Kadınlar ve İşçiler
Kadınlar neden, niçin ve nasıl eziliyor, neden cinsiyet ayrımcılığın en temel ve en tepe noktasında yer alıyor, neden öldürülüyor neden erkek baskısı kadın üzerinde şiddetleniyor vb. soruların yanıtı ile; işçiler neden, niçin ve nasıl sömürülüyorsa verilecek yanıtlar aynı yerde arandığında, kadının kurtuluşu sorununa, daha genel anlamda ise işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluş sorununa daha doğru yaklaşılmış olacaktır.
İnsanların tarihi toplumsal sistemler tarihidir. Ve insanların yaşam biçimlerini, aralarındaki ekonomik, siyasi, kültürel ilişkileri belirleyen, içinde yaşadıkları toplumsal sistemin karakteridir. Sınıfların ortaya çıkışından sonrada toplumsal sistemlere damgasını vuran ve onu daha ileri götüren, değiştiren sınıflar arasındaki mücadele olmuştur. Hiç bir toplumsal değişim sınıf mücadelesinden azade olmamıştır.
Toplumun sınıflara bölünmesinden beri de ona karakterini veren ezen sınıfların ekonomi-politiği, ezilen sınıflar ile ezen sınıflar arsındaki toplum içindeki ilişkileri belirleyen temel etken olmuştur. Toplumsal ekonomik yapı, kendi karakterine uygun üst yapıyı da belirler.
Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, insanların sınıflı topluma geçmesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Ve bu, kapitalist toplumda biçim değiştirerek daha kadınlar üzerinde daha yıkıcı bir hal almıştır. Kadın cinselliği, burjuva sermayesinin aşırı birikim ve meta aracı haline getirilmiştir. Ve burjuvazi, işçi sınıfını bölmek ve onun üzerindeki iktidarını pekiştirmek için, kadın üzerinde cinsiyet ayrımcı politikasını, sermayenin birikimi uğruna derinleştirmeyi esas politikalarından biri haline getirmiştir.
Toplumların ilk sınıflara bölünmesinden miras kalan kadının cinsiyet ayrımcılığına tabi kılınması politikası, kapitalist sömürücü sınıfların iktidarda kalmaları için vazgeçilmez ekonomik, politik ve ideolojik baskı aracına dönüştürülmüştür. Bu aynı zamanda, işçi sınıfını bölme, kadın ve erkek emekçiyi karşı karşıya getirme politikası olarakta yürülükte tutulmaktadır. Kadının daha fazla baskı altında tutulması, cinsiyet ayrımcılığıyla aşağılanması, aynı şekilde emekçi erkeğinde aşağılanmasını koşullamaktadır.
Sınıflı toplumların üretim biçimleri; maddi üretimin yanında, ezilen sınıfları politik olarak ezme, onları baskı altında tutma, bölme, kutuplaştırma, doğal biyolojik ayrımları sosyal ayrımcılık temelinde politikleştirerek derinleştirmeyi ücretli kölelik üzerinde yükselen ideolojik-politik üretimini de kaçınılmaz olarak üretir. Kapitalist toplum, bunu, daha modern ve daha derinlemesine geliştirmiştir. Bir taraftan sınıf çelişmesini keskinleştiriken, bir taraftanda artan ölçüde küçük burjuva düşünce tarzını topluma yayması, ezilen sınıflar arasında burjuvaziye ve onun ekonomi-politikasına karşı birliğin genişlemesini ve pekişmesini önleyici bir rol oynamaktadır.
Tarihsel materyalizmin ortaya çıkardığı bir gerçek olarak, insanların tarihi toplumsal sistemeler tarihiyse, toplumsal sistemlerin karakteri de o toplumda yaşayan insanların ilişkilerinin temel belirleyicisidir. Kapitalist toplumda kadın ve erkek işçi ücretli kölelikten kurtulamaz. Çünkü, sınıflı toplum, ezen/ezilen, sömüren/sömürülen üzerine kuruludur. Ezen sınıflar, günümüzde kapitalistler, iktidarlarını ancak işçi (kadın-erkek) sınıfını sömürerek ve baskı altıda tutarak sürdürebilirler. Bu da yetmez. Toplumda sürekli kutuplaşmayı, ayrımcılığı (cinsiyet, dini, ulusal vb.) canlı tutar. Irkçılık, miliyetçilik, şovenizm, kadın-erkek ayrımı, dinsel ve ulusal azınlıklar üzerinde baskı ve kutuplaştırma burjuva toplumun vazgeçilmez politik ayrımcılık öğeleridir. Bunları bazan yoğun olarak derinleştiriler bazan ise yumuşatırlar. Ama asla ortadan kaldırıcı bir politika izlemezler, izleyemezler. Kapitalist üretim tarzının karakteri buna izin vermez. Çünkü, burjuvazi işçi ve emekçilerin direkt burjuvaziyi hedef alıcı politik eyleme geçmesini, özellikle de; sömürü sisteminin yıkma eylemine geçmesini istemezler ve bunu önlemek için en kanlı şiddet-terör dahil her türlü ideolojik-politik yanıltma, elimine etme politikasını sürdürürler.
