„Holodomor „ Yalanı Üzerine
Başta Avrupa emperyalist burjuvazisi olmak üzere, bütün gerici devletler, emperyalist Rusya'nın Ukrayna'ya saldırı ve işgalini bahane ederek, tüm SSCB kazanınlarını, anıtlarını yok etmenin yanında, yeni yeni kararlarla, Stalin önderliğindeki SSCB'ni ve sosyalizmi karalamak için her türlü yalana baş vurmaya hız verdiler. Burjuvazinin, sosyalizm ve onu anımsatan herşeye düşmanlığı, kapitalizm ayakta kaldığı sğrece devam edecektir. Bu nedenle, burjuvazinin bütün yalanlarını açığa çıkarmakta devrimci mücadelenin en önemli ayaklarından biridir.
30 Kasım 2022'de Alman Federal Meclisi, SPD, Yeşiller, FDP ve CDU/CSU tarafından ortaklaşa sunulan "Ukrayna'da Holodomor: hatırlama - anma - uyarı" (yani, soykırım) önergesini kabul etti.[1] Avrupa Parlamentosu, 2009'dan beride, 23 Agustos'u, “ Avrupa'da Stalinizm ve Nazizm Kurbanlarını Anma Günü” olarak anıyor. 23 Agustos'u almalarının nedeni iser, 1939'da SSCB-Almanya arasındaki “Karşılıklı Saldırmazlık Paktı”nın imzalandığı gün olmasıdır.[2] Burada “Nazizmi” araya sıkıştırmalarının nedeni, “ayıp” olamasın diyedir. Yoksa, hiç biri Nazizmi kınamadıkları gibi, BM'de Nazizmi, başta ABD, Almanya ve diğer Batılı emperyalistler olmak üzere bir çok ülke, Nazizmi kınama önergesine oy vermemişlerdir.[3] ABD, Ukrayna ve Batılı emperyalistlerin karşı oyuna rağmen BM'de çoğunluk ülke kınama önergesine oy verdiği için önerge BM kararı olarak kesinleşmiştir.
Bazı ülkeler[4] daha da ileri giderek, 2. Dünya savaşında Nazizme karşı direnenlerini anısına dikilen anıtları bir bir söküyorlar. Özellikle de “Rusya-Ukrayna Savaşı” bahanesi adı altında. Bu aslında SSCB'e karşı olmaktan öte her ülke burjuvazisinin sosyalizme karşı olmasından, sosyalizmi anımsatacak her şeye karşı öfke duymalarından kaynaklanıyor. Örneğin, Letonya burjuvazisinin böyle bir karar alması, 2. Emperyalist dünya savaşı sırasında Nazi işgaline karşı Letonya işçi sınıfı ve emekçilerin anısına karşı yapılan bir ihanettir. Kapitalizmin bütünüyle egemenliği ve AB kapılarının açılmasıyla, 2 milyonluk ülkenin yüzde onunun (200 bin)AB ülkelerine göç ettmiş olması, kapitalizmin yıkımı olarak görülmüyor.
SSCB ve Stalin üzerine ABD ve AB burjuvazisinin yalanları biliniyor ve bunlar daha 2. dünya savaşının hemen bitiminde Stalin şahsında antikomünist saldırılara ve SSCB aleyhinde yoğun kara propagandalara başlamışlardı. Çünkü, 2. Emperyalist Dünya savaşı'nda Alman emperyalizminin SSCB tarafından yenilgiye uğratılarak çökertilmesi, bütün dünya işçi sınıfı ve halkları arasında geniş bir sempati kazanmıştı. Stalin şahsında SSCB'ne ve sosyalizme karşı büyük bir sempati vardı. ABD önderliğindeki Uluslararası burjuvazi bu sempatiyi bir şekilde yıkmak için harekete geçti. ABD emperyalist burjuvazisi, başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın her köşesinde kendilerine hizmet edecek, dolara endeksli kalem oynatan Entelektüel yazarlar ordusu oluşturdu. Antikomünizm şaha kaldırıldı. Stalin, SSCB ve sosyalizm üzerine binbir türlü yalan ve iftiralar yayınlatıldı. Hannah Arentd[5] gibi burjuva liberal entelektüeller yahudi kökenli olmalarına rağmen Nazizmi “masum” çıkarmanın teorilerini üretecek denli “bilimsel” olabildiler. ABD emperyalizminin Hiroşima ve Nagazaki yüzbinlerce (anında 250 bin kişi) insanın canice katlediliğinden ise hiç söz etmediler ve hatta “yapılması gereken bir şey”miş gibi “normal” bir olay olarak göstermeye özel gayret gösterdiler. Emperyalist ABD burjuvazisi, Hiroşima ve Nagazaki'ye attıkları atom bombası nedeniyle Japon ve dünya halklarından hala özür dilememiştir.
