Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)-Dursun Ali Küçük
*Geziye karar verdik.
Otobüsle Iğdır-Aralık ve Nahçivan sınırlarını kapsayan yerleri geziyorum.
Yarım otobüste 11 değişik kişileriz. Erivan’a ulaştık. Oradan iç turların yapıldığı yarım-otabüsle yolculuğa başladık. Tarih 22 Eylül 2018 gösteriyor.
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civarlarında yaşadığı söylencesi var.
Artashad’a ulaştık. Oradan Xorvirap’a geçtik. Hikayesi uzun eski bir tarihi kaleye vardık. Onun hemen yanında Gevuş çavuş’un anıtı var. Sasonlu Ermenilerden. Andranik Paşa ile birlikte osmanlı ve TC ye karşı savaşan bir kahraman...
Xorvirap kalesini geziyoruz. Önemli bir uğrak yerinde yer alıyor. Aralık’ın hemen karşısına düşüryor. Burayı gezip fotolar çekiyorum. Hostes ve yolculuk konusunda bize bilgi veren kadından tek tek hangi yerin ne anlama geldiğini öğreniyoruz. Bu iş bittikten sonra bir başka Ermeni kadın, “işte orası Kürt köyü” diyor...
Karşıda Çiyaye Agıri-Ararat ve ermenilerin deyişi ile Masif dağı bütün görkemliliğiyle bize selam veriyor. Heybetli görünüyor. Yaz ve kış başında kar eksik olmuyor.
Hemen yanında Küçük Ağrı denilen bitişik dağ uzanıyor. Bu dağ soykırıma karşı Ağrı Kürt mücadelesi sürecinde, mücadeleyi bastırmak için İran ve TC anlaşması ile İran’dan alınmış, karşılığında başka Kürdistan toprakları iranâ verilmiştir.
Çiyaye Agıri döneminde ihsan Nuri, Brae Heske Telli ve başka yerlerden gelen Kürt savaşçılarının mekanı olmuştur. Direnişleri epey sürmüştür. Bir nevi gerilla mücadelesi sürdürmüşlerdir. TC sömürgecileri bastırmakta zorlanınca İran ile anlaşmaya varmıştır. Aynı zamanda Sovyetler Birliği soykırıma karşı verilen Kürt mücadelesini gerici görmüş ve ezilmesinden yana olmuştur.
*Karşı taraf bizim...
Bağırsam duyacaklar..
Xorvirap’ kalesinin hemen önünde 50-60 metre ötede tel ögüler çekilmiş.. Onları görüyorum. İşte bu bir sınır... Ve karşı tarafı bizim. Kürt köylerinden biri çok yakın.. Ağaçlar var.. İçinde hemen cami ilk görünenlerden...
Çiyaye Agıri’yi gördüğümde hemen şu aklıma geldi. Türk sömrgecilerin mücadeleyi bastırması ve soykırım ve sürgününden sonra yazılan ve çizilen karikatür...
“Muayyel Kürdistan burada medfundur”(Hayali Kürdistan burada gömülüdür)
Evet çizilen bir mezar ve üstüne yazılan...
Ağrı-Karakose’de 1977 yılında kaldım. Kürdistani grupların ilk çalışmaları bir dönemdir başlamıştı.
O zaman Kendi aramızda TC nin yazdığı bu sözü tartışıyorduk.
“Siz gömdüyseniz, biz dirilteceğiz” diyorduk...
Kürdistan devrimcileri olarak burada faaliyet yürüttüm. Kars’a uğramışlığım oluyordu. Iğdırı ve hatta Van bir kerelik olsada gitmiştim. Mekanımız Doğubeyazıt ve Ağrı’ydı..
Salih Kandal, Mehmet Can Yüce, Salih Hanevdaloğlu, Mehmet Okçu, İbrahim Hoca, Fuat Aslan, Suat Şahin, Tekin Kızılay, Hamit Dönder, Talat Aktaş, Mehmet Savaş, Sıraç hoca, ve daha bir çoğunun adını belirtmeden geçemeyeceğim...
