Çarşamba Eylül 30, 2026

KEMALIZM MI?...MARKSIZM-LENINIZM MI ?

 


Kemalizmin devrimci hareket uzerindeki etkisi, eskiden, su anda oldugundan cok daha fazlaydi.
Devrimcilik eskiden Kemalizm olarak gorulurdu.Solculugun, dinci gericilige karsi, avrupa standartlarinda bir yasam tarzi ve kulturunun savunusu ve sozde bir anti-emperyalizmden ote bir sey oldugu, Mustafa Suphi'lerden sonra, ilkkez radikal tarzda, 68 kusagi tarafindan kavrandi.
Mihri Belli'lerden  Kivilcimli'ya, donemin TKP sine, Dogan Avcioglu'na kadar, butun bir sol hareket bir sekilde Kemalizmin etkisi altindaydi. En ileri teoriler orducu/darbeci bir mantikla,Kemalist kurumlardan devrim adina yararlanmanin otesine gecmezdi.
Hatta bu yuzden ''ilerici Kemalist ordu''(!) gibi, Marksizme-Leninizme dahiyane(!)katkilar yapildi.

Kaypakkaya'nin cikisi, o donem devrimci harekette sok etkisi yaratti. Hatta bu yuzden ibo FKF den dovulup atildi.
Tum bu sureclerde sekillenen 68 kusaginin, ister istemez, icinden ciktigi surecten bir sekilde etkilenmesi dogaldir.Tum etkileri bir hamlede, ilk adimda bertaraf etmek, etmeyi savunmak idealizmdir.

Her hareket, bir sekilde, icinde sekillendigi toplumun etkilerini ve izlerini uzerinde tasir. En ileri/radikal teoriyi-Kemalizm ve ulusal sorun-koyan, sadece Turkiyeli degil, Kurdistan devrimci hareketi icinde de, adini anmak istemeseler bile, bir ekol olan Ibo da bile, bu etki bir sekilde vardir. Yok demek idealizmdir. Ibo'da Kemalizme ilkonce Mahir gibi bakmis, ama daha sonra ozellikle Snurov'un etkisiyle, bu eski bakisi terk ederek, ozelestiri vermistir.

Burdaki temel mesele, 68 devrimci hareketinin, uzerindeki tum Kemalist etkilere karsi, Kemalist sistemden radikal bir kopus oldugu gercegini gorebilmekte.

Cunki artik sorun, Kemalizmin devrimci olarak degerlendirmesi ile, devrimciligin Kemalizm olarak degerlendirmesi arasindaki ,acik/net/anlasilir/radikal bir ayrima donusmustur.
Kemalist 'devrimcilik'le, Marksist devrimcilik arasindaki makas net bir sekilde acilmis; devrimciligi Kemalizm olarak gorenler karsi-devrim/devlet safinda, Kemalizmi devrimci gorenler ise sahnenin (devrimci)karsi tarafinda yer almislardir.

Deniz Gezmis ve THKO, Kemalizmi devrimci olarak gormelerine ragmen, Kemalist-fasist devlete karsi, silahli/radikal bir mucadelenin onunu acarak, zaten bu kopusu pratik/politik olarak acik ve berrak bir sekilde ortaya koydular.
M.kemali ilerici goren Deniz Gezmis, idam sehpasinda ''yasasin Kemalizm'' diye slogan atmadi; onun son sozu ''yasasin Marksizm-Leninizm''di !

Son donem, CHP yine sahtekarca Deniz Gezmisleri kullanmaya basladi. Deniz'lerin asilmasini engellemek ellerindeydi. Ismet Inonu ve CHP ilk mahkeme kararina itiraz etmislerdi. O surecte Inonu , yerini Ecevit'e birakarak, idam dosyalarini ust mahkemeye tasimadilar. Bunu yapsalardi ne olacagini bilmiyoruz. Ancak bildigimiz su ki,Ecevit ve CHP si, Denizlerin idamlarini sessiz kalarak, zaten oyladilar. Parlementodaki idamlarin onanmasi konusunda yapilan oylamada ise, bir kisim CHP liler asilmali oyu verirken, bir kismi karsi cikmis, kimisi ise oylamaya katilmamistir. CHP hepten asilmasinlar oyu verseydi de, zaten sonuc degismeyecekti.
Idamlari ust mahkemeye goturmeyerek, CHP, zaten bu idamlara bastan destek verdi.
Bugun yaptiklari ise, tam bir sahtekarliktir>Denizlerin katillerinin, Deniz Gezmis'i kendilerine poster yapmasi, aslinda onlarin yapmak istediklerini ele vermektedir.
Onlar Barbi Deniz'i, poster Deniz'i, istedikleri gibi kendi Kemalist devletleri icin kullanabilecekleri Deniz'i seviyorlar.