Ve ABD'nin bu canice katliamı yıldönümü, normal bir anma olarak geçiştirilir ve asla ABD teşhir edilmez. ABD emperyalizmi değil, ölenler, katledilenler suçluymuş gibi anma etkinlikleri düzenlenir. Japon emperyalist burjuvazisi, ABD'yi bu katliamda “suçsuz” göstermek için özel bir çaba harcar. Oysa, Japon emperyalizmi teslim olmak üzereyken ABD emperyalizmi atom bombasını iki şehire attı. Amaç çok açıktı: SSCB'nin Japonya'yı teslim almasını önlemek ve aynı zamanda SSCB'ne ve ezilen dünya halklarına atom bombasının “yıkıcı-yokedici” gözdağını vermek ve 2. emperyalist dünya savaşının emperyalist galibi olarak kendini kabul ettirmek içindi.
Liberal entellektüeller ve burjuvazi asla bunları konuşmaz ve asla gündeme dahi getirmezler. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombasını, adeta, bir “doğa olayı” gibi göstermeye özel bir önem verirler. Doğrusunu yazarlarsa, gerçekleri kitlelere net olarak göstermeye çalışırlarsa, kutsadıkları kapitalist sistemin yara alacağını düşünürler.
Konumuza dönersek;
Ukrayna'daki Holodomor'la ilgili burjuva yazarlar tarafından çok kitaplar yazıldı ve yazılmaya devam ediyor. Isıtıp ıstıp yeniden gündeme sokuyorlar. Ama, gerçekleri çarpıtarak. Bunlardan biri de yeminli Stalin, SSCB, sosyalizm ve MLM düşmanı Gün Zileli. Bu konuyu Artı-Gerçek'teki köşesinde bir kere daha yazdı.[6] Emperyalist Alman tekellerinin siyasal temsilcisi meclisin kararından sonra Zileli'nin bu konuyu yazmaması düşünülemezdi.[7] Çünkü bu zatın, Bolşeviklerle ilgili görüşleri, başta Naziler olmak üzere bütün antikomünistlerin Bolşeviklerle ilgili görüşleriyle birebir örtüşür ve bu konuda onlarla ayrı düşmemeye özel bir dikkat gösterir. Hollodomor'un ilk yaratıcısı da Goebbels'dir ve onun bu konudaki görüşlerini de dünyaya yayan ise o dönemin ABD'li basın patronu olan faşist W. R. Hearst'dir.
Alman burjuvazisin Ukrayna'da “Holodomor”u tanıması, Nazi Almanya'nın geçmişini temize çıkarma operasyonudur. Alman burjuvazisi Nazi geçmişini dünya halklarına unutturmaya ve birazda olsa nazizmi aklamaya çalışıyor. Bütün çabası bu. Alman emperyalist burjuvazisinin ve Ukraynalı nazilerin bu konudaki çabalarının nedenleri analşılabilir. Onların derdi her yerde ve her alanda sosyalizme, sosyalizmin tüm kazanımlarına ve değerlerine karşı savaştır. Ya Zileli gibi küçük burjuvaların, antikomünistlikte öne çıkma gayretlerinin amacı ne ola acaba?
