Salı Ekim 27, 2026

KATLEDİLİŞİNİN 41. YILINDA O’NU ANIYOR, O’NUN İZİNDE YÜRÜYORUZ!

Emekçiler, Devrimciler

Partimiz TKP/ML’nin kurucusu ve kuramcısı komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın işkencede katledilişinin 41. yılındayız. Kaypakkaya yoldaş, Ocak 1973’de Dersimde yaralı olarak düşmana esir düştükten sonra aylarca süren işkencelerin ardından Diyarbakır zindanlarında katledildi. İşkence altında tarihi bir direniş örneği sergileyen yoldaş Kaypakkaya komünist baş eğmezliğin sembolü haline geldi.

Emekçi Kardeşler, 

İbrahim Kaypakkaya yoldaş, sınıf savaşımının örsle çekici arasında yoğrularak çelikleşen genç bir komünist önderdir. 1968 gençlik hareketinin ihtilalci rüzgarı,15-16 Haziran 1970 de doruğa çıkan işçi direnişleri ve köylülerin toprak işgalleri Kaypakkaya yoldaşın devrimci bilincinin mayalanmasında büyük rol oynamış, Büyük proleter kültür devriminin dünyayı sarsan ideolojik etkisi kuracağı komünist partisinin yolunu aydınlatmıştır. 

Kaypakkaya yoldaşın ideolojik politik şekillenişi kurucusu olduğu  TKP/ML’nin ideolojik hattıyla bütünleşip özdeşlemiştir. O ülkemizin demokratik halk devrimi, sosyalizm ve yüce komünizmin en keksin kılıcı ve en iddialı proleter devrimci duruşun kararlı adıdır. Kaypakkaya yoldaşın adı her türlü gericilikten kopuşun ve her türlü kölelikten kurtuluşun yılmaz adıdır. 

Kaypakkaya yoldaş,  bilimsel olarak geliştirdiği devrimci tezlerinde; devrimin yolunu, karakterini incelemiş ve sınıf analizine dayanarak önemli meselelerde Türkiye devrimi için bilimsel sentezlere varmıştır. Bu senteze ulaştığı yazılarında  Kaypakkaya yoldaşın açık ve net devrimci bakış açısı olaylara ve olgulara sınıfsal  yaklaşımı ve kullandığı bilimsel yöntem görülebilinir. Devrimci mücadele içerisindeki tutumunu genel olarak pratikte en ileri olana göre belirlemiştir. Onun bu devrimci  tavrını onun  sürekli olarak burjuva düşüncelere karşı mücadele onlarla hesaplaşma ve netleşme içinde görülebilinir. Çünkü o çok iyi bilmekte ve görmekteydi ki burjuva düşüncelerinin lekeleri ve izleriyle devrim örgütlenmez kurtuluş gerçekleşmez. Kaypakkaya yoldaş sınıf mücadelesinin pratiği içinde gerçeğin bilgisine ulaşma yolunu izlemiştir.

 Sosyo ekonomik yapı tahlilini politik devrimci mücadelesinin belli bir aşamasında olgunlaştırmıştır. “Çorum İlinde Sınıfların Tahlili” ve “Kürecik Bölge Raporu” gibi çalışmalar, teoriyi pratikten çıkardığına örnek teşkil ederken, mücadeleye ilişkin geliştirdiği tezlerle yön verdiği hareket ise teoriyi tekrar pratiğe uygulamanın devrimci ifadesi olmuştur. O, kısacık devrimci yaşamında sürekli bir araştırma inceleme sorgulama pratiği içerisinden  çıkardığı sonuçları sentezleyerek devrimci pratiğin örsünde yeniden şekillendirmeyi başarmıştır.