Şimdi Xor Virap’tan baktığımda onlar Çiyaye Agıri’nin öteki yüzündendiler..Gürbulak İran yapay sınırına gidince Çiyaye Agıri’nin bir kısmı Hanevdaloğullarına aitti.
Salih'in cesur bir anası vardı. Erkek gibi kadın diyorlar ya aşağı yukarı öyleydi. Yavrusunun üstünde titreyen bir ana rolünü çiziyordu.
Kürdistan’ın dirilişi, Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesi ve Bağımsız Kürdistan için ön çalışmaları yapıyor ve savunuyorduk...
Kars’ta Hüseyin Makal, Akif Yılmaz, İdris Ökmen vb arkadaşları anmadan geçemeyeceğim.
*İşte karşıda Ahmet kesip ve Yusufları görüyorum...
Onların köyleri belli belirsiz karşıda bir yerde.. Çiyaye Agrıri’nin eteklerinde..
Bir toplantıda akrep soktuğu halde toplantı havasını bozmayayım diye istifini bozmayan Ahmet Kesip...Mezara gömüldü denildikten sonra Çiyaye Agıri’nin ilk gerillalarından...15 Ağustos la başlayan gerilla savaşını Serhat alanına yerleştirmek ve geliştimek isteyenlerden..
Hüseyin Makal, 12 Eylül darbesinden dağa çıkan ve yakalan Digor ve Kars'da bağımsızlık tohumlarını ilk ekenlerden..Erzurum cezaevinde birlikteydik. O, erken çıktı, gitti harekete katıldı. Hastalandı, İran a götürüldü, kurtulmadı ve yaşamını yitirdi.
Fuat 1982 de Erzurum askeri cezaevinden çıktı. Gerillaya katıldı. Serhat’ın ilk gerilla şehitlerinden..
Yusuf Adet genç yaşta PKK ile tanıştı ve cezaevine düştü, çıktı ve gerillaya katıldı. Şehit düştü..
Ve ismini sayacağım daha başka arakadaşlar...
İşte karşımda doğdukları mekanlar görülüyor...
Dersim-Elazığ-Bingöl çalışmalarından sonra Serhat’a görevlendirildim. Orada çalıştım.1977 de orada yakalandım.
Şimdi oraların karşı taraflarında sınırları gezince aklım hem gidip geliyor...
Uzaktan görmek insanın özlemlerini gidermiyor..
Bu ülke için bağımsızlık çalışmalarına katıldım. Gençtik, heyacanlıydık, hayallerimiz güçlüydü.
Her tür fedakarlığı göze almıştık. Bağımsız-demokratik ve birleşik Kürdistan için propaganda ve ideoloji , amaç çalışmaları yaptım. Gençlik mücadelerine katıldık. Mücadele ettik, direndik dayandık, 16 yıl TC cezaevlerine yattık. Çıkınca yine soluğu Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesinde aldık. Savaştık. Örgüt çalışması, basın yayın çalışmaları yürüttük.
Hayat işte..
Şimdi karşı tarafta sürgündeyim...
*Nahçıvan sınırından TC ve Ermenistan sınırını Gümrü ve Kars kadar Rusya güvenliğini sağlıyordu. Eskiden Sovyetler birliğine aitti güvenliği sağlamak.. Kars, Sovyet devriminin Türkiye'ye hediyesidir. Sovyetler Birliği soykırima karşı Kürtlerin kendini savunmasını ve mücadele etmesini hep gerici gördü.
Çiyaye Agırı Kürt mücadelesine Sovyetler Birliği gerici gözüyle bakıyordu...
Enver-Cemal-Talat üçlüsü genç Türklerdi. Bu Genç Türk devrimi olarak adlandırıldı. İttihat ve Terakki SBKP tarafından böyle değerlendiriliyordu...
Taşnakları hiç beğenmezlerdi. Ermeniler kendi yurtlarından yok edildi. Sovyetler Birliği buna da seyirci kaldı. belirleyici olan kendi çıkarlarıdır. Başkalarının toprakları oldu mu halklar adına dağıtılıyordu. kendilerine göre sınırlar çiziyorlardı.
