Salı Kasım 3, 2026

Leyla Qasım 41 yıl sonra da biz kadınlara ışık oluyor:Armen Semsur

Bir süre önce, arkadaşlarla toplaşıp Leyla Qasım’ı yâd ettik. Hatıralarını kimi hüzünle, onurlu mücadelesini ise hafif bir tebessümle anlattık, umutla paylaştık.

Aramızdan ayrılışının üzerinden kırk bir yıl geçmesine rağmen, Leyla Qasım’ın ileri görüşü, ölümüne ilişkin, ölümünün insanlar üzerindeki yankılanışına ilişkin kehaneti, vaadi gerçekleşmiştir. Öyle ki, Leyla Qasım yargılandığı sırada mahkeme hâkimine, beni öldürün fakat şu gerçeği de bilin ki, benim öldürülmemle binlerce Kürd uyanacak. Ben Kürdistan’ın özgürlüğü yolunda canımı feda ettiğimden sevinç ve gurur duymaktayım demişti. Leyla Qasım’ın yargılanırken onurlu duruşu, Baas rejimiyle mücadelesi, Saddam Hüseyin ve kurmaylarıyla uzlaşmaması Kürd milletine sadakati adeta, fasıla fasıla değerlendirildiğinde ders niteliği taşır… 22 yaşındaki Leyla Qasım gibi dört civanın darağacında bayrak gibi sallanması elbette yüreğimize dokunur. O gün içinde bulundukları durumu hissetmeye çalışınca, gözyaşlarımız göz pınarlarımıza gelir oturur. Yine de vakur görünmekte ısrar ederiz. Bu davranışımızla anma biçimimizle ‘yasta değil isyandayız’ demek isteriz… İnsanlık tarihi boyunca baskıya sömürüye faşizme karşı duran mücadeleci insanlar daima zorluklarla karşılaşmışlardır. Ne ki bu onları yollarından geriye döndürmemiştir. Leyla Qasım gibi, aydınlık pırıl pırıl savaşçı böyle insanlar, adeta etraflarında görünmez bir haleyle dolaşırlar. Bu hale, ışık aksı yol arkadaşlarını, yoldaşlarını aydınlatır, güç verir niteliktedir. Savaştıklarının, düşmanlarının ise  gözünü alır, korkutur, kör eder düzeydedir. Bu insanların kitleleri peşinden sürükleyen gücü, etkisi tutsak edilseler, öldürülseler bile etkisini yitirmemektedir… Yeryüzünde ezilen, yok sayılan insanların kurtuluşuna dair kurulan özgür düşler, düşünceler en zorba devletler, devlet adamlarına rağmen haklılığını korur, gerçekleşmeye çabalarlar. Baskıya, zulme sömürgeciliğe ve faşizme karşı olan her insanın imtina  etmeden sahipleneceği ve saygı duyacağı bir değer olan Leyla Qasım, özellikle biz kadınlara ölümünün üzerinden 41 yıl geçmesine rağmen ışık olmaktadır. Umutsuzluğa düştüğümüzde üstün cesareti, anıları bizlere moral vitamin değerindedir. Leyla Qasım daha yirmi ikisinde genç bir kadınken geleceğe dair düşlerini bir kenara koyup, canından fedakarlık edip milleti için savaşmıştır. Leyla Qasım kapitalist sistemin ve zorba devletlerin kadınların önüne bent gibi koyduğu evliliğe, anneliğe hiç imrenmeden, devlet, erk temelli tüm baskıları reddeden kahramanlardan biridir. Leyle Qasım tutuklu bulunduğu hapishanede, işkenceye tabi olsa da kötü koşullarda yaşasa da bir gün olsun zaafa düşmemiştir. Annesiyle duygusal bir görüş-buluşma esnasında bile güçlü durmuş, anneciğine olgunlukla, olağanüstü mesajlar vermiştir. Ve yine tutuklu bulunduğu hapishaneyi ziyaret eden, Saddam Hüseyin ve kurmayları, Leyla’yı af dilenmeye davet ederler. Bir sürü vaatlerle yolundan, sözünden döndürmeye çalışırlar, ailesine değin özel imkanlar sunacaklarını söylerler.

Leyla’nın sağlam duruşu, Baas rejimini ve Saddam Hüseyin’i çileden çıkarır. Hemen orada uyduruk bir mahkemeyle, Leyla ve arkadaşları ölüm cezasına çarptırılır.

