Salı Eylül 29, 2026

KEMALIZM MI?...MARKSIZM-LENINIZM MI ?

 


Kemalizmin devrimci hareket uzerindeki etkisi, eskiden, su anda oldugundan cok daha fazlaydi.
Devrimcilik eskiden Kemalizm olarak gorulurdu.Solculugun, dinci gericilige karsi, avrupa standartlarinda bir yasam tarzi ve kulturunun savunusu ve sozde bir anti-emperyalizmden ote bir sey oldugu, Mustafa Suphi'lerden sonra, ilkkez radikal tarzda, 68 kusagi tarafindan kavrandi.
Mihri Belli'lerden  Kivilcimli'ya, donemin TKP sine, Dogan Avcioglu'na kadar, butun bir sol hareket bir sekilde Kemalizmin etkisi altindaydi. En ileri teoriler orducu/darbeci bir mantikla,Kemalist kurumlardan devrim adina yararlanmanin otesine gecmezdi.
Hatta bu yuzden ''ilerici Kemalist ordu''(!) gibi, Marksizme-Leninizme dahiyane(!)katkilar yapildi.

Kaypakkaya'nin cikisi, o donem devrimci harekette sok etkisi yaratti. Hatta bu yuzden ibo FKF den dovulup atildi.
Tum bu sureclerde sekillenen 68 kusaginin, ister istemez, icinden ciktigi surecten bir sekilde etkilenmesi dogaldir.Tum etkileri bir hamlede, ilk adimda bertaraf etmek, etmeyi savunmak idealizmdir.

Her hareket, bir sekilde, icinde sekillendigi toplumun etkilerini ve izlerini uzerinde tasir. En ileri/radikal teoriyi-Kemalizm ve ulusal sorun-koyan, sadece Turkiyeli degil, Kurdistan devrimci hareketi icinde de, adini anmak istemeseler bile, bir ekol olan Ibo da bile, bu etki bir sekilde vardir. Yok demek idealizmdir. Ibo'da Kemalizme ilkonce Mahir gibi bakmis, ama daha sonra ozellikle Snurov'un etkisiyle, bu eski bakisi terk ederek, ozelestiri vermistir.

Burdaki temel mesele, 68 devrimci hareketinin, uzerindeki tum Kemalist etkilere karsi, Kemalist sistemden radikal bir kopus oldugu gercegini gorebilmekte.

Cunki artik sorun, Kemalizmin devrimci olarak degerlendirmesi ile, devrimciligin Kemalizm olarak degerlendirmesi arasindaki ,acik/net/anlasilir/radikal bir ayrima donusmustur.
Kemalist 'devrimcilik'le, Marksist devrimcilik arasindaki makas net bir sekilde acilmis; devrimciligi Kemalizm olarak gorenler karsi-devrim/devlet safinda, Kemalizmi devrimci gorenler ise sahnenin (devrimci)karsi tarafinda yer almislardir.

Deniz Gezmis ve THKO, Kemalizmi devrimci olarak gormelerine ragmen, Kemalist-fasist devlete karsi, silahli/radikal bir mucadelenin onunu acarak, zaten bu kopusu pratik/politik olarak acik ve berrak bir sekilde ortaya koydular.
M.kemali ilerici goren Deniz Gezmis, idam sehpasinda ''yasasin Kemalizm'' diye slogan atmadi; onun son sozu ''yasasin Marksizm-Leninizm''di !

Son donem, CHP yine sahtekarca Deniz Gezmisleri kullanmaya basladi. Deniz'lerin asilmasini engellemek ellerindeydi. Ismet Inonu ve CHP ilk mahkeme kararina itiraz etmislerdi. O surecte Inonu , yerini Ecevit'e birakarak, idam dosyalarini ust mahkemeye tasimadilar. Bunu yapsalardi ne olacagini bilmiyoruz. Ancak bildigimiz su ki,Ecevit ve CHP si, Denizlerin idamlarini sessiz kalarak, zaten oyladilar. Parlementodaki idamlarin onanmasi konusunda yapilan oylamada ise, bir kisim CHP liler asilmali oyu verirken, bir kismi karsi cikmis, kimisi ise oylamaya katilmamistir. CHP hepten asilmasinlar oyu verseydi de, zaten sonuc degismeyecekti.
Idamlari ust mahkemeye goturmeyerek, CHP, zaten bu idamlara bastan destek verdi.
Bugun yaptiklari ise, tam bir sahtekarliktir>Denizlerin katillerinin, Deniz Gezmis'i kendilerine poster yapmasi, aslinda onlarin yapmak istediklerini ele vermektedir.
Onlar Barbi Deniz'i, poster Deniz'i, istedikleri gibi kendi Kemalist devletleri icin kullanabilecekleri Deniz'i seviyorlar.