Ukrayana da Kıtlık Yılları
Ukrayna'da 192-1932 arasınnda kıtlık oldu. Bu bir gerçek. Bu nedenle de bir çok insan öldü. Ancak bu, SSCB'nin politikasından, Kulakları (zengin köylüler) mülksüzleştirme politikalarından değil, birincisi iklimin kurak geçemesiyken, ikincisi ve önemlisi kulakların tahıl ürünlerini satmayıp stok etmelerinden kaynaklandı.
Bu konun daha iyi anlaşılması için Stalin'den bu konuyla ilgili uzun bir alıntı akatarayım: Bu konu SBKP içinde de tartışılır.
“.... Her şeyden önce bu yılki çavdar ve buğday rekoltesinin, geçen yıldan 500-600 milyon pud[8] -gayri safi rekolteden sözediyorum- az olduğu unutuldu. Bu, tahıl alımında etkili olmamış mıdır? Elbette omuştur.
Belki bu konuda suç MK politikasındadır? Hayır. MK politikasının bununla hiç bir ilişkisi yok. Bunun nedeni, Ukrayna'nın bozkır kesimlerinde (don ve kuraklık nedeniyle) büyük ölçüde, Kuzey Kafkasya'da, Merkezi Kara Topraklar bölgesinde ve Kuzey Batı bölgesinde ise kısmen kötü mahsul alınmasıdır.”
Stalin devam ediyor:
“Bizim her yıl, kentlere ve sanayi bölgelerine, Kızıl Ordu'ya ve sanayi bitkileri eken bölgelere ekmek temin etmek için, yaklaşık 500 milyon pud tahıla ihtiyacımız var. Kendiliğindelik yoluyla alım organlarının eline 300-350 milyon pud geçiyor. Geriye kalan 150 milyon pudu, köydeki kulak ve varlıklı unsurlara yapacağımız örgütlü baskı yoluyla tedarik etmek zorundayız.
“... geçen yıl Ukrayna'da Nisan'a kadar 200 milyon pud tahıl (çavdar ve buğday) tedarik etmemizin, fakat bu yıl sadece 26-27 milyon puda ulaşmamızın esas nedeni budur.
“Bu iki yıli içinde neler olmuştur, bu değişiklikler nereden geliyor, neden kendiliğindencilik öncelikle yeterliydi de şimdi yetersiz hale geldi? Bunun nedeni, Kulak unsurların ve varlıklı unsurların, bu yıllarda (NEP dönemi kast ediliyor -YK-) büyümüş olmalarıdır; bol ürün elde edilen bir dizi yıl, onlarda iz bırakmadan geçip gitmedi, ekonomik olarak güçlendiler, küçük bir sermaye biriktirdiler ve artık, tahıl fazlasını, fiyatların daha da yükseleceği beklentisiyle ellerinde tutarak ve geçimlerini başka ürünlerden sağlayarak pazarda manevra yapabilirler.
“Tahıl ... içinde bulunduğumuz koşullarda altında herkesin satın alacağı, olmazsa olmaz bir metadır. Bu hususu gözönüne alan Kulak, tahılını alıkoyuyor ve böylece öteki tahhıl sahiplerine de bu tavrı bulaştırıyor. Kulak, tahılın bütün paraların parası olduğunu biliyor. Kulak, tahıl fazlasının sadece zenginleşme aracı olmadığını, aynı zamanda, köy yoksullarını boyunduruk altına almanın aracı olduğunu biliyor.