Oysa bizim Deniz, Turkiye Halk Kurtulus Ordusunun komutani olarak, tum milliyetlerden Turkiye halklarina,'TEK KURTULUS YOLU SILAHLI MUCADELEDIR! cagrisi yapan, gercek Deniz'dir.

Bizim hala, Deniz Gezmis gibi; Kemalizmi devrimci goren, ama devrimciligi Kemalizm olarak degil;MARKSIZM-LENINIZM olarak goren yol arkadaslarina ihtiyacimiz var.

Bizim sorunumuz Kemalizmi devrimci gorenlerle degil;devrimciligi Kemalizm olarak yutturmaya calisan Bernsteinci karsi-devrim cizgisi ile.

Fasist devlet partisi CHP ne kadar Kemalistse, Deniz Gezmis'te o kadar DEVRIMCIDIR!

THKO'nun Kemalizmi yanlis degerlendirmesi, onlari Kemalist yapmaz, sadece Kemalizm konusunda gelisim-analiz cizgisini tamamlamamis, o konuda hata yapmis, samimi devrimci-sosyalist  kadrolar olduguna isaret eder. kemalizm bir kisi degildir; bir devlet sistemidir...komprador kapitalizmin bu ulkede aldigi bicimdir kemalizm..

yani kapitalizmden ayri bir sey degil, bizzat kemalizm demek carpik kapitalizmin yari-somurge turkiyede aldigi bicim, onun devlet orgutlenmesi, bizdeki ismidir...

kemalizmi savunmak demek ataturku savunmak degil, fasist devleti, komprador kapitalizmi, yari-feodalizmi, yari-somurgeciligi, sovenizmi savunmak demektir.

''Yasasin Marksizm-Leninizm!''
''Yasasin Turk, Kurt Halklarinin Kurtulus Mucadelesi!''

''Halkimiz silahlanin!''

Biz burada THKO cizgisinin Marksist olup/ olmadigini tartismiyoruz...devrime ve sosyalizme inanmis, kavrayabildigi oranda bu inanclari icin silahin kabzasini kavramis gercek bir devrimci oldugunu, onu Kemalist ilan etmenin, peki THKO hangi devleti yikmak icin silaha sarildi sorusundan kacmak ya da onu gostermek istememek oldugunu soyluyoruz....

Yoksa, sadece Parti onderligi yerine, Ordu onderligini esas almak bile Marksizme kucuk burjuva devrimciligi sinirlari icinde bakmak olur...

Ama sizlerin unuttugu sudur; tek devrimci sinif proleterya degildir, Deniz ve THKO kucuk burjuvazinin en devrimci kanadidir ve devrimin saglam bir muttefikidir....

Eger yasasaydilar, cizgilerindeki bu kusurlari atip/ atmayacaklarina gelince; herkes bu konuda kendi acisindan birsey soyliyebilir, bence Marksizme daha cok yaklasirlardi, cunku samimi duygularla bu ise giristiler, ardillari oldugunu soyleyen ve Deniz'i astik deyip EMEP reformizmi icine gomulenlere sorarsaniz, onlar da bir baska Deniz Gezmis mirasi sizlere anlatacaklardir....

Ben burdan baktigimda, Denizleri Marksizme inanmis, ama onu tam olarak kavramamis, samimi devrimciler olarak goruyorum...faraziyeler nereye cikar bilinmez, ama Denizlerin Kemalist olmadiklari ne kadar gercekse, Reformist olmadiklari da bir o kadar gercektir...Onlar devrimciydi. Simdi sadede gelelim; 
AKP yi gecelim, o surda 12 yillik bir vakka, 2002 den onceki devlete gelelim; 
Kemalist arkadaslar, AKP oncesi TC devletini yikmaya var misiniz, yok musunuz?... 
Ya da TC. yikilmali mi, yoksa yikilmamali mi?

'Yikilmamali, bizim gorevimiz TC ve devleti korumaktir' diyorsaniz, o zaman siz nasil Deniz Gezmis'ci oluyorsunuz?....