Kemalizm’in sınıfsal karakterini deşifre edip onun komprador burjuva Ve toprak ağalarının ırkçı şoven, faşist ideolojisi olduğunu açığa çıkartan, onun sözde demokratik gerçekte askeri faşist diktatörlük olduğu gerçekliğini ilk kez net ve berrak biçimde ortaya koyan Kaypakkaya yoldaş olmuştur.  Elli yıllık siyasal körlüğü ve suskunluğu parçalayan ilk komünist önder olma onurunu hakkıyla ve layıkıyla taşımıştır. Türkiye Devrimci Hareketi on yıllarca Kemalizm’in sosyal şoven görüşlerinin etkisinde kalarak, işçi sınıfı hareketini burjuva ideolojisinin peşine takılmasına neden olmuştur. Bir kısım gençlik önderleri ve küçük burjuva aydınlar faşist Kemalist ideolojinin adeta tutsağı  olmuş,  Kemalizm’e ilerici, devrimci payeler biçerek, Kemalizm hayranlığından kurtulamayarak sosyal şovenizmin parçası olmuşlardır.

Kaypakkaya yoldaş, Kemalizm’in işbirlikçi sınıf hareketini açığa çıkarmış ona ilericilik devrimcilik yakıştıranları tepeden tırnağa eleştiri süzgecinden geçirmiştir. Kemalizm’in Kürt ulusuna ve azınlık milliyetlere uyguladığı ulusal baskı akıl almaz ırkçı şoven politikayı  gözler önüne sermiştir.

Kürt ulusu ve azınlık milliyetler üzerinde var olan ulusal baskı politikasının en kararlı ve tavizsiz  düşmanı olmuştur. Bütün ulusların tam hak eşitliğini savunarak, hiç bir zorunlu dilin tanınmaması gerektiğini her milliyetten emekçilerin kendi ana dilleriyle eğitim hakkını ve ulusal özgürlüklerini savunmuştur.  Kürt ulusunun özgürleşip, kurtulmasının ancak demokratik halk devrimiyle gerçeğe dönüşeceğini ısrarla ve kararlılıkla belirtmiştir. O aynı zamanda her türden ezilen inanç ve kültürlerin, mezhep ve cinslerin kurtuluş adresi olmuştur.  

İbrahim Kaypakkaya’nın temel meselelerde ortaya koyduğu devrimci görüşlerinin farklılığının bir yanı daha vardır; bu fark onun örgütsel anlayışıdır. Kaypakkaya yoldaş doğru bir siyasal çizginin ancak doğru bir örgütsel politikayla gerçeklik haline gelebileceğini güçlü biçimde kavramıştır. Böylelik-le, örgütlenmede parti örgütlenmesini esas diğerlerini tali olarak ele almış; diğerleri içinde ise silahlı mücadele örgütlerinin yaratılmasının temel olduğu anlayışını geliştirmiştir.

Yoldaşlar

İbrahim Kaypakkaya’nın Türkiye’deki devrimi ve bu devrime niteliğini veren özün yarı sömürge ve yarı feodaliteden uç veren çelişmenin, anti emperyalist ve anti feodal çelişmelerin demokratik halk devriminin özünü, temelini teşkil ettiğini belirgin bir biçimde ortaya koydu.

Böylesine bir devrimin itici güçleri proletarya, köylülük, küçük burjuvazi ve milli burjuvazinin sol kanadı; hedefleri ise emperyalizm, feodalizm ve komprador kapitalizmdir. Bizim gibi yarı sömürge, yarı feodal ülke koşullarında faşizm süreğen karakterlidir, komprador burjuvazi ile toprak ağalarının ortaklaşa diktatörlüğüdür. Demokratik halk devriminin birinci aşamasındaki amacı, emperyalizm, feodalizm ve komprador kapitalizm gibi üç büyük dağı devirip, özgür, bağımsız, demokratik bir toplumu inşa etmek, yani anti emperyalist ve anti feodal çelişmeleri çözmek, devrimimizin ikinci aşaması, devrimin sürekliliği şiarı eşliğinde, burada durmaksızın daha ileriye, sosyalizm ve komünizm aşamasına devrimi taşımaktır.

Böylesine zorlu bir devrimi gerçekleştirmenin yolunun kırlardan şehire doğru gelişecek olan “uzun süreli halk savaş stratejisi” olduğunu, bu zorlu yolda halkın kurtuluş ordusunun yaratılmasının zorunlu olduğunu belirtmiş bu uğurda can bedeli bir mücadeleye girişmiştir. 

İbrahim Kaypakkaya; Uluslararası Komünist Hareket içindeki “büyük saflaşma”nın merkezinde Marksizm ve  revizyonizm arasında ki amansız mücadele olduğunu belirterek her daim Marksizm safında yerini almıştır.