“Tahıl alımı örgütlenmelidir. Yoksul ve orta köylü kitleleri Kulaklara karşı seferber edilmeli ve Sovyet iktidarının, tahıl alımını güçlendirmeyi hedefleyen önlemlerinin, bu kitlelerce tam olarak desteklenmesi başarılmalıdır.”[9]
Burada şunu da anımsatalım, SSCB'de devrimden sonra Ukrayna'da 1930'a kadar ekili alanlar %2,7 genişletilirken, genel olarak bütün Sovyetlerde ise, devrim öncesi 16 milyon çiftçi varken, devrimden sonra 25 milyon çiftçi'ye yükselmiştir.[10]
Kulakların tasfiyesi politikası esas olarak 1929 yılında başladı. Çünkü gelinen süreçte Kulaklar zengin bir sınıf olarak güçlenmeye ve Sosyalizm için tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Kulakların tasfiyesi elbette SBKP (Sovyetler Birliği Komünist Partisi) içindede sert tartışmalar yaratmıştı. Tersi beklenemezdi. Kulakların tasfiye politikasına başta MK içinde karşı çıkanlar ve Kulakları savunanların başında Buharin ve Rikov (bu ikisi de aynı zamanda SBKP Polit Büro üyeleriydi) geliyordu. Resmen kulakların parti içinde sözcüleri durumundaydılar. Stalin bu sağsapmacı düşünceleriş eleştirmiş ve mahkum etmiştir. Troçkistlerin ve bunlarla birlikte hareket eden sağ sapmacıların 1934-37 SSCB yıkma girişimleri, SBKP'nin kulak politikasına karşı direnenlerin bir eylemiydi. Daha doğrusu, sosyalizmin inşasına karşı, karşı-devrimci bir örgütlenmenin ortaya çıkarılması ve ona karşı mücadeleydi bu süre.
Ukrayna'daki ve daha bir çok alanda “açlık” sorunun temeli buydu. Karşı-devrimci grühların ileri sürdüğü gibi, SSCB'nin ve Stalin'in Ukrayna halkını “cezalandırma” politikası değil, kuraklık ve içteki Kulakların karşı devrimci eylemlerinin ürünüydü. Ukrayna'yı bir devlet olarak, bağımsız bir ülke olarak ortaya çıkaran Bolşeviklerdir. Rus emperyalizmin burjuva çarı Putin'i bunu doğru olarak açıklamıştır: “Ukrayna Lenin ve Bolşeviklerin eseri” diye.
Vikipedia ise, 'Ukraya'da 8 milyon” kişinin “açlık”tan öldüğünü yazacak denli çok çok “tarafsız” bir burjuva yalan sitesi.[11]
Emperyalist burjuvazinin “Holodomor” iddiası tamamen yalan ve uydurmadır. Belegelere dayanmaz. O süreçte Stalin'den de aktardığımız gibi ortada bir kuaraklık ve don etkisi nedenyile tahıl rekoltesinin ciddi bir düşüşü söz konusuydu ve ikincisi ise, Kulakların tahıl satmama direnişiydi. Özellikle Rusya'nın hemen hemen her yerinde 1931-1933 arası bütün ülkeyi etkileyen bir kuraklık dönemi yaşandı. Buna rağmen SSCB hükümeti, kuraklık nedeniyle tahıl rekoltesinin düşük olduğu yerlere tüm olanakları ölçüsünde yardım etmiştir. 1933'ten sonra Kulakların esas olarak tasfiyesi ve kolhozlaşmanın (tarımın kollektifleştirilmesi) artışıyla birlikte, daha sonraları da yer yer kuraklık olmasına karşın, Sosyalizmin esas olarak inşasıyla bu sorun tümden çözülmüştür. Ayrıca, Stalin'in ya da herhangi bir SSCB yetkilisinin “Ukrayna'yı aç bırakın” diye bir yazılı ya da sözlü belgesi de yoktur. Olsaydı, burjuvazi bunu çoktan “çarşaf çarşaf” yayınlardı. Kendilerinin yayınlanmasına gerek kalmadan sınıfdaşları Kruşçev yayınlardı. Aksine, Ukraynadaki kuraklığa dikkat çeken ve acil önlem ve yardım yapılmasını içeren hükümet kararnameleri var.
