Perşembe Ekim 22, 2026

Karl Marx 200 Yaşında

Karl Marx 5 Mayıs 1818 yılında Almanya’nın Trier şehrinde doğdu. Bu 5 Mayıs’ta Karl Marx 200 yaşına basacak.

Karl Marx’ın mavi tulumlu komünist hayaleti burjuvazinin üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Burjuvazi, Marx’ı öldürmek istedikçe, Marx daha da büyüdü ve bütün uluslararası işçi sınıfının ve ezilen halkların kurtuluş umudu oldu. Onların eylemlerinde, düşlerinde mücadelelerinde, kavgalarında, yenilgilerinde ve zaferlerinde yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.

Ölülerin hikayesi olmaz. Yaşayanların hikayeleri olur. Karl Marx’ın hikayesi bitmedi ve yazılmaya devam ediyor. Burjuvazi, Komünist Manifesto’nun hayat bulmasından bu yana Karl Marx’ın hikayesini sonlandırmak istedi. Ancak, Marksizm kitlelerde ete kemiğe büründü. Çünkü Marksizm Karl Marx (ve elbette Friedrich Engels) olmaktan çoktan çıkmıştı. O, fabrikalarda işçilerin burjuvaziye karşı yol gösterici silahı, kapitalizme karşı sosyalizm ve komünizm bayrağıydı. O artık ezen sınıfa karşı ezilen sınıfların dünya görüşüydü. İşçi sınıfı var oldukça Marksizmi öldürmek olanaksızdı.

Burjuvazi, Marx’ı düşüncelerini yok edemeyeceğini anlayınca onu çarpıtma, etkisizleştirme ve burjuvaziye karşı işçi sınıfının gerçek kurtuluş silahı olmasını önelemeye çalıştı. “Marksizm” adı altında çeşitli akımların ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta bir çoğunu finanse etti. Açık ya da gizli desteklerini sundu.

Ne var ki, Marksizm yok edilemedi ve edilemezdi. Çünkü Marksizm bir kişinin düşünceleri değil, yaşayan bir sınıfın düşünceleri ve dünya görüşüydü. Sömürücü sınıfın toplumu olan kapitalist sistemin sınıfsız ve sömürüsüz alternatifiydi. Daha genel anlamda o; insanlığın özgürleşmesinin ekonomik, ideolojik, siyasal, felsefi ve kültürel özgürleşmesinin gerçek hikayesidir.

Karl Marx her gün aramızda, kavgamızda dolaşmaya devam ediyor. Ve burjuvazinin en gizli toplantılarında, finas oligarşilerin odalarında, kapitalizmi övgülerin dizildiği dolarlı-avrolu ısmarlame kalemlerinde, “yoksa gerçek mi” denilerek Karl Marx adı korku ve kinle anılıyor.

Kapitalizm krize girdikçe, savaşlar birbirinin peşi sıra geldikçe, aşırı üretim ve teknoloji gelişmesine karşın yoksullaşmanın ve işsziliğin daha geniş kitleleri içine almasıyla, Karl Marx ve Marksizm güncelliğini korumaya devam etmektedir.

Dünyanın en zengin sekiz kişinin gelirinin dünya nüfusunun yarısından fazlasının gelirini aştığı kapitalist toplumsal sistemde, Karl Marx’ın yaşaması, mücadele etmesi ve kitlelerin Marksizme daha fazla sarılmasının nedenleri de her geçen gün artmaya devam edecektir.

Alman burjuvazisi Karl Marx’ı 200. yaş gününde yendien hatırlamak zorunda kaldı. Onun adına paralar bastırdı ve doğduğu şehirdeki trafik lambaları Marx’ın resimleriyle donadı. Burjuvazi, yıkamadı, ama onu etksizleştirmeye, sıradan bir “Alman filozofu” görüntüsü vermeye özel bir çaba harcamaktadır. Ve bütün çabaları; onu, işçi sınıfı ve ezilen halkların elinden alarak etkisizleştirmek, Karl Marx adında bir bireye indirgemek. 

 

Der Spigel Dergisi, Karl Marx’ın 200. yaş günün nedeniyle kapsamlı sayılabilecek özel sayıyı çoktan piyasaya sürdü. Marksist öğretilere karşı “birey-filozof” Karl Marx’ı çıkarmayı deniyorlar. Ama, bu etkisizleştirme de tutmayacak ve Marx-Engels öğretilerini kitlelerin, burjuvaziye karşı verdiği son kavgada yaşamaya devam edecektir.

