Pazartesi Eylül 21, 2026

Faşist yalanlar: “Holodomor” ve “Acı Hasat” filmi (İngilizceden çeviren: Garbis Altınoğlu)

(Yazarın notu: Ben bu makaleyi yazarken kendime büyük ölçüde, West Virginia Üniversitesi'nden Mark Tauger'in araştırmalarının ortaya koyduğu kanıtları dayanak aldım. Tauger meslek yaşamını Rus ve Sovyet kıtlıkları ve tarımını incelemekle geçirmiş bir kişi. O bu konularda dünyanın öndegelen otoritelerinden biri ve araştırmaları, sahteliklerini boşa çıkardığı için genel olarak Ukrayna milliyetçileri ve anti-komünistlerinin içtenlikli nefretinin hedefidir.)

Ukrayna milliyetçi filmi “Acı Hasat”, Ukrayna milliyetçilerinin uydurduğu yalanların propagandasını yapmaktadır. Louis Proyect ise bu filme ilişkin değerlendirmesinde aynı yalanların propagandasını yapmaktadır.

Proyect, Jeff Coplon’ın 1988'de Village Voice adlı dergide yayımlanan, “Sovyet Holokostunun Peşinde: 55 yıllık Kıtlık Sağı Besliyor” başlıklı makalesine gönderme yapıyor. Coplon bu makalesinde, Sovyet tarihi üzerinde çalışan öndegelen “anaakım” anti-komünist Batılı uzmanların Ukraynalıları hedef alan kasıtlı bir kıtlık kavramını reddettiklerini gösteriyor. Sözkonusu uzmanlar bunu reddetmeyi sürdürüyorlar. Proyect bu olgudan hiç söz etmiyor.

1932-33'de SSCB'nde, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni de kapsayan (ama onunla sınırlı olmayan) çok ciddi bir kıtlık yaşandı. Fakat, bir “Holodomor”un ya da or “kasıtlı bir kıtlığın” olduğunu gösteren hiçbir kanıta rastlanmadı ve bugün de böylesi kanıtlar yoktur.

“Holodomor” kurgusu savaştan sonra Batı Avrupa, Kanada ve ABD'ne sığınan Ukraynalı Nazi işbirlikçileri tarafından uyduruldu. Bunun ilk versiyonlarından biri Yurij Chumatskij'nin, 1986'da Avustralya'da “Ukrayna Asi Ordusu Gazileri” tarafından basılan Why Is One Holocaust Worth More Than Others? (=Neden Bir Holokost Diğerlerinden Daha Önemlidir?) adlı kitabıdır. Bu yapıt, fazla komünizm yanlısı oldukları ileri sürülen “Yahudilere” yönelik saldırının devamı niteliğindedir.

Proyect'in değerlendirmesi, Sovyetlerin tarımı kollektivizasyonu ve 1932-33 kıtlığına ilişkin şu sahtelikleri yineliyor:

* Köylüler genellikle, bir “ikinci serflik” olarak gördükleri kollektivizasyona direndiler.

* Kıtlığın nedeni kollektivizasyondu. Aslında ise kıtlık çevresel faktörlerden kaynaklanmıştı.

* “Stalin” –Sovyet yönetimi- kıtlığı kasıtlı olarak yaratmıştı.

* Kıtlık, Ukrayna milliyetçiliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyordu.

* “Stalin” (Sovyet hükümeti), “Ukraynalılaştırma”, yani Ukrayna dili ve kültürünü özendirme politikasını desteklemeyi durdurmuştu.

Bu savların hiçbiri doğru değil. Kanıtlar bu savların hiçbirini desteklemiyor. Bunlar sadece, Ukraynalı milliyetçi çevrelerin, Nazilerle bağlaşmalarını ve Yahudi Holokostuna ve Ukrayna'da yaşayan Polonyalıların jenoside (1943-44 Volinya katliamları) tabi tutulmasına katılmalarını, Yahudileri, komünistleri ve savaş sonrasında da Ukraynalı köylüleri öldürmelerini ideolojik olarak meşrulaştırmak amacıyla ileri sürdükleri savlardır.