Emperyalist burjuvazinin, iç savaş sırasında ve daha sonra SSCB'e ait olamayan açlıktan ölüm fotograflarını “Ukrayna'da açlıktan ölenler” diye sunması, gerçekleri ters yüz etme ve antikomünist paropagandanın bir aracı olarak ileri sürlmüştür ve sürülmeye devam ediyor. 25.12.2022
[1] Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
[2] 23 agustos 1939 Sovyet-Nazi almanyası arasındaki anlaşmayı, emperyalist burjuvazi, Stalin'in diktatörlüğünün “kanıtı” olarak sunmayı sever. Oysa, daha 2. emperyalist savaş öncesi başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir çok kapitalist ülkenin Nazilere maddi ve silah yardımı yaptıkları biiliniyor. Bunların belgeleri var. Amaç, Hitler Almanya'sını SSCB'ne saldırmasını sağlamktı.
[3] https://press.un.org/en/2022/gashc4365.doc.htm (4 Kasım 2022)
[4] ttps://www.gazeteduvar.com.tr/ikinci-dunya-savasinda-nazilere-direnenlerin-hatiralari-da-lanetlendi-makale-1579337
[5] Yusuf Köse, https://www.kaypakkayahaber.com/kose-yazisi/cianin-anti-komunist-ozgur-dusunceli-entellektuelleri-1bolum
[6] https://artigercek.com/makale/holodomor-232950
[7] G. Zileli, kamuoyunda “ilerici-demokrat” gibi gösteriliyor. Oysa, azılı bir sosyalizm düşmanıdır. Bazı devrimci Tv yayınları, bu kişiliği tartışma toplantılarına çağrıyor ve “devrimci hareketin duayenlerinden” gibi sıfatlarla ödüllendiriyorlar. Oysa, bu kişilik, Perinçek ile karşıt gibi gözükmesine karşın, sosyalizm düşmanlığında birleşirler ve bu ikili bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Bütün yazılarında sosyalizme, sosyalizmin yaratıcılarına, bilimsel sosyalizmin teorik ve pratik önderlerine küfür eden birisinin “demokratlığı” nasıl olur acaba? Sınıf bilinçli işçi sınıfı açısından, böyle bir sıfat, bu tür ideolojik sınıf düşmanlarına “bahşedilemez”. Olsa olsa karşı-devrimin yedekleri, kullanımlı ideolojik manipülasyon araçları olabilir. Ancak, ideolojik kırılma (ve ideolojik mezhepleri geniş olanların) içinde olanların bunları görmeleri söz konusu olamaz elbette.
[8] Pud: Rusya ve Ukrayna'da Çarlık döneminde kulanılmış 16,38 kg denk gelen bir ağırlık ölçü birimi. (YK)
[9] Stalin, Eserler, C.12, sf. 82-88, 1. Basım, İnter Yayınları
[10] Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
[11] https://tr.wikipedia.org/wiki/Holodomor
26 Mart 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere buğday ve tohum yardımı yapılmasına ilişkin kararname
23 Nisan 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere ekmek ve erzak gönderilmesine yönelik kararname
26 Haziran 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere yardım için devlet bütçesinden pay ayrılmasına ilişkin kararname 13
1Holodomor: Ukraynaca Ölüm ve Açlığın kısaltarak “açlıkla öldürme” anlamına geliyor.
2Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
323 agustos 1939 Sovyet-Nazi almanyası arasındaki anlaşmayı, emperyalist burjuvazi, Stalin'in diktatörlüğünün “kanıtı” olarak sunmayı sever. Oysa, daha 2. emperyalist savaş öncesi başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir çok kapitalist ülkenin Nazilere maddi ve silah yardımı yaptıkları biiliniyor. Bunların belgeleri var. Amaç, Hitler Almanya'sını SSCB'ne saldırmasını sağlamktı.