Deniz savundugunuz Kemalist devleti yikmak icin ordu-THKO'yu kurmadi mi?

THKO, 1970 ler TC sini/devleti, hem de temelden, silahli mucadele ile devirmek icin kurulmadi mi?...

O halde sizin Kemalist Deniz, bu durumda nasil Kemalist oluyor?...

Yok o yanlissa, bu durumda da sizler nasil Deniz'ci oluyorsunuz?...Deniz, Kemalizmi anti-emperyalist, devrimci gormustur, bugun sizlerin savundugunuz Kemalist TC-devletini degil...Onu yikip, yerine ML esaslarda sosyalist bir Turkiye kurmak icin canini feda etmistir.

Ya Kemalizmden, TC den, Burjuva devleti savunmaktan vazgecin, ya da Deniz'ci olmaktan...Ikisi bir arada, buyuk bir sahtekarlik olmuyor mu?

son soz; Deniz'e Bakip Kemalizm Gormek, Agaca Bakip Ormani Gormemektir Deniz Gezmis, dogrulariyla, yanlislariyla Devrime, Sosyalizme, Marksizme-Leninizme aittir; onun icini bosaltmaya, poster Deniz haline getirmeye, isteyenin istedigi gibi kullanmasina musade etmeyiz.

Deniz bizimdir, Devrimindir, Sosyalizmindir...

Oportunizm Dur, M-L-M Var! 



YASASIN THKO VE DENIZLERIN DEVRIMCI-SAVAS CIZGISI !



BASKA BIR DUNYA MUMKUN !......

 