Ukrayna milliyetçilerinin sonal amacı komünizmle Nazizmin (komünizm günümüzün “demokratik Ukraynası”nda yasadışı konumdadır), SSCB ile Nazi Almanyası'nın ve Stalin ile Hitler'in eşdeğer sayılmasını sağlamaktır.

Tarımın Kollektivizasyonu- Gerçeklik

Rusya ile Ukrayna, bin yılı aşkın bir süredir birkaç yılda bir ciddi kıtlıklar yaşamışlardı. 1917 devrimine, 1918-20 döneminde daha da ciddi bir hal alan bir kıtlık eşlik etti. 1920-21 döneminde ülkeyi, hatalı olarak “Volga kıtlığı” denen bir kıtlık vurdu. 1924'te ve 1928-29'da yeniden yaşanan kıtlıklardan özellikle bu ikincisi Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni ağır biçimde etkiledi. Bütün bu kıtlıklar çevresel nedenlerin ürünüydü. Köylülerin Ortaçağdan kalma şerit ekimi metodu verimli tarımı olanaksız ve kıtlıkları kaçınılmaz kılıyordu.

Aralarında Stalin'in de bulunduğu Sovyet liderleri biricik çözümün tarımı, tasarlayarak model aldıkları ABD'nin Ortabatısındaki bazı çiftliklerde olduğu gibi, büyük fabrika-tipi çiftlikler temelinde yeniden örgütlemekte yattığına karar verdiler. Sovhozi'ler, ya da Sovyet çiftliklerinin başarılı olduğu görülünce tarımı kollektifleştirmeye karar verdiler.

Anti-komünist propagandanın savlarının tersine, köylülerin büyük çoğunluğu kollektivizasyonu kabul ettiler. Direniş sınırlı ve isyan eylemleri çok azdı. 1932'ye gelindiğinde, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de içinde olmak üzere Sovyet tarımı büyük ölçüde kollektifleştirilmişti.

1932'de Sovyet tarımı, bir dizi çevresel felaketin toplamıyla karşı karşıya geldi: bazı bölgelerde kuraklık; bazı bölgelerde aşırı yağış; pas ve is atakları (mantar hastalıkları); böcek ve fare istilası. Köylülerin bünyelerinin zayıflamasına paralel olarak zararlı otların ayıklanması ihmal edildi ve bu da hasadı daha da azalttı.

1932 sonbaharı ve kışında hasat başarısızlığının boyutları daha da netleşince Sovyet hükümetinin tepkisi değişti. İlk başta, yetersiz hasadın esas nedenlerinin kötü yönetim ve sabotaj olduğu kanısına varan hükümet çok sayıda Parti ve kollektif çiftlik yöneticisini görevlerinden aldı. (Ancak filmde Mykola'nın başına geldiği gibi herhangi birinin “idam edildiğini” gösteren bir kanıt yok.) Şubat 1933 başlarında ise Sovyet hükümeti kıtlık bölgelerine çok büyük ölçekli tahıl yardımı yapmaya başladı.

Sovyet hükümeti, kendi besin gereksinimlerini üretmeyen kentleri beslemek için ve fazla tahıla el koymak amacıyla köylülerin çiftliklerine örgütlü baskınlar da düzenledi. Bunun bir başka nedeni de vurgunculuğu engellemekti; bir kıtlık durumunda tahıl, şişirilmiş fiyattan yeniden satılabilirdi. Çarlık döneminde yapıldığı gibi yoksulların açlıktan ölmeye terk edilmesi istenmiyorsa kıtlık koşullarında tahılın özgür pazarda satılmasına izin verilemezdi

Sovyet hükümeti köylülere tarımsal çalışmada yardımcı olmak için siyasal bölümler (politotdely) örgütledi. Tauger şu sonuca varmıştı: “1933 hasadının 1931-32 hasadından çok daha büyük olmuş olması, aynı biçimde kırlardaki siyasal bölümlerin çiftliklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olduğunu gösterir.” (Modernization, 100)

Çok sayıda insan kıtlık sırasında ölmüş, başkaları hasta ya da zayıf düşmüş ve daha başkaları da başka bölgelere ve kentlere kaçmış olduğu için 1933'ün iyi hasadı hayli küçülmüş bir nüfus tarafından kaldırılmıştı. Bu kıtlığa, kollektivizasyonun, hükümet müdahalesinin ya da köylülerin direnişinin değil, 1933'de artık ortadan kalkmış olan çevresel faktörlerin yol açmış olduğu gerçeğini gösteriyordu.