Mesala şimdi sınırından geçtiğimiz Nahçıvan'ın Azerbeycan ile bağlantısı yoktur. Azerbeycan Nahçıvan arasında Ermenistan toprakları vardır. Burası kendi başına özerk. Azerbeycan'a bağlı.
Karabağ ise özerk olmasına rağmen Ermenistan’a bağlı değildi.1990 larda ki Ermeni ve Azeri çatışmalarında ayrı devlet haline geldi, Ermenistan'a bağlı...
Eskiden Çiyaye Agıri den gece Iğdıra indiğimizde Yerevan bayağı ışıklı görünüyordu. tepeden ığdır'a baktığımda aynı görkemlililk yoktu.
Şimdi yol aldıkça bazı köylerde gördüğüm yükselen ot yığınları ve tezekler vardı. 100 yıllık Sovyetler deneyimi tezekleri hala ortada kaldırmamıştı. Başka bazı köylerde de hala tezek kullanılıyor.
Tezeğe buradada karşılaşıyorum...
Gürcistan 'da kaldım, gezdim ve tanıdım. Ermenistan'ı çok iyi tanıdım ve gördüm. Kültür, giyim, yaşam tarzı, düşünüş biçimi olarak yaşadığımız yerlerden pekte ileri sayılmazlar. hatta bazı konularda geriler...
Eskiden reel sosyalizmdi ve şimdi kapitalizm. İnsanlar iş bulamıyor. Ekonomik vb sorunları var. Ama Gürcistan ve Ermenistan'da Sovyetler Birliği dönemini arayan oldukça azdır. İnsanların ezici çoğunluğu bu günü geçmişe tercih ediyor...
Hayhat...
Ne kadar reel sosyalizm savunucusuyduk. Sovyetlerde herşey devletin ve sen yine ücretlisin... Herkese iş vermek ve sosyal vb haklar vardı.
Ekonomi yaşam standarttı. Gümrük duvarları vardı. İnsanların dışarısıyla yüzleşmesini engelliyorlardı. Kısaca kendi insanlarına güvenmiyorlardı.
Sovyetler Birliği ne kadar destekledik...
Şimdi Çiyaye Agiriye bakıp düşünüyorum. teorilerinize çok kandık. herşey Sovyetler birliği için olunca dünya kurtulacak sandık...
Biz onlara ne kadar çalıştık. Ama onlar zırnık kadar Kürtlere ve Kürdistan'a ve devrimcilerine destek vermedi.
TC'ye Ağrı mücadelesini bastırmada destek verdiler. ve şimdi baktığım ve gezdiğim sınırı kapattılar...
Ruslarıda tanıdım ve sosyalizmin onları ne kadar geliştirdiğini gördüm. herşey merkez bilir ve herşey merkeze akar. Sovyetler yıkılınca çevre halklar iyice çöktü, bir tek Rusya ve Bele Rusya kendini toparladı. Çünkü zenginliğin merkezi çarlıktan beri oradaydı.
Areni ye yol alıyoruz. Burası Ermenistan ve Nahçıvan sınırında.. Kandilden Ermenistan'a bir grup olarak yürüyerek geçerken Nahçıvan sınırından içeri girmiştik. Sağ tarafta oturuyorum. Sınır oldukça yakın..
Ozaman geçince geceydi. Bilmediğimiz yerlerdi. Tam nerede geçtiğimizi kestiremiyordum.
Areni'de mola veriyoruz. Gözlerim yine karşı sınırda...
Areni, Areni şarapları ile meşhur. şarabı bayağı güzel ve hoş.. Bir yere oturuyoruz. Areni şarabını tanıtıyor. Gelişim hikayesini anlatıyor.
Bizlere tadına bakmamız için uzatıyor.
İçiyoruz. gerçekten hoş bir şarap. Marka yapmıştır.
Bu arada Ömer Hayam'ın yaşamının bir parçası olan ve şiirine döktüğü şarabı anımsıyorum.