Kapitalist toplum, işçi sınıfının ezilmesi ve sömürülmesi tarihiyse, aynı şekilde kadınların ezilmesi, sömürülmesi ve cinsiyet ayrımcılığına tabi kılınarak metalaştırılmasının ve aşağılanmasının derinleştirilmesinin tarihidir. Bu tarih, kadın ve erkek işçilerin, emekçilerin aynı sınıfın üyeleri olarak, kurtuluşlarının da ancak ve ancak birlikte mücadele ile olacağını göstermektedir. Bu sosyalizmdir.
Burjuva Toplumunda Kadın ve Erkek Emekçi
Burada somut bazı istatistikler vereceğim. Bu istatistikler, burjuva toplumu tarafından kadının neden ezilenlerin ezileni olarak tutulduğunun yanısıra erkek emekçilerin kaderi ile kadın emekçilerin kaderinin aynılaştığınında bir göstergesidir.
Ancak, unutulmaması gereken bir gerçek: Kapitalizmin krizinin faturaları emekçiler üzerinde bütün ağırlığı ile çökse de, kadınlar üzerindeki ağırlığı tartışılmaz ölçüde yüksek ve dayanılmaz acıları da birlikte getirmektedir. Bu istatistiklerde, kapitalizmin derinleşen krizinin kadınlar üzerindeki ekonomik, sosyal, toplumsal cinsiyet ayrımcı ve politik faturaları kısmen yansıtılmaktadır. Çünkü istatistikler, kadınların yaşadığı her türlü aşağılanmayı ve acıları tam olarak veremez.
ILO’nun 2020-2021 Küresel Ücret Raporu’na[1] göre, çalışanların kayıpları oldukça yüksek. 2020’nin ilk çeyreğinde, çalışma saati kayıplarının Asya ve Pasifik’te %15,2; Afrika’da %15; Arap Devletlerinde %16,9; Avrupa ve Orta Asya’da %17,3, ABD’de %28’e çıktığı ve dünya genelinde ortalama iş kayıplarının %17,3’e ulaştığı belirtilmektedir. Yaşanan yoğun işsizliğin ve işten çıkarma ve işsizliğin ise hesabı tutulamıyor.
İLO’nun aynı raporunda, gelişmiş 52 ülkede işçilerin üretkenliği 1999-2019 arasında %123 artarken, bu yıllar içinde işçi ücretlerindeki real artış ise %114 civarında kalıyor.
Aynı raporun yer alan bir başka önemli verisi ise; 2020’nin ilk ve ikinci çeyreğinde, bazı seçilmiş ülkelerdeki ücret kayıplarının cinsiyetlere göre dağılımı:
Ülkeler
Ortalama (%)
Kadın (%)
Erkek (%)
Portekiz
13,5
16.0
11.4
İspanya
12.7
14.9
11.3
Fransa
10
13.1
7.7
İngiltere
9.2
12.9
9.1
Almanya
6
8.6
4.4
Danimarka
3.3
4.5
2.5
Hollanda
1.7
2.5
1.3
Kaynak: İLO, Küresel Ücret Raporu, 2020-2021, sf. 46
Bu tablodaki veriler yanıltmasın. Sadece pandemi boyunca oluşan kayıplar. Kadınlar, bütün ülkelerde erkeklerden daha az ücertle çalışıtırılıyor. Bu kapitalist toplumun en görünen çıplak gerçekliğidir. En gelişmiş modern ya da “demokrat” olarak bilinen burjuva devletlerinde dahi aynı işi yapan kadın ve erkek işçi aynı ücreti almıyor. Kadın en az %22 daha az ücret alıyor. Kadının cinsiyet ayrımcılığına, aşağılanmasına, kadın üzerindeki erkek basıkısının nedenleri burada, sistemin bu işleyiş karakterinde aranmalıdır.