Tarımın kollektivizasyonu gerçek bir reform, Sovyet tarımının devrimci bir dönüşüme uğratılmasında bir dönüm noktasıydı. Buna rağmen bazı kötü hasatlar olacaktı; ne de olsa SSCB'nin iklimi değişmemişti. Fakat kollektivizasyon sayesinde, SSCB'nde sadece bir kez daha -o da 1946-47'de- yıkıcı bir kıtlık yaşandı. Bu kıtlığı en son araştıran (Melbourne Üniversitesine bağlı Tarihsel Araştırmalar Okulu profesörü- G. A.) Stephen Wheatcroft onun, çevresel koşullar ve savaşın yol açtığı aksaklıklar nedeniyle yaşandığı sonucuna varmıştı

Proyect'in düzmece savları

Proyect, tarihin kerameti kendinden menkul Ukraynalı faşist versiyonunu hiçbir eleştiri

yapmaksızın ve kayıtsız koşulsuz yinelemektedir.

* Bir “Stalinist ölüm makinası” yoktu.

* Kendini adamış Parti görevlileri “tasfiye ve idam edilmediler.”

* “Milyonlarca Ukraynalı devlet çiftliklerine ve kollektif çiftliklere girmeye zorlanmadılar.” Tauger, köylülerin büyük çoğunluğunun kollektif çiftlikleri kabul ettikleri ve bu çiftliklerde uyum içinde çalıştıkları sonucuna varıyor.

* Proyect, Ukrayna milliyetçilerinin “3-5 milyon zamansız ölüm” savını kabul ediyor. Bu doğru değil.

Bazı Ukraynalı milliyetçiler, Yahudi Holokostu'nun 6 milyon rakamına erişmek ya da onu geçmek için 7-10 milyon arası rakamlar veriyorlar. (Örneğin Chumatskij’nin başlığı, “Why Is One Holocaust Worth More Than Others?”/ “Bir Holokost Neden Diğerinden Daha Değerli Olsun?” olan kitabı.) “Holodomor” teriminin kendisi (“holod”=açlık, “mor” Polonyacada “mord”= “öldürme,” Ukraynacada “morduvati”=“öldürmek) de kasten, Holokost'u anımsatmak amacıyla türetilmişti.

En son akademik araştırma, kıtlıktan kaynaklanan ölüm sayısını 2.6 milyon olarak veriyor (Jacques Vallin, France Meslé, Serguei Adamets ve Serhii Pirozhkov, “A New Estimate of Ukrainian Population Losses during the Crises of the 1930s and 1940s/ 1930'ların ve 1940'ların Krizleri Sırasındaki Ukrayna Nüfus Yitimlerine İlişkin Yeni Bir Tahmin,” Population Studies 56, 3 (2002): 249–64).

* Jeff Coplon bir “Kanadalı sendikacı” değil, New-York'ta yerleşik bir gazeteci ve yazardır. Merhum Douglas Tottle’ın, Robert Conquest’ın düzmece Harvest of Sorrow/ Hüzün Hasadı adlı kitabına verilmiş makul bir yanıt olan Fraud, Famine and Fascism / Sahtekarlık, Kıtlık ve Faşizm adlı kitabı, (tıpkı Conquest'in kitabı gibi) SSCB'nin 1991'de dağılmasından bu yana yayınlanan ve eski Sovyet arşivlerinden gelen birincil kaynaklar selinin başlamasından önce yazılmış olduğu için büyük ölçüde eskimiştir.