4https://press.un.org/en/2022/gashc4365.doc.htm (4 Kasım 2022)
5ttps://www.gazeteduvar.com.tr/ikinci-dunya-savasinda-nazilere-direnenlerin-hatiralari-da-lanetlendi-makale-1579337
6Yusuf Köse, https://www.kaypakkayahaber.com/kose-yazisi/cianin-anti-komunist-ozgur-dusunceli-entellektuelleri-1bolum
7https://artigercek.com/makale/holodomor-232950
8 G. Zileli, kamuoyunda “ilerici-demokrat” gibi gösteriliyor. Oysa, azılı bir sosyalizm düşmanıdır. Bazı devrimci Tv yayınları, bu kişiliği tartışma toplantılarına çağrıyor ve “devrimci hareketin duayenlerinden” gibi sıfatlarla ödüllendiriyorlar. Oysa, bu kişilik, Perinçek ile karşıt gibi gözükmesine karşın, sosyalizm düşmanlığında birleşirler ve bu ikili bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Bütün yazılarında sosyalizme, sosyalizmin yaratıcılarına, bilimsel sosyalizmin teorik ve pratik önderlerine küfür eden birisinin “demokratlığı” nasıl olur acaba? Sınıf bilinçli işçi sınıfı açısından, böyle bir sıfat, bu tür ideolojik sınıf düşmanlarına “bahşedilemez”. Olsa olsa karşı-devrimin yedekleri, kullanımlı ideolojik manipülasyon araçları olabilir. Ancak, ideolojik kırılma (ve ideolojik mezhepleri geniş olanların) içinde olanların bunları görmeleri söz konusu olamaz elbette.
9Pud: Rusya ve Ukrayna'da Çarlık döneminde kulanılmış 16,38 kg denk gelen bir ağırlık ölçü birimi. (YK)
10Stalin, Eserler, C.12, sf. 82-88, 1. Basım, İnter Yayınları
11Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
12https://tr.wikipedia.org/wiki/Holodomor
13SSCB Kararname belgeleri, https://www.sovietimages.com/holodomor-yalani-ve-altinda-yatan-gercekler/ alınmıştır.
Yusuf Köse
Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.
http://yusuf-kose.blogspot.com/
Son Haberler
Sayfalar
Siyonizm,anti-semitizm ve bir "Mugalata"üzerine
“Kişi ancak kalbiyle görür.Göz hiçbir şeyin özünü göremez.
Yıl 1975 ya da 1976 olmalı; Paris’te bir grup Türkiyeli devrimci öğrenciyiz. Aklımız ve yüreğimiz, bir yanıyla yükselen devrimci hareketin devlet destekli faşist çeteler eliyle kırılmaya çalışıldığı memlekette; bir yanıyla da hem yaşadığımız ülkedeki devrimci mücadelelerin içinde yer almaya, hem de Türkiye’deki devrimci/sosyalist hareketle dayanışma sağlamaya çabalıyoruz. Türkiyeli işçileri Fransız emek hareketi içerisinde örgütlemeye çalışıyoruz, örneğin.
TKP/ML TİKKO: “Kobanê Direnişi, Direnişimizdir”
TKP/ML TİKKO savaşçısı Agit Cem, İbrahim Kaypakkaya'nın ardılları olarak üstlerine düşeni,Kobanê'de yerine getirdiklerini ifade etti. Cem, "Önümüzde duran enternasyonal bir görev olarak hem Türkiyeli devrimcilere hem de diğer uluslardan demokratik çevrelere, Kobanê direnişinde yerlerini alma çağrısında bulunuyoruz. Artık 'Kürt halkının mücadelesini destekliyoruz' demek yetmez. Gün halkların ortak mücadelesi için pratik adım atma günüdür" dedi.
Çözüm Sürecini Yüzdük Kuyruğa Geldik- D. Ali Küçük
Kurbanın derisi yüzüldü, kuyruğuna geldik. Hani “dananın kuyruğu kopacak” diyorlar ya onun gibi bir şey.
İmralı heyeti(Barış-Çözüm-Süreç-müzakere heyeti vb ne derseniz deyin) Bu hafta Kandile gidemedi, ertelediler.