Oysa bizim Deniz, Turkiye Halk Kurtulus Ordusunun komutani olarak, tum milliyetlerden Turkiye halklarina,'TEK KURTULUS YOLU SILAHLI MUCADELEDIR! cagrisi yapan, gercek Deniz'dir.

Bizim hala, Deniz Gezmis gibi; Kemalizmi devrimci goren, ama devrimciligi Kemalizm olarak degil;MARKSIZM-LENINIZM olarak goren yol arkadaslarina ihtiyacimiz var.

Bizim sorunumuz Kemalizmi devrimci gorenlerle degil;devrimciligi Kemalizm olarak yutturmaya calisan Bernsteinci karsi-devrim cizgisi ile.

Fasist devlet partisi CHP ne kadar Kemalistse, Deniz Gezmis'te o kadar DEVRIMCIDIR!

THKO'nun Kemalizmi yanlis degerlendirmesi, onlari Kemalist yapmaz, sadece Kemalizm konusunda gelisim-analiz cizgisini tamamlamamis, o konuda hata yapmis, samimi devrimci-sosyalist  kadrolar olduguna isaret eder. kemalizm bir kisi degildir; bir devlet sistemidir...komprador kapitalizmin bu ulkede aldigi bicimdir kemalizm..

yani kapitalizmden ayri bir sey degil, bizzat kemalizm demek carpik kapitalizmin yari-somurge turkiyede aldigi bicim, onun devlet orgutlenmesi, bizdeki ismidir...

kemalizmi savunmak demek ataturku savunmak degil, fasist devleti, komprador kapitalizmi, yari-feodalizmi, yari-somurgeciligi, sovenizmi savunmak demektir.

''Yasasin Marksizm-Leninizm!''
''Yasasin Turk, Kurt Halklarinin Kurtulus Mucadelesi!''

''Halkimiz silahlanin!''

Biz burada THKO cizgisinin Marksist olup/ olmadigini tartismiyoruz...devrime ve sosyalizme inanmis, kavrayabildigi oranda bu inanclari icin silahin kabzasini kavramis gercek bir devrimci oldugunu, onu Kemalist ilan etmenin, peki THKO hangi devleti yikmak icin silaha sarildi sorusundan kacmak ya da onu gostermek istememek oldugunu soyluyoruz....

Yoksa, sadece Parti onderligi yerine, Ordu onderligini esas almak bile Marksizme kucuk burjuva devrimciligi sinirlari icinde bakmak olur...

Ama sizlerin unuttugu sudur; tek devrimci sinif proleterya degildir, Deniz ve THKO kucuk burjuvazinin en devrimci kanadidir ve devrimin saglam bir muttefikidir....

Eger yasasaydilar, cizgilerindeki bu kusurlari atip/ atmayacaklarina gelince; herkes bu konuda kendi acisindan birsey soyliyebilir, bence Marksizme daha cok yaklasirlardi, cunku samimi duygularla bu ise giristiler, ardillari oldugunu soyleyen ve Deniz'i astik deyip EMEP reformizmi icine gomulenlere sorarsaniz, onlar da bir baska Deniz Gezmis mirasi sizlere anlatacaklardir....

Ben burdan baktigimda, Denizleri Marksizme inanmis, ama onu tam olarak kavramamis, samimi devrimciler olarak goruyorum...faraziyeler nereye cikar bilinmez, ama Denizlerin Kemalist olmadiklari ne kadar gercekse, Reformist olmadiklari da bir o kadar gercektir...Onlar devrimciydi. Simdi sadede gelelim; 
AKP yi gecelim, o surda 12 yillik bir vakka, 2002 den onceki devlete gelelim; 
Kemalist arkadaslar, AKP oncesi TC devletini yikmaya var misiniz, yok musunuz?... 
Ya da TC. yikilmali mi, yoksa yikilmamali mi?

'Yikilmamali, bizim gorevimiz TC ve devleti korumaktir' diyorsaniz, o zaman siz nasil Deniz Gezmis'ci oluyorsunuz?....

