karşı konumlandırması ile başlar. Bu konumlanışın temelleri kuşkusuz insan ve onu çevreleyen etmenlerle tartışılabilir. Konumlanış en temelde hayata karşı hissedilen kaygı ile ilgilidir ki; bu kaygıyı ortaya çıkaran bir maddi zemin de söz konusudur. Metafizik bir kavram olan kaygı, hem akli hem de hissi düzeyde vuku bulduğundan salt psikolojik veya entelektüel düzeyde tanımlanamaz; zira bu tam tersine duyu, duygu ve düşünce yapılarını kuşatan bütüncül canlı bir yapıdır.

Partizan: “Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!”

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzleşmesinin 46. yılında bir açıklama yapan Partizan, “Bu bilinç ve kavrayışla attığımız adımları coşkuyla hızlandırmaya ve coşkuyu kitleler nezdinde umuda çevirmeye adayız. Bu taşıyıcısı olduğumuz mirasa karşı bir sorumluluk; ezilen, yok sayılan milyonlara karşı bir görev ve başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere tüm şehitlerimize sözümüzdür” dedi. Açıklama şu şekilde:

“Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!

Örgütle ve Örgütlü Yaşamak

Örgütle ve örgütlü yaşamak -1-

Ele aldığımız başlık, oldukça geniş ve çok fazla alt başlıklara ayrılabilecek bir konudur. Araştırma-inceleme, çalışma tarzı, eğitim, A/P gibi çoğaltabileceğimiz birçok konu, temeli itibariyle, “örgütlü yaşam nedir? Nasıl olur?” sorusuna ve cevabına dayanıyor.

TKP-ML MK SB:Artık Söyleyecek Sözümüz Az, Yapacak İşimiz Çoktur!

FIRTINAYI YARATACAK DAMLALAR OLACAĞIZ! KAYPAKKAYA YOLDAŞI FIRTINALARLA ANACAĞIZ!

Çeşitli ulus, milliyet ve inançlardan Türkiye proletaryası ve halkına;

Sayfalar