Alman burjuvazisi (ve elbette dünya burjuvazisi), Marksizm olmasa, onun resimlerini Brandenburg Kapı’larına ve borsa salonlarına asmaya çoktan hazır. Ancak, Markszim öğretisi buna engel oluyor. Buna karşın, Karl Marx’ın heykellerini yıkmaya, isimlerini caddelerden silmeye güçleri yetmiyor.

Karl Marx ve Friedrich Engels’in öğretileri Marksizm bir ölü dogma değil, eylem kılavuzu olduğu için; güncel, yaşayan ve somut koşulların somut tahliline göre kendini geliştiren bir öğretidir. O, bu nedenledir ki; her zaman her koşulda işçi sınıfının mücadelesine ışık tutmaya ve ezilen halkların kurtuluş umudu olmaya devam etmektedir. O, bu nedenle, burjuvazini korkusu, sosyalist ve komünist toplumun öğretisi olmaya devam ediyor. Çünkü insanlığın gerçek anlamda özgürleşmes: Sınıfların, sömürünün, sınırların, savaşların, özel mülkiyetin olmadığı ancak ve ancak komünist toplumda gerçek halini alacaktır.

Karl Marx, aslan yeleli başıyla, koltuğunun altında DAS KAPİTAL’i ile, cap canlı aramızda salına salına bütün heybeti ve dinamik yapısıyla dolaşmaya devam ediyor. 

Sen çok yaşa KARL MARX!  

53550

Yusuf Köse

Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.

yusufkose@hotmail.com

http://yusuf-kose.blogspot.com/

 

 

Son Haberler

Sayfalar

Yusuf Köse

3. Havalimanı İşçilerinin Direnişinin Öğrettikleri

3. Havalimanı inşaatı projesi, Türk tekelci burjuvazisinin sermaye birikimini ve kar oranını artırma projesi olarak yürürlüğe sokuldu.

Bunun anlamı; işçilerin en ağır koşullarda, her türlü sosyal ve demokratik haklardan yoksun olarak çalıştırılması demektir. Türk burjuvazisinin siyasal temsilcisi faşist AKP hükümeti, uzun yıllardır Türkiye’yi ucuz bir iş gücü cenneti olarak yönetmektedir.

Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!-Dursun Ali Küçük

Rusya sözcüleri yaptıkları açıklamalarla Rojava'da özerkliği bile fazla buluyorlarmış.
Rus ruleti oynanıyor; kim kimin kafasına veya kendi kafasına sıkacak...
Merak konusu budur..

Rusya federal ve özerk bölgelerden oluşuyor. Ama sıra Kürtlere gelince Rojava'da bunu fazla görüyorlar.

Esad'a göre konuşuyorlar..
ABD Kürt devletinin temelini atıyor diyorlar..
TC'yi yanına çekmek içinde özellikle bunu yapıyorlar..

Dogmatizmin Eksensiz Çukurunda Yön Aramak-3

HH Hala “Hizipçiliğe (Devrimciliğe)” Devam Ediyor!

Sazansın be kardeşim! (İsmail Cem Özkan)

Her canlının hafızası vardır ama elde ettiği tecrübeyi bir başka kuşağa aktaracak hafıza sadece insanda var olduğu söyleniyor, çünkü henüz evrenimizde ki evrim devam ediyor bir bakmışsınız bizim gibi tecrübesini kendisinden sonra ki kuşağa aktaran bir canlı bulunur. Var olan bilgi ile sadece insan vardır elde ettiği tecrübelerini aktaran. İnsan zaman içinde kendi hayatı içinde biriktirdiği bilgileri kendisinden sonra ki kuşağa aktararak bir itici güç konumundadır. İnsanlık sürekli ilerleyecektir her ne kadar görünümde öyle gibi gözükmese de!

Yerel seçimlerde ‘’ Ecolo ‘’ ile ‘’ sol ‘’ dalgası esiyor...