* (1922-36 yılları arasında New York Times'in Moskova Büro Şefi olarak görev yapmış Anglo-Amerikan gazeteci- G. A.) Walter Duranty “omletler” ve “yumurtalar”a ilişkin (aşağıdaki- G. A.) açıklamasını, Proyect'in ileri sürdüğü gibi “Stalin'i savunmak için” değil, Sovyet hükümetinin politikasını eleştirmek için yapmıştır:

“Kaba bir biçimde anlatacak olursak, yumurtaları kırmadan omlet yapılamaz ve Bolşevist liderler, toplumsallaştırma doğrultusundaki kampanyalarının yol açabileceği insan kayıpları konusunda, Dünya Savaşı sırasında üstlerine, kendisinin ve tümeninin gerçek bir asker ruhuna sahip olduğunu göstermek için bedeli yüksek bir saldırıya geçme buyruğu veren bir general kadar kayıtsızdırlar. Hatta kendilerini, fanatik bir inancın canlandırdığı düşünüldüğünde Bolşevikler daha da kayıtsızdırlar.” (The New York Times, 31 Mart 1933)

Anlaşılan Proyect'in yaptığı, bu hileyi bir Ukrayna milliyetçi kaynağından kopya etmekten ibaretti. Çürük malzemeden çıkan ürün de çürük olacaktır.

* Proyect'in kaynak gösterdiği Andrea Graziosi bir Sovyet tarımı ya da 1932-33 kıtlığı uzmanı değil, gördüğü herhangi bir ya da tüm anti-Sovyet sahteliği/ sahtelikleri kabul eden bir ideolojik anti-komünisttir. Proyect'in alıntısının kaynağı, objektif araştırma yapmaktan uzak olan ve Ukraynalı milliyetçiler tarafından finanse ve redakte edilen Harvard Ukrainian Studies adlı dergidir.

* Proyect Sovyet Politbürosu'nun, kendisinin görmediği belli olan Aralık 1932 tarihli “iki gizli kararnamesi”ne göndermede bulunuyor. Bu kararnameler, “Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti dışındaki” yerlerde Ukraynalılaştırmayı durdurdu. Ukraynalılaştırma, Ukrayna

Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde kesintisiz bir biçimde sürdü. Proyect'in ileri sürdüğünün aksine Ukraynalılaştırma “sona ermedi.”

* Proyect Sovyetlerin, “Ukrayna ulusunu ve özellikle de Ukrayna entellijetsiyasını fiziksel olarak yoketmeyi hedefleyen politikası”na ilişkin hiçbir kanıt sunmuyor; sunmuyor, çünkü böyle bir politika yoktu.

Sosyalizmin bir zaferi

Sovyetlerin, “Yeşil Devrim,” “harika pirinç” ve Çin'de ve ABD'ndeki su denetimi projeleri ile aynı düzeyde olan tarımı kollektifleştirmeleri 20. yüzyılın, toplumsal reformlarının arasında en büyüklerinden biri ya da en büyüğüdür. Komünizmin başarıları için Nobel ödülleri veriliyor olsaydı, Sovyet kollektivizasyonu, en öndegelen adaylar arasında yer alırdı.

Sadece Nazi işbirlikçileri değil, her renkten anti-komünistler de Sovyetler Birliği'nin tarihsel gerçekliğini içlerine sindiremiyorlar. Sosyal-demokratlar ve Trotskistler gibi kendilerini solda sayan pek çok kişi, faşist oldukları bilinen ve açıkça kapitalizmi savunan yazarların yalanlarını yineliyorlar. Tauger gibi Sovyet tarihini objektif bir tarzda inceleyen ve gerçeği, sevimli olmadığı zaman da söylemekte kararlı bilim insanları çok az ve onların sesleri, anti-komünist çarpıtıcılar korosu tarafından boğuluyor.