Leyla Qasım sadece işkencede direnişiyle değil, savunduklarıyla da Baas rejimini gayrimeşru  kılmıştı. O günlerde, Leyla Qasım ve arkadaşlarının tutuklanması hakkında bilgiler, televizyondan ve radyodan verilerek, Kürtleri sindirmek hesaplanıyordu. Kürtlerde bu davanın, olumlu etki bırakmasından tedirginlik duyan Baas Rejimi aceleyle, mahkemeden  hemen 15 gün sonra 12 Mayıs 1974 tarihinde, sabah vakti saat 7’de Leyla ve arkadaşlarını idam etti…

Leyla Kasım idam sehpasına giderken, kendinden emin ve güvenle idam sehpasına yürümüş, sömürgeci rejime haykırmış, meydan okumuştu.

Ben Leyla Qasım’ım bayım!

Belki siz tanımazsınız beni?

Sizden önce bir albay vardı burada,

ölmüş olmalı ve öldü daha niceleri!

Ama ben çoğaldım bayım…

Türkü türkü yayıldım,

Marş oldum  Peşmergelerin dilinde.

Mahkemelerde haykırıyorum

Ve öldükçe çoğalıyorum ben bayım!

Ve elbette ki bugün geldiğimiz noktada kadınlar yalnız, cephe gerisinde değil, savaşlarda, kuşatmalarda, tamamı kadınlardan oluşan savunma birlikleriyle mücadele etmektedirler. Leyla Qasım ve çağdaşı kadın kahramanlardan sonra, günümüzde kadınlar evlerinde, sokaklarda, parlamentoda daha görünür durumdalar.

Eskiden olduğu gibi savaşların gerisinde, savaşanlara aş-ekmek, giyecek, mermi taşımaktan öte, savaşta erkeklerle beraber ya da kendi özel birlikleriyle çatışır duruma geldiler.

Örnek vermek gerekirse, Kobane kuşatmasında YPG’ye bağlı YPJ’li kadınlar IŞİD’e karşı yiğitçe savaşmışlardır.

Gururla söylemek gerekir ki tüm dünya basını, diğer milletler, yiğit Kürd Kadınlarına, direnişlerine, kayıtsız kalmamışlardır. Günlerce dünya basınında, adlarından övgüyle söz etmişlerdir.

Son olarak, bugün biz kadınlar rahatça konuşabiliyorsak, her türlü baskıya karşı çıkabiliyorsak, sistemin biz kadınları mücadeleden alıkoymak için uydurduğu ‘kadınlar naiftir, kırılgandır’ söylemini elimizin tersiyle itiyorsak, bu duygu, bu direngen ruh, korkusuzluk hali bizlere Leyla Qasım’lardan mirastır.

 

54888

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Misafir yazarlar

“Fırtınalar içinde, bıçak sırtında”

Komünist önder Mehmet Demirdağ anısına...

Devrime (ve Cizre'ye) dair

“In puncto punctii”[1]

Murat Uyurkulak’ın, “Vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi,”[2] notunu düştüğü; Cornelius Castoriadis’ün, “Önce bir tahayyüldür,” dediği devrim, radikal sosyalistlerin indinde güncelliğini yitirmeyen -“olmazsa olmaz”- “Tek yol”dur; dünyayı değiştiren devrimci praksistir; engellenemezdir; gereklidir.

Sadece bu kadar da değil: Egemenlerin kâbusu, ezilenlerin şölenidir; Prometheus’un takipçilerini var eden tarihsel eylemidir; bilimden sanata, beşeri münasebetlerden sosyal hayata, ekonomiden politikaya “ilerleme”nin yegâne sebebidir.

38 YIL ÖNCE TOPTAŞI CEZAEVİNDEN KAÇIIRILDIK.ANISINA...

Bugün 9 Aralık TOPTAŞI CEZAEVİNDEN kaçırılışımızın-firarımızın 38. yılı .Firar veya Kaçırılma çalışmalarımız durmaksızın, aksatılmadan iki yıla yakın sürdü.  Değişik aşamalardan geçen , çeşitli kere ertelenen, eylemin şekillerinde değişiklikler yapan, uzun soluklu bir  planın sonuna gelmiştik.
 

Emek seferberliğiyle mücadeleye güç kat dayanışmayı büyüt

Savaş, direniş ve çatışmaların odağında yer alan coğrafyamızda büyük bedeller ödenerek yaratılan mücadele tarihine, kesintisizce süren direnişlere tanıklık etmekteyiz. Halkımızın devrimci öfkesi ve mücadelesi eşine az rastlanır faşist bir saldırganlıkla ezilmeye, katliam, gözaltı ve tutuklamalarla bastırılmaya çalışılsa da sınıf mücadelesi direniş, çatışma ve kopuş zemininde yol almayı sürdürmekte, çelişkiler keskinleşmektedir

"Bize nasıl yaşanacağını ve ölüneceğini gösteren üç yiğit çocuk!"