Dipnot; THKO Onderi Huseyin Inan'in , Kurt Ulusal Sorunu ve Kemalist Devlet Hakkindaki Gorusleri...Yalanlara, carpitmalara SON!  1-THKO nun ideolojik onderi bilinenin aksine Deniz Gezmis degil, Huseyin Inan'dir. Deniz poluler, sevilen, kitle eylemlerinin dogal onderidir. Ancak THKO nin fikir babasi esas olarak Huzeyin Inan'dir2-Deniz Gezmis'lerin Ataturku anti-emperyalist goren , ondaki kismi, guduk anti-emperyalizmi abartan kimi sozlerini one alarak , Denizleri Kemalist ilan eden bugunun Kemalistlerine bu yaziyi sunuyoruz. Bakin bakalim, sizlerin soven, kemalizminiz, onun devlet sistemi ve Kurt sorunu konusundaki milli zulum ideolojinize ve buna dayanarak ulusal asimilasyon politikalariniza THKO ve Huseyin Inan'dan en kucuk bir destek bulabilecek misiniz?   millî meselehüseyin inan türkiye devriminin yolu’ndan ayrıntı millî mesele hakkındaki görüşümüzü ortaya koyarken iki noktayı titizlikle gözden uzak tutmamak gerekir. birincisi, tahlilimizi yaparken ülkemizin özel iktisadî yapısını göz önüne almak, meseleyi ulusal değil sınıfsal temele dayandırmak ve hâkim çelişkiyi hiç bir zaman gözden kaçırmamak gerekir. ikinci olarak önümüzdeki devrimci adımın yararına olacak pratik çözüm yolları aramak ve ileride ortaya çıkacak detaylar üzerinde lüzumsuz gevezelikten kaçınmaktır. kurtuluş savaşına, türkiye’nin sınırları içinde yaşayan bütün ulusların ilerici ve anti-emperyalist sınıf ve tabakaları aktif olarak katıldılar. bağımsızlık savaşının sonunda kurulan hükümette türk milliyetçileri hâkim durumda idi. bu nedenle türkiye’nin sınırları içinde yaşayan hiç bir ulusa demokratik hak ve özgürlükleri tanınmadı; tam tersine, bütün uluslar asimile edilmeye başlanarak türk ulusu imtiyazlı bir duruma getirilmeye çalışıldı. broşürün daha önceki bölümlerinde anlatılan iktisadî gelişim tüm türkiye için geçerlidir. bu gelişimin neticesinde burjuvaların (türk, kürt, arap, vs.) işbirlikçi durumuna gelişini, toprak ağaları ve aracı sınıflarla ittifaka girerek bütün ilerici ve emekçi sınıflar üzerinde iktisadî sömürü ve baskı politikası uyguladıklarını anlattık. türkiye’deki asimilasyon politikasının neticesi olarak azınlıktaki uluslar üzerinde terör ve baskı, iktisadî baskının yanı sıra yer alır. türkiye’deki iktisadî ve sosyal gelişim, tüm emekçi sınıf ve tabakaların çıkarlarını birleştirmiştir. türkiye’nin bugünkü yarı-bağımlı iktisadî yapısı içinde bütün burjuvalar -hangi ulustan olursa olsunlar- işbirlikçi durumundadır, yani gayrı-millîdir. bir türk burjuvası nasıl ulusal çıkarlara ihanet etmişse, bir kürt veya arap burjuvası da işbirlikçi ilişkiler içine girmekle kendi ulusuna ihanet etmiştir. ağa, tefeci, bezirgân takımı ise kapitalizm öncesi üretim ilişkilerinin devamı için ulusal davranışlara karşıdır. devrimci bir anlamı olan halk kavramı soyut anlamda bir terim olup, değişik şartlarda farklı anlamlarda kullanılır. günümüz şartlarında halk kavramı abd emperyalizminden zarar gören tüm sınıf ve tabakaları kapsamaktadır. anti-emperyalist mücadelede ittifak eden işçi sınıfı ve müttefikleri halk kavramı içinde yer alırlar, yani halk terimi bu dönemde devrimci sınıf ve tabakaların bir adıdır. bunun gereği olarak ezilen ve sömürülen tüm sınıf ve tabakalara –tüm uluslardan- türkiye halkı diyoruz. bugün türkiye’deki tüm emekçi sınıf ve tabakaların düşmanı emperyalizm ile ittifak halinde bulunan işbirlikçi burjuvalar, toprak ağaları ve aracı sınıflardır. emperyalizmin kovulması ve işbirlikçilerin tasfiyesi sonunda ortaya çıkacak demokratik halk idaresinde bütün ulusların demokratik hak ve özgürlüklerini sağlamaları mümkün olacaktır. biz, sosyalizmin kuruluşu için verdiğimiz mücadele içinde, türk, kürt, arap v.s. uluslarından geniş halk kitlelerini güçlü bir örgüt içinde birleştirmeyi ve ortak düşmana karşı güçlü bir cephe kurmayı işçi sınıfı ideolojisinin ve türkiye devrimi stratejisinin gereği sayıyoruz. bunu gerçekleştirmeye çalışırken bütün ulusların eşitliğine ve “her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı”na titizlikle saygı gösterip her türlü imtiyaza karşı çıkıyoruz. türkiye’nin özel iktisadî ve sosyal yapısı içinde kürt emekçilerinin sınıfsal çıkarları da ancak türkiye halkının ortak mücadelesi ile sağlanır. hiç şüphe yok ki türkiye’nin toprak bütünlüğü içindeki iktisadî hayatın bütünleştirilmesi emekçi sınıfların yararına olacaktır. türkiye’nin iktisadî yapısının gelişimi, coğrafî şartları, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bu bütünlüğü gerekli hale getirmiştir. kapitalist gelişimin yavaş olduğu ve feodal ilişkilerin ağır bastığı doğu ve güneydoğu’da ayrılıkçı bir politika izlenmesi kürt burjuvazisinin kürt emekçileri üzerindeki hâkimiyetlerini devam ettirecektir ve bu politika kesin olarak emekçi sınıf ve tabakaların çıkarlarına aykırıdır. burjuvazinin yürüttüğü mücadelenin sonunda ortaya çıkacak devlette burjuva milliyetçiliği hâkim olacaktır. bu milliyetçilik ise diğer ulusların emekçileriyle kürt ulusunun emekçileri arasına kültürel ve iktisadî bir duvar örecektir. bu duvar, türkiye’de yaşayan bütün ulusların emekçilerinin çıkarlarına karşı olacaktır. yürütülen ayrılıkçı politika sonunda burjuva milliyetçiliğinin hâkim olması ve böyle ayrılıkçı bir politikanın başarı ihtimali çok az da olsa, bizim görevimiz, buna karşı mücadele etmektir. biz mücadelenin hiçbir döneminde işçi sınıfı savaşçısı olduğumuzu; genel olarak tüm dünya işçilerinin, özel olarak da türkiye proletaryasının sınıfsal çıkarlarını ön plana almamız gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. 