Kaynaklar:

Mark Tauger’in araştırmaları, özellikle, hepsine de internette erişilebilecek olan “Modernization in Soviet Agriculture” (2006); “Stalin, Soviet Agriculture, and Collectivization” (2006) ve “Soviet Peasants and Collectivization, 1930-39: Resistance and Adaptation” (2005)/ “Sovyet tarımında modernleşme” (2006); “Stalin, Sovyet Tarımı ve Kollektivizasyon” (2006) ve “Sovyet Köylüleri ve Kollektivizasyon, 1930-39: Direniş ve Uyum” (2005). Tauger'in diğer araştırmalarına şu sayfadan erişilebilir: : https://www.newcoldwar.org/archive-of-writings-of-professor-mark-tauger-on-the-famine-scourges-of-the-early-years-of-the-soviet-union/

Ayrıca benim; Blood Lies; The Evidence that Every Accusation against Joseph Stalin and the Soviet Union in Timothy Snyder’s Bloodlands Is False/ Kan Yalanları: Timothy Snyder'in Bloodlands Başlıklı Yapıtında Joseph Stalin'e ve Sovyetler Birliği'ne Yönelttiği Suçlamaların Hepsinin Yalan Olduğunun Kanıtları (New York: Red Star Press, 2013) adlı kitabımın I. Bölümüne bakılabilir. (Erişim adresi- G. A.) http://msuweb.montclair.edu/~furrg/research/furr_bloodliesch1.pdf

1946-47 kıtlığı için bkz. Stephen G. Wheatcroft'un, “The Soviet Famine of 1946-1947, the Weather and Human Agency in Historical Perspective”/ “1946-47 Sovyet Kıtlığı, Tarihsel Perspektiften İklim ve İnsan Etkisi”, Europe-Asia Studies, 64:6, 987-1005.

---------------------------------------------------------------------------------

Prof. Grover Furr, pek çok makalenin yanısıra aşağıdaki kitapların da yazarıdır:

1) Khrushchev Lied. The Evidence That Every “Revelation” of Stalin’s (and Beria’s) Crimes in Nikita Khrushchev’s Infamous “Secret Speech” to the 20th Party Congress of the Communist Party of the Soviet Union on February 25, 1956, is Provably False/ Hruşçov Yalan Söyledi. Nikita Hruşçov'un, 25 Şubat 1956'da SBKP'nin 20. Kongresi'nde Yaptığı Kötü Ünlü “Gizli Konuşma”da Stalin'in (ve Beria'nın) Suçlarına İlişkin “Açığa Vurmaların Tümünün” Yanlış Olduğunun Kanıtlanabileceğinin Verileri (2011)

2) The Murder of Sergei Kirov. History, Scholarship and the Anti-Stalin Paradigm/ Sergey Kirov'un Öldürülmesi. Tarih, Biliminsanlığı ve Anti-Stalin Paradigma (2013)

3) Blood Lies; The Evidence that Every Accusation against Joseph Stalin and the Soviet Union in Timothy Snyder’s Bloodlands Is False/ Kan Yalanları: Timothy Snyder'in Bloodlands Başlıklı Yapıtında Joseph Stalin'e ve Sovyetler Birliği'ne Yönelttiği Suçlamaların Hepsinin Yalan Olduğunun Kanıtları (2014)

4) Trotsky’s “Amalgams.” Trotsky’s Lies, The Moscow Trials As Evidence, The Dewey Commission. Trotsky’s Conspiracies of the 1930s, Volume One/ Trotski'nin Alaşımları. Moskova Duruşmalarının Işığında Trotski'nin Yalanları ve Dewey Komisyonu. Trotski'nin 1930'lardaki Komploları, Cilt I (2015)

5) Yezhov vs. Stalin: The Truth About Mass Repressions and the So-Called ‘Great Terror’ in the USSR/ Yejov Stalin'e Karşı: Kitlesel Bastırmalara İlişkin Gerçek ve SSCB'ndeki Sözde 'Büyük Terör' (2016),

Bu kitapların hepsi Amazon.com.'dan satın alınabilir.