Deniz savundugunuz Kemalist devleti yikmak icin ordu-THKO'yu kurmadi mi?

THKO, 1970 ler TC sini/devleti, hem de temelden, silahli mucadele ile devirmek icin kurulmadi mi?...

O halde sizin Kemalist Deniz, bu durumda nasil Kemalist oluyor?...

Yok o yanlissa, bu durumda da sizler nasil Deniz'ci oluyorsunuz?...Deniz, Kemalizmi anti-emperyalist, devrimci gormustur, bugun sizlerin savundugunuz Kemalist TC-devletini degil...Onu yikip, yerine ML esaslarda sosyalist bir Turkiye kurmak icin canini feda etmistir.

Ya Kemalizmden, TC den, Burjuva devleti savunmaktan vazgecin, ya da Deniz'ci olmaktan...Ikisi bir arada, buyuk bir sahtekarlik olmuyor mu?

son soz; Deniz'e Bakip Kemalizm Gormek, Agaca Bakip Ormani Gormemektir Deniz Gezmis, dogrulariyla, yanlislariyla Devrime, Sosyalizme, Marksizme-Leninizme aittir; onun icini bosaltmaya, poster Deniz haline getirmeye, isteyenin istedigi gibi kullanmasina musade etmeyiz.

Deniz bizimdir, Devrimindir, Sosyalizmindir...

Oportunizm Dur, M-L-M Var! 



YASASIN THKO VE DENIZLERIN DEVRIMCI-SAVAS CIZGISI !



BASKA BIR DUNYA MUMKUN !......

 