Gerekçelerini de şöyle sıraladılar:
“"Akdoğan ile görüşemedik, ondan"
Darbeye hazır mıyız?
La benim fikrim avrat bir teşti ekmek pişirmeye razı olsa da ailemizin tüm yaşantısı çağdaş kölelikte / patronlarda / kurtulsa diye çalışırken bu Marmaranın sömürgeciliğe entegre olmuş iş kollarında patronların yaşam mücadelesine karşı işçilerin patronlarla kurduğu duygusal bağ beni baya etkiledi ya.
Neyse aman zaten gündemimizde lenizmle, maozmi tarih sahnesinde ortaya çıkaran işçilerin koşullarındaki farklılıklar da değil.
Gündemimiz darbeye hazır mıyız ?
Aslında:
Gündeme göre de uçuk bir konu.
İnsanlığa ve geleceğe açık mektup! H.GÜRER
H. Kılıç’ın Tehdidi ve Seçimin İşaret Fişeği!
“Seçim dönemleri yaklaştıkça, Ankara’da ‘Ali Cengiz oyunları’ da başlar” Bu sözler hükümetin medya temsilcilerinden Abdülkadir Selvi’ye ait. Pek de yanlış bir tespit değil. Türk egemen sınıfları arasındaki “Ali Cengiz oyunları”, pusular, operasyonlar, boğazlaşmalar aslında hiç eksik olmaz. Ama seçim atmosferine girildiğinde bu durum dozu artarak gerçekleşir. Türkiye’de seçimler, Aziz Nesin’in “Zübük” hikâyesine taş çıkaracak “zenginlik”lere sahne olur. Şimdilik 2015 Haziran’ında yapılması planlanan genel seçimlerin de bu iklimden farklı yaşanmaması için tek bir neden yok.
Diktatörün Sarayındaki Paçoz Çariçe-Galip Munzam
Birkaç sene evvel –sanıyorum 2011 yılında– memlekette paçozluk ve onunla alakalı olarak paçozlaşma kavramları tartışılmaya başlandı.
Daha Neyi Bekliyoruz?
Yazıya ülkedeki tüm demokrasi güçlerini, toplumsal dinamikleri, siyasal yapı ve kurumları, dostlarımızı, canlarımızı, Zorunlu Din Dersine karşı başlatılan ve önemli bir hak alma mücadelesi olan “Oturma Eylemleriyle” dayanışmaya davetle başlayayım..
Demokrasi mücadelesinde bazen bir çığlık, bazen sessiz bir duruş, ya da bir oturma eylemi, Plaza De Mayo Anneleri ile Cumartesi Annelerinin Oturma Eylemlerinde olduğu gibi çığ misali büyüyerek tüm ülkeye, hatta başka ülke ve kıtalara da ulaşabiliyor.
Faşizme Taş Atmak İyidir
“DEMİR LEYDİ” DENİLEN BİR “MILK SNATCHER/ SÜT HIRSIZI”… [*]
“Torbada ne varsa,çorbada da o vardır.”[1]
İngiltere’nin ilk ve tek kadın Başbakanı Barones Margaret Thatcher 8 Nisan 2013’de geçirdiği felç sonrası 87 yaşında öldü. 11 Nisan 2013 tarihli ‘The Independent’in haberine göre ölümünün ardından ilk 3 saatte internete girenlerin yüzde 92’si, hayatlarını perişan ettiği kömür madencilerinin çocuklarıydı…
SOSYAL BİLİMLER: BİR ŞEY YAPMALI![*]
“Etik açıdan toplum bilimleri insanlığa hizmet etmeli;ancak sınıflar, etnik gruplar, uluslar vb.arasındaki çelişkilerle dolu bir dünyada,herkesin çıkarlarına hizmet etmek olanaksız gözükmektedir.Ezilenlerle ezenlerin dolayımsız çıkarları arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsak, sorumluluğumuz ilk elde ve öncelikle birincileredir: çünkü özel yetkinliğimiz bu alandadır.”[1]
Şu satırlara göz atar mısınız?