Prof. Furr'un bazı makale ve röportajlarının yanısıra kitaplarının bir bölümü de Türkçeye çevrilmiş bulunuyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1) Hruşçov'un Yalanları. SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında (Yordam Kitap)

2) Sergey Kirov Cinayeti (Yazılama Yayınevi)

3) Stalin ve Demokrasi Trotskiy ve Naziler (Yazılama Yayınevi)

NOTLAR

1) Volinya ve Doğu Galiçya katliamları, Mart 1943-Aralık 1944 döneminde, o sıralar Nazi Almanyası'nın işgali altında olan Polonya topraklarında Ukraynalı faşistler tarafından gerçekleştirildi. Volinya; Polonya, Ukrayna ve Belarus sınırları boyunca uzanan bölgenin ve Galiçya da gene Polonya ile Ukrayna sınırları boyunca uzanan bölgenin adı. Doruk noktası Temmuz-Ağustos 1943'de yaşanan bu trajedide çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 75,000 ila 100,000 insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor. Katliam kararı, OUN-B'nin (Ukrayna Milliyetçileri Örgütü) Bandera fraksiyonunun Şubat ya da Mart 1943'de yapılan İkinci Kongresinde alındı ve bu örgüte bağlı olan UPA (Ukrayna Asi Ordusu) tarafından gerçekleştirildi. (G. A.)

Grover Furr

Counterpunch, 3 Mart 2017

İngilizceden çeviren: Garbis Altınoğlu

50710

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

ALEVİLERİ İSTİSMAR ETMEKTEN VAZ GEÇİN, SAMİMİYETLE LAİKLİĞİ TALEP EDİP SAVUNUN!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir etkinlik vesilesiyle, şöyle demekte: “(…) Cemevleri ile ilgili taleplerimiz yıllardır ortadayken, bir yanda bu ülkede anayasaya göre her yurttaş eşitken, Sünni bir yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen; vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri Cemevleri, devlet nezdinde ibadethane kabul edilip, camiye ne yapılıyorsa Cemevine de  aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayım.” (T24, 21.07.2024)

Kendi topraklarında özgür yaşayamayanlar (Nubar Ozanyan)

Nasıl bir adalet, nasıl bir vicdandır ki yüzyıldır Kürtler kendi topraklarında özgür yaşayamıyor? Nasıl bir kara zulümdür ki, on binlerce gerilla canını feda etmesine, on binlerce tutsak kör hücrelerde ömür çürütürcesine özgürlüğe ellerini uzatmasına karşın karanlık iş başında kalmaya devam ediyor? Ve yüz yıldır Kürt halkı bunca büyük bedel ödemesi karşısında sanki bir şey olmamış gibi duran Devlet, utanmadan elini “kardeşlik” adına DEM’e uzatıyor? Tarihte böylesine aymaz bir düşman görülmüş mü?

Nobel Ekonomi Ödülleri Hangi "Bilimsel" Buluş İçin Verildi?

Emperyalist sistemin içinde bulunduğu durumdan liberal ekonomistler, liberal entellektüellerde memnun değiller. „Eşitsizlikler“ büyümüş, „doğanın tahribatı alarm“ veriyormuş, „demokrasiler“ gerilemiş, „ekonomiler teknolojik gelişmelerin gerisinde“ kalıyormuş. „ekonomik büyümeler yavaşlamış“ vs. vs. En büyük buluşu 2005-2006'dan beri dünyada „demokrasi“lerin gerilemesiymiş.

SAVAŞA AKTARILAN PARA, EMEKÇİYE YAŞATILAN YOKSULLUĞUN BAŞLICA NEDENLERİNDENDİR!..

“Çözüm sürecinin en önemli sonuçlarından biri de kesinlikle ekonomik göstergeler, ekonomik nedenler olacaktır. Yapılan bir hesaplamaya göre, terörün Türkiye’ye son 29 yıldaki maliyeti yaklaşık 300 milyar dolardır. Çözüm süreciyle birlikte canları tehditten kurtardığımız kadar, ekonomiye de can suyu olacak yeni bir dönemi, yeni bir süreci başlatmış olacağız.”

“Filistin’de direnişin bir yılı ve Bahçeli’nin sözleri”(Deniz Aras)

7 Ekim Aksa Tufanı hamlesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu süre içinde Ortadoğu, emperyalistlerin askeri, siyasi, lojistik ve istihbarat desteğiyle adeta bir koçbaşı olarak işlevselleştirdikleri Siyonist İsrail tarafından kan gölüne çevrildi.