Dipnot; THKO Onderi Huseyin Inan'in , Kurt Ulusal Sorunu ve Kemalist Devlet Hakkindaki Gorusleri...Yalanlara, carpitmalara SON!  1-THKO nun ideolojik onderi bilinenin aksine Deniz Gezmis degil, Huseyin Inan'dir. Deniz poluler, sevilen, kitle eylemlerinin dogal onderidir. Ancak THKO nin fikir babasi esas olarak Huzeyin Inan'dir2-Deniz Gezmis'lerin Ataturku anti-emperyalist goren , ondaki kismi, guduk anti-emperyalizmi abartan kimi sozlerini one alarak , Denizleri Kemalist ilan eden bugunun Kemalistlerine bu yaziyi sunuyoruz. Bakin bakalim, sizlerin soven, kemalizminiz, onun devlet sistemi ve Kurt sorunu konusundaki milli zulum ideolojinize ve buna dayanarak ulusal asimilasyon politikalariniza THKO ve Huseyin Inan'dan en kucuk bir destek bulabilecek misiniz?   millî meselehüseyin inan türkiye devriminin yolu’ndan ayrıntı millî mesele hakkındaki görüşümüzü ortaya koyarken iki noktayı titizlikle gözden uzak tutmamak gerekir. birincisi, tahlilimizi yaparken ülkemizin özel iktisadî yapısını göz önüne almak, meseleyi ulusal değil sınıfsal temele dayandırmak ve hâkim çelişkiyi hiç bir zaman gözden kaçırmamak gerekir. ikinci olarak önümüzdeki devrimci adımın yararına olacak pratik çözüm yolları aramak ve ileride ortaya çıkacak detaylar üzerinde lüzumsuz gevezelikten kaçınmaktır. kurtuluş savaşına, türkiye’nin sınırları içinde yaşayan bütün ulusların ilerici ve anti-emperyalist sınıf ve tabakaları aktif olarak katıldılar. bağımsızlık savaşının sonunda kurulan hükümette türk milliyetçileri hâkim durumda idi. bu nedenle türkiye’nin sınırları içinde yaşayan hiç bir ulusa demokratik hak ve özgürlükleri tanınmadı; tam tersine, bütün uluslar asimile edilmeye başlanarak türk ulusu imtiyazlı bir duruma getirilmeye çalışıldı. broşürün daha önceki bölümlerinde anlatılan iktisadî gelişim tüm türkiye için geçerlidir. bu gelişimin neticesinde burjuvaların (türk, kürt, arap, vs.) işbirlikçi durumuna gelişini, toprak ağaları ve aracı sınıflarla ittifaka girerek bütün ilerici ve emekçi sınıflar üzerinde iktisadî sömürü ve baskı politikası uyguladıklarını anlattık. türkiye’deki asimilasyon politikasının neticesi olarak azınlıktaki uluslar üzerinde terör ve baskı, iktisadî baskının yanı sıra yer alır. türkiye’deki iktisadî ve sosyal gelişim, tüm emekçi sınıf ve tabakaların çıkarlarını birleştirmiştir. türkiye’nin bugünkü yarı-bağımlı iktisadî yapısı içinde bütün burjuvalar -hangi ulustan olursa olsunlar- işbirlikçi durumundadır, yani gayrı-millîdir. bir türk burjuvası nasıl ulusal çıkarlara ihanet etmişse, bir kürt veya arap burjuvası da işbirlikçi ilişkiler içine girmekle kendi ulusuna ihanet etmiştir. ağa, tefeci, bezirgân takımı ise kapitalizm öncesi üretim ilişkilerinin devamı için ulusal davranışlara karşıdır. devrimci bir anlamı olan halk kavramı soyut anlamda bir terim olup, değişik şartlarda farklı anlamlarda kullanılır. günümüz şartlarında halk kavramı abd emperyalizminden zarar gören tüm sınıf ve tabakaları kapsamaktadır. anti-emperyalist mücadelede ittifak eden işçi sınıfı ve müttefikleri halk kavramı içinde yer alırlar, yani halk terimi bu dönemde devrimci sınıf ve tabakaların bir adıdır. bunun gereği olarak ezilen ve sömürülen tüm sınıf ve tabakalara –tüm uluslardan- türkiye halkı diyoruz. bugün türkiye’deki tüm emekçi sınıf ve tabakaların düşmanı emperyalizm ile ittifak halinde bulunan işbirlikçi burjuvalar, toprak ağaları ve aracı sınıflardır. emperyalizmin kovulması ve işbirlikçilerin tasfiyesi sonunda ortaya çıkacak demokratik halk idaresinde bütün ulusların demokratik hak ve özgürlüklerini sağlamaları mümkün olacaktır. biz, sosyalizmin kuruluşu için verdiğimiz mücadele içinde, türk, kürt, arap v.s. uluslarından geniş halk kitlelerini güçlü bir örgüt içinde birleştirmeyi ve ortak düşmana karşı güçlü bir cephe kurmayı işçi sınıfı ideolojisinin ve türkiye devrimi stratejisinin gereği sayıyoruz. bunu gerçekleştirmeye çalışırken bütün ulusların eşitliğine ve “her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı”na titizlikle saygı gösterip her türlü imtiyaza karşı çıkıyoruz. türkiye’nin özel iktisadî ve sosyal yapısı içinde kürt emekçilerinin sınıfsal çıkarları da ancak türkiye halkının ortak mücadelesi ile sağlanır. hiç şüphe yok ki türkiye’nin toprak bütünlüğü içindeki iktisadî hayatın bütünleştirilmesi emekçi sınıfların yararına olacaktır. türkiye’nin iktisadî yapısının gelişimi, coğrafî şartları, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bu bütünlüğü gerekli hale getirmiştir. kapitalist gelişimin yavaş olduğu ve feodal ilişkilerin ağır bastığı doğu ve güneydoğu’da ayrılıkçı bir politika izlenmesi kürt burjuvazisinin kürt emekçileri üzerindeki hâkimiyetlerini devam ettirecektir ve bu politika kesin olarak emekçi sınıf ve tabakaların çıkarlarına aykırıdır. burjuvazinin yürüttüğü mücadelenin sonunda ortaya çıkacak devlette burjuva milliyetçiliği hâkim olacaktır. bu milliyetçilik ise diğer ulusların emekçileriyle kürt ulusunun emekçileri arasına kültürel ve iktisadî bir duvar örecektir. bu duvar, türkiye’de yaşayan bütün ulusların emekçilerinin çıkarlarına karşı olacaktır. yürütülen ayrılıkçı politika sonunda burjuva milliyetçiliğinin hâkim olması ve böyle ayrılıkçı bir politikanın başarı ihtimali çok az da olsa, bizim görevimiz, buna karşı mücadele etmektir. biz mücadelenin hiçbir döneminde işçi sınıfı savaşçısı olduğumuzu; genel olarak tüm dünya işçilerinin, özel olarak da türkiye proletaryasının sınıfsal çıkarlarını ön plana almamız gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. 