 

daha önce de belirttiğimiz gibi, emperyalizm ve işbirlikçilere karşı verilen mücadelede bütün türkiye halkı’nın çıkarları ortaktır. bu nedenle mücadelenin güçlenmesi ve başarı şansının artması, bütün ulusların emekçi kitlelerinin güçlü bir örgüt içinde –işçi sınıfı ve halk ordusu- örgütlenmesiyle sağlanabilir. askerî zaferin kazanılıp, demokratik bir halk idaresinin kuruluşundan sonra, tali çelişkilerden olan uluslararası çelişkilere sıra gelecektir ve her ulus kendi özel meselelerine tüm emekçi sınıfların yararına işçi sınıfı ideolojisi ışığında bir çözüm yolu bulacaktır. ve türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarına en uygun çözüm yolu da bölgesel özerklik olacaktır. bölgesel özerkliğin sınırlarını ve kapsamını ancak aynı sosyal ve iktisadî yaşantıya sahip olan halkların kendileri tayin eder. biz, bu özerklikte titizlikle türkiye’de uluslararası –sosyalist- kültürün ve iktisadî yapının korunmasına çalışmalıyız. çalışmalıyız, çünkü sosyalist, uluslararası kültür ve iktisadî ilişkiler bütün çalışan sınıf ve tabakaların çıkarınadır.''......http://thko.wordpress.com/2009/08/31/milli-mesele-

http://dino-ibrahim.blogspot.nl/2013/02/25-subat-2011-kemalizm-mi.html

103635

Devrimci iktidar hedefiyle çalışmalarımıza yüklenelim!

Türkiye; sokaklarıyla, meydanlarıyla, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine son 1,5 yıldır sürekli “hareketli” durumda.

Gezi İsyanı, 17-25 Aralık yolsuzluk karşıtı eylemler, Soma katliamına tepkiler ve Kobane serhıldanıyla; gencinden yaşlısına, her mezhepten ve milliyetten kadın-erkek halkımız milyonları bulan sayılarla sokaklara döküldü.

Kürtler savaş istemiyor

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Sayın Cemil Bayık: “Biz Türkiye halklarına duyduğumuz saygıdan dolayı yeniden silahlı mücadele başlatmak istemiyoruz”, diyor ve ekliyor; “ ama bu süreç de, Türkiye için son bir şanstır.”

Dikkat edilirse burada saygı halklara, şans ise devlete oluyor.

Dêrsim Dağlarının beklentisi---Ergin Doğru

Dêrsimliler ve dostları, Dêrsim Soykırımı ve Dêrsim kimliğinin geleceği açısından yeni bir sıçrama yapmak zorundadır. Öncelikle yüreği Dêrsim'le atan herkes, "Ne yapmalı” sorusunu kendisine sormalıdır.

”SAF TÜRK OLMAYANIN HAKKI, HİZMETÇİLİK VE KÖLELİKTİR” (M.E.B.) Sait Çetinoğlu

Resmi İdeoloji’nin Seyir Defteri Resmi Tarih ve “Azınlıklar”

Tarihin hiçbir safhası eğilmeyen, dönmeyen ve daima yüksek duran Türkün başı bu badirede de yine yüksek ve vakur kaldı. Tanrı istemiş ki bütün eğilen başlar, solan tarihler içinde Türkün başı eğilmesin, tarihi solmasın. İnsanlık, vicdan,şeref ve haysiyet örneğini Türk denilen abideden alsın… Türkiye Türklerindir.

Mahmut Esat Bozkurt (Saday-ı Hak,25 Mayıs 1924)

MAHÇUPYAN , BİZİ MAHÇUP ETTİ

Henüz 301 kişiye mezar olan Soma maden ocağının yaralarını sarmadan,bu sefer acı haber Ermenek maden ocağından geldi.Yine aşırı kar ve işgüvenliğinden mahrum çalışan 18 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağından 20 gün olmasına rağmen katledilen madencilere ulaşılamadı.İlkel ve kaba yöntemlerle yürütülen kurtarma çalışmalarında maalesef bu gidişle ulaşılamayacağı kaygısını taşıyorum.Dileğim bunda yanılmış olurum.

ABD, Türkiye’yi kurtardı!