Kaypakkaya, dünya ölçeğinde modern revizyonizmle Marksizm Leninizm’i temsil eden Mao ön-derliğindeki ÇKP arasında süre giden büyük ideolojik kavgada, Kruşçev Brejnev revizyonizmine karşı tüm keskinliğiyle açıktan cephe almış, bu büyük saflaşmada ÇKP’nin yanında saf tutarak Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung’un teorisiyle çizilmiş devrimci güzergâhı temel almıştır.

Yoldaşlar

Zamanın sınavında test edilen görüşleriyle yoldaş Kaypakkaya, ölümünden 41 yıl sonra da Partimiz TKP/ML açısından önemli ve vazgeçilemezdir. Bu önem, salt partimiz açısından değil, Türkiye devrimci hareketi ve proletaryanın başarılı bir devrim yürüyüşü için de böyledir. 

Proletarya ve bağlaşıkları için, ezilen, sömürülen ve sefalete itilen halk kitleleri için daima kurtuluşu, özgürlüğü ve bağımsızlığı temsil eden bu ad; aradan geçen bunca yıllık zaman sonra hala faşist devlet için korkulu bir rüya, öğretisi ise sınıf düşmanlarının kafalarında çalan devrim çanıdır. Devrim ve sosyalizmle birlikte anılan bu ad, geniş emekçi yığınların yüreklerinde hak ettiği saygınlığı ve sevgiyi her daim korumuştur.

Katledilişinin 41 yılında devrimci ilerici yurtseverleri ve  tüm halkımızı İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anma etkinliğine katılmaya davet ediyoruz.

95936

Proletarya Partisi

 Proleterya Partisi'nden gundeme iliskin yazilar

Son Haberler

Sayfalar

Proletarya Partisi

Hollanda ve Türkiye arasında yaşanan “krizi” nasıl okumalıyız?! H.Gürer

AKP’nin siyaset yapma Algoritması!

TKP/ML-GYDK;NEWROZ ATEŞİNİ SANDIKLARA TAŞIYARAK AKP'Yİ HAYIR OYLARIMIZLA YAKALIM!

NEWROZ PİROZ BE

Newroz başkaldırı ve özgürlük bayramıdır. Demirci Kawa'nın Asur Hükümdarı zalim Dehag'a karşı başlattığı isyan 2600 yıldır ezilen mazlum halklara yol göstermeye devam ediyor. Bir Kürt olan Demirci Kawa'nın 21 Mart günü tüm insanlığa armağan ettiği bu direniş geleneği, tarihin serüveni içinde sadece Kürtlerin sahiplendiği bir direniş olmaktan çıkarak, tüm Ortadoğu halklarının sahiplendiği bir güne dönüşmüştür.

“Kaypakkaya’yı pratiğiyle çizilmiş yolu izleyerek sarsılmaz bir kararlılıkla anıyoruz”

Katledilişinin 44. yıldönümünde, önder yoldaş İbrahim Kaypakkaya’yı onun teorisinin bakış açısında durarak ve pratiğiyle çizilmiş yolu izleyerek sarsılmaz bir kararlılıkla anıyoruz!

18 Mayıs 1973!

BOYKOT tavrı üzerine: Taktik hata, stratejik körlük!

15 yıllık iktidarı ile ülkemizdeki faşizmin özgün bir vearsiyonunun temsiliyetine erişen AKP tarihinin en kaotik seçimlerinden birisine hazırlanıyor. Yaklaşan referandum, AKP’nin son yıllarda aldığı darbeler ile açığa çıkan krizinin giderilmesi ya da kalıcılaşması açısından ciddi bir dönemeç anlamına gelmektedir.

Demirdağ’dan öğrenelim: Savaşı savaşarak öğren, öğret, geliştir!

Hem ülkemiz devrimci hareketinin tarihi hem de uluslararası deneyimler halk gençliğinin devrimin motor gücü olduğu gerçeğini birçok kez göstermiştir. Ülkemizde de sınıf mücadelesinin tarihi dönemeçlerine kısa bir bakış, gençliğin üstlendiği rolün tayin edici olduğunun görülmesine yetecektir. Öyle sanıyoruz ki, 68 gençlik hareketinin çıkışına kadar gitmeye gerek yok bu gerçeği görmek için. Kobanê’yi zafere taşıyan direnişin öncülerine bakmak yeterli olacaktır. Coğrafyamızda halk gençliği, Kobanê’den yükselen isyan çığlığına akın akın sınırları aşarak yanıt olmuştur.