 

daha önce de belirttiğimiz gibi, emperyalizm ve işbirlikçilere karşı verilen mücadelede bütün türkiye halkı’nın çıkarları ortaktır. bu nedenle mücadelenin güçlenmesi ve başarı şansının artması, bütün ulusların emekçi kitlelerinin güçlü bir örgüt içinde –işçi sınıfı ve halk ordusu- örgütlenmesiyle sağlanabilir. askerî zaferin kazanılıp, demokratik bir halk idaresinin kuruluşundan sonra, tali çelişkilerden olan uluslararası çelişkilere sıra gelecektir ve her ulus kendi özel meselelerine tüm emekçi sınıfların yararına işçi sınıfı ideolojisi ışığında bir çözüm yolu bulacaktır. ve türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarına en uygun çözüm yolu da bölgesel özerklik olacaktır. bölgesel özerkliğin sınırlarını ve kapsamını ancak aynı sosyal ve iktisadî yaşantıya sahip olan halkların kendileri tayin eder. biz, bu özerklikte titizlikle türkiye’de uluslararası –sosyalist- kültürün ve iktisadî yapının korunmasına çalışmalıyız. çalışmalıyız, çünkü sosyalist, uluslararası kültür ve iktisadî ilişkiler bütün çalışan sınıf ve tabakaların çıkarınadır.''......http://thko.wordpress.com/2009/08/31/milli-mesele-

http://dino-ibrahim.blogspot.nl/2013/02/25-subat-2011-kemalizm-mi.html

103631

TC’nin çıkmaz Sokağı!

Tezkere, Kobanê “Çözüm Süreci”, IŞİD, Ortadoğu

(IŞ)İD’in Kobanê üzerinde geliştirdiği saldırı Kürt meselesindeki ve bölge içindeki dengeleri hemen “türbülansa” sokmayı başardı. Kürt ulusal hareketi Kürt meselesini doğal ve haklı olarak bölgesel gelişmelerin sadece bir parçası ve uzantısı olarak ele alıyor. TC’nin de meseleyi hem iç hem de dış sorun olarak ele aldığı, “çözüm süreci” denen gelişmenin en önemli itim güçlerinden birisinin de bölgesel gelişmeler ve TC’nin bölge politikası olduğu bilinmektedir.

(IŞ)İD Kürtlere Niye Saldırır?

(IŞ)İD, Ortadoğu’nun yeni fenomeni ve emperyalistlerin yeni umacısı. (IŞ)İD emperyalist gericiliğin kendini daha rahat gerçekleştirmesi ve politik yönelimine yeni olanaklar yaratması için arayıp da bulunmayacak bir umacı oldu. Her ne kadar emperyalist güçler ve Ortadoğu’nun gerici egemenleri için şu an kullanılacak bir umacı (heyula) olsa da, Kürtler, Şiiler, Hıristiyanlar ve tüm diğer farklı inanç ve milliyetler için bunun ötesinde en vahşi biçimlerle ölüm, kan, zulüm anlamına geliyor. (IŞ)İD girdiği her yeri insansızlaştıran, kurutan, çölleştiren bir politika izliyor.

Kanlı eserinizle övünebilirsiniz

Tarih şahittir ki, Kobani protestolarında ortaya çıkan kanlı tablo AKP(DEVLET), HDP ve HÜDAPAR'ın ortak eseridir. Bilindiği gibi HDP ve KCK'nin çağrısıyla sokağa çıkan kalabalığa ilk kurşun Muş Varto'da sıkıldı ve bir genç polis kurşunuyla can verdi. Sinirler zaten gergindi, gencin ölüm haberi büyük bir öfke patlamasına neden oldı. Düzenin çarpıklıklarına ve adaletsizliğine karşı isyan halinde olan gençler ve halkın arasına karışan maskeli provokatörler birçok şehirde polislerle çatıştılar.

Topunuz IŞİD'siniz.

Evet, siz IŞİD'ci ve yargısız infazcısınız.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Gümüşhane'de milyonların gözünün içine baka baka, "Bingöl'de iki polisimizi şehit eden teröristler öldürüldü," dedi kükreyerek. Kürsü kahramanı Tayyip Erdoğan'ın sözünü ettiği kişiler karayolunda jandarmanın, "Dur,"ihtarına uymadıkları gerekçesiyle hedef gözetilerek öldürülen insanlardır.  