Otuz dokuzuncu gününe giren Kobanê direnişi, YPG/YPJ ve halkın büyük direnişiyle devam ediyor. Bu süre zarfında Hegemon güçlerin verdiği destek ile IŞİD’in üstün teknikli yoğun saldırıları karşısında direnişe geçen Kürt halkı hem bölge de ve hem de Türkiye metropollerinde serhıldana kalktı. Kuzey Kürdistan halkının bu tepkisi hapsedilmiş atom moleküllerin tepkimeleri gibi kabuğunu kırıyordu. Türkiye metropolleri ve Kuzey Kürdistan birkaç gün içerisinde yangın yerine döndü. Yaşanan olaylarda elliye yakın yurttaş yaşamını yitirdi. Gidişat bir iç savaşın provası gibiydi.

Seyit Rıza Onurumuzdur, cesaretimizdir, geleceğimizi aydınlatan geçmişimizdir…

Yazmak bireysel olduğu kadar evrensel bir eylemdir aynı zamanda, bu kaygıyı taşıyanlar ise bir satır yazmadan önce bin kere düşünmelidirler. Üzerinde çalıştığım bir dosyaya kendimi kaptırınca gündelik yapay polemiklerden ister istemez uzaklaşıyorum. Ama öyle bir an geliyor ki köşe başlarını tutmuş pespaye kalemşörler bilinçli dezanformasyonlarını uygulamaya koyuluyorlar, geçmişlerindeki kanı gelecekleriyle yıkamaya çalışan geleneklerin temsilcileri kutsallarımıza dil uzatma cüreti gösteriyor, o zaman onlara hiç değilse ferdi bir cevap verme gereği hissediyorum.

Hazan Mevsimi – Ulm`lü Piro`yu Kaybettik :Cihan Erdoğan

 İlk defa böylesine büyük, kalabalık ve düzenli bir tren garı görüyordu.
İri yarı sarışın kadın ve erkeklerin arasında bir cüceden farksız görünmesinin komikliğinden ziyade, yitip gitme korkularına kaptırmıştı kendini.
Dilini bilmediği, yağmurunu tanımadığı bu ülkede, birbirine karışmış insan renklerinin, renk tonlarının ortasında kaybolup gitmişti sanki.
Tren garını altüst eden gürültülü müziğin tınılarından başka hiçbir şeyin anlamını, derinliğini çözemiyordu.
Gök gürültüleriyle birlikte boşalan yağmurun bile yabancısıydı.

Karadeniz'in utanç tablosu;Ünye'nin soytarı çocukları:Tamer Çilingir

52 soytarı, üzerinde ilkokul önlükleri ellerinde bayraklarla Mustafa Kemal’in türbesini ziyaret etmişler 10 Kasım’da. Kendilerine ’’Ünye’nin Dünkü Çocukları’’ adını vermişler. Aralarında 40 ila 60 yaşlar arasında esnaf, emekli, siyasi parti temsilcileri ve öğretim üyelerinden kişiler bulunuyormuş. Grubun başkanı olduğunu söyleyen Ordu Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Erkan Birben, beyaz yakalı önlüğü ve bayraklarıyla muhabirlere poz verirken, bağıra çağıra bir marş söylüyor aynı zamanda.

“ÇÖZÜM SÜRECİ”: Kitlelerin Devrimci Gücünün Denklem Dışında Tutulması Mı?

Çözüm süreci bir kez daha devletin kıskacına girmiş durumda. Devletin çözüm sürecinden anladığının PKK’nin silahlı mücadelesinin öncelikle tasfiye edilmesi, buna paralel olarak ideolojik ve politik olarak da bir tasfiye gerçekleştirerek Kürt meselesini kendi siyasi egemenliği içinde uzun süre uykuya yatırmak ve Ortadoğu politikasında bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktı.

“Mahsus mahâl”(ler)in hâl-i pür melâli[1]

“Duvarda kaldı gözlerim Dalmışım.”[2]
‘Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin, “Mahsus mahâl”lerin hâl-i pür melâlini gündemleştiren “Hasta Mahpuslar Sorunu ve Çözüm Önerileri” Sempozyumu’nun “Çözüm Önerileri”ne yönelik “Üçüncü Oturumu”nun moderatörlüğünü Hasan Gülbahar arkadaşım yönetecekti.
30 yıl zindanda yatan Gülbahar arkadaşım şimdi burada değil, “5.5 yıl daha yatacaksın!” diyen zalimler tarafından tekrar Mersin zindanına kapatıldı…[3]

Sayfalar