Ötekileştirilenlerin Rojavaya Gidenlerle Dedikodusu

"Bu demektir ki, köylünün ...... yok olmadığı ...... yerini tarım gündelikçilerine bırakmadığı yerlerde, şunlar olabilir: ...... Fransa'da olduğu gibi her işçi  /köylü/  devrimini engeller ve yıkar  ......  /proletarya/ onun  /köylünün/ durumunu doğrudan iyileştirecek ve bunun sonucunda, onu devrim saflarına kazanacak önlemler almalıdır."  Marks

De ... babo ... türkiye devrimci hareketi hiç bu kadar birbirine benzeşmemişti.

TKP/ML Kadın Komitesi

 

Kadın Komitesi: “Kadınların öfkesi, isyanı ve örgütlü iradesi karşısında hiçbir diktatör duramayacak!”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair bir açıklama yayınlayan TKP/ML Kadın Komitesi “Özgürlüğümüzü, geleceğimizi emekçi kadın ellerimizle yaratalım! Buna gücümüz, buna bilincimiz, buna inancımız var! Unutmayalım, öfkemizin, isyanımızın ve örgütlü irademizin karşısında hiçbir diktatör, hiçbir iktidar sahibi duramaz!” dedi.

İki çizgi mücadelesi ve sol içi şiddet üzerine

Sınıf mücadelesi kavramsal olarak sadece karşıt sınıfları hedef alan ve tek başına burjuvaziye ve onun sömürü çarkının ortaklarına yönelen bir pratik alanı değil çok kapsamlı şekilde burjuvazinin uzantısı olan sosyal, siyasal ve kültürel tüm dönüşüm süreçlerini de kapsayan bir olgudur. Bu kapsamdan ötürüdür ki, devrim iddiasına sahip olmak, özü itibari ile devrimciliği bir kimlik olarak sahiplenmeyi ve bu kimliğe uygun şekillenmeyi gerekli kılar.

Kadınların Aleksandra Kollontay'a borcu;Kadının kurtuluşu

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 107. yılı, bugünün gerçekleşmesinde birinci dereceden payı olan ve 9 Mart 1952 yılında ise aramızdan ayrılan Aleksandra Kollontay’ın ise 65. ölüm yıldönümü vesilesiyle...

Altın Eller ile Kanlı Eller

Anadolu'da yaşayan,ama bugün varlıklarınan söz edilemeyen kadim halklardan Ermeni'ler,Süryani'ler,Yahudi'ler,Rum'lar,Ezidi'ler üretken,yaratıcı,sanatkar topluluklardı.Yüz yıl önceden inşa edilen saraylar,kiliseler,yalılar,köşkler,binalar tüm tarihi dokunun gerçek sahipleri olurken,bu zenginliklere tepeden inme bir şekilde el konmuş,bunları inşa eden Altın elleri adım adım tarih sahnesinden silmiştir.Var olanın üstüne aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen hiç bir zenginlik-değer inşa edememiş ancak kan akıtmakta maharetli olduğunu göstermiştir.Önce Ermeni'leri,Süryani'leri,Yahudi'leri,Rum'la

İdeolojinin kadrosu olmak

Devrim gerçekleştiren komünist parti tarihleri incelenip araştırıldığında küçük burjuva ideolojisinin yönetim düzeyinde ve kolektifte etkili olmaya çalıştığı, egemen olduğu dönemlerin yaşandığı görülür. Proletarya partisinde silahlı savaşın bir savaş çizgisi olarak egemen olmadığı, burjuva-feodal sistemden ve onun ideolojisinden TAM KOPUŞ sağlanamadığı süreçlerde tasfiyeciliğin kısa süreli de olsa etkili olduğu ve olmaya çalıştığı dönemler yaşanmıştır. Bundan sonra da yaşanma olasılığının mümkün olduğu bilinmelidir.

Sayfalar