14 Ekim 2018 tarihinde ,altı yılda bir yapılmakta olan Belediye seçimlerinde kazananlar ‘’Ecolo’’ ile ‘’sol’’ parti oldu.Ertesi gün çıkan gazetelerde ve televizyon yorumlarında ‘’Ecolo ile PTB dalgası ‘’ diye verildi.Altı yıldır yerel yönetimlerin birikmiş sorunlar karşısında bir varlık gösterememeleri kendi sonlarını hazırladı.Değişen acil çözüm bekleyen,dünyadaki gelişmelerden bağımsız olmayan sorunlar karşısında politika üretemeyen iktidarları,kitleler seçimlerde al aşağı etti.Cezalandırdı.Aynı zamanda 2019 mayıs ayında yapılacak milletvekili seçimleri için Charles Michel iktidarına bir

Yağmur yağıyor dışarıda

Yağmur yağıyor dışarıda

Şehir griye düştü

Aklımda deli düşler ve sonunda gerçekliğimiz

O kadar acı olsa da umut dağlara çekilmiş kar altındadır

Şehir bir hengâme içinde seksenli filmlerde ki gibi

Duraklar pazara insan taşıyor

Pazar insan satıyor ve alıyor

Dostlar birbirine küskün

Düşman sarayında keyif çatıyor

Üzerime bir çağ yapılırken

Logar kapağının altında üç gündür ölü bedenim

Tam üç gündür yatmakta

Öğretmenim ben

Cebimde on lira ile astım bedenimi o ağaca

Öğrendiniz mi bari

Çin Devrimi ve Maoizm -2-

Sosyalist Dönüşümde Kitlelerin Enerjisine Dayanma         

Mao devrimden hemen sonra gittiği SSCB’nin, “gerçek bir devrim değil” diyerek işbirliği yapmaya yanaşmadığını ancak Kore Savaşı’nın bütün yükünü omuzladıklarında işbirliğini kabul ettiklerini açıklamıştır. (Sabah Tufanı-2, Sayfa 174)

Dogmatizmin Eksensiz Çukurunda Yön Aramak-2

MA’nin “ahlaklı” Düşman Ajanı NT’sinin Rolü Neydi?

Düşman, özellikle komünist ve devrimci örgütlenmelerin içine ajan sızdırmak için özel bir çaba harcar. Düşmanın bu davranış biçimi devrimci ve komünist örgütlenmeler için yadırganacak bir durum değildir. Düşman, “içeriye sızdırma” işini çok yönlü olarak yapar. Birincisi içerden kazanmak yoluna özel bir önem verir. İkincisi korkutarak, tehdit ederek ya da satın alarak yapar. Üçüncüsü ise kendi adamlarını örgütten birisiymiş gibi örgüte sızması yoluna gider. Teknik dinlemeler bunların dışındadır.

Alman İşçi Sınıfı Irkçılığa Geçit Vermeyecektir

Bir kere daha yazmalıyım. 25 Eylül 2017 Almanya Genel Seçimleri sonuçları üzerine yazdığım yazıda, “Almanya’da artık her şey farklı olacaktır” demiştim. Bu değerlendirme; Federal Alman Parlementosu’na 94 millet vekili sokan ırkçı-faşist AfD’nin (Almanya İçin Alternatif) seçim “zaferi” üzerine yapılmıştı. Ve son gelişmeler, işçi sınıfı ve emekçilerin sokaklarda olması, buna karşı Alman tekelci burjuva hükümetinin gerici yasaları sürekli gündeme getirmesi bu görüşümü doğrulamıştır.

Yeniyi inşa etmenin dinamiği! Tarihi yazan kitlelerdir!

“Nesnel dünyanın yanı sıra öznel dünyayı değiştirmek”; yani “dünyayı değiştirirken kendini de değiştirmek”… Proletarya ve kitleler kadar, tek tek bireyler açısından da devrimci mücadeleyi kavramada temel yaklaşım bu olmak zorundadır.

“.. Birincisi bağımsızdır ve temel doğası kendi için olmaktır; öteki bağımlıdır ve özü başkası için yaşamak veya var olmaktır. İlki efendidir; ikincisi ise kul”… Hegel’in bir egemenlik ilişkisi içinde “efendi” ve “kul”un konumuna ilişkin bu saptamaları sınıflı toplumlarda sömüren ve sömürülenler arasındaki ilişkide de geçerli değil midir

Aşkımın Büyük Yanılgısı

Ve geldik şu aşkımın diline.

Aşkımın dilinin hiç kaygısı yok devrimlilerdeki işçilerin ücretlerine vede devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği siyasi ekonomik ilişkilere bakarken.

Hemen suçluyor veriyor devrimlerde geriye dönüşler gerçekleşmiştir diye.

Ne yani devrimin ilk hallerinde ölen devrimciler gibi mi ölmeliyim?

Sadece fransız devriminin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmamış devrimciler parti gereksinimiyle ilgilenmemişlerdir de ondan.

Sovyet devriminin sorunlarıyla karşı karşıya kalan devrimcilerden bana kalan mirasta...

Sayfalar