İmha ve İnkar Politikalarına Karşı Direniş Sürüyor

Türk devletinin kuruluş süreci aynı zamanda Kürdistan coğrafyasında imha ve inkâr politikalarına sistemlilik kazandırma sürecidir. “Tek vatan, tek bayrak, tek millet” söylemi bu ırkçı, inkârcı politikanın en açık ve özlü ifadesidir.

Ve aynı zamanda bir devlet politikasıdır. Dolayısıyla Kürt coğrafyasına dönük saldırıları dönemsel görmek veya kimi burjuva partilerinin izlemiş olduğu politikalarla açıklamaya kalkmak yanılgılı bir tutum olur.

3. Dünya Savaşı riski hâlâ “güçlü olasılık” mı yoksa artık “kaçınılmaz akıbet” mi?

Son bir yılın ve ama özellikle de son ayların olguları öyle gösteriyor ki 3. Dünya savaşı artık sadece “güçlü bir olasılık” olarak değil; “kaçınılamaz bir akıbet” olarak ele alınmayı gerektiriyor. Bu hızlı tırmanış ise esasen şu iki ana etmen üzerinden yaşanıyor: Birinci etmen Rusya-Ukrayna Savaşı iken; ikinci etmen ise İsrail saldırganlığının tırmandırdığı savaştır.

Önderlerin Ardından… (Nubar Ozanyan)

Kafkaslar’ın en ileri devrim beyni ve en güçlü çarpan sosyalist yüreği, zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışan Ermeni halkının yetiştirdiği en kalifiye önder kadrolardan olan ISTEPAN ŞAHUMYAN’IN başına gelenler bütün Sovyet devrim önderlerinin başına gelenler gibi oldu. Yok sayılmak, yaşanmamış kabul edilmek, itibarsızlaştırılmak, unutturulmak, nefret, işçiler ve ezilen halklar için yaptıkları büyük fedakarlıklarının ters yüz edilmesi, kahramanların hain olarak tanıtılmaya çalışılması kötülüklerin en büyüğüdür. Acıların en derinidir.

Emperyalizm Üzerine Notlar-7

Yarı-Sömürgeciliğe“ Sığnan Sosyal Şovenist Teoriler

Başka ülkelerin işçi ve emekçilerini sömüren bir ülke yarı-sömürge olamaz. Eğer bir ülke içinde yüksek düzeyde tekelleşme gerçekleşmişse, başka ülkelere sermaye ihraç ediyor, oralarda yatırım yapıyor, işçi çalıştırıyor, maden ocakları açıp işletiyor, banka açıp mevduat topluyor, kredi veriyorsa ve  bu ülke, ML literatürde, kapitalist sistem içinde  emperyalist bir ülke olarak adlandırılır.

Düşünüş ve Hareket Tarzında Devrimcileşmek

Kürt ulusuna, diğer azınlık milliyetlere uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarına karşı sessiz kalıp harekete geçmemek, özünde işçi ve emekçilerin birliğine, ortak yürüyüşüne zarar vermektir. Dolayısıyla bu yönlü yapılan çağrılara kayıtsızlık ya meselenin özünü yeteri kadar kavramamaktan ya da bu demokratik istemlere karşı samimi bir tutum sergilememekten kaynaklanmaktadır. Çünkü samimi bir birlik istemi, ortak mücadele anlayışı Kürt ulusunun ulusal demokratik haklarını savunmayı, bu yönlü yapılan tüm saldırılara karşı net bir tutum almayı gerekli kılmakta.

Bay Özkök gibilerinin vicdan muhakemesi

Ertuğrul Özkök; “Akıl ve vicdan Orta Doğu’yu terk etti. Geriye sadece fanatizmi bıraktı.” Sözleriyle, kendince bir durum tespiti yapıyor. Ve “Hadi artık soralım” diyerek, T24’deki yazısında soruyor: “Orta Doğu’yu kim harabeye çevirdi; İsrail F-35’leri mi, Hizbullah Fadi füzeleri mi?” (25 Eylül 2024)

Sayfalar