*Areniyi geçince gözlerim yine sınırda.
Bir yere geliyoruz. Aha, işte biz buradan indik kararını veriyorum.Nahçıvan'dan Ermenistan'a geçtiğimi yerin ta kendisi...
Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti yıkılınca orayı koruyan Melle Mustafa Barzani denetimindeki bazı peşmergeler ve hatta aileler ile Güney Kürdistan dan , İran ve Türkiye devlet sınırlarını bir o tarafa bir bu tarafa geçerek zorlu bir yürüyüş gerçekleştiriyor. 45 günde Azerbeycan'a ulaşıyorlar..
Biz beş kişilik bir gruptuk. 19 günde Erivan'a vardık. gerillaydık. Dinlenerek gece gündüz Kandil'den xaxurke üzerinden bir kısım Türk devlet sınırını geçerek İran tarafından sınır boyunca yürüdük. Çok az ve uygun yerde oda zozanlarda arabaya bindik. Araba yolculuğu yapmadık ve hiçbir şehire ve ilçeye girmedik.
Karşımızdaki Küçük Ağrı nın yanından Aras yakınında bulunan Kürt köyüne ulaştık. Oradan Aras'ı vurup Nahçıvan'a geçtik. Nahçıvan küçük, bir gecede bir yerinden diğer ucuna vb ulaşabilirsiniz.
Devam edecek....
Dursun Ali Küçük
25.9.2018
Son Haberler
Sayfalar
M.Oruçoğlu’nda boy veren anarşizan ve revizyonist karakterli kimi görüşler üzerine kısa bir değerlendirme ; Halil Gündoğan
Bilenler bilir Sayın Oruçoğlu Halkın Günlüğü gazetesinde “Antagonizma” ismiyle tanımlamayı tercih ettiği köşesinde çeşitli konular/meselelere dair görüş ve düşünsel eğilimlerini paylaşır okuruyla.
Demokrasi, OHAL'le Değil Demokratik Halk İktidarıyla Gelecek!
Türk, Kürt uluslarından ve çeşitli milliyetlerden emekçi halkımız,
Faşist Diktatörlük halkla bir kez daha dalga geçmeyi tercih etti. Ve bir kez daha kendi içindeki kapışmayı halka fatura etmekten bir saniye bile tereddüt etmedi.
UYU EY „YİǦİT“ HALK ;Hasan Hayri Aslan
UYU EY YIGIT HALK
UYRUKEN ÖLÜM ACI VERMEZ İNSANA
UYU SEN!...
Atlar ve katırlar kişniyerek tepişiyorlar… Zavallı, yoksul çaresiz halklar ayaklar altında. Onları peygamber belleyen katiller gariban erlerden birinin kellesini kesiyor kameralar önünde. Katiller karanlık yüzlü, kara sakallı pis birer mahluk, öteki kellesiz gariban cesedin başında kurt işareti yapıyor, ağzı kulaklarında. Kurtların, çakalların, yılanların işgali altında memleket!
Durum iyidir !Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
15 Temmuz akşamı faşist klikler arasında iktidara hâkim olma kavgası yeni bir boyut kazandı. Hâkim sınıflar arasında süregelen çelişkinin özü uzlaşmaz bir çelişkidir. Bu uluslar arası emperyalist devletlerin sermaye egemenlik savaşının bir parçasıdır. Faşist klikler arası darbe girişimleri, çatışmalar, öldürmeler, idamlar vb. yeni bir şey değildir. Bu yüzyıllık TC tarihine bakıldığında çokça görülür. Tarih, Ermenilere, Kürtlere, Araplara, Alevilere vb. yapılan soykırımla, katliam ve akıl almaz işkence, zulümle doludur. İttihat ve Terakki’den günümüze bu böyle oldu.
Darbe'nin imitasyon ve fason hali...
Bu ya bir tiyatrodur ki ben öyle düşünüyorum; ya da sinemanın gala gecesinden yalnızca bir sahnedir ki, düşünmek bile istemiyorum!
Soralım!