Bu veriler, kadın ve erkeğin en gelişmiş kapitalist ülkelerdeki durumları ve cinsiyet ayrımcılığının net göstergesidir. Kadının, toplumsal olarak ezilmesi, ikinci sınıf görülmesi, cinsiyet ayrımcılığı, iş yerlerlerindeki mobbingler, tacizler, tecavüzler, kadın cinayetleri, bu verilerin içindedir. Erkek egemen anlayışı besleyen etkenlerin başında, kadının daha baştan ekonomik olarak erkek karşısında negatif bir ayrımcılığa tabi tutulması gelmektedir. Diğer etmenler ise ikincildir. Tabi, bu verilerin içinde işçi ölümleri, yani çalışırken "iş kazası" adı altında ölen işçilerin şimdilik adı geçmiyor. Ama, sadece AKP Türkiye’sinde, 2002 Kasım’ından 2020 yılı sonuna kadar toplam 27 bin işçi iş kazasında ölüyor. Son dört yılda ise toplam 10 bin işçi iş cinayetine kurban gidiyor.[2] Nedeni çok açık; aşırı meta ve aşırı artı-değer üretimi için, yani kapitalist sitemin amacı olan aşırı sermaye birikimi için işçilerin katledilmesidir.
DİSK/Genel-İş Covid-19 Raporu’na (Mart 2021)[3] göre Türkiye’de 1 milyon 346 bin kadın işçi işten çıkarıldı. Son bir yıl içinde çalışanlarda kadın istihdamı %6,5, erkek isdihdamı %2,7 düştü. Bu da burjuvazinin öncelikle kadınları hedef aldığını gösteriyor.
Evet, bir tarafta kadınlar öldürülürken, bir tarafta ise işçiler öldürülmektedir. Bir tarfta kadınlar aşağılanırken, bir tarafta da işçiler en aşağılık koşullarda çalıştırılmaktadır.
İşçi hakları ile kadın hakları aynı kapitalist ekonomik-politiğin kıskacı altındadır. İşçi haklarının yüksek olduğu yerde kadın hakları da yüksektir. Bu ikisi birbirinden bağımsız değildir. Çünkü ikisi de burjuva sınıfının çıkarlarına terstir. Kadınların erkekler tarfından öldürüldüğü yerde, iş cinayetleri altında, ağır sömürü koşulları altında (daha çok erkek emekçiler) kapitalist sistem tarafından doğrudan katledilme eğilimi de her zaman yüksektir.
Kadınların kurutuluş mücadelesi ile erkek işçinin kurtuluş mücadelesi aynıdır. İkisinin de gerçek kurtuluşu kapitalist toplumun yıkılıp yerine sosyalist toplumun kurulmasıyla gerçekleşecektir.
Elbette bugünden, demokratik hak ve özgürlüklerimiz için dişe diş mücadele etmeliyiz, edilmeli ve edilecektir. Nasıl ki, işçi ücretlerinin artırılması, işçinin ücretli kölelikten kurtuluşu olmayacağını bildiği halde, ücretlerin artırılması için mücadele ediliyor ve edilmeye devam edilecekse... Aynı şekilde, kapitalist toplum içinde kadın üzerindeki ayrımcılığın ve aşağılanmanın ortadan kaldırılması olsun, “İstanbul Sözleşmesi” için olsun mücadele ediyoruz ve etmeliyiz. “İstanbul Sözleşmesi” kadınlar için gerçek bir kurtuluş değil, ileri demokratik bir adımdır. Biz biliyoruz ki, burjuva toplumunda kazanılan demokratik ve ekonomik haklar bizim gerçek kurtuluşumuzu sağlamasada, ama sosyalizm için ileri bir adım olduğunu, bir basamak daha çıktığımızın bilinciyle hareket etmeliyiz. Hiç bir demokratik ve ekonomik hak mücadelesi küçümsenmemelidir.