İlk can yakıcı soru şudur: Öldürülen bu dört kişinin Bingöl saldırısına katıldıklarını nereden biliyorsunuz?

TC’nin imdadına koşmak bize mi kalmış? - Dursun Ali Küçük

Serhildanlari selamliyorum!

Kürdistan halkı ve herkes savaş içindedir ve savaş yürütüyor. Kürdistan Federasyonu ve Batı Kürdistan’da savaş çok çıplak yürütülüyor. İran ve Türkiye’de fiilen savaş hali var. İran sömürgeciliğine karşı silahlı mücadele veren grup ve gruplar çıkıyor ve başlattılar. Gerillayı geliştirmeleri olumludur. İran’da idamlar sürüyor ve legal anlamda hiçbir faaliyete izin vermiyor.

Kürtlerin son savaşı mı?

Türk devletinin desteğinde İŞİD’in Kobane’ye yoğun saldırısı ve yaşanan insanlık dramı nedeniyle Türkiye’de, başta PKK taraftarları olmak üzere tüm ilerici kamuoyunu ayağa kaldırması önemli bir gelişmeydi. 

“Kobanê Direnişi İçin Yaşamı Durduralım!”

 

IŞİD saldırılarına karşı destansı bir şekilde sürdürülen Kobanê direnişi destan yazmaya devam ediyor. Bu direniş sürerken; Dünyada ve Türkiye'de bu direnişi sahiplenmek için sokağa çıkan halka, olanca gücüyle saldıran TC onlarca insanı katletmeye devam ediyor. T. Kürdistanı başta olmak üzere, devlet baskısına boyun eğmeden sokaklara dökülen halkın direnişi sürerken; daha önce de direnişi büyütme çağrısı yapan Partizan, tüm güçlerine seferberlik çağrısında bulundu.

Dünya Suriye’deki Devrimci Kürtleri Neden Görmezden Geliyor-David Graeber

Suriye Savaş Alanında demokratik bir deneyim IŞİD tarafından yok ediliyor. Dünya kamuoyunun bundan bihaber hâliyse tam anlamıyla skandal.

Kobani bize zafere odaklanmanın yolunu gösteriyor

 

Kürdistan'da ve Türkiye'de ok yaydan çıktı. Sözün bittiği, pratik eylemlerin başladığı an bu andır.  Zafere odaklanmak için ölümüne direniş!

Aslında anlatılacak hem çok şey var, hem de o kadar anlatılıyor ve yazılıyor ki her şey karman çorman bilgi kirliliğinden tutalım da “Kobani’nin düşmesinden” veya “ha düştü düşecek “çığırtkanlıklarını görmekteyiz. Dün halefi Davutoğlu, bugün Antep’te selef Erdoğan savaş naraları atarak gizli saklı bir şey bırakmadı. Suriye’ye karşı savaşın kukla baş aktörü olduğunu kendi ağzıyla açıklayarak ispatlamış oldu.

Kobane; Geçit Yok, Geçit Yok! Volkan Yaraşır

Tarih ve devrim kaotik bir süreçtir. Atılım ve geri dönüşleri içinde taşır. Rojava Devrimi, Kürt Özgürlük hareketi kadar Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında sarsıcı etkiler yarattı. Ortadoğu’nun hegemonik güçler tarafından yeniden dizaynını engelleyen en önemli faktör olarak öne çıktı. Aslında Rojava pratiği yıkıcı etkilerini yeni gösteriyor. Bir nevi devrim, dalgasal ve dip sarsıntılarını dışavurmaya başladı.

Ölümüne seyirci kaldığınla barışamazsın: Ohannes Kılıçdağı

Zaten hep gergin olan ülkemiz ve bölgemiz bir kere daha ‘bıçak sırtında’. Bu sefer başrollerden biri, caniliği bu coğrafyaya bile (“Oryantalizm yapma” diyenler sıranın sonuna geçsin) fazla gelen IŞİD’e ait. Başrole yükselmesinde AKP idaresindeki Türkiye devletinin doğrudan desteği olup olmadığı tartışılıyor. Birçok iddia olmasına rağmen, hükümet ve onun savunucuları bunların hiçbirinin doğrudan desteğe dair somut delillere dayanmadığını söylüyorlar. Gerçektende söylenenlerin hiçbiri bu desteği tartışılmaz biçimde ispatlamaya yetmeyebilir.

Sayfalar