Kendi öz savunmamızı güçlendirmeliyiz!! Mahircan
Darbenin her türlüsüne karşı olduğumuz açık. Yıllardır yaşadığımız hukuksuzluğa, sivil darbe örgütlenmelerine, faşizme, gericiliğe, radikal İslamcı katliamcı zihniyete karşı olduğumuz gibi..
Bu tiyatrodan kim yarar sağladıysa, kotaranı da odur.
Egemen sınıfların kanlı-kaos senaryoları ve hesaplaşmaları
15 Temmuz gecesi darbesinin egemen sınıflar arası çatışmanın bir ürünüydü. Özellikle AKP-Gülen cemati arasındaki çıkar dalaşında yenik düşen Gülen cematinin son çırpınışları olarak ortaya çıktığı analaşılıyor. İki faşist-dinci kliğin çatışmasından “demokrasi”nin doğması ya da işçi ve emekçilerin lehine sonuçlanması söz konusu olamazdı.
TKP/ML Merkez Komitesi;“Faşist kliklerin dalaşına değil, halk savaşına taraf ol!”
Türk egemen sınıflarının yaşadığı siyasal kriz derinleşerek devam ediyor. Faşist diktatörlük içindeki klik çatışması 15-16 Temmuz 2016’da ordu içinde örgütlenmiş bir cuntanın askeri darbe girişimiyle yeni bir evreye geçmiştir. Türk egemen sınıflarının tarihinde pek tanık olunmadık bir darbe girişimi olmuştur. Darbe girişiminin başladığı saatten (15 Temmuz saat 21.30), örgütlenme biçimine ve kısa sürede yelkenleri indirmesine kadar fiyasko niteliğinde bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak bu darbe girişimi TC tarihi açısından bir ilktir.
Partizan “Darbenin her türlüsüne karşı direnişe, mücadeleye!”
15 Temmuz akşamından başlayarak 16 Temmuz gecesi boyunca devam eden askeri darbe girişimine karşı bir açıklama yayınlayan Partizan “Bugün “Allah’ın bir lütfu olarak” ifade edilen darbe girişimiyle daha güçlenen ve halka yönelik saldırılarına artıracak olan resmi ve resmi olmayan sistem güçlerine karşı, emekçi halkın kendisini korumak için tedbirler alması, darbeleri üreten ve kendisi de bir darbe ürünü olan AKP şahsında sisteme karşı mücadeleyi yükseltmesi “darbe-darbe karşıtlığı” üzerinden yapılmaya çalışılan bölünmeye karşı çıkması varlık-yokluk sorunu haline gelmiştir.
Parti inşası; ve sürekliligi saglanmış önderlik ;Halil Ahmet
Tarihsel bir süreçten geçiyoruz.Her birimiz bunun farkındayız kulaklar sağır gözler kör uykuda ölü taklidi yapmanın bir anlamı yoktur.
Tarihsel bir süreçten geçiyoruz.Parti ve önderliğin inşası,doğru bir siyasal hattın MLM temelde sürekliğinin sağlanması her geçen gün daha da hissedilir bir durum olarak kendini dayatmaktadır.
Parti ve önderliğin inşası sürekliliği sağlanmış önderlik olgusu ve bunun la berabar doğru temelde çizginin sürekliliği nin sağlanması dediğimiz olgudan ne anlamalıyız
ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]
“Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı,İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.”[1]
III. Büyük Bunalım’ın yerküresinde, Sykes-Picot’un miadını doldurduğu Ortadoğu’da, nihayet coğrafyamızda devasa bir dissolution (çözülme) fragmantasyon (parçalanma) ve polarizasyon (kutuplaşma) yaşanıyor.
Bunu hâlâ görmeyen, bilmeyen, kavramayan varsa ne yazık.
Çünkü gelecek(imiz) “Fortis imaginatio generat casum/ Zengin hayalgücü, olacakları (önceden) tahmin eder,” kaydı düşülmesi gereken söz konusu gerçeğin biçimleneceği güzergâhtaki çatışmalarla karara bağlanacak.