Sınıfların ve ücretli kölelik sisteminin olduğu bir toplumda kadınlar üzerindeki cinsiyet ayrımcılığı belki azalabilir, geriletilebilir ama asla ortadan kalkmaz. Emekli kadınların emekli erkeklerden ortalama olarak %46 oranında daha az emekli aylığı aldığı ve yanlız yaşayan kadınların %28'i, yaşlandıklarında daha da yoksullaşan[4] ülkenin başbakanı Angela Merkel, sınıfdaşı Tayyip Erdoğan her sıkıştığında, onu kurtarmak için nasıl elini uzatıyorsa, kadın ve erkek emekçilerde aynı sınıfın üyeleri olarak, her yerde, her alanda, daha sıkı bir şekilde, her saniye cinsiyet ayrımcılığını üreten kapitalizme karşı birlikte ve örgütlü mücadeleyi geliştirmelidirler.
Bütün bu mücadeleler, sosyalizm için mücadele havuzunda birleştirilmesi hedefi ve amacıyla hareket edildiği anda, kadın ve erkek işçiyi ve tüm ezilenleri, sömürüsüz sınıfsız, sınırsız bir kurtuluş dünyasına ulaştıracaktır. 7 Mart 2021
***
[1] www.ilo.org.global-wage-roport/2020/2021.pdf Erişim Tarihi: Mart 2021
[2] İSİG, işç Cinayetleri Raporu, www.isigmeclisi.org. 2021
[3] http://disk.org.tr/2021/03/covid-19-doneminde-kadin-isgucunun-durumu-raporu-yayimlandi/
[4] Rote Fahne, 5 mart 2021, Nr. 5, www.rf-news.de
Yusuf Köse
Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.
http://yusuf-kose.blogspot.com/
Son Haberler
Faşizme Karşı Birleşmeyenler, Faşizmin Zindanlarında Buluşur
Önce en büyük toplumsal muhalif dinamik güç olan Kürtlere, devrimcilere ve sosyalistlere, ardından aydınlara, akademisyen ve sanatçılara, basın mensuplarına, emek cephesine saldırdılar.
Her bir toplumsal grup, kendisi dışındakilere yapılanlara yeterli ve gerekli tepkiyi göstermeyince, yılan doğal olarak herkese saldırmaya devam etti. Şimdi de Alevilere saldırmaya başladılar. Ama biz Aleviler tarih boyunca zalimlere karşı sürdürdügümüz boyun eğmezliği bu sefer de sürdürecek, asla sinmeyecek, diz çökmeyecek ve asla bu diktatörlüğe teslim olmayacağız.
Emperyalist Büyük Savaşa Doğru-3
ABD burjuvazisi, 18 Aralık 2017’de Trump’a okutturduğu „Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi‘nde–UGSB- “ birinci düşman olarak Çin devleti görülüyor. ABD’nin Asya’daki çıkarları için Çin büyük bir tehlike sayılıyor. Tabi, açıklanan UGSB’nin içinde Rusya ve İran’da var. Bu ayrı bir konu olduğu için geçiyoruz.
Efrin’de Dişe Diş Savunma Uygulanacak!-Dursun Ali Küçük
*Efrin şehir savunmasına da hazır...
Yerden bitip vuruyorlardı. Tankları tahrip oldu. Kobraları vuruldu. Öne İŞİD vb karışımı ÖSO yu eşek gibi sürüyorlar. Hani buda yerel ve milli ordudan sayılıyor. İnanılmaz bir savunma ve vurma taktiği uyguladılar.
Dünya buna gıpta ediyor ama ne yazıkki uluslarası güçlerden ciddi bir destek çıkmadı.
Türk ordusu dünyanın sessizliğine rağmen bataklığa batmıştır.
TKP/ML-(YDK):“Newroz Devrimci Kawa'nın yaktığı isyan ateşi, Efrin'de işgalci TC devletine karşı komünistlerin, devrimcilerin ve Kürt savaşçıların silahlarında büyüyor”
Newroz direniştir.
Newroz, zalimlere karşı isyandır.
Newroz, “zulmün olduğu yerde isyan etmek meşrudur” manifestosudur.
Devrimci Kawa'nın zalim Dehak'a karşı yaktığı isyan ateşi yüzyıllardır sönmedi. Kürt halkı Kawa'dan bu yana hiç söndürmedikleri bu isyan ateşini bugün de Irak, İran, Suriye ve Türkiye'de ilhak edilmiş topraklarında yakmaya devam ediyorlar. Kürt halkının Newroz Bayramını kutluyoruz. Newroz Piroz Be!