Ankara: 21 Ekim günü Dersim’in Pulur ilçesi Şahverdi köyünde TC askerleriyle girdikleri çatışmada ölümsüzleşen TKP/ML TİKKO savaşçıları Cengiz İçli, Hakan Çakır ve Özgüç Yalçın için dün Ankara’da anma toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantıda Şahverdi’de TC askerleri tarafından işkenceyle katledilen Özgüç Yalçın (Sefkan)’ın babası Sermet Yalçın tarafından yapılan konuşmayı paylaşıyoruz:

“Dostlar,

Dağları mesken tutan ;"Bir çift yürek"Veysel Uyar , Erdogan Tekin ölümsüzdür .

Ne zamanki, yaz mevsimi yeni bir iklime evrilir güz ayları başlar , masallarda , romanlarda derler ya  "Uçsuz bucaksız dağların doruklarında  beyaz-bembeyaz karlar belirirmiş". Munzur dağlarıda her Sonbaharın ortalarında bir genç kadının gelinlik  giymesi gibi, beyaz karlarla süslenir,bizse Munzur dağlarının o heybetli  duruşuna mest olur,gözlerimizi ayıramazdık, gördüğümüz harika doğal manzara karşısında.Munzur dağları  gerillanın gönlünü çaldığını bilircesine gülüçükler gönderirdi bizlere... Ovacığın düz yemyeşil  ovasına kar düşünce bambaşka bir doğa güzelliği ortaya çıkardı.

TC = İŞİD = ERDOĞAN

   Dünya IŞID saldırılarının şokunu yaşıyor...

Suriye'de Neler Oluyor Tahir Elçi Neden Öldürüldü

Suriye’de olan biteni,Rusya’nın Suriye’de ne yaptığını anlamak için başvurmamız gereken kavram  petrol,doğalgaz ve boru hatları.Avrupa kıtasının Rus doğalgazına bağımlılığı biliniyor.Avrupalıların bu bağımlılıktan çıkmak için Katar doğalgazını Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye-Türkiye üzerinden taşıma projeleri de biliniyor.Pek bilinmeyense Esad’ın 2009 yılında bu yeni boru hattının Suriye’den geçişini reddetmesi ve bu boru hattından büyük karlar sağlayacak Türkiye ve Katar’ın tekerine çomak sokması.Bu da Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasında Türkiye’nin,Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın rolünü ve

Yok edilmek istenen umutlarımızdır

Faşist diktatör ve arkasındaki sermaye güçleri, bizleri sindirerek ve umutlarımızı tüketerek iktidarlarını sürdürmeye çalışıyor.

Başta Kürtler olmak üzere halka her yerde saldırıyor. Onun en iyi evlatlarını katlediyor. Katledemediklerini tutukluyor, gözdağı veriyor, susturuyor ve sindiriyor.

Kürt aydınların birer birer katledilmesi, Kürt illerinin abluka altına alınıp tankla topla ateş altında tutulması, demokrat gazetecilerin tutuklanması ve ülke çapında kitleler üzerinde sindirme operasyonlarının her geçen gün ağırlaştırılarak sürdürülmesini yaşıyoruz.

İstanbul Enternasyonalizmsiz Hiç

Önemli olan ne kadar doğruyu söylediğimiz değil ne kadar doğruya yaklaştığımızdır.

Gelin bu sefer dadaistce yazmanın gözüne vuralım.

Sonunda, içimde olupta bir türlü başka şehirde yaşayamadığım şu avrupayi tarzı yaşantıyı, fakirliğin tüm tadını  çıkara çıkara yaşamayı istanbulda bulmuş yaşıyorken  İstanbul proletaryasını da Aziz yoldaşı son yolculuğuna uğurlarken görmek nasip oldu.

Her iştirak çıkarılması gereken bir dersi de içinde barındırır diyerekte...

Tartışırkende söyleyeni düşman olarak değil hırsız olarak görelim.

Yazar bazen hırsızdır da.

Demirtaş’a Suikast Girişimi Tahir Elçi'ye Saldırının İşaretiydi- Çetin Çeko

Bir hafta önce Diyarbakır’da HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın kurşun geçirmez makam aracının arka camına sıkılan bir kuruşundan dolayı inceleme başlatılmıştı. Valilik araçta yapılan inceleme sonucu herhangi bir ateşli silah artığına rastlanmadığını belirtti. HDP ise, Eşgenel Başkanları Demirtaş’a suikast girişiminde bulunulduğu gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, aracın bağımsız bir laboratuvarda inceletileceğini açıklamıştı.

Sayfalar