Ezilen Emekçi Halkımız
Efrin Direnisinin Ögrettikleri-1
Bu yazı Özgür Gelecek Gazetesinin 163. Sayisindan alınmıştır.Güncelliği nedeniyle yayınlıyoruz.Kaypakkaya-Haber yazı kurulu.
TC’nin 19 Ocak 2018 tarihinde başlattığı Efrîn işgali, birinci ayını geride bıraktı. İşgalini doğru olarak tahlil etmek için bu işgalin iç ve dış politik nedenlerini iyi okumak gerekmektedir.
Suriye'de Kürtleri bekleyen tehlike!
Bu yazı Özgür Gelecek sitesinden alınmıştır.Güncelliği nedeniyle yayınlıyoruz.Kaypakkaya-Haber yazı kurulu.
Suriye'de Kürtleri bekleyen tehlike!
AFRİN KÜRTLERİN SARDARABAD'I OLACAK!..
Tamı tamına yüz yıl önceydi. Birinci Dünya Savaşı içinde Ermeni halkını soykırıma uğratmış olan Türk devleti, 1917 Ekim Devrimi sonrası Rusya'nın savaş cephesinden çekilmesini fırsat bilip Erzincan Mütarakesi'nin şartlarını ihlal ederek Erzincan'dan Erzurum'a, Kars'a ve Gümrü'ye kadar Ermeni halkının tutunmaya çalıştığı alanları işgal etmeye girişti. Batı Ermenistan'dan sonra Doğu Ermenistan'ı da haritadan silmeye yöneldi.
Kadın ve Komünizm
Sosyalizm ve ulusal kurtuluş mücadelelerinde şehit düşen, dövüşen, kadınlar üzerindeki tüm baskılara karşı direnen, zindanlara düşen, katledilen tüm kadınlara...
İÇİNDEKİLER
1.BÖLÜM
KAPİTALİZM VE KADIN
kadın üzerindeki baskıların üretilmesinin ekonomi politiği
kapitalist sistemede, yaşamın her alanında sömürülen kadın
anasoylu toplumda kadının rolü
kapitalizmin ataerkil aileyi çözmesi
Afrin Direniyor
Faşist Türk Devletinin Afrin'i işgal girişimi 45. gününde...
Evet ...Türk devletinin Afrin'i işgal etme, Afrin halkını katletme, Afrin'i boşaltıp IŞID+EL KAİDE+EL NÜSRA dan oluşturulan ÖSO çetelerini buraya yerleştirme ile ilgili saldırı ve katliamları 45 gündür devam ediyor.
Faşist TC'nin iktidar koltuğundaki AKP ve onun başı RTE nasıl ki daha önce Cerablus ve El Bab'ı işgal edip buraya ÖSO çetelerini yerleştirdiyse şimdi de Afrin'i ele geçirip buraya da ÖSO çetelerini yerleştirmek istiyor.
TKP/ML KADIN KOMİTESİ | “Bizi yenemeyeceksiniz! Ya kazanacağız! Ya kazanacağız!”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir açıklama yapan TKP/ML Kadın Komitesi, “Bizi yenemeyeceksiniz! Biz hep vardık ve de var olacağız! TKP/ML Kadın Komitesi olarak devrim mücadelesinde fiziken yitirdiğimiz ve de erk-eklerin tahakkümü altında her ay onlarcası katledilen tüm kadınlar adına söz veriyoruz: Ya kazanacağız, ya kazanacağız! Ya zafer, ya zafer!” dedi. Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklamayı 8 Mart vesilesiyle olduğu gibi yayınlıyoruz:
BİZİ YENEMEYECEKSİNİZ! YA KAZANACAĞIZ! YA KAZANACAĞIZ!”
MÜSLÜM ELMA | “Afrin işgalini kınıyor, kahraman Kürt halkının direnişini selamlıyoruz!”
Beş ATİK’linin tahliye olduğu, ancak aralarında uzun yıllar Türkiye’de devrimci mücadele içerisinde hapishanelerde işkencelere karşı direnen Müslüm Elma’nın da olduğu beş ATİK üye ve yöneticilerinin hala tutsaklığının sürdüğü Münih duruşmaları devam ediyor. 21 Şubat günü görülen duruşmada konuşan Müslüm Elma, “Bugün Afrin Kantonu’na TC’nin bombaları yağıyor. Buna karşı çıkmak, buna karşı mücadele etmek yalnız insani bir görev değildir. Aynı zamanda bu kahraman halka karşı olan vicdanı bir sorumluluktur.
Comment form